Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 7829 tanesi Türkçe, toplam 9230 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
MUHABİR: Efendim bu akşam gerçekten önemli bir konuğumuz var. İstanbul’dayız konuğumuz aslında ismini söyleyince hemen hatırlayacaksınız Adnan Oktar kitap ismiyle Harun Yahya hoca. Hocam öncelikle bizi kabul ettiğiniz çok teşekkür ediyoruz bu söyleşiye en azından böyle bir imkanı bize verdiğiniz için. Biraz, Kıbrıslı izleyiciler sizleri yazdığınız kitaplardan biliyor 250'ye yakın eser var en son Yaratılış Atlası dünyada yine çok adı geçti ve evrim teorisine olan yaklaşımlarınızdan biliyor. Biraz oradan başlayalım, biraz sizden başlayalım biraz Kıbrıslı izleyiciler sizi tanısınlar. Sonra tabî ki sizin Kıbrıs ile ilgilide çok nacizane düşünceleriniz var onları da öğrenmek isteriz ama isterim ki önce birazcık sizi bilmeyenler en azından ya da ismen bilenler bile derinliklerine insinler sizi tanısınlar.
ADNAN OKTAR: Teşekkür ederim, sizler de hoş geldiniz. Öncelikle onu belirteyim, çok memnun oldum. Kıbrıs’tan kalkıp buraya geldiniz. Lütfettiniz şeref verdiniz. Kıbrıs bizim canımız, kalbimiz Kıbrıs bizim için çok önemli biliyorsunuz böyle vatan toprağından gelmenizde bizi çok sevindirdi yavru vatandan maşaAllah. Önce kitabımdan mı başlayalım yoksa nasıl?
MUHABİR: Evet önce kitaptan başlayalım 9 kiloymuş arkadaşlar verdi az önce ama maşaAllah yani bunu çıkarmak kolay değil tabi sizin 250 tanede eseriniz var.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
MUHABİR: Yani iki tanede 250 tanede eser kazandırmakta önemli.
ADNAN OKTAR: Şunu da müjdeliyim aslında kitaplarımın sayısı 300'ü aştı. 250 değil, o çok eskidendi.
MUHABİR: 250 demek ki, yeni kitaplardan haberimiz yok.
ADNAN OKTAR: Evet 300’ü buldu. MaşaAllah. Atlasımda Avrupa da çok şiddetli etki yaptı özellikle Fransa da çok şiddetli etki yaptı. Güzel etki yaptı. İtalya da çok sansasyon meydana getirdi. Diğer bütün Avrupa ülkelerinde öyle Amerika da çok etkili oldu. Bugün haber aldım Amerika da evrime inanmayanların sayısı %90 a çıkmış bu çok çok yüksek bir oran.
MUHABİR: Çok yüksek bir oran.
ADNAN OKTAR: Harun Yahya konusunun çok önemli olduğunu şimdi anladık gibide bir şeyler demişler. Bir gazete haberi vardı internetten indirdiler bana şimdi gelirken aceleyle getiremedim. Çok çok şaşırtıcı yani demek ki birbirlerine de anlatıyorlar insanlar arasında ciddi bir iletişimde var demek ki internet kanalıyla veyahut kendileri internete giriyorlar çünkü benim biliyorsunuz geçen yıl 35 milyon kitabım internetten indirilmişti. Bu sene daha başında 35 milyonu aştı maşaAllah. Şu an aşmış vaziyette Allah’ın hikmeti Darwinizm'in demek ki zemini boş kalmış bomboş kalmış kimsede o kadar ilgilenmediği için onlarda boş alanda istedikleri gibi at koşturmuşlar. Kitap ortaya çıkınca tam bir panik ve tam bir dağılma sürecine girdiler. Fransa özellikle bu konuda çok manidar açıklamalarda bulundu. Fransız tarihinin en büyük felaketi diyorlar. Kitapların dağıtılmasını yani çok.
MUHABİR: Çünkü şimdi bu işin aslında altında Fransa kaynaklı kuruluşlar var.
ADNAN OKTAR: Evet evet.
MUHABİR: Fransızlar özellikle işte bu evrim teorisini dünyaya pompalamaya çalışıyorlar ama.
ADNAN OKTAR: Evet.
MUHABİR: Herhalde bu dev eserle gerçekler gün yüzüne çıkmış oldu.
ADNAN OKTAR: Gökten tuğla yağıyor diyorlar başka bir gazetede.
MUHABİR: Gökten tuğla tuğladan daha ağır ama.
ADNAN OKTAR: Evet, maşaAllah.
MUHABİR: İçeriği de öyle muteviyatıda öyle peki hocam hazır bu kitaplardan başlamışken biz biliyoruz ki sizin Kıbrıs’la ilgilide yazdığınız kitaplar var. Kıbrıs’la da ilgili bir kitap yazmıştınız o kitabı yazarken nasıl başladınız? O kitabı biraz anlatır mısınız bize.
ADNAN OKTAR: Kıbrıs’la ilgili çok eserim var aslında bir tane iki tane değil birçok makalem var birçok eserler tabi.
MUHABİR: Dergilerde özellikle.
ADNAN OKTAR: Evet dergilerimde çok sık ele alıyorum. Kıbrıs bir kere gerçek anlamda bize ait bir toprak. Fakat Rumlar zamanında gelip yerleşmişler tamam bir şey demiyoruz orda belirli bir yerde yaşama hakları var onlarda bizim kardeşimizdir dostumuzdur makul görüyoruz. Ama aslıyla esasıyla halis olarak Türk toprağıdır orası Türk beldesidir. Oradaki insanlarımızda bizim kendi kanımız kendi canımız, kendi soyumuz, dindaşımız, kardeşlerimizdir. Allah’a şükür gidişatta iyi ben ta o zamanlar söylemiştim Kıbrıs’tan değil toprak bir çakıl taşı dahi vermeyiz dedik. Hakikaten öyle asla Allah’ın izniyle oradan çakıl taşı dahi vermeyiz. Çok şahane güzel bir belde çok büyük bir nimet çok stratejik bir yerde ayrıca askeri yönden de çok önemli ama cennet gibi bir yer çok büyük bir zevk yani Kıbrıs’ın bize ait olması büyük bir nimet. İnşaAllah bu yakın zamanda da bu tam oturacak sıhhatli hale gelecek bir süre sonrada inşaAllah Türkiye’nin bir ili olacak benim kanaatim inşaAllah normalde de öyle olması lazım gidişatta oraya gidiyor gibi görünüyor inşaAllah. Fakat tabi evet.
