 |
Geçtiğimiz günlerde, merkezi Washington'da bulunan, toplum, ekonomi ve çevre gibi konularda tüm dünyada araştırmalar yapan ve bunların sonuçlarını raporlar halinde yayınlayan seçkin kuruluşlardan biri olan World Watch Institute (WWI), 'Dünyanın Durumu 2003' başlıklı bir rapor yayınladı. Raporda dünyayı tehdit eden sorunlardan, insanoğlunun karşı karşıya kaldığı büyük tehlikelere hatta bunların gerçekleşmesi durumunda dünyada kaç nesil daha yaşanılabileceğinin tahminine kadar son derece çarpıcı açıklamalar yapılıyor. Salgın hastalıklardan, ekonomik sorunlara, ekolojik dengesizlikten, hava su ve toprak kirliliğine kadar çok çeşitli konulara dikkat çeken raporun sonuçlarına baktığımızda, bu sorunların ne kadar ciddi boyutlara ulaştığına tanık oluyoruz.
World Watch Institute, doğal kaynakların hızla tahrip edilmesine karşı bir an önce harekete geçilmesi çağrısında bulunuyor. Bu tahribatın insanlığın geleceğini tehdit edici boyutlarda olduğuna da önemle dikkat çekiliyor.
Raporda bahsedilen dünyada yaşamı tehdit eden ciddi problemleri yandaki tablodan öğrenebilirsiniz.
Sorunun Tek Gerçekçi Çözümü
İnsanoğlunun içinde bulunduğu bu son derece ciddi sorunlar karşısında gerçekten de bir an önce harekete geçmesi gerektiği ortada, ayrıca bu çözüm tüm dünyayı da içine almak zorunda. Öncelikli konu, tüm sorunların kaynağının tespit edilip, köklü bir çözüm politikası üretilmesi. Bunun için de detaydaki teknik sorunlarla ilgilenmek yerine, sorunun temel kaynağı olan insan faktörü üzerinde yoğunlaşılması gerekiyor. (Harun Yahya, Makaleler)
Dünyanın birçok ülkesinde israf büyük boyutlara ulaşmışken, savunma harcamalarına trilyonlar harcanıyorken her yıl hastalıktan ve açlıktan binlerce çocuğun ölmesinin nedeni imkanların yetersizliği değildir.
Burada sayılan problemlerin varlığından herkes haberdardır. Hemen her gün, gazetelerde, televizyonlarda bu gibi çaresiz, zavallı, kimsesiz ve muhtaç insanların görüntülerine rastlamak mümkündür. Birçok kimse bu insanların içinde bulundukları durumu görür, onlara acır. Ancak bir süre sonra konuştuğu konuyu ya da seyrettiği kanalı değiştirince veya okuduğu gazetenin sayfalarını çevirince bu insanların varlığını unutur. Çoğu kişi bu insanları bulundukları durumdan kurtarmak için bir çaba harcaması gerektiğini düşünmez. Ve "dünyada o kadar zengin ve güç sahibi insan varken o insanları kurtarmak bana mı kaldı" diyerek sorumluluğu başkalarının üzerine atar.
Oysa bu insanları kurtarmak, tüm dünyanın adalet, huzur, güven ve zenginlik içinde yaşanan, refah dolu bir yer olmasını sağlamak için zenginlik ve güç tek başına yeterli değildir. Örneğin dünyada çok sayıda zengin ve gelişmiş ülke olmasına rağmen Etiyopya'da hala insanlar açlıktan ölmektedirler. Onca gelişmiş teknolojiye ve dünyanın zengin kaynaklarına rağmen insanların bir tabak yemeğe muhtaç olmaları, zenginliğin ve gücün tek başına yeterli olmadığının en açık göstergelerindendir.
Zenginliğin ve gücün, bu zavallı ve muhtaç insanların yararına kullanılması için öncelikle insanların vicdan sahibi olmaları gerekir. Vicdan sahibi olmanın yegane yolu ise Allah'a imandır. Ancak imanlı insanlar, sürekli olarak vicdanlarını kullanarak hareket ederler.
Sonuç olarak, dünyadaki adaletsizliğin, kargaşanın, terörün, katliamların, açlığın, sefaletin ve zulmün tek bir çözümü vardır: Kuran ahlakının yaşanması ve yaygınlaştırılması için çalışmak...
Bu makale, Araştırma Dergisi 17. sayı (Mart 2003) 28. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 1.487 kez incelendi.
|
 |
|