Harun Yahya, harun yahya
E-mail :
Şifre :
Beni Hatırla
 
Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 7829 tanesi Türkçe, toplam 9230 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
 OTHER LANGUAGES :
Konularına Göre Eserler:
 Ana Sayfa  / Haberler /  Sayın Adnan Oktar'ın Islam Channel ile Röportajı
TR Arama: 
 ESERLER
Kitaplar (266)
Cep Kitapları (72)
Kitapçıklar (13)
Dergiler (182)
Belgeseller (253)
Ses Kasetleri (100)
CD'ler (11)
Web Siteleri (157)
Makaleler (6648)
Posterler (17)
Afiş Sergisi (48)
Harun Yahya'nın Tüm Eserler Listesi
DİĞER LİNKLER
Site Hakkında
Harun Yahya Hakkında
Basında Harun Yahya
Türkiye'den Yankılar
Dünyadan Yankılar
İlanlar
Röportajlar
Ramazan Sayfaları
Haber Arşivi
Yardım Sayfası
Bize Ulaşın
Detaylı Arama
Satış Sitesi
Kampanyalar
Nasıl Yardımcı Olabilirsiniz
GEÇEN HAFTA ÇOK İNDİRİLENLER
Allah'ın Sonsuz Delilleri
Allah'ın Sonsuz Delilleri - CD - 284 download
Kuran Mucizeleri 4 - Belgesel - 229 download
Atom Mucizesi - Belgesel - 157 download
Hazreti Nuh - Belgesel - 122 download
Matrix Felsefesi - Belgesel - 97 download
Haber : Sayın Adnan Oktar'ın Islam Channel ile Röportajı
Haziran 2008


Sayın Adnan Oktar'ın Islam Channel ile RöportajıMUHABİR: Öncelikle beni buraya davet ettiğiniz için çok teşekkür etmek istiyorum İslam kanalını bu güzel evde kabul ettiğiniz için bu çok güzel şehrinizin, güzel bir köşesinde bulunan bu evde. 20 yıldır kitap yayınlıyorsunuz. Ve geniş çevrelerce kitaplarınız okunuyor. Fikirleriniz tartışılıyor. İslam dünyasında büyük bir popülarite kazanmış durumdasınız. 1990 yılında Bilim Araştırma Vakfı’nı kurduğunuz günden bu yana da birçok yandaş topladınız. Kitaplarınızda tartıştığınız fikirlerin yandaşları ve baştan beri amacınızın çevrenize ve dünyaya barış ve huzur yaymak olduğunu sevgiyi ilke edinmek olduğunu açıkladınız. Bunu biraz açıklayabilir misiniz? Bu amacınızı daha geniş bir şekilde.

ADNAN OKTAR: Evet dünyada gereksiz bir kargaşa var. Dünya bir hayli büyük. Bütün insanlara yetecek gibi ve bütün insanların gıda ve barınma sorunlarını da çok rahat halledebileceği gibi. Sadece sorun sevgi. Sevgisiz bir dünya görüyorum. Sevginin bir an önce dünyaya hakim olması gerekiyor. Bunun içinde dindar toplum olmasında dünyanın çok büyük fayda var.

MUHABİR: Burada sevgi hakkında söyledikleriniz gerçekten çok ilginç. Bunu her fırsatta zaten açıklıyor ve dile getiriyorsunuz. Huzurlu bir toplum huzurlu bir dünya yaratmak adına peşinden koştuğunuz idealler her fırsatta sizin tarafınızdan dile getiriliyor. Fakat internette şöyle kısa bir gezinmeyle bile hakkınızda birçok suçlama insanlar öğrenebiliyor ve hakkınızda birçok skandallar ortaya atılmış durumda ve bugün buraya gelirken aslında şunu çok açık bir şekilde söylemek istiyorum. Hizbullah ile görüşmeye gittiğim günden çok daha fazla heyecanlıydım. Çünkü bu sizin hakkınızda yapılan PR’ında ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. Sizin hakkınızda yazılan, çizilen birçok şey beni bugün buraya gelirken Hizbullah ile yaptığım görüşmeye gittiğim günden daha fazla heyecanlandırdı.

ADNAN OKTAR: Teşekkür ederim.

MUHABİR: Burada Türkiye’de yarattığınız hareket gerçekten çok güçlü. Bu açık bir şekilde görülüyor. Bilim Araştırma Vakfı’nın kurulma amaçlarından biri olarak da sevgiyi her tarafa yaymak, sizin tarafınızdan dile getirilen bir ifade fakat hakkınızda ortaya atılan suçlamalar ve skandallara baktığınız zaman burada bir çelişki var. Çünkü birçok insanda bu vakfın para kazanmak amacıyla kurulduğunu söylüyor bunu nasıl açıklıyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Vakıf herhangi bir yerde para kazanamıyor. Kazanmıyor. Bilakis para dağıtan bir vakıf. Yani imkanlarını dağıtan bir vakıf.
Kısa kısa mı açıklasak iyi olur?