MUHABİR: Bugün yeniden yani hazır Kıbrıs sorununa girmişken hemen çıkmayalım. Bugün yeniden iki lider bir araya geldi. Türk tarafının hem Rum tarafının 3 Eylül’de bütünlüklü bir çözüm için kapsamlı bir müzakere başlama tarihini aldılar.
ADNAN OKTAR: Evet.
MUHABİR: İki liderin geçmiş yaşantılarına baktığımızda çok ortak hareket ettikleri zaman zaman buluştukları partilerinin yakın oldukları da bilinen bir gerçek iki lider Kıbrıs da bir barışa en azından hep söyledikleri bir şey var işte tek devlet tek egemenlik ve tek kimlik vurgusuna atıfta bulunuyorlar buna doğru gider mi? Bu gidişat olur mu? Yani, bu üçünde başlayacak görüşmelerin özellikle bugün cumhurbaşkanının açıklaması vardı görüşmeden sonra 2009 ortaları gibi Kıbrıs da tek egemenlik, tek devlet ve tek kimlik gerçekleşebilir diyordu siz nasıl görüyorsunuz bunu.
ADNAN OKTAR: Bir kere Türk kimliğinin tam anlamıyla tanınması oradaki insanların Müslüman olduğunun iyi bilinmesi şartıyla Türkiye’nin de orda federe idaresinin kabul edilmesinin şartıyla birleşme tabiî ki mümkün yani buna kimse bir şey demez ama herkes kendi yerinde kendi vatanında olacak herkes kendi topraklarında hür demokrat.
MUHABİR: Eşit.
ADNAN OKTAR: Eşit huzurlu barış içinde kardeşçe yaşayacak. Ticaret yapalım Rumlar bizim kardeşimiz. Onlarda bizim canımız bütün tarihimiz onlarla iç içe geçmiş yani bizim onlara karşı bir düşmanlığımız bir öfkemiz yok bilakis sevgimiz saygımız var onlara karşı muhabbetimiz var ne güzel Kıbrıs gibi cennet gibi bir yerde onlarla komşu olmak, kardeş olmak beraber yaşamak çok güzel.
MUHABİR: Osmanlıda yıllarca birlikte yaşanmış.
ADNAN OKTAR: Tabi tabi tabi onlar bizim canımız kardeşimiz yani ta Osmanlı döneminde de her zaman beraber yaşadık. Onların terzileri, sanatçıları, berberleri, manavı, kasabı hep şehirlerde her yerde bizlerle beraber olmuşlar.
MUHABİR: Siz sanat çıkışlısınız tabiî ki Rum eserlerini çok daha iyi bilirsiniz Rum sanatçılarını çok daha iyi biliyorsunuzdur.
ADNAN OKTAR: Evet, evet.
MUHABİR: Var mıydı sizin döneminizde o zaman da kalanlar var mıydı? Sanatçılar.
ADNAN OKTAR: Genelde tabi sanatçı insanlardır Rumlar böyle güzel huyludurlar. Müzikte olsun diğer sanat dallarında olsun yetenekli insanlardır neşelidirler, dışa dönüklerdir. Tabiî ki kardeşimizdir onlarda ama herkes kendi evinde olacak biz onlara komşu da gideriz onlar bize komşuda gelirler. Biz onlara ticarete gideriz onlar bize ticarete gelirler amma tabi ayrı ayrı olmasında çok büyük bir fayda var yani gidip biz onların evinde oturmayız onlarda gelip bizim evimizde oturmaz bu bir gerçek ama bu sevgiyi engelleyen bir şey değildir. Evlerde insanın ayrı olması zaten bir nimet, bir güzellik.
MUHABİR: Hocam, sizin ilmi bilginiz gibi dini manevi bilginiz de var bunu da zaten birçok eserinizde görüyoruz. Şunu sormak istiyorum Kıbrıs da geçmişte az önce bahsettiniz Rumların huylarını işte kardeşimiz dediniz. Geçmişte bazı kırılmalar oldu Rumlarla Türkler arasında çatışmalar oldu istenmeyen olaylar oldu. Bunların düzelmesinde neler yapılabilir? Çünkü halihazırda Rum tarafında da Türk tarafında da işte bu geçmişteki acıları unutamayan insanlar var. Bu noktada neler yapılabilir? Buna belki hem ilmi hem dini tavsiyeleriniz önerileriniz neler olur?
ADNAN OKTAR: Evet, aslında gerçek dindarlar ortaya çıkarsa Kıbrıs da her iki tarafta da öyle gerçek bir Hıristiyan gerçek bir Rum ne katliam tavsiye eder ne çetecilik yapar, ne kan döker bunlar sevgi doludurlar. Ama Makarios, malum o zamanlar sert, kan dökücü ve yırtıcı bir politika izlemişti. Grivas da o şekilde ama bunlar artık tarih oldu o zamanın cahilliği, o zamanın bilgisizliği içerisinde bunu yapmış olabilirler. Biz millet olarak kindar değiliz. Affetmesini de biliriz ama yeter ki bu ortam yatışsın her şey yerli yerine oturacaktır. Tabi kinden nefretten hiçbir şey çıkmaz. Yani intikam hislerinden de hiçbir şey çıkmaz bunlar boş işler bunu ne bir Müslüman yapar ne bir Hıristiyan yapar ne de gerçek bir Musevi yapar. En kısa zamanda hemen kardeş olup yaraları en kısa sürede tamir edip, tedavi edip yolumuza devam etmemiz lazım. Kıbrıs çok zengin olmaya ve daha da güzelleşmeye maddi ve manevi daha da güzelleşmeye çok uygun bir yer. Çok güzel bir yer.
MUHABİR: Yani siz Kıbrıs’ın geleceğini nasıl görüyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Kıbrıs.
MUHABİR: Bu açıdan baktığınızda çünkü Kıbrıs ta hep konuşulan hep söylenen bir şey var işte bir türlü sorunun giderilememiş olması hem ekonomik yapılanmayı hem de diğer yapılanmaları engelleyici etken olarak bu güne kadar gösteriliyor. Olası bir çözümden sonrasına her şey belki de planlar bırakılıyor. Hani şimdilerde sorgulanıyor hani hep her şeyi çözümün arkasına bırakmakta mı belki bir yerde yanlış hani bugünü de değerlendirmek gerekiyor.
ADNAN OKTAR: Tabiî ki.
