Harun Yahya, harun yahya
E-mail :
Şifre :
Beni Hatırla
 
Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 7813 tanesi Türkçe, toplam 9213 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
 OTHER LANGUAGES :
Konularına Göre Eserler:
 Ana Sayfa  / Haberler /  Sayın Adnan Oktar'ın Azerbaycan Gazete 525 ve ATV ile Röportajı
TR Arama: 
 ESERLER
Kitaplar (266)
Cep Kitapları (72)
Kitapçıklar (13)
Dergiler (180)
Belgeseller (253)
Ses Kasetleri (100)
CD'ler (11)
Web Siteleri (157)
Makaleler (6634)
Posterler (17)
Afiş Sergisi (48)
Harun Yahya'nın Tüm Eserler Listesi
DİĞER LİNKLER
Site Hakkında
Harun Yahya Hakkında
Basında Harun Yahya
Türkiye'den Yankılar
Dünyadan Yankılar
İlanlar
Röportajlar
Ramazan Sayfaları
Haber Arşivi
Yardım Sayfası
Bize Ulaşın
Detaylı Arama
Satış Sitesi
Kampanyalar
Nasıl Yardımcı Olabilirsiniz
GEÇEN HAFTA ÇOK İNDİRİLENLER
Allah'ın Sonsuz Delilleri
Allah'ın Sonsuz Delilleri - CD - 284 download
Kuran Mucizeleri 4 - Belgesel - 229 download
Atom Mucizesi - Belgesel - 157 download
Hazreti Nuh - Belgesel - 122 download
Matrix Felsefesi - Belgesel - 97 download
Haber : Sayın Adnan Oktar'ın Azerbaycan Gazete 525 ve ATV ile Röportajı
Ağustos 2008


Sayın Adnan Oktar'ın Azerbaycan Gazete 525 ve ATV ile RöportajıMUHABİR 1: Önce yani bizim içinde meraklanan bir konuya dokunmak istedik. Yani, Sizin bir din adamı olarak fikrinizi bilmek istedik. Türkiye de ki, mevcut siyasi ve dini durumu siz nice değerlendirirsiniz? Sizce Türkiye doğru yolda mı ilerliyor şimdi?

ADNAN OKTAR: Türkiye İslam alemi için gerçekten örnek bir ülke. Yani, hem Türk milliyetçiliğini güzel anlayan ve güzel uygulayan, İslam’ı da çok güzel anlayan ve çok güzel uygulayan, laikliği de güzel özümseyen bir yapısı var. Fakat İslam dinini gerçekten en iyi uygulayan, en iyi yaşayan ülke olduğunu bütün İslam ülkelerinin hepsi kabul eder. Yani gerek temizlik olarak, gerek anlayış olarak, gerek yaşantı olarak, gerek takva olarak hakikaten çok titizdir Türkiye. Belki bu Osmanlı mirası olduğu için Osmanlıdan gelen alimlerin etkisi de olmuş olabilir. Allah bir şekilde bu güzelliği meydana getiriyor o yüzden Türk-İslam aleminin liderliğine de Türkiye’nin çok uygun olduğunu düşünüyorum.

MUHABİR 1: Sizin geniş propaganda imkanlarınız var. Yani, sizin eserleriniz, fikirleriniz birkaç dile tercüme olmuş, Azerbaycan’ca ya da yani Azerbaycan Türkçesine de tercüme olmuş. Sizin faaliyetinizde Türkiye’de ki hakim dairelerden maddi ve manevi destek alır mısınız ve umumiyetle hakim Adalet ve Kalkınma partisiyle sizin kendinizin münasebeti nasıldır?

ADNAN OKTAR: Yok, yani resmi destek yok.

MUHABİR 1: Ama gayri resmi var.

ADNAN OKTAR: Gayri resmi yani mesela, vakıflar, dernekler, basın, partilerin mensupları, tabi bu anlamda çok çok büyük bir destek var. Yani bütün tarikat mensuplarından olsun, dini cemaatlerden olsun, milliyetçi kesimden olsun, ülkücü gençlerden olsun, hepsi hem çok severler sağ olsunlar, hem saygı duyarlar hem de manen desteklerler.

MUHABİR 1: En çok desteği kimden görürsünüz?

ADNAN OKTAR: En çok desteği Türkiye de sağcı kesim tabi, sağ kesim yani %70'dir. Türkiye de her zaman %70'lik bir sağ kesim vardır. Onların tamamında bir muhabbet ve sevgi vardır. Yani antidarwinisttir onlar, Darwin'e inanmazlar biliyorsunuz, Allah’ın varlığına inanırlar. Bizim milletimiz böyle coşkulu bir devlettir yani hak oldu mu, hakikat oldu mu, Allah’ın izniyle ölümüne onun üstüne gider ve var gücüyle de savunur. Mesela, vatan savunması, din savunması, bayrak savunması denince de çok heyecanlanırlar. Onun için benim böyle güzel bir faaliyet içinde olmam onlara çok şevk veriyor çok sevinç duyuyorlar. Yani, komünizme karşı mücadele vermem, Darwinizm'e karşı mücadele vermem, faşizme, emperyalizme karşı ilmi mücadele vermem tabi onlarda bir heyecan meydana getiriyor ve dolayısıyla destekliyorlar.

MUHABİR 1: Yani, hükümet de bunun içine dahil mi?

