Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 7829 tanesi Türkçe, toplam 9230 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
MUHABİR: Darwin’in teorisine karşı görüşlerinizi, yaratılış teorisine karşı söylediklerinizi geniş kitlelere yayma gereğini neden duyuyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Dinsizlik insanların mutluluğunu elinden alan bir şey. Acı çekiyor insanlar dinsizlikten Marksist, Faşist rejimlerin kökeninde Darwinizm var. Vahşi Kapitalizmin kökeninde de yine Darwinizm var. Bunlar insanlığa acı çektiren, kan döktüren, zulme sebep olan bir yapı. Darwinizm bunu ciddi şekilde körüklüyor.
MUHABİR: Darwinizm’i şu anda insanlığa zarar veren bir yapı olarak gördüğünüzü söylediniz fakat bir o kadar da fazla sayıda insan hala Darwinizm’e inanıyor. Peki, bu durumda bunu ne şekilde insanlığa yaymayı düşünüyorsunuz. Ve bunun için yaptıklarınız nedir.
ADNAN OKTAR: Darwinizm benim açıkladığım izahlarla, kitabımdan sonra zaten çok ciddi şekilde geri çekildi, etkisini ciddi şekilde kaybetti. Bunu dünya çapında görmek mümkün.
MUHABİR: Peki Darwinizm’in kalmasını kimler istiyor olabilir şu anda? Neden Darwinizm’in hala savunucuları var?
ADNAN OKTAR: Masonluk istiyor. Dünyada onun tek savunucusu masonluktur.
MUHABİR: Bu bir kaç makalenizi okudum ve basında çıkan yazıları okudum. Kendinizi siz bu yaratılış teorisi hakkında söylediklerinizle İslami cephede bir tür lider olarak konumlandırıyor musunuz?
ADNAN OKTAR: Yo herhangi bir Müslüman'ım. Araştırmacı yazarım.
MUHABİR: Fakat sizin şu anda dile getirdiğiniz görüşleriniz sizden öncede dile getirilmişti. Bazı çevreler Darwin teorisini çürütmeye sizden öncede bu yönde adımlar attılar fakat bugüne baktığımız zaman siz bunun en önde gelen savunucuları arasındasınız ve bir lider olarak görülüyorsunuz bu noktada düşündükleriniz neler? Sizin kendinizi konumlandırmanız ne şekilde?
ADNAN OKTAR: Teşekkür ederim eğer öyle görüyorlarsa.
ADNAN OKTAR: Ama benim haberim yok bundan.
MUHABİR: Peki bunun İslam ile olan bağlantısı nedir? Darwin’in, yaratılış teorisi, sizin söyledikleriniz ve İslam ile tüm bunların ilgisi?
ADNAN OKTAR: Her şeyi Allah yaratmıştır. Musevilikte de Hıristiyanlıkta da, Müslümanlıkta da Tek Bir Yaratan Allah inancı vardır. Melekleri cinleri bütün varlıkları Allah yaratmıştır. Gördüğümüz her şeyi. Ve müthiş bir mükemmellik vardır. Olağanüstü bir mükemmellik vardır. Bunun tesadüfle anlatılması akıl alacak gibi değil yani hiçbir şekilde mantıkla, akılla bağdaşmayan çok garip bir teori. Darwin modern bilimin bu kadar gelişeceğini tahmin etmemiş olabilir. O zaman hücrenin yapısı bilinmiyordu. Moleküler yapısı atomların yapısı hakkında proteinlerle ilgili olarak bir bilgi yoktu. Mesela bir proteinin tesadüfen meydana gelmesi imkansız. Bunu Darwin bilmiyordu. Ara fosillerin olmadığını da bilmiyordu. Ara fosillerin olmadığı çok sonradan anlaşıldı. Yüzyıldan beri araştırılıyor toprağın altı. Her yer araştırıldı yüz milyonun üstünde fosil çıkarıldı tek bir tane ara fosile rastlanmadı. Hep mükemmel bütün canlılar bulundu bilakis bulunan canlıların tamamı yaratılışı ispat eder tarzda.
MUHABİR: Bilimden bahsetmişken siz kendinizi bir bilim adamı olarak görüyor musunuz?
ADNAN OKTAR: Tabi.
MUHABİR: İstanbul’da bir yaratılış müzesiyle ilgili bir haber okudum. Yanılıyor olabilirim. Öyle bir etkinlik gerçekleşti mi?
ADNAN OKTAR: Var var çok fazla yerde yapıldı. Bir yerde değil yüzlerce yerde yapıldı.
