|
 |

 |
 |
 |
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
İlk yaralanma anında acı hissini azaltan;
Acil durumlarda yağ ve proteinleri şekere dönüştürerek, beyin ve kalbin beslenmesine öncelik veren;
Doğduğunuz günden beri aralıksız olarak çalışarak damarların kasılıp büzülmelerini düzenleyen kortizol hormonu; insane vücudundaki birbirinden farklı birçok acil duruma aynı anda ve tam gerektiği gibi müdahale ederek Yaratılış Gerçeğini gözler önüne sermektedir.
Kortizol hormonu; ağrı, kaza, acı, yaralanma, enfeksiyon, aşırı sıcak, aşırı soğuk, alerji, iltihap, oksijensiz kalmak, açlık, ateş yükselten faktörler gibi durumlara karşı insan bedeni içinde birçok farklı cephede insan için yoğun bir çaba gösterir.
Kortizol hormonunun görevleri incelenirken unutulmaması gereken, bu hormonun tümüyle Allah’ın kontrolünde hareket ettiğidir. Çünkü bu hormon şuursuz hücreler tarafından üretilir ve üretimi yapan hücreler bu hormonun nerede kullanılacağını asla bilemezler. Üstelik bu hücreler, kortizolun savaştığı cephelerden hiçbir zaman şuurlu olarak haberdar olamazlar.
Şimdi böbrek üstü bezleri tarafından üretilen bu "kortizol" mucizesinin insan vücudundaki görevlerini kısa kısa inceleyelim ve Yüce Allah'ın benzersiz ilminin ve sanatının insan vücudunun detaylarında nasıl tecelli ettiğini bir kez daha görelim.
|
 |
|
|
|
 |
 |
 |
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
Evrim ve materyalizm gibi hurafelere inanmak ve bunları bilime rağmen savunmaya çalışmak, yaklaşık 150 yıldır bilim dünyasının önündeki en büyük engeldir. İnsanlık tarihi için de büyük bir zaman, emek ve para kaybı olan bu durumun önüne geçilmesi, ancak bilimin materyalizm tuzağından kurtarılarak doğru yönlendirilmesi ile mümkün olacaktır.
Bilim, evreni ve varlıkları incelemenin, Allah'ın yaratış sanatındaki ihtişamı keşfetmenin ve bu gerçeği insanlığa açıklamanın en hikmetli araçlarından biridir. Bu nedenle bilimsel araştırmaların Rabbimiz’in Kuran'da bildirdiği gerçekler doğrultusunda yönlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Çünkü;
- Kuran, bilimi teşvik eder.
- Kuran’da bildirilen gerçeklere göre yönlendirilen bilimsel araştırmalar çok hızlı ve kesin sonuçlar getirir.
- En önemlisi de evrenin ve canlılığın nasıl var olduğu sorusuna en doğru ve en kesin cevabı veren tek kaynak Kuran’dır.
|
 |
|
|
|
 |
 |
 |
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
- Herşeyin bir kader ile yaratıldığını,
- Doğumdan ölüme kadar her olayı, Allah'ın özel olarak planladığını,
- Her olayın ancak Allah'ın takdir ettiği zamanda gerçekleşeceğini,
- Allah'a karşı kalbi tam tatmin bulmuş olarak bağlanmak gerektiğini,
- Gönülden boyun eğici olmanın makbul olduğunu,
- Allah'ın tüm zamanları tek bir an içinde gördüğünü,
- Katıksızca sadece Allah'a teslim olmanın gerekliliğini,
- Her ne yaparsa yapsın sonucu belirleyecek olanın Allah olduğunu,
- Allah'a tam bir teslimiyet gösterdiği takdirde asla mahzun olmayacağın,
- Allah'ın yarattığı her görüntüden razı olması gerektiğini bilir.
|
 |
|
|
|
 |
 |
 |
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
- Samimiyetsizlik niçin insanları fiziksel ve ruhsal olarak tahrip eder?
- Müminler iman etmeyen insanların samimiyetsiz tavırlarını nasıl deşifre ederler?
- Samimiyetsiz insanlar, bu kötü ahlak özelliklerini müminlerden neden gizleyemezler?
Samimiyet, Allah'a karşı dürüst olmaktır. Allah'ın “sinelerin özünde” olanı bilen olduğunu unutmayıp, hiçbir çıkar hesabı içinde olmadan, kendisini olduğundan farklı göstermeye çalışmadan, sadece Allah rızasını gözeterek hareket etmektir. Kalpte yaşanmadığı takdirde hiçbir şekilde taklit edilemeyen samimiyet, namaz kılmak oruç tutmak gibi taklit edilebilir mümin özelliklerinden oldukça farklı olarak sadece Allah korkusu olan müminlerin sahip olduğu önemli bir özelliktir.
|
 |
|
|
|
 |
 |
 |
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
Göz, "Gözleri düşünmek beni bu teoriden soğuttu" diyen Darwin'den beri evrimcileri çıkmaza sürükleyen organlardan biridir. Gözün yapısı ve işlevleri incelendiğinde, evrimcilerin bu kaçışlarının sebebi daha iyi anlaşılır.
Göz, birçok farklı organel ve bölümden oluşmuş kompleks bir yapıya sahiptir.
