Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 10614 tanesi Türkçe, toplam 13195 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
ADNAN OKTAR: Bakın benim bir klasik anlatımım vardır, yine anlatayım. Şimdi fincanı sehpaya vurduğumda bir ses duydunuz.
MUHABİR: Evet
ADNAN OKTAR: Bir daha vuruyorum; iki zamanı, yani iki olay iki anı kafanızda kıyasladınız. Bu aradaki farka siz zaman dediniz. Yani, bu bir inanç; aslında tek bir an var, tek bir anın içerisinde bunlar oldu. Yani, tamamen bir inançtır. Serbest uzayda, boş uzayda Einstein’da söylüyor bunu; zaman diye bir şey yok. Zaman ve mekân tamamen görecelidir yani, algıya bağlı olan bir şey. Zaman olmadığı için, tek bir an olduğu için, tek bir anın içinde her şey yaratılıp bitti. Yani, bütün sonsuz hayat tek bir anın içinde olup bitmiştir. Ama Allah onu algı olarak, bir inanç olarak bize veriyor. Beynin bir inancı bu, bir kıyasla meydana gelen beyindeki mantığın oluşturduğu bir sistem. Yoksa zaman yok, yani, teknik olarak da mümkün değil zaman diye bir şeyin olması. Tek bir an var.
Hergün düzenli olarak yapılması farz olan, vakitleri belli ibadetler vardır. Ancak bu ibadetleri sürekli olarak yerine getiriyor olmak müminlerde hiçbir zaman için düşünülmeden sadece alışkanlıkla yerine getirilen uygulamalara dönüşmez. Tam tersine bu ibadeti Allah için yaptığını bilmek mümine her seferinde yeni bir heyecan ve yeni bir şevk vermelidir. 5 vakit kılınan namaz da bu şekilde sürekli olarak uygulanan ibadetlerdendir. Kuran'da, müminlerin namazlarında huşu içinde oldukları şöyle bildirilmiştir:
Müminler gerçekten felah bulmuştur. Onlar namazlarında hûşû içinde olanlardır. (Müminun Suresi, 1-2)
Huşu, Allah'a karşı duyulan "saygı dolu bir korku" anlamına gelir. İnsanın namazda içerisinde bulunması gereken ruh hali de budur.
Bilinçsizce, düşünmeden, samimiyetle Allah'a yönelmeden yapılan ibadetlerin, süresi ve zorluğu ne olursa olsun, Allah Katında herhangi bir değeri olmayabilir. İnsanın yaptığı ibadet onun Allah'a olan yakınlığını, takvasını artırıyor, tefekkür ve maneviyatını geliştiriyor, ahlakını güzelleştiriyor ve bu kişiyi kötülüklerden alıkoyuyorsa o zaman bu ibadetten Allah'ın hoşnut olması umulabilir.
Şeytan insanlara durmaksızın vesvese veren, onlara kötülüğü telkin eden varlıktır. İnsanlara sinsice kötü ahlakı emreder. Şeytanın oyunlarına ve telkinlerine aldanmamak için onu iyi tanımak, özelliklerini bilmek gerekir. Şeytan çoğu kişinin zannettiği gibi, hayali bir varlık değildir. Dünyada imtihanın bir gereği olarak var olan şeytanın faaliyetlerine karşı dikkatin sürekli açık olması gerekir. Çünkü şeytan Allah'a başkaldırarak kullarını saptıracağına yemin etmiştir. Tüm insanlara düşman olan bu varlık, size de sürekli kuruntu ve vesvese vermeye, sizi doğru yoldan saptırmaya çalışacaktır. Fakat burada önemli bir nokta vardır; şeytanın en büyük amacı tüm insanları kendi yoluna uydurmaktır. Kovulmuş şeytan, sizi cehenneme sokana kadar rahat etmeyecektir. O halde ona karşı her an uyanık olmamız, hiçbir çağrısına hiçbir an uymamanız gerektiğini unutmamamız gerekir.
Şeytan Müstakil bir Güç Değildir
Ama bundan da daha önemli bir gerçek vardır: Şeytan Allah'tan müstakil bir güç değildir. Şeytanı Allah yaratmıştır ve O'nun kontrolündedir. O da Allah'ın yarattığı bir kuldur ve ancak Allah'ın izniyle faaliyetini sürdürmektedir. Dünyadaki imtihan sırasında gerçekten iman edenle, etmeyenin ayrılması için görevlendirilmiştir. O ancak Allah'ın irade ve takdiri içinde faaliyet gösterebilir. Kendisine tanınan süre bittiğinde, cezasını çekmek üzere o da saptırdığı insanlarla beraber cehenneme atılacaktır. Unutulmamalıdır ki şeytan, kendisi gibi sizin de Allah'a karşı itaatsiz ve kibirli olmanızı ister. Kötü ahlak göstermenizi, Allah'ın hoşnut olmayacağı her türlü tavrı uygulamanızı ve Allah'a karşı birtakım zanlarda bulunmanızı emreder; O'nun gücünü ve büyüklüğünü gereği gibi takdir etmenizi engellemeye çalışır.
Dünyaca tanınmış Darwinist bilim adamlarının tamamı, kendileriyle yapılan söyleşilerde Sayın Adnan Oktar’ın (Harun Yahya) eserlerinden bahsetmeden edemiyorlar. Kendilerince fark ettirmemeye çalışıyor fakat bu eserlerin dünya çapındaki etkisinden rahatsız olduklarını ifade etmeden duramıyorlar. Peki söz konusu Darwinistler, acaba Sayın Adnan Oktar’ın karşısına neden çıkamıyorlar?
Bu davranışlarının tek nedeni yenileceklerini bilmeleri. Darwinistler, dünya çapında özellikle son on yılda gerçekleşen güçlü mağlubiyetlerinin Harun Yahya eserleri vesilesiyle olduğunu çok iyi biliyorlar. Bu eserlerin kesin bilimsel deliller verdiğinin, reddedilemez ilmi kanıtlara dayandığının elbette ki onlar da farkındalar. Bu eserlerde 150 yıldır süren Darwinist aldatmacanın tüm yönleriyle deşifre edildiğini ve bu yönden de çaresiz kaldıklarını anlamış durumdalar. İşte bu yüzden Sayın Adnan Oktar’ın bu sahte teoriyi gerçek anlamda darmakeşan ettiğini inkar edemiyorlar.
Hal böyleyken Sayın Adnan Oktar’ın karşısına çıktıklarında da, bir sahtekarlık üzerine kurulu olan kariyerlerini ortadan kaldıracak, iddialarının tümünü yerle bir edecek sarsıcı bir yenilgiyle karşılaşacaklarından eminler. İşte bu nedenle yerli-yabancı Darwinistlerden hiç biri, Sayın Adnan Oktar’ın karşısına çıkamamaktadırlar.