MUHABİR: Peki bunlar sizin kurumunuz tarafından mı düzenlenen sergiler.
ADNAN OKTAR: Yok amatör kişiler tarafından hazırlanıyor.
MUHABİR: Benim yine medyadan takip ettiğim kadarıyla yaratılış kuramı ile ilgili söyledikleriniz Türk okullarında büyük bir ilgi ile karşılaşıyor ve büyük bir kabul görüyor. Bu başarının derneğinizle arasındaki ilişki nedir.
ADNAN OKTAR: Türkiye’de bugün Darwin’e inanmayanların sayısı %90. Bu çok büyük bir başarı. 1970’lerde bu en fazla %40’tı Darwin’e inanmayanların sayısı. Şu an %90. Bu tabi ki benim kitaplarımın %100 etkisi olduğunu düşünüyorum bu durumda. Vesile olması açısından.
MUHABİR: Okullarda kitaplarınıza gösterilen ilgi ve bu kitapların Türkiye’deki okullarda gösterdiği başarı hakkında doğrudan bir bağlantı kurmak gerekirse vakfınız okullarla herhangi bir şekilde ilişkiye girip bir baskı oluşturuyor mu?
ADNAN OKTAR: Öğrenciler internete girip benim kitaplarımı internetten indiriyorlar. O tarzda oluyor. Yaklaşık bu sene 10 milyon kitabım indirildi internetten.
MUHABİR: Yüklemek için kitapları indirmek için para ödemek zorundalar mı?
ADNAN OKTAR: Yok ücretsiz.
MUHABİR: Sorum aslında şuydu Türkiye’deki okulları düzenleyen, organize eden ve denetleyen yetkililerle sizin herhangi bir bağınız var mı?
ADNAN OKTAR: Yok olmadı bir de gerekte yok buna. İnternet ortamında zaten her yere herkese ulaşmak mümkün. Gençler Türkiye’de interneti çok iyi kullanıyorlar. Gerçekleri doğruları çok iyi araştırıyorlar dolayısıyla bu gerçeklerler çok rahat karşılaşıyorlar.
MUHABİR: Avrupa’daki birçok üniversite yayınlarınızı aldı ve oradaki birçok profesörlere gönderildi kitaplarınız fakat oradaki birçok kimsede bu kitapların basımının nasıl finanse edildiğini merak ediyor.
ADNAN OKTAR: Kitaplarım bu sene şu an yaklaşık 9 milyona yaklaştı 9 milyona yakın kitabın basılıp satıldı o yayın evi tarafından. Bizim yayınevi tarafından. Buradan elde edilen kar bir hayli yüksek oluyor. Ayrıca ben telif hakkı almıyorum kitaplarımdan bunda çok yüksek bir miktar tutuyor. Benim almadığım miktarı ve kendi karlarından bir kısım miktarı kitabı tanıtmak için ayırıyorlar. Bu çok normal yani bütün yayınevleri bunu yapıyor bu karların daha da artmasına ve kitabın daha fazla satılmasına vesile olan bir şey.
MUHABİR: Neden kitaplarınızdan herhangi bir telif ücreti almıyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Ben bir dava adamıyım. Böyle bir şeyi gelir yolu olarak görmek bana yakışmaz.
ADNAN OKTAR: Peki dava adamıyım dediniz davanız nedir peki. Darwinizm ile savaşmak neden sizin için bu kadar önemli.
ADNAN OKTAR: Ben bütün dünyanın huzurlu mutlu kardeş olmasını istiyorum. Bir arada olmasını istiyorum. Birbirlerini sevmelerini istiyorum. Bu kavganın anarşinin terörün ortadan kalkmasını istiyorum. Allah’ın sevgisini kazanmak istiyorum benim davam bu.
MUHABİR: Yine internette yayınlanan bir haberde Hıristiyanlar arasındaki Darwin karşıtlarıyla da birlikte çalıştığınızı okudum bu doğru mu?
ADNAN OKTAR: Evet ilk başka ilk çalışmaya başladığım dönemde hem onların bilgilerinden istifade ettim hem de buraya konferansa gelmişlerdi.
MUHABİR: kimdi bunlar? Davet ettikleriniz.
ADNAN OKTAR: Yaratılış Araştırma Enstitüsü mensupları.
MUHABİR: Is it called American Research Center.
ADNAN OKTAR: Evet evet.
MUHABİR: ilk dönemlerinde onlarla işbirliği içinde olduğunuzu söylediniz. Peki, bunun sonrasında da devam etti mi bu işbirliği.