MUHABİR: Siz nasıl bakıyorsunuz? Kıbrıs’ın geleceğini nasıl görüyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Sevgiyle yaklaşılırsa çözülmeyecek hiçbir şey yok yani samimiyet bir, sevgi iki. Allah inancı, Allah’ı sevmek, Allahtan korkmak güzel ahlakın zeminini oluşturur. Kıbrıs halkı zaten eskiden beri Osmanlı terbiyesiyle yetişmiş İslam ahlakını çok iyi bilen insanlar. Rumlarda eski Rumlar özellikle daha bilgililer daha dindarlar yeni gençlikte inşaAllah o yönde yetişiyor benim gördüğüm kadarıyla. Bundan sonra ben internetin, bilimin diğer imkanlarının yaygın olduğu dönemde televizyonların bu kadar aktif ve güçlü olduğu bir dönemde eski günlere bir daha döneceğimizi pek zannetmiyorum. Yani eskiden bir cehalet ortamı vardı. Bağlantı aşağı yukarı çok çok zordu insanlarla ama şu an öyle değil. Şu an bir genç istediğinde internete girip her şeyi öğrenebiliyor, televizyonlardan her türlü bilgiyi alabiliyor. İnsanlar artık çok çok aydın, daha bilgili daha şuurlu ve daha kültürlüler. Ben sorun çıkacağını zannetmiyorum. Yani özellikle Türkiye’nin olgunluğu karşısında onlarında sakinleşeceğini düşünüyorum.
MUHABİR: Bu dediğinizden hareketle şunu da söylemekte fayda var. Geçtiğimiz günlerde bir araştırma yapıldı. Rum, Rum gençliğinin özellikle İstanbul’u çok sıklıkla ziyaret ettikleri gözüktü ve yine aynı şekilde Kıbrıslı Türklerinde Atina’ya gittikleri yani anavatanları da ziyaret ettikleri gözüktü. Dediğiniz gibi bu gençliğe baktığınızda bunu görebiliyorsunuz. Hocam, şunu soralım Kıbrıs’ta tabiî ki din, dil anavatan Türkiye ile aynı Kıbrıs’ta Türkçe konuşuluyor Türkçe yazılıyor dinde yine İslam. Kıbrıs’ta da çeşitli İslami yapılaşmalar var bunlardan bir tanesi Şeyh Sait Kıbrisi onlarla hiç geçmişte temasınız oldu mu? Ya da onlara ilişkin bir değerlendirmeniz var mı? Onların da çünkü bir dergahları var Lefke bölgesinde ve dünyanın çok değişik yerlerinden çok değişik insanları ağırlıyorlar orda sizinde çok fazla seveniniz var dünya üzerinde hiç onlarla kontak kuruldu mu? Ya da Kıbrıs’tan size gelenler gidenler var mı? Onları biraz öğrenelim.
ADNAN OKTAR: Şeyh Nazım Kıbrisi Hazretlerini çok ama pek çok severim. Defalarca görüşmem oldu. Çok nezaketli, çok sevgi dolu, çok nezih bir insan hatta evimizde iki kere ziyaret etti. Normalde o yaşlı haliyle buna rağmen geldi. Gerekçe olarak ta ben kimsenin yanına gitmem normalde ama dedi. Beni çok seven oldu mu giderim dedi. Bu beni çok seviyor o yüzden geliyorum dedi. Hakikaten çok severim. Çok güzel ahlaklı bir insandır. Hem kültürlü, hem aydın hem sevgi dolu barışçıl makul bir insandır. İslam’ı güzel temsil eden bir insan. Avrupalılarda seviyor, Rumlarda seviyor herkes seviyor maşaAllah. Çok şekerdir. Yani çok hoş insandır. Yaşlandı şu an gerçi ama.
MUHABİR: Yaşlandı ama bakış açısı.
ADNAN OKTAR: Fakat maşaAllah.
MUHABİR: Bu sohbete girerken o yüzden sordum.
ADNAN OKTAR: Zinde maşaAllah.
MUHABİR: O yüzden sordum.
ADNAN OKTAR: Evet.
MUHABİR: Yani O da mesela çözümün barışın olmasından yana olduğunu.
ADNAN OKTAR: Evet, evet.
MUHABİR: Ve insancıl sevgi saygıyla birlikte sıkıntının ortadan kalkacağını söylüyordu. Dolayısıyla şimdi sizden tekrarlayınca bir yerde örtüştürdüm demek görüştünüz geçmişte.
ADNAN OKTAR: Evet, hem ben ziyaretine gittim. Hem o mübarek hocamız gelmişti. Çok benle ilgili sözleri vardır. Konuşmaları oldu hatta internette de bulabilirsiniz. Çok sevgi dolu bir insan bir de çok kültürlüdür gerçek bir aydındır. Bir de yani Müslüman olarak iftiharla gösterilecek bir insandır. Çok nüktedandır. Çok zekidir. maşaAllah. Çok severim.
MUHABİR: Çok zekidir. Onu söyleyelim zaman zaman onunla da röportajlar yapmıştık. Hemen ufak bir anekdot anlatalım burada zekasına ilişkin. Avrupa birliğinden gelecek bir para vardı. Kıbrıs’ta alınsın mı alınmasın mı diye tartışmalar varken “para gelmiş niye alınmasın canım bir sürü ihtiyaç var giderilir” demişti. O kadar da böyle hem zeki hem espriyi bir yerde kullanan bir insan.
ADNAN OKTAR: Evet, hayret edilecek bir nüktedanlığı var. Hayret edilecek şekilde hazır cevap, hayret edilecek şekilde dikkati açık yani olağanüstü ben çok şaşırıyorum maşaAllah.
MUHABİR: Peki Şeyh Nazım Efendiyle görüştüğünüzü söylediniz. Onun dışında Kıbrıs’tan size gelen size ulaşanlar var mı?
ADNAN OKTAR: Ben talebelerinden bazı değerli kardeşlerimle görüşüyorum zaman zaman gerçi biraz oldu yani görüşmeyeli ama sürekli bir bağlantım var yani sürekli unutmam çünkü Şeyh Nazım Hoca benim için çok değerli bir insan sürekli aklımda dua ederim onunda duasını isterim. Mümkün mertebede görüşmek istiyorum fakat ama şimdi o pek gelemiyor Türkiye ye benim de Kıbrıs’a gitmem biraz zor ama çok özledim görsem çok iyi olur tabi.