ADNAN OKTAR: Hükümetin resmi desteği yok. İşin doğrusu yok. Ama yani mesela, AKP’ye oy verenlerin çok büyük bir bölümü beni destekler bu doğru, ama resmi olarak tabi yok öyle bir destek.

MUHABİR 1: Umumiyetle sizin AKP’ye münasebetiniz, kendinizin münasebetiniz nicedir?

ADNAN OKTAR: AKP’yi, Tayyip Erdoğan’ı ben İstanbul Belediye Başkanlığı döneminden tanırım. Yani şahsi bir tanışmışlığım yok ama arkadaşlarım tanıyorlardı. Saygı duyduğum, sevdiğim bir insan bence çok samimi, Anadolu insanı, gerçekten dindar bence samimi dindar. Gerçekten Türkiye’nin de iyi olmasını istiyor. Dünyadan da bir hırsı bir çıkarı yok. Yani maddi birikmiş bir şeyi de yok. Eğlencesi, dünyevi bir keyfi bir şeyi de yok. O yüzden ben samimi olduğuna samimi olarak inanıyorum.

MUHABİR 1: Adnan Bey bu faaliyetinizde yani bu geniş bir propaganda yaparsınız. Yani bundan sonra siz, artık özünüz yani geleceğiniz için bir siyasi meydana girmek niyetiniz var mı? Diyelim ki, bir milletvekili adayı olmak, yani bir siyasi arenaya girmek, böyle bir niyetiniz var mı?

ADNAN OKTAR: Benim fikirlerim iktidar oluyor. Benim şahsımın iktidar olması gibi bir konu yok. Ben, böyle bir konuya yaklaşmam. Yani, siyaset konusu benden uzak. Yani bir siyasi lider olma gibi böyle bir hevesim yok. Böyle bir isteğim de yok ama fikirlerimi iktidar yapma düşüncem vardı. Allah’a çok şükür şu an benim fikirlerim iktidar. Yani düşüncelerim iktidar, kendim evdeyim ama fikirlerim iktidarda. Yani daima böyle oldu. Daha önce de öyle oldu. Yani, Türk – İslam Birliği açısından da, maneviyata ve mukaddesata yönelik değerlerin yüceltilmesi yönünde de, fikrimi savunan bir iktidar var ama aynı şekilde MHP de böyledir. Yani, MHP de anti Darwinist'tir. Anti materyalist, antikomünist, antifaşist bir partidir. Ve gücüyle vatanın, milletin, dinin, imanın hizmetindedirler. Dolayısıyla, onların fikriyle benim fikrim uyuşma halinde, dolayısıyla benim bir siyasi iktidar hırsım oluşması için bir sebep de yok. Yani, zaten mevcut siyasiler bunu çok güzel yerine getirebilecek kapasite ve güçtedirler.

MUHABİR 1: Peki kamuoyunda nasıl orada da iktidar mı?

ADNAN OKTAR: Kamuoyunda da tabi, yani Türkiye genellikle hep dindardır. Mesela, benim fikirlerim Darwinist düşünceye karşı bir mücadeleydi. Allah’a çok şükür şu an Türk Milletinin %90’nı Darwin'in karşısında anti Darwinist'tir Türkiye. Ve Avrupa’da bu konuda birinciyiz. İftiharla söylüyorum yiğit Türk milletinin bu güzel özelliği bu güzel hasletini iftiharla açıklıyorum. Avrupa birinciyiz. Allah’a inanmada en yüksek oran Türkiye dedir. Yani, yaratılışçılık dünya çapında en yüksek Türkiye dedir. Bunun da tabi, müsebbibi, buna vesile olan da işin doğrusu benim eserlerim, benim kitaplarım bunu kimse inkar etmiyor. inşaAllah.

MUHABİR 1: Siz de bugün dünya Müslümanlarının sayısı 1 milyardı. Lakin İslam dünyası ve Müslüman ülkeleri, batıyla mukayesede geride kaldılar. Sebep sizce sebep nedir. İslam’ın yani bugünkü devirle yaklaşmaması mı yoksa Müslümanların İslam hayatına, İslam’ı kendi hayatlarına tatbik edemeyişleri mi?

ADNAN OKTAR: İslam’ı çok yanlış yorumladılar. Belki iyi niyetle yaptılar ama İslam’a çok şey ilave ettiler. Fazlalaştırdılar mesela biri bin yaptılar. Mesela, Kuran bir söylüyorsa onlar 999 tane daha ilave ettiler. Bu sefer dini içinden çıkılmayacak hale getirdiler. Bir garip hale getirdiler. Mesela, sanatı ve bilimi adeta yasakladılar. Halbuki sanat ve bilim telakki için çok önemlidir. İlerlemek için çok önemlidir. Ve Allah’ın bir nimetidir. Bilime pek ehemmiyet vermediler. Bunun sonucu da tabi bir malubiyet ve gerileme oldu. Askeri alanda da buna gerek duymadılar. Yeni teknoloji, yeni bilimi, yeni araştırmaları önemli görmediler. Ama en kötüsü Darwinizm'e inandılar. Yani en berbat olan şey bu oldu. Osmanlı aydınını ve Osmanlıyı yıkan Darwinizm'dir. Başka hiçbir düşünce, başka hiçbir şey yoktur.