ADNAN OKTAR: yok sonra gerek kalmadı.
MUHABİR: peki gelecekte onlarla yeniden birlikte çalışmak gibi bir düşünceniz var mı?
ADNAN OKTAR: Tabi çok isterim. Ben Hıristiyanları çok seviyorum. Musevileri de çok seviyorum. Mesela İsrail’deki çalışmalarımız sonucunda İsrail’deki gençlik büyük çapta dine döndü. Musevilik daha güçlendi şu an İsrail’de.
MUHABİR: Kitaplarınızda Yahudiliği de savunduğunuz görüşünü çıkarabilir miyiz buradan?
ADNAN OKTAR: Tabi Yahudilik, Hıristiyanlık ben bir Yahudi'nin iyi bir Yahudi olmasını isterim. İyi bir Musevi olmasını isterim. Bir Hıristiyan'ın İyi bir Hıristiyan olmasını isterim. Müslüman’ın da iyi bir Müslüman olmasını isterim. Kiliseler Hıristiyanlarla dolsun. Sinagoglar Musevilerle dolsun. Camilerde Müslümanlarla dolsun istiyorum. Herkes Allah’ı sevsin istiyorum ve varlığını anlasınlar istiyorum. En mükemmel televizyondan çok daha güzel bir görüntüyü beynimizin içinde meydana getiriyor Allah binlerce mühendis çalışıyor bir fabrikada yüzlerce araştırma yapılıyor. Çok uzun zaman içinde elde ediliyor. Mesela bir Toshiba’nın yahut başka bir firmanın yaptığı bir teknik alete baktığımızda yüzlerce binlerce mühendisle, teknik adam çalıştığını görüyoruz. Burada tesadüfen olmuyor televizyon insanın beyninde meydana gelen televizyonun tesadüfen olduğunu iddia etmek akla uygun değil. Üç boyutlu çok kaliteli bir görüntü var insanın beyninin içinde. Görüntünün netliğinden dolayı dışarıdaki cisimler gerçekten varmış gibi görünüyor.
MUHABİR: Darwinizim’den bahsederken bu düşüncenin arkasında masonların olduğunu söylediniz.
ADNAN OKTAR: Evet.
MUHABİR: Fakat yanılmıyorsam masonlar genel olarak dine karşı duran insanlar öyle değil mi?
ADNAN OKTAR: Evet doğru.
MUHABİR: Bugün Avrupa’da Darwin’i destekleyen düşünce akımlarına baktığımız zaman bunların, bilim ve aydınlanma adına bu desteği verdiklerini görüyoruz. Fakat bu noktada sizin düşünceniz nedir. Darwin bir bilim adamı değil miydi? Darwin’in söyledikleri bilim değil miydi? Yoksa aydınlanmanın bir parçası mı değildi.
ADNAN OKTAR: Bilakis Darwinizm aydınlanmanın değil de kararmanın bir parçasıdır. İnsanları Allah sevgisine insanların birbirlerine olan sevgisine olan eğilimlerini ortadan kaldırmıştır. İnsanın ruhunu yok etmiştir. İnsanlardaki estetik güzellik anlayışını ortadan kaldırmıştır. Dostluk kardeşlik anlayışını ortadan kaldırmıştır. Ve Avrupa’yı bir karanlık çağına sokmuştur.
MUHABİR: Geçen basın toplantısında da bundan bahsedilmişti. Türkiye’de ki yargı sisteminde çok sayıda masonun yer aldığını belirtmiştiniz. Ergenekon davasından söz edildi peki sizce Türkiye’deki masonlarda demin sözünü ettiğiniz gibi geleceği karartma emelleri güdüyor olabilir mi? Türkiye’nin geleceğini karartıp.
ADNAN OKTAR: Tabi ki masonluk genellikle kan dökülmesine ihtilallere, savaşlara sebep olmuştur. I. Dünya harbinin, II. Dünya harbinin çıkışında etkili olan Fransız İhtilalini yapan bu tip olaylarda büyük olaylarda önde olanlar daima masonlar olmuştur. Karl Marx da Lenin de bir masondu. Stalin’de masondu. Hitleri iktidara getirenler yine masonlardır. Bize de Türkiye’de komploları yapanlar gerek bize yapılan baskılar direk olmasa da dolaylı yoldan masonluğun etkisi çok büyüktür.
MUHABİR: Peki bu sözünü ettiğiniz dolaylı ilişkinin yansıması nedir? Bunun gerçek olduğunu nasıl biliyoruz?