MUHABİR: Onun dışında yani ada genelinden baktığınızda yani Şeyh Nazımın kanalıyla değil de normal diğer kanallardan gelen giden? Çünkü şunu da açalım siz çok fazla konferans yapıyorsunuz Türkiye genelinde çok verimli konferanslar dizileriniz oluyor. Bunlara siyasetçilerde çok katılıyor. Türkiye’deki siyaset yapan isimlerinden birçok kişinin bu konferanslara katıldığı en azından biz biliyoruz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinden bu konferanslara katılanlar var mı? Davet edilenler var mı?
ADNAN OKTAR: Malum Kıbrıs’ta bir konferansımız olmuştu. Mehter takımını da oraya götürmüştük.
MUHABİR: 2003 yılında.
ADNAN OKTAR: Evet, inim inim inletti Kıbrıs ı. Çok da güzel olmuştu. Sayın Cumhurbaşkanımız Rauf Denktaş beyefendide katılmıştı. Seçkin bir zevat vardı profesörlerden paşalardan birçok kişi gelmişti. Türkiye den de gelmişlerdi oradan da gelmişlerdi. Çok iyi bir moral olmuştu Rauf Denktaş beyefendiye de o zamanlar biraz onun morali o zamanlar bozuk gibiydi.
MUHABİR: Bozuktu.
ADNAN OKTAR: Evet, moral toplasın diyerekten de ben özelliklede oradan bir güzellik olsun diye böyle bir tavsiyede bulunmuştum arkadaşlarıma nihayetinde çok iyi oldu bayağı güzel oldu.
MUHABİR: O dönem Denktaş’a hem o morali verdiniz hem de açık açık desteğinizi vermiştiniz.
ADNAN OKTAR: Evet.
MUHABİR: Şimdilerde ise yine sayın cumhurbaşkanının sıkıntıları var. Malumunuz Türkiye’de bugün en önemli konulardan bir tanesi Ergenekon operasyonu bugün yine Sayın Cumhurbaşkanımız Denktaş’ın açıklaması işte işin sonunu bana dayandırmaya getiriyorlar. Bir kelleyse gelip alsınlar gibisinden açıklamaları da oldu bugün siz tabiî ki daha önceki yazılarınızdan bu işlerin yeni olmadığını çok çok seneler öncesinden söylemiştiniz siz nasıl görüyorsunuz bu olayları Türkiye’nin şu anda içerisinden geçtiği süreç, bir yanda kapatma davaları, bir yanda Sayın Cumhurbaşkanının adının devamlı Ergenekon çetesinin içerisinde yer alması ya da medyanın bu şekilde üstüne gitmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Ben bir insanı durduk yere desteklemem ben Rauf Denktaş’ı o zamanlar bütün gücümle desteklemiştim. Kalben, manen, fikirlerimle düşüncelerimle desteklemiştim. Rauf Denktaş bence samimi bir insan, samimi bir Türk milliyetçisi. Çeteyle meteyle de işi yok alakası yok yani o tarz bir insan değil O. Ayrıca kimsenin de ona o gözle baktığını zannetmiyorum bakmazlarda yani. Herkes seviyor Türkiye’de de seviliyor adada da seviliyor. Emeklerini de kimse inkar etmez. Öyle bir şeyde olmaz ayrıca. Ama Ergenekon komünist örgütlenmesi hakikaten çok büyük bir tehlikedir.
MUHABİR: Siz bunu çok yıllar öncesinden söylemiştiniz.
ADNAN OKTAR: Tabi, tabi ben kitabımda yazmıştım bunu.
MUHABİR: Kitabınızda yazmıştınız.
ADNAN OKTAR: Tabi tabi.
MUHABİR: Biraz açalım o konuyu hazır sırası gelmişken gündem teşkil ediyor. Gerçekten bu işin derinlikleri o kadar 600, 700 yıllara gerisine gider mi? ve de Şu anda işte örgüt çözülmeye başladı ya da belli kişiler deşifre ediliyor. Örgüt yapısına baktığımızda işte siyaset var askeri kanat var. Değişik değişik şeyler çıkıyor. Nedir bu işin tam özü bide hep sorudur. Ergenekon adı sonradan mı çıktı yoksa eskiden beri teşkilatın adı Ergenekon muydu? Çünkü başka isimlerde hep yakıştırıldı.
ADNAN OKTAR: Evet, tabi yeni o isim verildi Ergenekon. Asıl ismi Ergenekon değil ben ona eskiden beri gazete ilanlarında da arkadaşlarımız onu defalarca açıkladı komünist derin devlet diyoruz. Yani, İttihat Terakki dönemine dayanıyor. Komünizmin yeni çıktığı dönem, Marks’ın, Hegel’ in fikirlerinin yaygın olduğu dönemlerde Osmanlı aydınları o fikirlerden etkilendiler. Ve gizli komünist oldular işin doğrusu Marksist ve ateist bir çizgiye girdiler. Bunu bir şekilde devlete aktarmak, millete aktarmak ve devlete ve milleti zamanla Marksist çizginin içine çekmek istediler. Ve bununla ilgili uzun vadeli bir plan yaptılar. Bu planında gereği olarak da, taa Mustafa Suphilerden başladı bu biliyorsunuz yani çok eskidir. Abdülhamit döneminde bile bunlar faaliyetteydiler. Zamanla gittikçe geliştiler geliştiler ama son aşamadaki şu gelişmeler çok iyi. Tabi kurunun yanında yaşta yanar bazen hatalı şeylerde olabilir ben onu önemsemiyorum ben insanların cezalandırılması kafasının ezilmesi taraftarı da değilim ben sadece örgütün faaliyetinin durması, Türk milletine yaptıkları bu zulmü, eziyeti, işkenceyi durdurmalarını istiyorum. Çünkü örgüt komünist derin devlet bir tek Türkiye’ye değil civar ülkelerin de başına bela. Yani diğer ülkelerin de başını ağrıtan bir sistem bu. Yani ucu bucağı yok. Yurtdışında da baş belası, Türkiye’de de baş belası. Meselelerini de kan dökerek hallediyor fikirle halletmiyor. Fikri yok zaten. Ama benim kanaatim komünist derin devlete en büyük darbe, Darwinizm'in yıkılışı olur. Çünkü Türk aydınını ilk zehirleyen sistem Darwinizm'dir. Darwinizm den sonra komünist derin devletin fikir sistemi tamamen değişti yani Osmanlı aydınlarının dindarlığı ortadan kalktı o zamanlar. Ondan sonra kendi