Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 7969 tanesi Türkçe, toplam 9386 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Bunları Biliyor musunuz?: Fokların Sert Kış Koşullarında Nasıl Rahatlıkla Yaşadıklarını... - TÜRKÇE
Eylül 2008
Fok balıklarının yaşadığı bölgelerde hava, bahar aylarında bile en fazla -50 derece sıcaklıktadır. Ancak bu, fokları hiç etkilemez. Çünkü, kürkleri ve vücutlarında depoladıkları yağlar üşümelerini önler. Foklar kalabalık sürüler halinde yaşarlar. Nasıl olup da bu kalabalık sürünün içinde anne fok yavrusunu tanır? Diğer pek çok canlı gibi anne fok da, doğumdan sonra yavrusunu koklar ona dokunur. Bu sayede yavrusunun kokusunu tanır ve onu başka yavrularla hiç karıştırmaz.
Yavrular bebek yağı denilen bir yağla kaplı olarak doğarlar. Küçük vücutları bu yağ sayesinde sürekli sıcak kalır. Memelilerden çok azının yavrusu fok yavruları kadar hızlı büyür. Üç hafta içinde yavru, ağırlığının üç hatta dört katına çıkar. Çünkü fokların sütü en iyi inek sütünden on iki defa daha yağlıdır ve dört kat daha fazla proteinlidir. Bu, yavrunun çok hızlı büyümesini sağlar. Anne fokun özel sütü bebek fokun vücudunda hemen koruyucu-yağlı bir tabakaya dönüşür.
Allah yarattığı her varlığı en güzel şekilde rızıklandıran ve her türlü ihtiyaçlarını eksiksiz olarak yaratandır.
Meerkatların Topluluklarını Nasıl Koruduklarını...
Meerkatlar topluluk halinde yaşarlar. Aralarında örnek bir dayanışma vardır ve bu onlar için hayati önem taşır; çünkü yaşadıkları bölge birçok tehlikeyle doludur. Meerkatlar her sabah önce güvenlik kontrolü yapar ve sonra yiyecek bulmak üzere araziye dağılırlar.
Bu toplulukta her bireyin farklı bir görevi vardır. Örneğin bazı Meerkatlar diğerlerinin güvenliği için nöbet tutarlar. Kızgın Güneş'in altında saatlerce hiçbir şey yemeden ve içmeden beklerler. Nöbetçi, bir tehlikeyle karşılaşınca alarm vererek arkadaşlarını uyarır. Bunu duyan diğer Meerkatlar, yuvalarına koşup saklanırlar.
Grubun en büyük sorumluluğu ise, yavruları korumak ve yetiştirmektir. Genç dişiler yavrulara bakmakla görevlidirler. Her gün bir Meerkat yuvada kalarak yavrulara bakar. Sürü içindeki yardımlaşma ve işbirliği yavruların güvende olmalarını sağlar. Meerkatlar arasındaki dayanışma ve fedakarlık, Allah'ın bu canlılara öğrettiği davranışlardır. (Darwinistler Bize Sorun)
Bir Hadis …
"... İbn-i Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu demiştir: Bir (mü'min) kulun sırf Allah rızasını talep etmek için yuttuğu bir öfke yudumundan Allah katında sevap bakımından daha büyük bir yudum yoktur. (Mace, Cilt10, Syf.462)
Şeytanın Devamlı Boş Vaatlerde Bulunduğunu...
İnsanların birçoğu Allah'ın varlığını bilir ve kabul ederler ama O'nun kudretini gereği gibi takdir edemezler. Yanılgıya düştükleri konu Allah'ın varlığı değil, Allah'ın sıfatlarıdır. Örneğin, Allah'ın kullarına karşı çok lütufkar, bağışlayıcı ve merhametli olduğunu düşünürler de, inkarcılardan intikam alan, onlara azap eden, kahreden sıfatlarını düşünmeye pek yanaşmazlar. Allah'ı gereği gibi takdir edemeyen, yaptıklarının karşılığında ceza göreceğine inanmayan bir insan da her türlü kötülüğü, zulmü rahatlıkla yapabilir. Allah'ın yasakladığı, haram kıldığı her türlü suçu işleyip, sonra da "nasıl olsa Allah affeder" gibi gerçeklerden uzak sapkın bir düşünceye kapılabilir. İşte bu yüzden şeytan insanlara hep bu yönden yaklaşır ve insanların kendilerini "nasıl olsa affedilirim" düşüncesiyle kandırmalarına neden olur. Oysa bu insanlar büyük bir yanılgıya düşmüşlerdir. Çünkü Allah tevbeleri kabul eden ve affedici olandır, ancak aynı zamanda da sonsuz adaleti ile her yapılanın karşılığını eksiksiz olarak verendir. İyilik yapanlarla kötüler bir tutulmayacak, dünyada da, hesap gününde de herkes hak ettiğiyle karşılık görecektir.
Ancak şunu da belirtmeliyiz ki, her insan yaşadığı müddetçe hata yapabilir ve işlediği suçlardan, yaptığı hatalardan dolayı pişmanlık da duyabilir. İşte bu yüzden insan dünyada bulunduğu sürece bağışlanmak için Allah'a tevbe edebilir. Ancak insanın bir hataya düştüğünde önem vermeyip "nasıl olsa bağışlanırım", "nasıl olsa affedilirim" diye düşünmesi değil, hemen samimi bir şekilde Rabbimiz'e yönelmesi ve hatasını düzeltme konusunda kesin bir kararlılıkla tevbe etmesi gerekir. Önemli olan insanın Allah'a karşı samimi ve dürüst bir kul olmasıdır. Ancak bundan sonra Allah'ın bağışlamasını umabilir. (Allah Korkusu)
Bu eser 124 kez incelendi.
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin. Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Tavsiyelerimiz
Bu Makale ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;