ADNAN OKTAR: Mesela Ergenekon örgütünü kullanıyorlar. Direkt müdahale etmeyip. Ergenekon’un Marksist kanadını kullanıp onla eylem yaptırıyorlar. Baskıyı onlarla elde edebiliyorlar. Devletin birçok kurum ve kuruluşunda örümcek ağı gibi yapılanmış durumdalar.
MUHABİR: Ergenekon örgütünün önümüzdeki yıl için bir darbe hazırlığı içinde olduğuyla ilgili haberler okudum. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Ergenekon’un tabi ki bir böyle bir planı var. Doğru bu yani bunu belgelerden, açıklamalardan, şahısların izahlarından açıkça görüyoruz. Türkiye’yi ikiye bölmek istediklerini biliyoruz. Marksist Doğu Türkiye Marksist Batı Türkiye olarak ikiye ayırmayı düşündüklerini biliyoruz.
MUHABİR: Bunu nasıl biliyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Onların kendi beyanlarından biliyoruz. Gizlemiyorlar zaten açık açık söylüyorlar. Başkentlerini bile ayarlamışlar kendilerine göre. Mesela Diyarbakır’ı komünist doğu Türkiye için, İstanbul’u da komünist batı Türkiye için başkent olarak hazırlıyor bu örgüt.
MUHABİR: Bu bir masonluk sembolü müdür?
ADNAN OKTAR: Andırıyor ama değil.
MUHABİR: Peki şimdi ne olacak vakfınız kapatıldı mı? Hapis cezasını üç yıllık bir ceza aldınız bu süreç nasıl işleyecek?
ADNAN OKTAR: Vakıf kapatıldı. Ama yine tabi bu fikir mücadelesi olduğu için bu fikir mücadelesi devam eder. Yani vakıfla bağlantılı olmaz. Hapsedilsem de yine fikir mücadelesi olduğu için yine devam eder. Çünkü ben ceza evinde de kitap yazmıştım daha evvel üç kitap yazmıştım. Fikir adamı dava adamı olduğum için bunlar normal bu tarz baskılar. 9 kere suikast yapıldı bana.
MUHABİR: Peki bu ceza sürece nasıl işleyecek üç yıl hapiste kalacak mısınız yoksa bunu temiz yargıya tekrar intikal ettirecek misiniz?
ADNAN OKTAR: Temyiz eden yer zaten bu tarz bir talepte bulundu onun için biraz zor görünüyor.
MUHABİR: Bitiriyorum şimdi son olarak Mesut Yılmaz’ın mason kıyafetleriyle fotoğrafları yayınlandı. Fakat sonradan bunların sahte olduğu söylendi. Bu konuda ne düşünüyorsunuz. Gerçek fotoğraflar mı yoksa sahte mi?
ADNAN OKTAR: Mesut Yılmaz’ın konumu hakkında bilgim yok. Ama siyasette kilit noktada olan bir mason hiçbir şekilde fotoğraf çektirmez ve hiçbir şekilde de bunu ele geçecek şekilde ortaya koymaz. Bunların kayıtları gizli kayıt oluyor. Açık kayıt olmaz. O tarz vakalarda ama Mesut Yılmaz’ın kendi açıklaması var ben mason değilim diye. Onun hakkında da benim bilgim yalnızca bundan ibaret.
MUHABİR: Yani mason olduğu birisi masonsa eğer bunu başkalarına söyleyemiyor. Bundan bu sonucu çıkarabiliriz?
ADNAN OKTAR: Tabi tabi hem de profesyonel bir mason asla öyle bir resim çektiremez.
MUHABİR: Peki basında sizin vakfınızın üyeleri ve sizinde dahil olmak üzere küçük yaşta insanlarla 18 yaşının altında insanlarla cinsel ilişkiye girdiğiniz hakkında haberler yol aldı. Bu doğru mu?
ADNAN OKTAR: Böyle bir şahıs ortada yok. Yani böyle iddia ettikleri kişinin kim olduğu belli değil. Bunun açık bir yalan olduğu belli en azından rumuz olarak isminin belli olması lazım böyle bir insan yok ortada. Halkı etkilemek için bu tarz yalanlar ortaya koyuyorlar. Halkın hassas olduğu konular özellikle seçiliyor. Ergenekon bunu özellikle ayarlıyor. Bu tip söylentiler ortaya çıkarıyor. Bu da bazen mahkemelere kadar yansıyabiliyor. Ergenekon’un psikolojik savaş bölümü var o bölüm bununla ilgileniyor.
MUHABİR: Yanlış anlamadıysam masonların derdi yalnızca sizin vakfınızı kapatma değil Türkiye’yi daha karanlık bir çağın içine sokmak.
