Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 7594 tanesi Türkçe, toplam 8913 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
MUHABİR: Hocam, Türkiye’nin bölgesinde yeniden çatışmalar, yeniden Türkiye bir ateş çemberinin ortasında gibi Irak, Lübnan, şimdide Kafkaslar nasıl değerlendiriyorsunuz, neler oluyor?
ADNAN OKTAR: Türk- İslam birliğinin olmadığı dönem hep acı dönemi olacaktır. Yani bunun çaresi yok. Bunu Kafkaslarda da görürüz, başka bölgede de görürüz, halen görmeye devam ediyoruz. Bunun önü sonu kesilmez, bu kan durmaz. Bunun tek çözümü Türk- İslam Birliğidir. Bunu geciktirmek vebal altında bırakır insanları. Onun için, bizim millet olarak, Türk milleti olarak bunun için var gücümüzle Kazakistan, Azerbaycan, Türkiye, Doğu Türkistan, bütün Türk Devletleri, Kırgızistan, hepimiz bir kere bu birliği acil bir araya gelip halletmemiz gerekiyor. Geçen her gün zararımıza ve aleyhimize olur Allah esirgesin. Bakın bugün Gürcistan’da akan kanlar, Abhazların sıkıntısı, Rusların çektiği ızdırap, bunların hepsinin kökeninde Türk-İslam birliğinin olmaması yatıyor. Türkiye bugün teklif etsin, iki devlet, bir millet olarak Azerbaycan’la birleşelim diye inanın 24 saat sonra bunun cevabı olumlu gelir. İnşaAllah. Suriye ile de öyle, Irak ile de öyle, yani bunu kabul etmeyecek hiçbir İslam ülkesi yok, hiçbir Türk devleti yok. Böyle bir bereketli, güzel, huzurlu birliği birisinin reddetmesi için yani ruhen bir rahatsızlığı olması gerekir. Akıl alacak gibi değil bu. Bütün dünyanın lehine biz bu yolda devam ediyoruz, inşaAllah bu birlik gerçekleşecek bu bunların alameti, Allah gösteriyor. Bu birlik olmadığında neler olur onu göstertiyor. Son olaylar da bunlardan ibaret.
Yaklaşık 150 yıldır okul kitaplarından bilimsel yayınlara kadar her yerde bilimsel bir gerçek gibi sunulmaya çalışılan evrim teorisi gerçekte son derece çürük temellere dayanmaktadır. 150 yıldır evrimcilerin ortaya attıkları her iddia, bilim tarafından teker teker yalanlanmıştır. Evrimciler ise, artık teorilerini ispatlamaya çalışmaktan vazgeçmişler, ancak propaganda, demagoji, göz boyama gibi yöntemlerle bu teoriyi ayakta tutabilmenin yollarını aramaya başlamışlardır. Amaçları bilimsel bir gerçeği savunmak değil, sözde bilimsel olan bir safsatayı, materyalist ve ateist dünya görüşlerini devam ettirebilme uğruna yaşatmaya çalışmaktadır...
Şükür, Kuran’da üzerinde en çok durulan konulardan biridir. Yetmişe yakın ayette şükretmenin önemine dikkat çekilir, müminlere şükretmeleri hatırlatılır, şükredenlerin ve şükretmeyenlerin örnekleri verilir, akıbetleri anlatılır. Şükrün kuran’da bu derece önemle vurgulanmasının nedeni, bunun imanın ve tevhid inancının en büyük göstergelerinden biri olmasıdır.
Şükür, her türlü nimetin tek sahibinin Allah olduğunun ve insanın yalnızca O’ndan geldiğinin şuurunda olmak, bunu kalple ve dille ifade etmektir. Şükretmenin aksi ise Kuran’da, nankörlük anlamına gelen “küfür” terimiyle tanımlanır. Yalnızca bu tanım bile şükretmenin Allah Katında ne kadar önemli bir ibadet olduğunu ve bu ibadetten uzaklaşmanın insanı ne kadar kötü bir konuma soktuğunu göstermesi açısından yeterlidir.
Şükür, Kuran’da üzerinde en çok durulan konulardan biridir. Pek çok ayette şükretmenin öneminden bahsedilir, müminlere şükretmeleri hatırlatılır, şükredenlerin ve şükretmeyenlerin örnekleri verilir, akıbetleri anlatılır. Şükrün Kuran’da bu derece önemle vurgulanmasının nedeni, bunun imanın ve tevhid inancının en büyük göstergelerinden biri olmasıdır. Bir ayette şükretmek, “Allah’a kulluk etme”nin şartlarından biri olarak şöyle bildirilir:
"Ey iman edenler size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin ve yalnızca O’na kulluk ediyorsanız, (yine yalnızca) Allah’a şükredin." (Bakara Suresi, 172)
Allah, "Sakın onlardan bazılarını yararlandırdığımız şeylere gözünü dikme, onlara karşı hüzne kapılma, mü'minler için de (şefkat) kanatlarını ger" (Hicr Suresi, 88) ayetiyle müminleri merhameti yaşamaya davet etmiştir.
Allah müminlerin merhametini "şefkat kanatlarını germek" olarak tanımlamıştır, çünkü onlar merhameti sadece belirli olaylar karşısında değil, hayatın her anını kapsayan bir ahlak modeli olarak yaşarlar. Dolayısıyla da onların merhametlerini yansıtan pek çok güzel ahlak özelliği ortaya çıkar.