Darwinizm’in Osmanlı’ya girişi ile beraber Hegelcilik, Marksist düşünce Engels’in düşünceleri ve felsefesi bütün Anadolu’ya, bütün Osmanlı ülkesine aydınlar arasında yayıldı. Bunun sonucunda da manevi güçlerini kaybettiler. Çünkü o zaman dine sahip olma arzusu kalmadı içlerinde. O zaman da büyük millet olma arzusu kalmadı. O zamanda işte bu fitneler ortaya çıktı. Komünist derin devlet o zamanlar harekete geçti. Sonradan bunun adı Ergenekon şeklinde değiştirildi. Gelişti biliyorsunuz. Amaç, Türkiye’yi küçülebildiği kadar küçültmek, parçalanabildiği kadar parçalamaktı. Aslında doğu komünist Türkiye, Batı komünist Türkiye diye ayıracaklardı ama bundan da yetinmeyeceklerdi aslında. Batı Komünist Türkiye’yi de gene federe devletlere ayırmayı düşünüyorlardı. Doğu Komünist Türkiye’yi de gene federe devletlere ayırmayı düşünüyorlardı. Yani çok berbat bir plan vardı. Ama kahraman ordu ve imanlı millet, imanın ışığı ile bu hakikat hali gördü ve gereken müdahaleyi yaptı. Yani bundan sonra Türk milletinin sırtını Allah’ın izniyle hiç kimse yere getiremez.

MUHABİR 1: Bugün Türkiye devleti için, sizin dediğiniz büyük tehlikelerden siz bahsettiniz. Bugün öyle bir tehlike var mı? Türk devleti için.

ADNAN OKTAR: Ergenekon örgütü tabi şu an daha bunun başı yakalandı. Kuyruğu oynuyor şu an hareket halinde. O biraz vakit alacaktır. Onun için bütün milletin destek olması, basınımızın destek olması, aydınlarımızın destek olması, devlete, emniyet birimlerine bu konuda var güçleriyle destek olmaları çok önemlidir.

MUHABİR 1: Burada, bu sorunun devamı olarak bu günlerde yani hem Ergenekon içindeki danışmanların hem de umumiyetle İslami meseleler danışmanları da Türkiye’de de ve Türkiye’nin dışında da Türk dilindeki ülkelerde de böyle bir fikir var. AKP’yi siyasi irtica gibi gösterenlerde var AKP’nin siyasi bunu siz bunu diyenlerin bu fikri söyleyenlerin karşısında mısınız? Yoksa yanında?

ADNAN OKTAR: Yani, AKP öyle bir parti değil, yani samimi yaklaşıyor AKP’liler yani öyle irtica olsun, Türkiye karanlığa gitsin, öyle bir şeyleri yok. O abartı öyle bir şey olsa bunu herkes görür çünkü aydın olmaktan zevk alıyor AKP. Modern olmaktan zevk alıyor. Ve imkanı kadarda bunu yapıyor. Belki tam mükemmel olmuyor olabilir ama yani niyeti açık. Avrupa Birliğine girmek istemesini nasıl açıklayabiliriz başka türlü. Öyle olsa Avrupa Birliğine girmeyelim der. Demek Avrupa’nın sanatını ve bilimini istiyor. Sanatını ve bilimini isteyen bir adam yani nasıl gerici olabilir niye öyle bir iddiada bulunulsun. Bambaşka bir düşünce olması lazım. Bence bu abartı ama şöyle olabilir. İnançsız kesime, ateistlere, Marksistlere, masonlara daha fazla güvence verilebilir. Yani, siz bizim iktidarımızda daha da rahat edeceksiniz. Birinci sınıf insanlarsınız. Fikir ayrılığı yüzünden size karşı bizim muhalefetimiz olmaz düşüncesini daha fazla vurgulayabilirler. Yani zaman zaman söylüyorlar. Yani bu konuda güzel tavırları ama daha da vurgulayabilirler yani bu olabilir.

MUHABİR 1: Siz masonları dediniz. Ben, bir kez Azerbaycan matbuatında, basınında bir fikre rast gelmiştim. Yani size, sizin dilinizden çıkarak rast gelmiştim, ben bilmirem bu olup yok, ama ben bunu denkleştirmek isterem ki, sizin böyle bir fikriniz oluştu. Bizim ilk Azerbaycan’ın ilk presintlerinden olan cumhurbaşkanlarından olan Elçibeyle bağlı şey, Elçibey mason olur. Yani size istinaden yani eğer bu fikir doğruysa siz yene de fikrinizin üzerinde kalır mısınız?

ADNAN OKTAR: Elçibey, delikanlı nerden çıkartıyorlar onun mason olduğunu. Türk-İslam Birliğini savunan birisi. Yiğittir Elçibey öyle bir şey yok. Kim onu söylüyorsa yanlış söylüyor öyle bir şey konusunda hiç boş yere çırpınmasınlar. Ben bu konularda en iyi araştıran kişilerden birisiyim. Öyle bir şey olsa ilk benim kulağıma gelirdi böyle bir bilgi. Türk – İslam birliğini savunan bir adam mason olamaz bir kere yani oradan iş sağlamda. Bir de Elçibey tam delikanlıdır yani öyle bir şey yok. Ben garanti veriyorum ona.

MUHABİR 2: Adnan Bey, Türk- İslam Birliğinden söz düşmüşken sizin de böyle bir fikriniz olup Türkiye- Azerbaycan birleşip devlet olması yani bu imkan nasıl görünür. Yani, iki devlet Türkiye ve Azerbaycan birleşip bir devlet altında olması.