ADNAN OKTAR: evet, çünkü masonluk toplantılarında bir şahsı hipnoz ettikten sonra onu, şeytan ile transa geçiriyorlar. Onun söyledikleri açıklamalara göre dünya çapında veya ülke çapında olaylar meydana getiriyorlar. Bunlarda tam bir kabus tarzında dehşet saçıcı olaylar oluyor.
MUHABİR: Peki bu kadar güçlü insanlarla nasıl savaşabilirsiniz?
ADNAN OKTAR: Allah doğruların yanındadır. Hz. İsa ya herkes karşıydı hatta benim yüzümden hapsedileceksiniz. İnsanlardan hakaret işiteceksiniz diyor Hz. İsa buna rağmen mücadelesine devam etti. Onun bağlıları ve Hz. İsa. Hz. İsa gelinceye kadar bu kargaşa devam edecek dünyada. Onun gelişi ile bu son bulacak. 20–25 yıl içerisinde geleceğini düşünüyoruz. Masonların tedirginliği de o yani İsa’nın gelişinden çok tedirginler şu an. Basında da bu sık sık dile getiriliyor. İsa gelmeyecek tarzında İsa’nın gelmeyeceğini ispat etmeye ve anlatmaya çalışıyorlar. Bu konuda bir panik var.
MUHABİR: Peki siz Müslüman olmanıza karşın Hz. İsa geldiğinde Onu hoşnut mu karşılayacaksınız ve buna sevinecek misiniz?
ADNAN OKTAR: Dünyadaki en çok sevinç duyulacak olaylardan birisi. O da Müslüman. Musa’da Müslümandı. İbrahim’de Müslüman’dı.
MUHABİR: Hz. İsa Müslüman.
ADNAN OKTAR: Evet İsa Müslüman. Hz. İbrahim’de Müslüman. İslam deniyor. Evet, bütün peygamberler İslam dinindendir. Hz. İsa’da benim çok sevdiğim özlemle beklediğim güzel bir peygamber.
MUHABİR: Peki son sorumu soracağım. Bundan öncede zamanınızı ayırdığınız için teşekkür ediyorum. Daha fazlada vaktinizi almak istemiyorum. Son sorumda bu kadar çok kitap yazmayı nasıl başarıyorsunuz ve nasıl yazıyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Ondan önce o şeyi de açıklayayım. Belki madde ile ilgili. Maddenin beynimizde çok net bir görüntü olarak belirdiğini ve üç boyutlu bir görüntü olarak bize gösterildiğini söyledim. Karşımızda madde vardır ama biz maddenin görüntüsünü görürüz. Seste aynı şekilde yani en kaliteli stereo sistemden çok daha kaliteli duyuyoruz beynimizde sesi, yani mesela Phillips’te falan hiçbir fabrika böyle bir kaliteyi elde edemedi şu an. Binlerce mühendis çalışmasına rağmen. Dolayısıyla tesadüfen olmuyor bunlar. Ama insan beyninde bunun tesadüfen olduğunu iddia ediyor Darwin.
Kitap yazmak benim için çok kolay oluyor. Benim bir 20 kişilik ekibim var. Asistanlarım var. Ben kitap yazacağım vakit istediğim belgeleri onlara söylüyorum onlar bana hazır olarak araştırmış olarak getiriyorlar. Ben yorumluyorum bağlantılarını kuruyorum fotoğraflarını seçiyorum ondan sonra editöre veriyorum. Bazen 3 günde 4 günde bir kitap yaptığım oluyor.
MUHABİR: 3–4 günde nasıl yapıyorsunuz bunu.
ADNAN OKTAR: Belgesel olanlarda çok kolay oluyor. Yani sırf belgesel olduğu için. Yani çok az yorum kısmı oluyor.
MUHABİR: İspanya ile özel bir ilişkiniz var mı? İspanya’da kitaplarınız nasıl karşılanıyor. Oradan aldığınız geri dönüşler nasıl oluyor?
ADNAN OKTAR: Bir kere İspanyolları çok seviyorum dindar oldukları için. İspanya’yı ülke olarak da çok beğeniyorum. İspanyol gençliğini çok daha dindar olmasını istiyorum. Hz. İsa çok yakında gelecek onları da müjdeliyorum. İspanyol gençleri internet siteme girsinler oradan baksınlar kitaplarıma. Harun Yahya sitesine bakabilirler harunyahya.org.
MUHABİR: Biliyorum İspanyolca. Çok teşekkür ederim.