ÇEVİRMEN: Siz devam edin isterseniz çeviri için soruyorsanız sorun değil.

ADNAN OKTAR: İyiyi güzelliği savunan herkes tarih içinde hep suçlanmıştır, baskı görmüştür, şiddet görmüştür. Hz. İsa’da aynı şekilde suçlanmıştır. Hz. Muhammed’de aynı şekilde suçlanmıştır. Hz. Musa’da suçlanmıştır. İbrahim’de suçlanmıştır. Ve şiddetli baskılara maruz kalmışlardır. Ona uyan insanlarda aynı şekilde aynı baskılara maruz kalmışlardır. Yani sahibiler, Hz. İsa’nın havarileri de. Hatta benim ismimden dolayı insanlardan hakaret işiteceksiniz diyor İsa. Ve hapsedileceklerini söylüyor. Hapse gittiğiniz vakit savunma şeklinde söylüyor İsa her şeyi size Allah söyletecek siz son derece rahat olun diyor. Bizde aynı yollardan aynı kanallardan geçiyoruz.

MUHABİR: Peki bu noktada isterseniz ideallerinizden konuşalım. 1998 yılında Darwin kuramını çürütmek adına çok ciddi bir kampanya başlattınız. Türkiye’de bu konuda yayınladığınız iki kitap her köşede her yere dağıtıldı. Peki, burada Darwinizm sizin için neden önemli. Darwinizm hakkında söyledikleriniz sizin için ne kadar neden önemli?

ADNAN OKTAR: Darwinizm dünyanın, hayatın tamamen tesadüflerden oluştuğunu söylüyor. Bir kere bunu duyan bir çocuk yani hayatının tesadüflerden oluştuğunu, bütün kainatın tesadüflerden oluştuğunu düşünen bir insan hayatı çok anlamsız görür. Yani onun için ailenin bir anlamı kalmaz, sevginin bir anlamı kalmaz. Yok olup gidecek bir hayvan olarak düşünür kendisini. Tesadüfen meydana gelmiş bir hayvan olarak görür ve dolayısıyla değersiz bir varlık olduğunu düşünebilir ki nitekim de o şekilde oluyor. Birçok insan tarafından bu şekilde değerlendiriliyor. Marksizm’in, faşizmin, vahşi kapitalizmin kökeninde Darwinizm vardır. Ve dolayısıyla her türlü şiddetin kökeninde Darwinizm vardır. Komünizm şiddet olmadan yayılabilen bir teori değil. Düşünce değil, her yerde şiddeti kullanmıştır. Bugün Türkiye’de de kullanıyor. Mesela Türkiye’nin Güneydoğusu büyük bir Marksist ayaklanmaya uğramıştır. Şu an PKK ayaklanması büyük bir Marksist ayaklanmadır. Komünist ayaklanmadır. Marksist, Leninist, Stalinist bir ayaklanmadır. Bunun kökenine yine baktığımızda yine Darwinizm karşımıza çıkıyor. Yani her türlü şiddetin kökeninde incelendiğinde ilmi olarak bakıldığında bunu görürüz.

MUHABİR: Darwinizm neden bu kadar şiddetle ilişkili olduğunu hala tam anlamış değilim. Çünkü Darwinizm bir yaratılışı açıklama yolu. Bir yaratılış kuramı dünyanın nasıl yaratıldığını açıklayan kuramlardan biri Budizm’le bir bağlantısı yok örneğin. Bunu biraz açıklayabilir misiniz? Neden kötü ve neden şiddetle bu kadar yakın ilgili?

ADNAN OKTAR: Budizm’de de yine bir manevi yön vardır. Yine bir ruh anlayışı vardır. Fakat bir yaratılma anlayışı vardır. Bir yaratılış anlayışı vardır. Fakat Darwinizm'de bütün kainat bir kaos olarak görülür. Yani tamamen başıboş, tesadüfen atomlar bir araya gelmişler. Tesadüfen bir hücre oluşmuş sonra tesadüfen bu hücre gelişmiş. En sonunda Einsteinler, Newton’lar gibi bilim adamları meydana gelmiş hatta Darwin gibi bir bilim adamı gelmiş ve o da mikroskobun altında ben atomlardan nasıl tesadüfen meydana geldim diye kendini incelemeye başlamış. Yani atomlar, tesadüfen meydana gelmiş atomlar, aklı olmayan gözü görmeyen atomlar bir süre sonra bir araya gelerek kendi kendilerini inceleyip ben nasıl oldum ben nasıl tesadüfen meydana geldim diye kendisini inceliyor şeklinde bir açıklama bu yani takdirinize sunuyorum son derece mantıksız.