ADNAN OKTAR: Konya ile İstanbul’un birleşmesinde ne olduysa Azerbaycan’la, Türkiye’nin de birleşmesi de odur. Yani Konya ile İstanbul ayrı idi daha önce sonra birleşti. Kars ayrıydı birleşti. Kars bizim bizden ayrıydı bir ara birleşti. Azerbaycan’ın bizden ayrı olması zaten bir felaket, yani anormal bir şey yani, oğuldan babayı ayırdılar. Babadan dedesini ayırdılar. O şekilde oldu yani bu olacak iş değil. Azerbaycan’la Türkiye’nin her dakika her saniye ayrı olması zarardır ve bir anormalliktir. Hiçbir mantığı yok.

MUHABİR 2: Yani Dünyanın güç birlikleri buna imkan verir mi?

ADNAN OKTAR: Ama Dünyanın güç birliklerinin aleyhinde bir şey değil ki bu yani Türkiye bölgede Amerika’nın da lehinde Rusya’nın da lehinde bir faaliyet yapıyor Türkiye ve Çin’in de lehinde bir faaliyet yapıyor. Ve hepsi memnun Amerika da memnun Türkiye den, Amerika da memnun, Rusya da memnun, Çin de memnun. Azerbaycan’la birleşince bu memnunluk yine devam edecek. Değişen bir şey olmayacak.

MUHABİR 1: Ama yeni bir güç.

ADNAN OKTAR: Ama o güç onların aleyhine olmayacak ki yani o Rusya’nın daha zenginleşmesi demektir. Ermenistan’ın daha zenginleşmesi demektir. Ermenistan’da, Rusya’da yeni yeni fabrikalar, yeni yeni tesisler demektir. Azerbaycan’ın petrollerinin Türk petrollerinin, Türk madenlerinin Rusya’ya, Ermenistan’a satılması demektir. Ve onların her türlü imkanının daha çok artması demektir. Pazarları genişler, ticaretleri genişler, askeri yönden risk kalkar. Çünkü Rusya’ya karşı düşman bir tavrı yok Türkiye’nin dost tavrı var. Rusya’yı dost ülke olarak görüyoruz. Asil bir ülke olarak görüyoruz. Yani Rusya’yı düşman olarak görmek en son düşüneceği bir şeydir Türkiye’nin hiçbir şekilde öyle bir düşüncesi yok. Dolayısıyla, Rusya böyle bir birleşmeden çok çok memnun olur. Çok lehine olur.

ADNAN OKTAR: Ama Rusya’ya bir kere güvence verilmesi çok önemlidir ve rencide etmemek çok önemlidir. Yani, Rusya’yı mahcup etmek, küçük düşürmeye kalkmak bu yakışık almaz. Bir de tecrit etmek yalnızlığa itmek çok kötü bir şey. Yani Rusya’yı bir yalnızlığa itme politikası var bazı ülkelerin yani Rusya’yı yalnızlığa itmek demek buradaki milyonlarca insanı masun insanı bir anlamda yok etmek demektir. Bu vicdanlı bir davranış değil ki. Rus milleti asil millettir. Güzel insanlar Ruslar, yani niçin yok olsunlar. Niçin ezilsinler, niye mağdur duruma düşsünler. Onun için onlara bu güvencenin şiddetle verilmesi çok önemli. Biz Rusya’nın dostuyuz. Her türlü faaliyette yanındayız. Askeri yönden de hiçbir risk yoktur. Hatta anlaşmada yapılabilir Rusya ile saldırmazlık yönünde bir pakt imzalanıp hiçbir şekilde böyle bir şey olmayacak diye garanti verilebilir. Bir de Rusya Türkiye’ye niye saldırsın.

MUHABİR 2: Ama tarih boyunca oldu böyle şey Türkiye ile Rusya arasında tarih boyunca savaşlar olabilir. Kafkaslar üzerinde çok savaşlar oldu.

ADNAN OKTAR: Ama o zamanlar 1800’lerde o zaman bilgi yok, kültür yok, araştırma yok. Şimdi internet çağındayız. Kitaplar var, CD‘ler var ve insanların kafası açıldı. Bilgisi açıldı ve biz artık o düşmanlıklara gülüyoruz ve çok mantıksız buluyoruz.

MUHABİR 2: Rusya bir devlet olarak mahiyetini değiştirmedi. Yani o Rusya mahiyetçe devlet olarak kalır sadece adı değişti onda çar Rusyası denirdi şimdi Rusya Federasyonu.

ADNAN OKTAR: Yani Rusya’ya bağlı kalmak isteyen bir devlet varsa ona saygı duymak lazım yani, Rusya bir birlik halinde yaşamak istiyorsa ona da saygı duymak lazım. Ne mahsuru var. Yani ayrılsa ne olur? Birleşse ne olur? Ne mahsuru var. Mühim olan onlarla dost olmak, kardeş olmak, onlara destek olmak yani Rusya’yı yalnızlığa itmek, gücünü yok etmeye kalkmak, ekonomik yönden çöküşünü zevkle uzaktan seyretmek bunlar sadistçe hareketler. Yani güzel bir insan topluluğunu, asil bir insan topluluğunu, muhafazaya çalışmak lazım, onların daha iyi olması için gayret etmek lazım. 1800’ler kafasıyla yaklaşırsak bu işler hiç netice almaz o zaman. 1800’lerin mantığı gidecek. 2000’lerin güzel, sevgi dolu, birleştirici mantığına artık girmemiz gerekiyor. Asrımız altın çağı. Türk- İslam Birliği’nin oluşacağı bütün dünyanın mutluluk içinde yaşayacağı bir çağa giriyoruz. O karanlık çağlar geride kaldı öyle soğuk savaş dönemleri, atom bombası patlatmalar, milyonlarca insanı öldürtmeler, esir kampları, bu bir rezaletti. Bu rezaleti artık unutacağız. Geçmiş dönemlerin bir ayıbı, onların bir günahı, biz onların aynı kafasında değiliz. Biz onların hata yaptığına inanıyoruz. Çok büyük hatalar yaptı onlar.