güçlerini kaybettiler manevi güçlerini kaybettiler. Ondan sonra Marks ve Hegel çizgisine gitmeye başladılar. Daha önce Osmanlı bu şekilde değildi. Darwinizm'den çok şiddetli etkilendiler. Darwinizm şimdi son aşamada tam anlamıyla yıkılınca aydınlar anladılar ki gerçekten büyük bir aldatmacanın içine girmişler ve oyunun içine girmişler oradan komünizme bağlılıkları, ateizm ve materyalizme bağlılıklarını devam ettiremeyecek hale geldiler güçlerini kaybettiler yani moral güçlerini kaybettiler şu an o yüzden şu an pasifize vaziyetteler ve çok rahat dağılabilecek vaziyetteler. Hakikaten üstlerine gidildiğinde dikkat ederseniz karşı fikir getiremiyorlar şu an. Yani ölmüş hantal bir sistemin dağıtılması işlemi var şu an. Komünist derin devlet zaten fikren çöktü. Sadece cesedi kalmıştı. Şu an sadece cesedini temizliyor devlet. Yani ölülerini topluyor. Yoksa komünist derin devletin bir gücü kalmadı. Eskiden çok pervasız cinayetler işliyorlardı. Bombalama faaliyetleri yapıyorlardı. Fakat şu an onu yapacak adamda bulamayacak hale geldiler. Fikre inanan kalmadı. Manevi gücünü kaybetti örgüt. Avrupa’da da öyle Darwinizm'in yıkılışıyla bu tür kafa bu tip mantık süratle gerilemeye başladı. Devlet liderlerinin üsluplarını konuşmalarını dikkatlice izlerseniz hep dindar bir üsluba döndü eskiden materyalist, ateist bir üslupları vardı. Şu an bu üslup tamamen değişti. Hatta Avrupa da şu an Darwinizm’e inanma oranı %20’lere kadar düştü bu çok yüksek bir oran. Yani %80 yaratılışa inanma var Avrupa da, Amerika’da da %90. Amerikalılarda zaten doğrudan benim eserlerime bağlamışlar etkiyi. Fakat bu komünist derin devletin, Ergenekon çetesinin dağılmasından sonra Türk milletinde muazzam bir atak olacak onu söyleyeyim yani bu gelişmeyi durduran bir ataktır. Evet.
MUHABİR: Bunu konuşalım, Bunu biraz açalım. Bu Ergenekon olayları çıkmaya başladı işte bugün iddianameler mahkeme süreçleri falanda başladı. Bundan sonrası ne olur?
ADNAN OKTAR: Bundan sonra müthiş bir dirilme müthiş bir kendine gelme olacak çünkü.
MUHABİR: Yani, Herkesin beklediği bir kaos var bir felaket var.
ADNAN OKTAR: Hayır hayır.
MUHABİR: İç çatışmalar, darbe bekleyenler var.
ADNAN OKTAR: Hayır, hayır.
MUHABİR: İhtilal bekleyenler, her türlü beklenti var ve her türlü olumsuzluk pompalanıyor. Siz diyorsunuz ki bunların hiçbiri olmayacak.
ADNAN OKTAR: Hayır. Bir kere bizim ordumuz kahraman ordu. Sait Nursi’nin ifadesiyle kahraman ordu. Çok basit ve son derece akıllıdır bizim kahraman ordumuz. Ordunun haberi olmadan yapılmadı bu operasyon ordunun haberi var bundan. Böyle bir fitnenin böyle bir çete yapılanmasının Türk ordusunu rahatsız edeceğini herkes bilir. Ve onların bilgisi dahilinde yapılmış bir operasyondur bu.
Ve çok da güzel neticeleniyor. Ordumuz darbe heveslisi değil, yani demokrasiden yana ordumuz. Yani ordu, iktidar meraklısı değildir ordumuz. Ordumuzun öyle bir iddiası yok çaresizlik varsa ordu ve demokrasi tamamen tıkandıysa belki müdahale eder ordu. Ama şu an demokrasi tıkır tıkır işliyor. Her şey yolunda yani öyle bir şey için hiçbir sebep yok yani öyle bir sebepte kolay kolay oluşmaz zaten yani. Demirel’in bir sözü vardır meşru zeminde çare tükenmez diye.
MUHABİR: Meşhurdur o evet.
ADNAN OKTAR: Evet, Meşru zeminde çare tükenmez. Gayette güzel gidiyor. Bunun arkasında ne bir kaos var ne bir kargaşa var hiçbir şey yok. Sadece aydınlık var. Türkiye’nin süper devlet olması var. Türkiye Türk İslam aleminin lideri olacak 10 yıl, 15 yıl içerisinde bu açık açık söylüyorum herkesin içerisinde.
Bütün bölgenin lideri olacak, manevi lideri olacak.
MUHABİR: Son yapılan işte demiryolu tren biliyorsunuz birbirine bağlandı üç ülkede çok daha taze bunun temelleri atıldı bununla da alakalı ilişkileri sorduğumuzda Türkiye bu Türk dünyası içerisinde lider konumuna ulaştığı zaman herhalde eli daha da güçlü olacak.
ADNAN OKTAR: Tabiî ki, tabi ki.
MUHABİR: Bunun içerisinde birde Kıbrıs parçası var.
ADNAN OKTAR: Tabiî ki, Kerkük de diğer yerlerde hepsi düzelecek. Hatta Suriye’nin, Türkiye’ye bağlanması mevzu bahis. Bakın yakın bir zamanda bunu da göreceksiniz Suriye ile Türkiye birleşecek. Azerbaycan’la, Türkiye birleşecek,
İki devlet bir millet olarak. Bizim arkadaşlarımızın bu konuda ilanı çıktıktan hemen sonra Ermenistan devlet başkanıyla Azerbaycan devlet başkanı el ele tutuşarak bir resim çektirdiler. Biz dedik ki Ermeniler bizim dostumuz kardeşimiz eğer tarihte bize bir hataları bir yanlışları olduysa biz onları affediyoruz bizim öyle bir iddiamız, hırsımız, kinimiz yok. Onlarda böyle düşünsünler bizim gibi düşünsünler bir sevgi beraberliği dostluk olsun kardeşlik olsun en güzel neticeyi alalım şeklinde bir ilan yayınlandı günlerce yayınlandı hemen arkasından bu gelişmeler oldu. Recep Tayyip Erdoğan Beyefendi Başbakanımız, Azerbaycan’a gitti arkasından da bu sevgi gösterileri bu muhabbetler başladı. Sonra bu olaylar gelişmeye başladı. Bunlar çok güzel gelişmeler. Güzel gidişat, her şey dediğimiz gibi olduğunu gösterten bir delil aynı zamanda.