MUHABİR: Bu bağlamda da şu açıklığa kavuşuyor sanırım. İslam sizin için tüm bu yaratılış kuramları bağlamında bir açıklama sunuyor. Bütün bu dağınık parçaları bir araya getiriyor ve tutarlı bir bütünlük oluşturuyor. Zaten sanırım sizin kafanızdaki İslam Birliğinin amacı da bu çünkü böylesi bir İslam Birliği kurulduğu zaman zaten bütün bunları konuşmaya da gerek kalmayacak. Böyle bir şey söyleyebilir miyiz?

ADNAN OKTAR: Tabi İslam birliğinde yaşanan tek şey sevgi olacak. Huzur olacak, barış olacak, kardeşlik olacak. Yahudiler mutlu olacak Museviler yani mutlu olacaklar, Hıristiyanlar mutlu olacaklar. Budistler rahat yaşar. Herkesin rahat yaşayacağı, huzur içinde yaşayacağı, bilimin teknolojinin sanatın estetiğin alabildiğine gelişeceği çok güzel bir huzur toplumu olacak.

MUHABİR: Geçmişte yaptığınız söyleşilerde bu İslami birliğin nasıl oluşturulabileceği konusunda da bazı önerilerde bulundunuz. Örneğin dünyadaki 1,4 milyarlık Müslüman nüfusun böyle bir birlik böyle bir çatı altında nasıl bir araya getirilebileceği konusunda söylediğiniz bir takım ifadeler vardı. Bunu biraz açıklayabilir misiniz burada tekrar.

ADNAN OKTAR: Evet benim istediğim bütün İslam Devletlerinin üniter yapılarını muhafaza etmeleri. Bu üniter yapılarını muhafaza eden devletlerin bir araya gelip bir ruh birliği oluşturmaları, bir manevi birlik oluşturmaları, bir sevgi birliği oluşturmaları, dolayısıyla bir manevi lider seçerek hatta bir gerekirse, daha da kapsamlı bir çalışma yapılabilir tabi bu konuyla ilgili bu birlik bu kişilerin etrafında toplanıp, bir mecliste olabilir bu bir lider de olabilir. Toplanarak kendi aralarında huzurlu bir yaşam sürmeleri ve huzurlu bir hayata adım atmaları ama bunu yaparlarken laik sitemi de esas almak. Yani bu birliğin kökenine laikliği oturtmak. Çünkü her dine sevgi saygı çok önemli. Mesela İsrail’de Musevilerin rahat etmesinin sağlaması onların can güvenliğinin sağlanması, Ermenistan’da Ermenilerin can güvenliğinin sağlanması onların rahat etmeleri ve onların ekonomik refaha kavuşmaları mesela Hindistan’da Budistlerin rahat etmeleri. Bütün her yere bunun yönelmesini düşünüyorum ama Müslümanların bu sevecen Allah’tan korkan, Allah’ı seven ruhu içerisinde bunların yapmasını düşünüyorum.

MUHABİR: Bu çok ilginç bir nokta. Örneğin yine önceki konuşmalarınızın birinde Katoliklerin Vatikan gibi dini bir merkeze sahip olduklarını oysa Müslümanların böyle bir merkezi otoriteye sahip olmadıklarını belirtmiştiniz. Bu bağlamda da bu İslami Birliğin bir an önce kurulması gerekliliğinin altını çizmiştiniz. Çünkü günümüzde bir uygarlıklar savaşı, bir uygarlıklar çatışmasının içinden geçtiğimizi belirtmiştiniz. Tabi ki bu çok ciddi bir durum fakat İslami Birliğin kurulması aşamasında birlikten çok çatışma gerçekleşmez mi sizce bunu nasıl değerlendiriyorsunuz.

ADNAN OKTAR: Eğer mesela Türkiye İran, Pakistan, Mısır sırf onlar bile kendi aralarında anlaşmış olsalar. Bu birlik hemen kurulur ve çatışmada olmaz çok güçlü bir birlik olur.