MUHABİR 2: Peki bir söyle soralım. İslam dünyasının yükselişini siz nasıl görürsünüz? İslam’ı, İslam’ın propagandasında ya da İslam’ın siyasileşmesinde.

ADNAN OKTAR: Bir kere İslam’ın yükselişi için samimiyet şart. Çok çok samimi olmak şart. Şeytandan Allah’a sığınırım Allah, ancak samimi olan kullarım kurtulur diyor. Samimi olacaklar bir, samimi olunca Kuran bize sevgiyi, affetmeyi, şefkati, merhameti, dostluğu ve yardımlaşmayı emrediyor. Yani, komşuda aç iken tok yatılmıyor. Öyle bir din. Adam öldüren affediliyor. Allah diyor ki, affederseniz sizin için daha hayırlıdır diyor şeytandan Allah’a sığınırım. Affederseniz sizin için daha hayırlıdır diyor. Cinayet işleyen adamı dahi affediyoruz inşaAllah. İslam böyle bir din. Bunun gelişmesi için tabi, sanata, bilime, estetiğe, sevgiye, güzelliğe, çok önem verilmesi lazım. Öyle bir hırka işte bir lokma ekmek, işte yerde oturalım, kimseyle konuşmayalım, herkese düşman olalım bunlar çok çok yanlış şeyler. Herkesi kucaklayan, herkesi kurtaran bir dindir İslam Dini. Hıristiyanlara da, Musevilere de şefkatle yaklaşan, sevgiyle yaklaşan bir dindir İslam dini. Onun için eski yine 1800’lerin kafasıyla, o zamanki İslam anlayışıyla olaylara yaklaşmak çok yanlış. Bu 2000’li yılların, 21. yy bir İslam anlayışı vardır. Kuran’a tam uygun bir İslam anlayışı bunun dünyaya hakim olması şu an mevzu bahis bu yayılıyor. Yani, bu yüzden de İslam çığ gibi yayılıyor. Eski kafada olsaydı, eğer 1800’lerin mantığı olsaydı, İslam tamamen gerileyip Allah esirgesin belki de çok küçülebilirdi. Bu kadar yayılmasının sebebi bu anlattığım olumlu bakış açısı ve olumlu Kuran’ın yorumudur.

MUHABİR 1: Siz bir yahşi bir mevzuya dokundunuz dediniz ki, çağrışıyı o samimiyette görürsünüz, birbirine yardımda görürsünüz ama yani biz bunu itiraf ediyoruz ki biz bugünlerde bunu görmüyoruz. Yani kankiret olarak Bizim topraklarımız işgal oldu. Azeri toprağı, bunlar işgal olunup ve biz bu ülkenin aydınları olarak bunu görmüyoruz yani Müslüman ülkeleri olarak Türkiye ve Pakistan bugünlerin hiçbir Müslüman ülkesi diğer Ermenistan’ı işgalini arlandırmıyor. Yani bu İslam konferansı Teşkilatına üye olan devletler, teşkilat olarak demiyorlar ki Azerbaycan toprağı işgal oldu. Ermenistan işgalci devletti. Ama kankiret olarak devletlerin öz bölgeleri olanda ve umumi derler ki biz Azerbaycan’ın arazi bütünlüğünü tanıyoruz deseler, ama hiçbiri Ermenistan’ı arlandırmıyor. Müslüman ülkelerini derim ben Hıristiyan ülkelerini demiyorum. Sizin bir din adamı olarak bu meseleye bakma münasebetiniz nicedir? Yani İslam hemberliğinin olmamasını ve Azerbaycan’a karşı bu tür münasebeti?

MUHABİR 2: Yani, İslam hemberliğinin olmamasını.

ADNAN OKTAR: İslam ülkeleri birlik olmadığı için tek tek böyle bir açıklama yapmaya açıkça söyleyeyim korkuyorlardır. Bir korku sebebiyledir. Yoksa Azerbaycan’ın işgal edildiği, Karabağ’da kan döküldüğü çok açık. Bir zulüm yapıldığı da çok açık. Yani Azerbaycan mesela toprakları parçalanmıştır. Değil mi mesela, Karabağ sorunu ortada, hepsi ortada fakat bunların düzelmesi için İslam ülkelerinin mutlaka bir araya gelip Türk- İslam birliği çatısı altında tek bir güç olarak toplanmaları lazım. O zaman Türk- İslam birliğine sorulduğunda Azerbaycan işgal edilmiş midir dendiğinde tabiî ki işgal edilmiştir diyecektir. Yani toptan bir cevap verilecektir. Yani, tek tek ülkeler cevap vermeyecektir o zaman hepsinin adına bir kişi bunu söyleyecektir ve konu halledilecektir. İşgal edilmiştir ama cezalandıralım mı hayır değil. Onu dostça halledelim.