Kuran'da, gerçek merhametin nasıl olması gerektiği, merhametli bir insanın özellikleri, merhamet duygusunun bir insanın ahlakında ne gibi farklılıklar meydana getirdiği haber verilmiştir. Allah ayetlerinde, merhameti ve şefkatin eksikliğinden kaynaklanan zalimliğin tanımını bildirmiştir. Bunun sonucunda iyiler ve kötüler, zalimler ve şefkatliler birbirlerinden açıkça ayırt edilmişlerdir.
MUHABİR 1: Önce yani bizim içinde meraklanan bir konuya dokunmak istedik. Yani, Sizin bir din adamı olarak fikrinizi bilmek istedik. Türkiye de ki, mevcut siyasi ve dini durumu siz nice değerlendirirsiniz? Sizce Türkiye doğru yolda mı ilerliyor şimdi?
ADNAN OKTAR: Türkiye İslam alemi için gerçekten örnek bir ülke. Yani, hem Türk milliyetçiliğini güzel anlayan ve güzel uygulayan, İslam’ı da çok güzel anlayan ve çok güzel uygulayan, laikliği de güzel özümseyen bir yapısı var. Fakat İslam dinini gerçekten en iyi uygulayan, en iyi yaşayan ülke olduğunu bütün İslam ülkelerinin hepsi kabul eder. Yani gerek temizlik olarak, gerek anlayış olarak, gerek yaşantı olarak, gerek takva olarak hakikaten çok titizdir Türkiye. Belki bu Osmanlı mirası olduğu için Osmanlıdan gelen alimlerin etkisi de olmuş olabilir. Allah bir şekilde bu güzelliği meydana getiriyor o yüzden Türk-İslam aleminin liderliğine de Türkiye’nin çok uygun olduğunu düşünüyorum.
MUHABİR 1: Sizin geniş propaganda imkanlarınız var. Yani, sizin eserleriniz, fikirleriniz birkaç dile tercüme olmuş, Azerbaycan’ca ya da yani Azerbaycan Türkçesine de tercüme olmuş. Sizin faaliyetinizde Türkiye’de ki hakim dairelerden maddi ve manevi destek alır mısınız ve umumiyetle hakim Adalet ve Kalkınma partisiyle sizin kendinizin münasebeti nasıldır?
Allah dilediğini, dilediği şekilde yoktan var edendir. Allah Kuran’da insanı da yoktan var ettiğini bildirmiştir, herhangi bir evrim sürecinden bahsetmemiştir. Allah’ın insanı yaratmak için herhangi bir sürece, evrimsel mekanizmaya ihtiyacı yoktur. Allah tüm bu eksikliklerden uzaktır. Evrime inanan Müslümanların da bu gerçeklere gözlerini kapatmamaları gerekmektedir.
Allah, melekler, cinler ve şeytan gibi, insandan ve hayvandan çok farklı yaratılışa sahip canlılar var etmiştir. Kuran’da bildirildiğine göre, bu varlıkların hiçbiri uzun bir süreç sonucunda, aşama aşama, evrimleşerek meydana gelmemişlerdir. Hepsi Allah’ın dilemesiyle bir anda, sebeplerden bağımsız olarak, yoktan yaratılmışlardır. Çünkü Allah yaratmada hiçbir sürece, aşamaya ihtiyaç duymayandır.
Bilinen hayvan türlerinin dörtte üçünü oluşturan ve toplam sayılarının bir trilyon olduğu düşünülen böcekler, Yüce Allah’ın yaratış sanatındaki çeşitliliğe en güzel örnek oluşturan canlılardandır. Bilim dünyasının bugün yalnızca 370.000 çeşidi hakkında bilgi sahibi olduğu böcek türleri içinde en ilginç olanlarından biri de “herkül böceği”dir.
Günümüzde, Yüce Rabbimiz’in insanlığın hizmetine sunduğu bilgi ve teknolojiler vesilesiyle pek çok canlıya ait mucizevi özellikler keşfedilebilmektedir. Yüce Allah'ın yarattığı herşeyde olduğu gibi bu böceğin bedeninde de iman eden bir insanın Allah'a olan derin saygısını ve bağlılığını bir kere daha tefekkür edebileceği üstün bir ilim vardır.
MUHABİR: Evet şimdi atlasla başlamak istiyorum izninizle.
ADNAN OKTAR: Evet.
MUHABİR: Biliyorsunuz özellikle batıda Atlas çok büyük bir ilgi çekti. Kitabın arkasındaki fikri neydi? Niçin yayınladınız bu kitabı.
ADNAN OKTAR: Evet. İnsanlar 150 yıldan beri alenen ve şiddetle aldatılıyor. Tesadüf hiçbir şey yapmaz. Yani biz bir kumu saçtığımızda sadece etrafa şuursuzca saçılır tabi onu da Allah yaratır fakat yani hiçbir şey ortaya çıkmaz ondan. Fakat burada insanların hücre yapısında, molekül yapısında bir bilgisayardan kat kat mükemmel çok düzgün bir sistem var. Yani çok aleni bir güç tarafından yapıldığı. Ayrıca 100 milyon fosil var. Hiç biri Darwin’in dediği gibi değil. Hepsi yaratılışı ispat eder mahiyette. Darwin’in dediği gibi ara fosil olarak görülecekte tek bir tane fosil yok. Onun için ben bu aldatmacanın şeytanın şu ana kadar yaptığı en büyük alay olduğunu ve en büyük insanlara karşı yaptığı oyun olduğunu düşünüyorum.