MUHABİR: Burada az önce söylediğiniz İslami Birliğin hoşgörü temelleri gerçekten çok ilginç bir nokta. Bütün farklı görüşleri kapsaması gerçekten önemli. Fakat Türkiye’de bazı internet siteleri bloklar ve yahu grupları var. Bunlar son dönemde ateizm gibi konuları tartışıyorlar internet üzerinde. Fakat Türkiye’de son günlerde şunu da görüyoruz bu internet siteleri bir bir kapanıyor ve Türkiye’de bazı çevreler bu sitelerin kapatılmasının ardında sizi görüyorlar. Burada tabi ki bu hoşgörüden söz ederken sizin bunların arkasında gösterilmeniz çok ilginç sizin böyle bir amacınız var mı gerçekten?

ADNAN OKTAR: Kapatılan internet siteleri bana ve arkadaşlarıma yönelik ağır hakaretlerde bulundukları için kapatıldı yoksa fikirlerinden dolayı kapatılmadı hakaret suçtur. Hiç kimse kendisine hakaret edilmesini istemez.

MUHABİR: Peki bu hakaret içeren kısımları çıkarıp geri kalan bölümlerin yayınlanmasına izin vermek mantıklı olmaz mıydı?

ADNAN OKTAR: Onu biz yapamıyoruz o mahkemenin kararı oluyor. Öyle bir düzenleme yok. Kapatıldığında eğer hakaret varsa sitenin tamamı kapatılıyor. Site o kısımları düzeltip çıkarttığında yeniden mahkemeye başvuruyor o zaman o hakaret olmayan kısmıyla o siteler açılıyor.

MUHABİR: Yazdığınız kitaplarda kıyamet hakkında söyledikleriniz çok ilgimi çekti. Çünkü bir takım işaretlerden bahsettiniz. Kuran’da da dile getirildiğini söylediğiniz bazı belirtileri örneklediniz burada. Tabi bunu çok olumlu bir şekilde dile getiriyorsunuz. Bu da ilginç ahir zaman hakkında. Peki ahir zamanın yaklaştığını gösteren işaretler nelerdir bize bunu anlatabilir misiniz?

ADNAN OKTAR: Ben yaklaşık İsa Mesih’in inişine yakın olacak alametlerle ilgili 300’e yakın alamet açıkladım bunu kitaplarımda yazdım. Bunlar mesela Afganistan’ın işgali hem İsa Mesih’in hem Mehdinin zuhuru alametidir. Irak’ın işgali, Kabe’nin baskına uğraması, Fırat Nehrinde bir baraj ile suyun kesilip su havzasının kuruması, Ramazan ayında 15 gün arayla ay ve güneş tutulmaları olması, güneşte büyük bir alamet oluşması ve buna benzer yine 300’e yakın alamet ben bunları çok detaylı anlattım internet sitesinde zaten bulabilirsiniz. Bütün bu alametler oluşmuştur ve çok kısa bir zaman periyodu içinde oluşmuştur. Yani 15–20 yıllık bir zaman periyodu içinde bu bütün alametler bir araya gelip oluşmuştur. Bu tam bir mucizedir. Bu İsa Mesih’in inişinin de çok yakın olduğunu, mehdinin zuhurunun da çok yakın olduğunun açık alametidir.

MUHABİR: Bu soru sanırım size daha öncede soruldu ama ben tekrar sormak istiyorum. Acaba Mehdi aramızda mı?

ADNAN OKTAR: Bence mehdi geldi.

MUHABİR: Peki siz acaba Mehdi misiniz? Böyle mi düşünüyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Çok benziyorum ama öyle bir iddiam yok. Yani dini inancım gereği hiçbir zaman için ölünceye kadar öyle bir iddiada bulunamam. Ama dış görünüm olarak gerçekten tam tıpatıp uyuyorum. Bir de peygamberimizin soyundandır mehdi bende peygamberimizin soyundanım. Seyitim. Ama ben mehdi ile ilgili size bir delil vereyim. Mehdiyi o şekilde tanıyabiliriz o daha doğru olur. Çünkü bu tip alametler her insanda bulunabilir. Ve bu alametlerle zaten bir insanın mehdiliği iddia edilemez. Ama mehdi olmasının kuvvetle muhtemel olacağı tek bir delil veriyorum size. İslam’ın dünyaya hakim olmasına vesile olan bir insan mehdidir bence kuvvetle muhtemel o mehdidir.

MUHABİR: Türkiye’nin önemine ilişkin birçok şey söylediniz. Doğu ile batı arasında bir köprü ülke olması ve laik bir ülke olmasının önemini birçok kez vurguladınız fakat bu sözünü ettiğiniz İslami birliğin oluşumunda bunun bu devrimin gerçekleşmesinde şu anda gerçekleşmesini istiyor musunuz ve Türkiye’nin İslami bir devlet olmasını istiyor musunuz?