Ne yapacağız Iğdır’dan, Türkiye’nin doğudaki ili Iğdır’dan bir koridor. 30 kilometrelik bir koridor Azerbaycan’a kadar ve Ermenistan’a diyeceğiz ki, sizden biz 30 kilometre kadar toprak istiyoruz buna mukabil, bizde size şu kısmı verelim. Bunu kabul eder Ermenistan. Bu birleşmenin sonucunda size bol bol mal gönderelim, ticaret yapalım, okullar yapalım, hastaneler yapalım. Böyle bir anlaşma önceden onlara tebliğ edilir. Yani, böyle birleşme sonucunda onlara neler sunulacağı anlatılırsa, nasıl zenginleşecekleri onlara anlatılırsa, Ermenistan’ın nesine lazım oturup düşmanlık yapsın. Onlarda 1800 lerin etkisi altındalar. 1800’lerdeki propaganda ve mantığının etkisi altındalar. Yoksa Ermeniler Osmanlı döneminde çok hoş ve mübarek insanlardı. Büyük hizmetler yaptılar. En kaliteli doktorlar Ermenilerden çıktı. En kaliteli sanatçılar, siyaset adamları, bilim adamları hep Ermenilerden çıktı. Osmanlı, Ermeni’yi seviyordu. Sonra çıktı bu olaylar. Darwinizm çıktı arkasından sosyal Darwinizm çıktı. Sosyal Darwinizm de Ermeni sorununu meydana getirdi.

MUHABİR 2: Bugünde dünü bugünde Ermenistan yani Rusya’nın havasına oynuyor. Yani bu münakaşada Azerbaycan’la ilgili Ermenilerin öz iradesine kalsa sizin yani fikirleriniz çoktan kabul edilmiştir belki, münakaşaya son koymaları lazımdı artık barışa gelmeleri lazımdı. Ama arkalarındaki daha büyük güç Rusya’dır. Rusya’dan çekiniyorlar. Rusya onlara imkan vermiyor.

ADNAN OKTAR: Tabiî ki, hepsi çekiniyorlardır. Yani, bak Rusya yalnız kalmaktan çekiniyor. Onlarda Rusya’dan ayrılmaya çekiniyorlar. Bir açmaz meydana gelmiş durumda. Bir kere Rusya’ya tam anlamıyla bir güvence verilmesi lazım. Yani O devletin, o milletin büyümesi için gayret edileceği, daha iyi olmaları için gayret edileceği sözünün verilmesi lazım ve bunun milli politika olarak uygulanacağını açıkça onlara göstertmek lazım. Rusya tabiî ki yalnız korkusu içindedir. Çünkü Rusya yalnız kaldığında Allah esirgesin yok olabilir. Milyonlarca insanı var, çoluk çocuk, kadınlar var. Yani hepsi helak olabilir Allah esirgesin. Onun korkusu içinde adamlar. O korkudan onları kurtarmak lazım. O desteği onlara sağlamak lazım. Yoksa Rusya o birlik olma isteğinde olmaz. Yalnız kalmaktan korktuğu için aman benden ayrılmayın diyor. Onlarda ayrılmaktan Rusya’dan çekindikleri içinde çekiniyorlar tabiî ki istemiyorlar. Bu Türk-İslam birliğinin şefkatiyle bu sorunda ortadan kalkar.

MUHABİR 2: Aslında Türk- İslam Birliği ideası yani bu revaçta Rusya onda biraz dağılma olur. Çünkü Rusya da çok sayıda Türk halkı yaşar. Onlarda öz bağımsızlığını deklare etse. Onlarda kökünü soy kökünü deklare etse çünkü onlarda baş kaldırmaya kalkar Rusya’da. Kamlıklar var, Yakurtlar var, Altaylar var. Bunlar Türk halkı bunlar.

ADNAN OKTAR: Biliyorum.

ADNAN OKTAR: İşte Rusya’yı dağıtma siyasetinden kaçınmak lazım. Yani, Rusya’nın güçlü olmasını ekonomik yönden, siyasi yönden, sosyal yönden güçlü olmasını sağlayacak politikaları onlara sunmak gerekiyor. Yoksa biz büyüyeceğiz, zengin olacağız sen de ne yaparsan yap bu olmaz tabi vicdan kabul etmez bunu. Peygamber Efendimiz (s.a.v) diyor. Komşusu aç iken, tok yatan bizden değildir. Bu ne demektir. Üşüyorsa sen sıcak bir yerde yatıyorsan yine bizden değildir. Korkuyor da sen güven içinde yaşıyorsan yine bizden değildir. Yani, komşusu aç iken tok yatan bizden değildir manası çok geniştir. Her yönden eşit şartlarda olun anlamına geliyor bu. Yani, komşu o da Allah’ın yarattığı Hz. Adem ile Havva annemizden gelen kardeşimiz o bizim. Her ne olursa olsun inançları da yanlış olabilir ama bizim kardeşimiz. Biz onun hidayeti için doğru yola koşması için dua ederiz gayret ederiz ki, Rusya, Hıristiyan bir toplumdur. Yani, genellikle ortodoksturlar. Zaten ehli kitap bu insanlar. Hz. İsa’ya inanıyorlar. Allah’a inanıyorlar. Ehli Kitabın hükmü Kuran’da açık. O yüzden onlara bakış açısının çok ciddi şekilde güvence veren, onları koruyan, onlara şefkat duyan politikaya dönüşmesi lazım.