Hayret uyandıracak kadar geniş kapsamlı işlevleri vardır. Bu geniş kapsamlı işlevler, gözü oluşturan farklı organel ve bölümlerin uyum içinde çalışmaları sonucunda gerçekleşir. Üstelik gözler her canlı türü için o canlının ihtiyaçlarını karşılayacak özelliklerde yaratılmışlardır.
Yüce Allah, canlı gözlerini kamera ve birleşik tip gözler olmak üzere iki farklı türde yaratmıştır. Ancak bu iki tip gözün çalışma sistemleri ve canlı türleri arasındaki çeşitleri oldukça farklıdır. Kuşkusuz bu durum Yüce Allah’ın yaratma sanatındaki sonsuz çeşitliliği ve üstün aklı göstermektedir. Şimdi bu göz tiplerinin özelliklerini birlikte inceleyelim ve Yüce Allah’ın kusursuz yaratışına bir kez daha şahit olalım.
|
 |
|
|
|
 |
 |
 |
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
İki üç yaşında bir çocuk dil bilgisi dersi almadan nasıl bir yetişkin gibi cümleler kurarak konuşmaya başlar?
Bunu, etrafında konuşulanları dinleyerek mi öğrenir?
İnsanlar, henüz dil bilimcilerin bile tam olarak anlayıp ortaya koyamadıkları dil bilgisi kurallarını ilk nasıl öğrenmiş olabilirler?
Kelimeler ve cümleler nasıl ve nerede anlam kazanır?
Nasıl olur da zihnimizdeki düşüncelerimiz kelimelere ve cümlelere dönüşür?
Her insan belli bir yaşa gelince konuşmaya başlar. Ortalama olarak herkes aynı yaşlarda konuşmaya başladığı için bu durum çok tabii görülür. Bu nedenle konuşmak bazı kişiler tarafından çok sıradan bir yetenekmiş gibi algılanır ve üzerinde pek düşünülmez. Oysa bir çocuğun henüz hiçbir şey bilmiyorken birdenbire konuşmaya başlaması çok büyük bir mucizedir. Çünkü en basit olarak bilinen diller bile, kelimeleri kompleks dil bilgisi kuralları ile kullanmayı gerektirir. Dil bilgisi kurallarıysa kelimelere cümle içinde farklı anlamlar kazandıran tamamen matematiksel ilişkilerdir.
|
 |
|
|
|
 |
 |
 |
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
İslam ahlakına göre yaşamayan toplumlar, “hayat mücadelesi" ve "güçlü olanın hayatta kalması" şeklindeki telkinlerin çok yoğun ve sistemli bir biçimde etkisi altında kalırlar. ”Kimsenin gözünün yaşına bakma" gibi telkinlerle, insanları acımasız ve vicdansız hale getirerek sadece kendini düşünmeye yönelten bu düşünce sistemi, dünyanın pek çok ülkesinde; bazı basın ve yayın organlarıyla, reklamlar, sinema, mizah gibi kültürel aracılar ile ısrarla insanlara telkin edilmeye çalışılır.
“Hayatın -sözde- bir ‘mücadele alanı’ olduğu, insanın bu mücadeleyi kazanmak ya da en azından bu vahşi ortamda ‘ayakta kalmak’ için yaşaması gerektiği” temeline dayanan bu sapkın düşünce, çoğunluğa hakim olan batıl bir "dünya görüşünün" sonucudur. Bu, Materyalist ve Sosyal Darwinist dünya görüşüdür.
|
 |
|
|
|
 |
 |
 |
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
Her ne kadar günümüzde tahrif olmuş hali bulunsa da, İncil'in, bozulmadan kaldığına hüsnü zan ettiğimiz, Kuran ayetleri ve Peygamberimiz (sav)'in hadisleri ile mutabık bölümlerinde de diğer kutsal kitaplarda olduğu gibi, Hz. Mehdi'nin geleceği, vasıflarının ne olacağı, faaliyetleri ve vesile olacağı din ahlakının hakimiyet dönemi ile ilgili önemli izahlar yer almaktadır. Başta Kuran-ı Kerim olmak üzere, Allah'ın vahyi olan tüm kutsal kitaplarda, binlerce yıl öncesinden, Hz. Mehdi'nin çıkışı ile ilgili tariflerin olması, bunun dünya tarihinin en büyük olayı olduğunun açık bir delilidir. Bu nedenle, ahir zamanda, kıyamete yakın bu dönemde, Allah'ın son uyarıcı ve müjde verici olarak gönderdiği elçisi Hz. Mehdi'nin vasıflarını ve faaliyetlerini bilmek, tüm iman edenler için büyük önem taşımaktadır.
İncil’de Mehdi (as)’a İşaretler
Günümüzdeki İncil'in bazı bölümleri bozulmuş olsa da, Kuran ayetleri ve Peygamberimiz (sav)'in hadislerine uygun kısımlarında, Hz. İsa'nın gelişinden önce ve sonra belirecek doğa olayları, toplumsal hadiseler anlatılmaktadır. Peygamberimiz (sav)'in bildirdiği gibi Hz. İsa, dünya üzerindeki dinsizliği temsil eden Deccale karşı çok büyük bir mücadele yürütüp, onu yenecek ve yeryüzünde din ahlakının tam olarak hakim olduğu, kutlu bir dönemin başlamasını sağlayacaktır.
|
 |
|
|
|
|
 |
|