ADNAN OKTAR: Türkiye’nin İslami bir devlet olmasına gerek yok. Zaten Türkiye bir İslam ülkesidir ama devlettin yani İslam devleti şeklinde belirlenmesine gerek yok. Çünkü devletin laik olması böyle bir birlik için çok çok elzem. Çok çok önemlidir.

MUHABİR: Size bir restoran sahibinin bana yönelttiği soruyu sormak istiyorum. Bu bahsettiğim kişinin üç küçük kızı var. Sözünü ettiğim kişi gerçekten endişe içinde Türkiye’nin geleceğiyle ve Türkiye’nin gelecekteki toplum yapısıyla ilgili endişeleri var. Kendi kızlarının büyüdükleri zaman istemedikleri halde kapatılmalarından endişe ediyor. Türban giydirilme zorunluluğundan endişe ediyor. Tabi size baktığımız zaman dine daha yakın bir kişi olduğunuz için kadınların gelecekteki toplumdaki konumları hakkında ne düşünüyorsunuz?

ADNAN OKTAR: O şahsın söylediği tehlike bizim içinde bir tehlikedir. Benim içinde bir tehlikedir. Öyle bir sistemi ben asla kabul etmem. Zaten İslam’ında kabul ettiği bir sistem değil o. O bir faşist sistemdir. Faşizmde zorlama vardır. Dinde zorlama olmaz. Özellikle kadınların üzerinde öyle bir baskı kurulması, zorla baş kapatılmaya kalkılması da zaten bir ahlaksızlıktır. Buna kimse tevessül edemez. Bu akılla mantıkla dinle açıklanır bir yanı yok bunun.

MUHABİR: Bir kitap yazmıştınız masonlar hakkında ve mason kurumunun Türkiye’deki etkileri hakkında. Burada bu kitabınızda masonların Türk toplumunu yozlaştırdığı ve çok ciddi olumsuz etkileri olduğundan bahsetmiştiniz. Fakat Tel Aviv Üniversitesi’nden yapılan açıklamalar sizin son dönemlerde karşılıklı görüş alışverişine daha açık olduğunuzu belirtiyor. Peki bu bağlamda masonlara ilişkin görüşleriniz değişti mi? Şu anda bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz.

ADNAN OKTAR: Masonlar Türkiye’nin de dünyanın da seçkin insanlarıdır. Ben insan olarak onları beğeniyorum kaliteli insanlardır. Sadece Darwinist, ateist eğitimin yanlış onlara empoze edildiğini düşünüyorum. Darwinizm modası geçmiş ilkel bir aldatmacadır. Yani böyle aydın aklı başında insanların böyle şeylere inanmasını kabul edemiyorum. Mantıksız buluyorum onları bilimsel yönden eleştiriyorum. Yoksa kişiliklerine şahsiyetlerine bir şey demiyorum ama Darwinist düşünce içerisinde onlar mecburen dine karşı da gizli şiddet uygulayan ve gizli baskı uygulayan bir sitemin parçası oluyorlar. Birde buna karşıyım.

MUHABİR: Tabi İslam Dünyasına baktığımız zaman Darwinizm’e inanan akademisyenler ve bilim adamları da var. Müslüman akademisyenler ve bilim adamları var. Peki hem Müslüman olup her Darwinizm’e inanmak mümkün mü?

ADNAN OKTAR: Tabi ki gerçek olsaydı mümkündü. Ama gerçekten Darwinizm yok. Eğer Darwinizm’e ait eğer ara fosillere rastlasaydık. Yani yeraltından yüz milyona yakın yaşayan fosil çıkarıldı. Bu yaşayan fosillerin hiçbirinin ara fosil olmadığını gördük, yani tek bir tane ara fosile rastlanamadı şu ana kadar. Dolayısıyla Darwinizm’in olmadığını yerin altındaki taşlar bize anlatmış oldu. Taşlar artık dile geldi ve insanlara konuştu neredeyse yaratılış var Darwinizm yok dedi. Ama biz yeraltında araştırma yaptığımızda gerçekten böyle ara fosillere rastlamış olsaydık. Yani yüz milyonlarca olması gerekiyor bunların. Bunlara rastlamış olsaydık biz derdik. Allah evrimle kainatı yarattı diyebilirdik. Canlıları yarattı derdik. Ama böyle bir şey yok bu bir yalan. Yalan olduğu içinde bunu açıklıyoruz. Mesela bir protein de tesadüfen meydana gelemiyor. İmkansız. Bilimsel olarak imkansızdır. Bir proteinin dahi tesadüfen meydana gelmesi imkansızdır. Dünyanın en kaliteli televizyonunda bile şu beynimde oluşan, sizin beyninizde olan görüntü oluşmaz. Benimde sizinde beyninizde şu an müthiş üç boyutlu bir görüntü oluyor. Mesela bir Sharp televizyon veya bir Phillips televizyon bu kaliteyi elde edemez.