MUHABİR 2: Bugün ortada hem de jeopolitik marağlar var devletlerin geopolitik marağları var. Yani her bir devletin öz marağı var. Birazda bu marağlar imkan vermiyor İslam hemberliğinin çıkışına. Mesela, bugün İran, İslam hemberliğine kalsa eğer İran durup Azerbaycan’ı desteklemez bu mesela Azerbaycan – Ermenistan münakaşasında ama İran bugün Ermenistan’a gaz satıyor örneğin silah geçiyor. Çünkü İran’ın öz devleti geopolitik marağları var. İran’ın özünde Azerbaycan’a bağlı problemleri var yani bunlarda imkan vermiyor ki, siz diyor İslam hemberliğinin İran çıkış olabilir mi o bölgeden İslam hemberliği bakımından.

ADNAN OKTAR: Türk- İslam birliğini engelleyen şu ana kadar masonluktu. Yani bütün İslam ülkelerinde masonlar çok güçlüler. Türkiye’de 7000 mason var. Türk- İslam birliğinin oluşmaması için bunlar elinden geleni yapıyorlar. Ermenistan’da da masonlar var onlarda uğraşıyor bunun için, İran’da da masonlar var onlarda kendilerince bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. Bu oyuna gelmemek lazım. İran mesela, şimdi geldi İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejat. Sultan Ahmet’de Sünni bir imamın arkasında namaz kıldı. Ve bunun dedi siyasi anlamı çok büyüktür. Günlerden beri, aylardan beri benim söylediğim sözün gerçekleşmesidir bu işte. Ben dedim ki, Sünni bir imamın arkasında bir Şii namaz kılabilir. Şii’nin arkasında Sünni namaz kılabilir. Bunu gerçekleştirmiş oldu. Ne demek istiyor Sayın Ahmedinejat, eğer Türk-İslam Birliği olursa ben Sunilere uyarım, sunilerin arkasında namaz da kılarım. Onların liderliğini kabul ederim anlamı bu ve Türk İslam Birliğine ben taraftarım diyor. Siyasi mesaj verildi. Şimdi mesela Afrika Birliği toplantısı yapılıyor. Hep bunlar Müslüman ülkeleri Afrika ülkeleri zaten. Kafkas Paktı, Kafkas Birliği için Sayın Erdoğan’ın, Başbakan’ın bir girişimi oldu bu da Türk- İslam Birliği’nin büyük bir hamlesidir. Bak dikkat ederseniz son günlerde hamle üstüne hamle oluyor.

Tren yolu projesi var gene Kafkaslarda. Bu da gene Türk- İslam birliği hamlesidir. Petrol boru hattı, doğalgaz boru hattı, bunların hepsi Türk- İslam Birliği projeleridir. Ama bunu yaparken daima komşuları zengin etme onlarında mutluluğu için gayret etme çok hayatidir. Yani, ben şahsen Ermeniler aç olsalar, perişan olsalar Türkiye’de ki zenginliği ben istemem. Yani, onlar bir kurtulsun isterim. Yani, soframız varsa yarısını böler onlara gönderirim. Çünkü birisi aç iken bir insanın mutlu olması gibi bir konu olmaz. Yerde kıvranan bir insan varken bir insan gidip eğlenemez. Bu yakışacak şeyler değil. Bu, Milli egoizm, Milli Egoist düşünce 1800’lerde biliyorsunuz Hitler tarafından, Mussollini tarafından savunuldu. Milli egoizm çok berbat bir şeydir. Egoist olmak çok kötüdür. Herkesi koruyan, herkesi savunan bir düşünce içinde olmak lazım.

MUHABİR 2: Türk-İslam Birliği ideası bu Tabiî ki ilk insanların şuurunda yani Azerbaycan Türkiye yakınlaşmasında birleşmesinde aslında öyle bir problem yoktur. Çünkü biz artık çoktan Türkiye ile kaynamış karışmışız. Ama mesela merkezi Asya ülkelerinde devletlerinde onlarda Rusya’nın etkisi daha çok his olur. Mesela Kazakistan gibi büyük bir ülkede asimilasyon neticesinde onlarda artık kütlevi Ruslaşma başlamıştır. Rus dili devlet seviyesine kalkmıştır.

ADNAN OKTAR: Bu zincirleme bir reaksiyondur. Yani Azerbaycan ile Türkiye birleşirse bu dünyayı bütün dünyayı sallar. Ve Türk İslam alemini de sallar yani çok büyük bir şeydir bu. Hepsini heveslendirir. Zincirleme yani domino taşı gibi zincirleme düşer ondan sonra hepsi hallolur. Yani ilk örnek çok önemlidir. Yoksa Kazakistan’ın nesine lazım yani şuraydı buraydı tabiî ki Türk – İslam Birliğini tercih eder Kazakistan. Ama Kazakistan’da çok fazla Rus nüfusu varmış oh ne ala ne güzel onlarda bizim kardeşimiz. Yani Ruslar bize uzak bir millet uzak insanlar değil ki, gayet güzel insanlar. Ruslar’ın orada olması büyük bir nimet çünkü mühendisleri var, profesörleri var, sanatçıları var, çok iyi işte her yönden yetişmiş bir insan topluluğu, kaliteli bir insan topluluğu onların zenginliğini Rusya görürse böyle bir topluluğa karşı sevgisi daha da artacaktır. Güveni daha da artacaktır. Kendi milletinden, kendi ırkından insanlara sevgi ve saygı gösterildiğini görürse Rusya’nın içinde niye bir korku olsun. Ama tabi bir milli bir refleks milli bir korunma korkusu var Rusya’nın üstünde yani kendini savunma içgüdüsü var. Bu savunma içgüdüsünün gereksizliğine kendisine inandırmak lazım.