MUHABİR: Hocam, siz böyle söylediniz sonra bizim moralimiz yerine gelmeye başlıyor.
ADNAN OKTAR: Kesin doğru, kesin doğru.
MUHABİR: Böyle bir tabloda işte kapatma davaları bir yandan başlıyor, Ergenekon operasyonu bir yandan devam ediyor. Siz diyorsunuz ki 10–15 yıl içerisinde Türkiye hak ettiği noktaya gelecek ve bölgesinde güçlü ve ayakları yere basan bir ülke olacak ve diğer kardeş devletlere ki bunlardan bir tanesi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetidir onlarda bu güçlülüğünden faydalanacaktır.
ADNAN OKTAR: Tabiî ki, tabiî ki geleceğin Türkiye’sini tanıyamazsın görseniz. Yani bölgenin tam anlamıyla süper devleti olacak ve İsrail de kurtulacak bunun sonucunda, Ermenistan da rahatlayacak, Filistin de rahatlayacak ve İsrail tarihinde görülmemiş şekilde huzura ve güvene kavuşacak. Filistin sorunu kökten hallolacak bütün olaylarda kilit nokta Türkiye’dir. Ve açık açık talep var. Yani, Irak da talep ediyor. Türkiye ile birleşmek istiyor aslında Irak. Suriye de aynı şekilde Türkiye ile birleşmek istiyor ve Türkiye’nin idaresini istiyor. Ama devletler ayrı tabi. Bir manevi lider olarak yani Türkiye’nin başa geçmesini istiyorlar. Bunu Türkiye teklif ettiğinde.
MUHABİR: Osmanlıdan kalan borçların.
ADNAN OKTAR: Evet, aynısı evet evet.
MUHABİR: Tekrar yeniden doldurması gibi algılayabiliriz yani.
ADNAN OKTAR: Aynısı evet.
MUHABİR: Peki Hocam, şunu da soralım bu kadar güzel bir tablo içerisinde. Bu tablonun hayat bulması için şu andaki siyasi yapıyı da göz önüne almak lazım. İşte Ak Partiye açılan kapatma davası var, Türkiye’ de yeni oluşum arayışları var.
Sağda parçalanan partiler var. Sol da en azından arayışlar var bu konjonktür bu şekilde devam etmesine rağmen mi bu dedikleriniz hayat bulacak. Yani bu süreçle mi değişir tekrar Türkiye de bu arayışlar biter mi şu anda bu arayışlarda var baktığımızda bir sürü siyasal yapılaşmada var. Bu olumlu planın olumsuz yönü olumsuz bacağı var mı? Yoksa bu bacak hiç mi gündemde olmaz.
ADNAN OKTAR: Bir kere şunu açıkça söyleyeyim Sol Türkiye de hiçbir şekilde iktidar olmaz. Yani bu mümkün değil Türk milletinin yapısı klasik olarak sağdır. Yani ezici şekilde sağdır. En az yüzde 70-80’ni sağcıdır Türk milletinin. Sol bile sağcıdır. Hatta Deniz Baykal’ı incelediğimizde onunda bir sağcı olduğunu görüyoruz. Yani torunlarıyla camiye giden mukaddesatçı, maneviyatçı, milliyetçi klasik anlamda sağcı olduğunu görüyoruz. Ama sosyal demokrat yönünü tabi ayrı değerlendirmek lazım zaten her insan sosyal demokrat olması gerekir yani insanları kucaklamak onlara adalet dağıtmak, eşitlik ve adalet duygularını güçlendirmek çok önemli bir şey tabiî ki. AKP’nin kapatılması veyahut kapatılmaması hiçbir şey fark ettirmez. AKP zaten iktidara her halükarda gelir. Yani o kapatmadan kaynaklanan bir oy kaybı olmaz AKP’nin onu söyleyeyim. Yerine hemen bir parti kurulur ve normal yoluna devam eder yani hiç bir sorunda çıkmaz onda ama diğer sağ partilerde gittikçe güçleniyor şu an mesela MHP de güçleniyor. Ben MHP’yi de severim onu söyleyeyim eskiden beri beğendiğim bir partidir. Yani fikir olarak düşünce olarak beğendiğim bir partidir. Fakat gereksiz bir kargaşa edebiyatı yapılıyor.
MUHABİR: Bir kargaşa edebiyatı yapılıyor evet devamlı pompalanıyor.
ADNAN OKTAR: Bir kargaşa evet, evet.
MUHABİR: Hani az önce söyledik işte hep bir darbe beklentisi hep bir kaos beklentisi, hep bu beklenti tabi ekonomiye de çok büyük zararlar veriyor aslında
Baktığımızda bugün bir demiryolu temelinin atılması bu ülkelerin birbirine Türk ülkelerinin birbirine daha da çok yakınlaşması aslında hem ekonomik olarak da refahı artıracak hem de huzuru arttıracak şeyler ama bir yandan da bu hep bu pompalanıyor nedense içimize pompalanıyor bir kargaşa olacak işte AKP kapatılacak, darbe olacak, Ergenekon olacak yani devamlı bu pompalanıyor bir yerlerden.
ADNAN OKTAR: Bir kere Türk milletinin kaderi güzel. Açıkça söylüyorum herkesin gözü önünde olsun ben daha öncede ne söylediysem çıktı. Ergenekon örgütünü ben 10 yıl önce söyledim çıktı. İslam’ın gelişeceğini, İslam’ın güçleneceğini Türk – İslam Birliğine doğru Türkiye’nin gideceğini 10 yıl öncesinden söyledik bu da çıktı ve devam ediyor şu an ve gittikçe de güçleniyor. Ve şimdi yine açıkça söylüyorum hiçbir şekilde ne kargaşa olacak ne de bir aksilik bir uğursuzluk olacak çok çok güzel Türkiye gelişmeye güçlenmeye devam edecek. Çünkü manevi yapısı çok mükemmel Osmanlıdan gelen güzel bir ahlak yapısı vardır Türk milletinde. Bizim milletimiz bir kere çile ile yoğrulmuştur. Ruhen çok kaliteli güzel ahlaklı insandır Türk milleti yani misafirperver, şefkatli, merhametli, insancıl nereye giderseniz bunu görürsünüz. Bütün dünyaya model olacak bir ülkedir Türkiye. Mesela, Almanya’ya gitseniz siz bunu bulamazsınız. Bu dostluk anlayışını, sevgi anlayışını, bu sıcaklığı, insan sevgisini bulamazsınız. Onun için Anadolu da oluşan bu güzel ahlakın dünya için kaçınılmaz bir model olduğu açık.