MUHABİR: Bu söyledikleriniz çok ilginç çünkü bu yorumlarınız sizi bir anlamda George Bush’a yaklaştırıyor. George Bush’ta şu aralar Güney Amerika’da çok popüler bir düzeye ulaşmış olan yaratılış kuramının, yaratılış düşüncesinin önemli destekçilerinden biri bu çok ilginç.

ADNAN OKTAR: Evet fakat Amerika biliyorsunuz maalesef Darwinizm’in bilimsel olarak güya bilimsel görünümde dünya çapında en kapsamlı savunulduğu yerdir. Bütün üniversiteler, araştırma kurumları, Darwinist olan araştırma kurumları Amerika’da en güçlüdür. Darwinizm’i savunan sistem asıl Amerika’dan kaynaklanır ve bütün dünyaya oradan yayılır. Bu da malumunuz.

MUHABİR: 1998 yılında SRF ve sizin derneğinizle ilgili bir olay ortaya çıktı. Burada Türk akademisyenler ve Türk bilim adamları bazı suçlamalarda bulundular. Kendilerine zorla bazı açıklamaların yaptırıldığı yönünde suçlamalardı bunlar ve 1999 yılındaki mahkeme kararı gereğince bunlar bu kişiler bu suçlamalarda bulunanlar açtıkları davayı kazandılar ve kendilerine bir miktar para ödendi. Peki bu gerçekten oldu mu böyle bir baskı gerçekleşti mi?

ADNAN OKTAR: Böyle bir konu tam hatırlayamadım. Hatırlatabilir misiniz? Mesela İsim verebilir misiniz?

MUHABİR: İsim yok yanımda.

ADNAN OKTAR: Baskıyla ilgili herhangi bir mahkememiz olmadı. Yani ben zaten fikir hürriyetine taraftar olan bir insanım. Bu mümkün değil.

MUHABİR: Peki internette sizin hakkınızda yazılanlara baktığımız zaman bunun tersi bunun aksi yönünde iddialar var. Peki bunun nedeni ne olabilir. Çünkü siz yaşamınızda benimsediğiniz konuşma ve fikir özgürlüğü ideallerini bunun yansımalarını internette neden göremiyoruz?

ADNAN OKTAR: Mesela ben bundan önceki dönemlerde polis tarafından sebepsiz gözaltına alındım ve 72 saat emniyette tutuldum. Emniyeteyken yiyeceğimin içeceğimin içine kokain karıştırıldı. Ve benim kokain kullandığım iddiasıyla mahkemeye sevk edildim. Fakat mahkemede benim yiyeceklerime kokain karıştırıldığı ve bunun polis tarafından yapıldığı, gözaltındayken yapıldığı tespit edildi ve ben bundan beraat ettim. Karşımdaki ve arkadaşlarımın karşısındaki güç Marksist Ergenekon Örgütü. Böyle devlet içinde çok güçlü yapılanmış gizli ve sinsi bir gücün bu kadar basit şeyleri yapmaması zaten beklenemez tabi ki yapacaktır. Yapar ve yapmaya da devam ediyorlar. Mesela beni sebepsiz olarak 10 ay akıl hastanesinde tuttular. Cinayet işlemiş adam öldürmüş. Akıl hastalarının içerisinde tuttular. Bunu sağlayan gücü. Bunları yapan güçleri araştırmak lazım. Yani Ergenekon Örgütü devlet içerisinde adeta örümcek ağı gibi yayılmış. Onun için bunlar son derece kolay eylemler. Yani iftira atmak, hakaret etmek, komplo yapmak, oyun oynamak, çeşitli yerlere etki etmek onlar için bir sorun değil onun için biz bunlara şaşırmıyoruz. Eskiden beri devam eden bir sistem bu. Yani şeytana tabi olanlarla, Allah’a tabi olanların arasında bir mücadele var. Bu mücadelede bunlar son derece normal. Ben Allah tarafında olduğum için Allah’ı sevdiğim için bu tip olaylarla sürekli karşılaşıyorum ve karşılaşırım da ve bu devam eder de. Son derece makul görüyorum.

MUHABİR: Görünen o ki kendiniz için çok ilginç bir yaşam seçmişsiniz aynı zamanda çok da zor bir yaşam seçmişsiniz. Çünkü inişleri ve çıkışları çok keskin olan bir yaşam bu. Size baktığımız zaman çok güçlü yandaşlarınız olduğunu görüyoruz. Çok önemli sıkı dostlarınız olduğunu görüyoruz. Ama aynı zamanda çok da güçlü düşmanlarınız var. Peki bize hayatınız hakkında biraz daha ayrıntılı bilgi verir misiniz? En iyi anlarınız nelerdir.