MUHABİR 2: Son soru olarak onu diyeyim umumiyetle Türk- İslam Birliği ideasının gerçekleşmesi için siz kimi veya neyi en büyük engel gibi görürsünüz?

ADNAN OKTAR: En büyük engel sevgisizliktir. Yani, mesela Azeriler çok efendi çok şahane insanlar biz niye hazar denizinin kenarına masa kurup yemek yemiyoruz yani ve niye pasaportla gidiyoruz. Bir kere ilk başta Azerbaycan’a koridor açılmasa dahi, uçakla Azerbaycan’a gidilse dahi pasaport ve vizenin kalkması lazım ilk planda. Yani bu tamamen gereksiz ve yani ilk planda süratle kaldırılması gereken bir şey. Mesela böyle bir kanun teklifi verdirebiliriz. Mesela, Azerbaycan parlamentosu toplanıp böyle bir karar verebilir. Mesela, Türkiye’den gelenler geldiklerinde vizesiz pasaportsuz gelebilir. Mesela, Türkiye’de böyle bir karar alabilir. Azerbaycan’dan gelenler vizesiz, pasaportsuz girebilir. Kıbrıs’ta öyle oluyor. Ne oluyor? Gayet güzel oluyor. Burada da aynısı olsun. Yani Kıbrıs’ta ne ise orada da böyle olsun bunun hiçbir engeli yok. Mesela, bu bir adımdır adım bir, adım iki koridorun açılmasıdır. Adım üç karşılıklı dostane görüşler tevdi edilmesi, karşılıklı görüşmeler meydana getirilmesi, oradan heyetler gelmesi, buradan heyetler gitmesi karşılıklı bu okullar, hastaneler, fabrikalar açılması iç içe olmamız yani kardeş olmamız bu kadar.

MUHABİR 2: Ne kadar sene lazım bunun baş tutması için?

ADNAN OKTAR: Eğer iyi bastırırsak bu sene bile olur. Azeriler çok yaman bu konuda kardeşlerim Azerbaycan’ı bir hareketlendirelim. Yani Azeri basın üstüne giderse, Azeri gençliğini biraz daha hareketlendirirsek. Çünkü çok istiyor Azeri gençler. Ben gördüm Azerbaycan’ı yani bu konuda kararlılar. Ama bunun bir adı konmadı. Yani burada bir konferans inşaAllah vakıf olarak arkadaşlarım düzenleyecekler. Orada mesela, Türkiye’den ve Azerbaycan’dan bakanlar çağırabiliriz. Bunun adını koyabiliriz yani bu toplantıda. Yani, böyle bir karar aldırtabiliriz bu çok kolay bir şey. Yani öyle karmaşık zor bir şey değil yani bunu gözde büyütmek yanlış. Sadece ısrarla biz bunu istiyoruz diyeceğiz. Türkiye ile Azerbaycan’ın birleşmesini istiyoruz. Herkes bunu söyleyecek. Gerekirse toplantılar düzenlenir, konferanslar yapılır. Basını sürekli gündemde tutarız. Birde zaten hükümet istekli yani Türk hükümeti bunu istiyor. Elçibey’e mason diyenler de çok yanlış söylüyorlar. Elçibey tam İslam aleminin yiğitlerindendir. Onun için öyle bir dedikoduya kimse inanmaz.

MUHABİR 1: Teşekkür ederiz.

MUHABİR 2: Teşekkür ederiz.

ADNAN OKTAR: Ben de teşekkür ederim. Çok sağ olun.

Bu eser 139 kez incelendi.
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin.
Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
 
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Yorumunuz   :  
 
Tavsiyelerimiz
Bu Haber ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;
Sayın Adnan Oktar'ın Irish Times ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın TimeTurk Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Islam Channel ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Azerbaycan TV ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Suud 1 TV ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Bağdat TV ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Asia RFA Radyosu ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Alhurra TV ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Alman Art TV ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Bulgaristan Hope TV ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın The Guardian ile Röportajı - Haber
Bu eserin konusuyla ilgili yazarın diğer eserlerini görmek için tıklayınız.
ÇOK İNCELENEN HABERLER
Belgeseller 212 Televizyon Kanalında!
Ücretsiz 75 Adet MP3
Bedava mp3ler
Harun Yahya Eserleri Ramazan Ayı Boyunca Okuyucuları İle Buluşacak
Mevlid Kandili
ÇOK İNDİRİLEN HABERLER
Mercek Dergisi Artık İlmi Mercek Olarak 7 Temmuz 2004 Tarihinde Yayında - 1034 download
Araştırma Dergisi Artık İlmi Araştırma Olarak 7 Temmuz 2004 Tarihinde Yayında - 1008 download
Dinler Terörü Lanetler - 915 download
Dinler Terörü Lanetler - 864 download
Balkanlar Osmanlı'yı Arıyor - 835 download
Bu sitedeki tüm dökümanları, sitemizi kaynak göstermek şartıyla
telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Harun Yahya International © 2002.