Bunu yakın zamanda bütün dünya görecek. Yavaş yavaş yavaş gelişecektir. Bölgenin ağabeyi olarak bir çıkar peşinde değil Türkiye yani bir çıkarı olmayacaktır bundan dolaylı olarak bir çıkarı olacaktır. Çünkü zenginleşen bölgeden dolayı Türkiye de zenginleşecektir. Ama bu bir manevi hizmettir tabi bu maddi çıkar için yapılmaz. Manevi hizmet kastıyla yapılacağı için İnşaAllah bereketi de çok güzel olacaktır.
MUHABİR: Peki Hocam, güzel sözlerin arkasından aslında çok da fazla soru sormak da istemiyorum. Çünkü tabloyu öyle güzel bir çizdiniz ki gerçekten umut bir yerde verdiniz bize ama son olarak şunu sorayım Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne bu süreç içerisinde en azından konferans vermek, vermeyi düşünüyor musunuz? Ve yine şunu soralım Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetin deki insanlara net mesajınız ne olur? Onlara ne tavsiye edersiniz? Bu çizdiğiniz tabloyu da göz önüne alırsak en azından çözüm sürecinin yaşandığı şu günlerde, umutlanmaların olduğu şu günlerde onlara mesajınız ne olur?
ADNAN OKTAR: Birlik ve beraberliğe çok dikkat edilmesi gerekir. Parti ayrımı olabilir ama hepimiz kardeşiz bundan şiddetle kaçınılması gerekir. Yani sağcı, solcu, sucu, bucu gibi bir ayrıma gidilmemesi gerekiyor. Kıbrıs’taki bütün kardeşlerimiz hepsi bizim canımızdır. Hepsi, bizim derin sevgiyle sevdiğimiz kardeşlerimizdir. Tabi manevi yönüne çok ağırlık vermek lazım. Allah korkusu, Allah sevgisi, güzel ahlaka, samimiyete çok önem vermek lazım. Bu ruhu biz taşıdığımız müddetçe hiç önümüzde bir engel olmayacak inşaAllah. Bereketli ve güzel günler önümüzde, fakat birçok uğursuz ses duyabilirler uğursuz sözler duyabilirler bunların hiçbirine aldanmasınlar, hiç etkilenmesinler. Bunun o yönde bir etkisi olmaz. Mesela, bende bu yönde ilerlerken, yol alırken benim aleyhimde de birçok şeyler oluyor ama hiç etkilenmiyorum. Yıllardan beri bana da yapmadıklarını bırakmadılar biliyorsunuz. Doğru yolda giden her insana, her fikre, her düşünceye bir musallat olan şeytani bir sistem olur. Bundan hiçbir şekilde etkilenmemeleri ve gözlerini doğru yoldan hiç ayırmamaları gerekiyor. Biliyorsunuz bana yapmadıklarını bırakmadılar kokain iftirası attılar beraat ettim. Akıl hastası dediler askeri hastanede bozuldu. Cezaevine koydular, evet suçladılar beraat ettim. Falan feşmekan şimdi de çete lideri olması iddiası var.
MUHABİR: Çete de yine, Son olarak da.
ADNAN OKTAR: Evet, ben milletin gönlünde beraat ettim. Benim için hiç önemi yok isteyen istediğini diyebilir ben hiç ondan etkilenmem. Ben mahkemenin kararına saygı duyuyorum ayrı mesele fakat mesela, dava dosyasının baktığımızda dosyanın içi bomboş hiçbir şey yok. Ebru Şimşek diye bir çocuk buldular güya onla beni olumsuz yönde lanse etmeye kalktılar onu da ispat ettim sözünün iftira olduğunu. Benim bulunduğum evin tavanı asmolen düz tavan, o bayanın bulunduğu evde kirişler aşağı doğru sarkıyor. Sırf şu bile iki evin ayrı olduğunun net delili hiç alakası yok evle, yani, ben sonradan eve kiriş yaptıramayacağıma göre evin pencereleri tavandan tabana kadar benim bulunduğum evde, orada pimapen pencere evin duvarlarını yıkmam gerekiyor. Bir de eve kirişler eklemem gerekiyor evin hacmini değiştirmem gerekiyor evi tamamen yıkmak gerekiyor. Demek ki benle alakası yokmuş. Mahkemeye onu seyrettirdim. Avukatlarda seyretti, bilirkişi de hiç alakası yok dediler ve beraat ettim. Ne zaman bana oyun oynansa, yolumu Allah açıyor. Onun için Kıbrıs halkı da her zaman bir oyunla karşılaşabilir her zaman aksiliklerle karşılaşabilir. Allah’a sığınsınlar, doğru yollarına devam etsinler. Kıbrıs’ın geleceği, kaderi çok çok güzel. Avrupa’nın en güzel yerlerinden biri olacak en zengin yerlerinden biri olacak inşaAllah. Biz de gideceğiz Kıbrıs’a ayrıca kucaklaşırız kardeşlerimizle gözümüz Kıbrıs’ın üstünde.
MUHABİR: Onu da not alalım.
ADNAN OKTAR: Evet, gözümüz Kıbrıs’ın üstünde hiç gözümüzü ayırmıyoruz evet inşaAllah.
MUHABİR: Peki bu güzel mesajlarınızdan Rumlara da onlarda çünkü bizi hep Türk basınını çok yakinen takip ediyorlar. Onlara bir mesajınız var mı? Rum tarafına özellikle bu sinerjiden belki onlarda faydalansınlar diye düşünüyoruz.
ADNAN OKTAR: Rumlar, evet.
ADNAN OKTAR: Rumlar güzel insanlar, güzel huylu insanlar, böyle sevecendir Rumlar neşelidirler. Onlarla sofraları beraber olsun, beraber yiyip içsinler. Konuşsunlar beraber müzik dinlesinler onlar da bizim kardeşimiz yani. Hatta bize de çok benzer onlar, tip olarak da çok benzerler. Terbiyeleri de benzer onlarda Osmanlı döneminde, Osmanlı’nın terbiyesini almış insanlar. O ruh içerisinden gelen insanlar, yani artık komşu yani komşuya ne denir. Komşu sevilir zaten yani komşuyla iç içe yaşanır. Biz onlarla kardeşiz. Yani kıl kadar kalplerinde onlara karşı ne burkuntu ne bir öfke duymaları doğru olmaz. Bu da yakışık almaz. Sevgiyle yaklaşmalı yeterlidir. Onlarda Türk kardeşlerine saygıyla, sevgiyle yaklaşsınlar. Çok şahane, güzel, zengin, sıhhatli, güzel, iyi günler önümüzde inşaAllah.