ADNAN OKTAR: Ben sevgiden çok hoşlanırım. Yani sevdiklerimin arasında olmak, sevgiyi hissetmek. Mesela çiçeklerden çok hoşlanırım. Hayvanlardan hoşlanırım, çocuklardan hoşlanırım, güzel insanlardan hoşlanırım, güzel ahlaktan hoşlanırım. Güzel olan her şeyden hoşlanırım bunlar beni mutlu eder.

MUHABİR: Geçen ay alınan mahkeme kararıyla siz ve arkadaşlarınız çok ciddi suçlar nedeniyle üç yıl hapis cezası aldınız. Bu kararın ardında çok ciddi suçlar vardı. Bunların arasında genç kadınlara ilişkin bazı suçlamalarda söz konusu. Bu konuda bize bilgi verebilir misiniz? Ve temyize gidilecek mi? Bu yasal süreç hakkında.

ADNAN OKTAR: Evet tabi ki temyize gideceğiz ama bu tarzda ismi geçen mağdur olan bir kadın yok. Yani dosyanın içeriğinde yaşı küçük bu tarzda bir kadın yok. Ve bu tarz bir olay yok. Bu tamamen sanal bir iddia böyle bu iddiada bulunanın bunu evrakını, belgesini veya bunu söyleyen kişinin ismini söylemesi gerekir. Bu tamamen o zaman ölüm tehdidiyle ve işkenceye dayalı olarak alınan hayali iddialardır bunlar. Ölümden kurtulmak için bir insana her şeyi söyletebilirsiniz. Biz de o dönemde şiddetli işkencelere tabi tuttular. Arkadaşlarımızın birçoğunun vücuduna elektrik verdiler. Ve Filistin askısına astılar. Ölümle tehdit ettiler. Böyle bir ortamda insan canını kurtarmak için tabi ki polisin söylediği her şeyi kabul eder. Bizde kabul ettik. Ama bu onun doğru olduğunu göstertmez. Ama sonradan bize dediler ki siz bunu poliste kabul ettiğinize göre bu doğrudur. Bu son derece mantıksız ayrıca biz bunu söylediğimizde bu ifadeleri verdiğimizde zorla verdirilen bu ifadelerde yanımızda avukat yoktu. Türk kanunlarına göre bu ifade geçersiz oluyor. Bu geçersiz olan ifadeleri dayanarak biz mahkum edildik. Onun için biz bunun temyizde bozulacağını umud ediyoruz.

MUHABİR: Tabi Türkiye’nin insan halkaları tarihi tartışılabilir. Bu konuda ne kadar yetkin ve insan haklarını vatandaşlarını ne kadar koruyabiliyor. AB ye üyelik sürecinde de insan hakları çok önemli bir konu tartışılan. Peki siz AB konusunda ne düşünüyorsunuz. Türkiye’nin Avrupa Birliğinin bir üyesi olması durumunda sizce toplum genelinde olumlu etkiler yaşanacak mı?

ADNAN OKTAR: Tabi ki o zaman kanunlarda hukukta ciddi bir düzelme olacağını düşünüyorum. Hukuk kurumundaki aksaklıkların giderileceğini düşünüyorum. Çok çok faydalı olacağını düşünüyorum tabi ama Türkiye’nin Avrupa Birliğine, Türk İslam Birliğinin lideri olarak girsin istiyorum. Herhangi bir ülke olarak değil. Türk İslam Birliğinin lideri bir ülke olarak girmesini istiyorum. Bizim vakfımızın ve arkadaş çevremin ekonomik kaynaklarının illegal olduğuna dair polisin iddiası olmuştu. Sonra bunu devlet inceledi. Bunla ilgili devletin kurumları geniş araştırma yaptılar. Müfettiş raporları geldi arkadaşlarımızın kazancının tamamen legal olduğu, helal yollardan kazandıkları, gayri meşru hiç bir şey olmadığı devletin raporlarıyla sabitlenmiş oldu. Böylece dışarıdan para alıyorlar. Dışarıdan destek alıyorlar. İllegal kazanıyorlar iddiaları da tamamen ortadan kalkmış oldu.

MUHABİR: Peki vakfınız ve vakfınızın gelişmekte olan etkinlikleri için gereken para nereden geliyor.