MUHABİR: Peki hocam çok teşekkür ediyoruz.
ADNAN OKTAR: Ben de teşekkür ediyorum.
MUHABİR: Gerçekten çizdiğimiz tablo, bize bir kez daha söyleyeyim en azından bana şahsen umut verdi. Bu kadar kargaşanın pompalanmaya çalışıldığı medyada özellikle bu kargaşanın yaşanmaya çalışıldığı böyle bir ortamda İstanbul’dan bu tarz bir mesaj herhalde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne de büyük heyecan merak uyandıracaktır.
ADNAN OKTAR: Evet, İnşaAllah.
MUHABİR: Tabiî ki giderken sizin eserlerinizi de buradan Kıbrıs’a taşıyacağız en azından bu Darwin teorisinin çökmüş olduğunu ispatlayan bu yaratılış atlası da gene Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde de merak uyandıracaktır diye düşünüyoruz. Kısmet olursa da bir üniversitemizde konferans vermeye gelirseniz.
ADNAN OKTAR: Çok çok iyi olur.
MUHABİR: Söyleyelim ve sözü tatlıyla bağlayalım.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Kitaplarıma ulaşmak isteyenler, harunyahya.net ve harunyahya.org sitelerinden de ücretsiz olarak kitapları indirebilirler belki alamıyorlardır ama oradan ücretsiz indirebilirler. Kıbrıslı kardeşlerimiz, Rum kardeşlerimizde indirebilirler. Hepsine selam ediyorum hepsini çok seviyorum.
MUHABİR: Bu arada onu da söyleyeyim yani yaklaşık 7–8 yada daha da fazla dilde çevirisi var değil mi?
ADNAN OKTAR: Evet, evet 60 yabancı dile çevrildi.
MUHABİR: 60 yabancı dilde?
ADNAN OKTAR: Bütün kitaplarım tamamen.
MUHABİR: Biz 7–8 dedik ama neyse hocamıza çok teşekkür ettik. Gerçekten 60 küsur dilde çeviri yapılmış ve 300’ e yaklaşan eserleri. Dediğim gibi sizi tekrar önümüzdeki aylar yıllar içerisinde gerek Kıbrıs da görmek gerek burada görmeyi arzu ederiz. Bu çizdiğiniz tablo en azından şu anda belki kafalarında bu kargaşa pompalanan insanlara bir umut olacaktır bir çıkış noktası olacaktır. Türkiye’nin az önce sizin çizdiğiniz bu tabloda olması bölgede bir ağabey olması herkes için önemli tabiî ki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti içinde önemli çünkü bugün Kıbrıs da bütün alt yapıların bütün çakılan çivilerin arkasında Türkiye Cumhuriyeti’nin desteğinin kaynaklarını biz bir kere görüyoruz. Ne diyelim, dedikleriniz inşaAllah daha önce dedikleriniz gibi gerçek olur.
ADNAN OKTAR: Kesin doğru bana güvensinler, gerçekten gelecek çok çok güzel. Alametlerinin tamamı çıktı çünkü. Muntazam bir tarihi gelişme var yani bir doğrudan bir yükseliş var. Ve yükseliş de devam ediyor bir kısmını gören oluyor bir kısmını göremeyen oluyor. Görülmeyen kısmı daha da büyük çok güzel bir gelişme var zaten kısa süre sonra neticelerini almış olacaklar görecekler gönülleri çok rahat olsun inşaAllah.
MUHABİR: Yani süreçte kısa diyorsunuz bu kadarda iddialısınız ben buna da.
ADNAN OKTAR: Tabi tabi, yani bak son günlerdeki tırmanışa dikkat ederseniz daha iyi anlarsınız. Her yerden yabancı komşu ülkelerden sürekli birleşme sinyalleri geliyor ve birleşme alametleri yoğunlaştı dikkat ederseniz.
MUHABİR: Bu alametler dediğiniz şeyler?
ADNAN OKTAR: Mesela, Azerbaycan, Gürcistan, Ermenistan’ın Türkiye’ye son zamanlardaki yaklaşımı çok net, çok sarih. İsrail diyor ki, siz diyor 10 asker 1 tane çavuşla bölgeyi yönetiyordunuz biz bu kadar askerle burayı yönetemiyoruz diyorlar. Ve Osmanlı döneminin özlemi içerisindeler. Suriye alenen Türkiye ile birleşmeyi istiyor, alenen. Yani, bugün resmi teklif yapılsın bir haftanın içinde karar verir Suriye adeta öyle bir konumdalar. Irak zaten kan gölü gibi biliyorsunuz. Yani Türkiye’nin ağabeylik yapması durumunda, Irak anında süt liman olur ve konu tamamen kökünden hallolur. Bunu hepsi görüyor. Filistinlilerden gelen heyetler Türkiye ye gelen heyetler hep bunu teklif ediyorlar ve hep bunu talep ediyorlar. Türkiye’nin ağabeyliği çok hayati hale geldi artık bu bölgede. Çünkü Amerika bu işi yapamıyor, Avrupa da yapamıyor, Rusya da yapamıyor bir boşluk var. Bu boşluğu ancak Türkiye doldurabilecek konumda. Buda zaten insani, ahlaki ve imani bir görev. Türkiye de bu göreve zaten talip. Osmanlıdan gelen bir mirasın devamı olarak bunu yapacak bunu herkes görecek inşaAllah.
MUHABİR: İnşaAllah diyelim, inşaAllah ile de bitirelim hocam.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah, inşaAllah.
MUHABİR: Çok teşekkür ediyoruz.
ADNAN OKTAR: Ben de teşekkür ederim. Bütün Kıbrıslı kardeşlerime selam ediyorum hepsine. Saygılar sunuyorum hepsine, sizlere de teşekkür ediyorum.
MUHABİR: Efendim, İstanbul’da gerçekten önemli bir konuk verdiği mesajlar gerçekten net. Bu kaos ortamında çizdiği tablo belki de bir yerde ufkumuzu açtı. Tekrardan umut tanelerimizi kabarttı. Onu Harun Yahya ismiyle eserlerinden, Adnan Oktar’la da renkli kişiliğinden biliyoruz. Kendisine çok teşekkür ederiz.