ADNAN OKTAR: Benim arkadaşlarım genellikle aileleri de zengin olan insanlar fakat kendileri de çok başarılı işadamları yurt içinde de yurt dışında da çok başarılı ticari faaliyetleri var. Bunlarda zaten devletin denetimine açık devlete kazançlarının vergilerini veriyorlar. İllegal olan hiçbir şey yok. Birde herkesin gözü önünde olan dernekler şirketler yani kapalı olan gizli olan hiçbir şey yok.

MUHABİR: Öldürülmekten korkuyor musunuz Yada kim tarafından ölmekten korkuyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Müslüman olduğum için Allah’a inandığım için tabi ki böyle bir korku mümkün değil. Bir Müslüman için böyle bir inanç haramdır. Ve çok çirkin. Allah’ın verdiği canı Allah alır. Kaderde olan vakitte insan ölür. Bunun dışında hiç kimse hiç kimseyi öldüremez. Dolayısıyla beni bir kimsenin öldürmesine hiçbir şekilde korkmam. Nitekim bana 9 kere suikast girişimi yapıldı. Bunların bir kısmı silahlı, bir kısmı da kesici aletlerle yapılan suikastlerdi. Hiçbirinden yara almadan kurtuldum. Allah istemeden hiçbir şey olmaz ben görevimi yapmadan. Hiçbir şekilde ölmem ve öldürülmem. Allah bana dilediği bir vakit var. O kastettiği vakit gelmeden beni hiç kimse öldüremez.

MUHABİR: Son bir soru soracağım. Ölmeden önce hangi görevi tamamlamak istiyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Dünyaya bütün İslam’ın hakim olduğunu görmeyi çok istiyorum. Allah yaratırsa böyle bir nimeti, birde Hz. İsa ile kucaklaşmayı çok istiyorum.

MUHABİR: Adnan Oktar İslam kanalı adına konuğumuz olduğunuz için çok teşekkür ederiz.

ADNAN OKTAR: Ben de teşekkür ederim. Fakat montajda belki şu şey olabilir. Akıl hastanesinde tutulduktan sonra bir süre sonra askeri hastanede benim akıl hastası olmadığım ve akıl sağlığımın yerinde olduğuna dair rapor verip çıkarttılar. Yani daha önce verilen rapor akıl sağlığımın bozukluğuydu sonraki askeri hastanede verilen rapor sağlam olduğum yönündeydi. O şekilde hastaneden çıktım. Benim bulunduğum dönemde hastanede 7 kişi öldürülmüştü. Akıl hastaları 7 kişiyi öldürmüşlerdi. Bunu da montajda kullanabiliriz. Eğer uygun olursa. Bu kadar.

Birde bana ve arkadaşlarıma işkence yapan polisler 1000 küsur yıl hapis cezası talebiyle şu an yargılanıyorlar. Onu da söyleyebiliriz.

MUHABİR: Hükümet bu davayı yürütüyor değil mi?

ADNAN OKTAR: Evet, devlet yürütüyor. Bu polislerin de polis şefi mesela devlet tarafından görevinden alındı. Bu işkence iddialarıyla ilgili olarak görevinden alındı.

MUHABİR: İslam Kanalı adına konuğumuz olduğunuz için çok teşekkür ederim.

ADNAN OKTAR: Ben de çok teşekkür ederim. Çok memnun oldum. İnşaAllah tekrar görüşürüz.

Bu eser 245 kez incelendi.
Flv Dosyası (.zip) - 23 download
55.92 MB
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin.
Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
 
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Yorumunuz   :  
 
Tavsiyelerimiz
Bu Haber ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;
Sayın Adnan Oktar'ın TimeTurk Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Cem TV ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Denge TV ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Bosna TV ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın El Siglo TV ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Arnavutluk Vision Plus TV ile Röportajı - Haber
Bu eserin konusuyla ilgili yazarın diğer eserlerini görmek için tıklayınız.
ÇOK İNCELENEN HABERLER
Belgeseller 212 Televizyon Kanalında!
Ücretsiz 75 Adet MP3
Bedava mp3ler
Harun Yahya Eserleri Ramazan Ayı Boyunca Okuyucuları İle Buluşacak
Mevlid Kandili
ÇOK İNDİRİLEN HABERLER
Mercek Dergisi Artık İlmi Mercek Olarak 7 Temmuz 2004 Tarihinde Yayında - 1035 download
Araştırma Dergisi Artık İlmi Araştırma Olarak 7 Temmuz 2004 Tarihinde Yayında - 1008 download
Dinler Terörü Lanetler - 916 download
Dinler Terörü Lanetler - 865 download
Balkanlar Osmanlı'yı Arıyor - 836 download
Bu sitedeki tüm dökümanları, sitemizi kaynak göstermek şartıyla
telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Harun Yahya International © 2002.