Harun Yahya, harun yahya
E-mail :
Şifre :
Beni Hatırla
 
Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 7813 tanesi Türkçe, toplam 9213 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
 OTHER LANGUAGES :
Konularına Göre Eserler:
 Ana Sayfa  / Haberler /  Sayın Adnan Oktar'ın Azerbaycan APA Haber Ajansı ile Röportajı
TR Arama: 
 ESERLER
Kitaplar (266)
Cep Kitapları (72)
Kitapçıklar (13)
Dergiler (180)
Belgeseller (253)
Ses Kasetleri (100)
CD'ler (11)
Web Siteleri (157)
Makaleler (6634)
Posterler (17)
Afiş Sergisi (48)
Harun Yahya'nın Tüm Eserler Listesi
DİĞER LİNKLER
Site Hakkında
Harun Yahya Hakkında
Basında Harun Yahya
Türkiye'den Yankılar
Dünyadan Yankılar
İlanlar
Röportajlar
Ramazan Sayfaları
Haber Arşivi
Yardım Sayfası
Bize Ulaşın
Detaylı Arama
Satış Sitesi
Kampanyalar
Nasıl Yardımcı Olabilirsiniz
GEÇEN HAFTA ÇOK İNDİRİLENLER
Allah'ın Sonsuz Delilleri
Allah'ın Sonsuz Delilleri - CD - 284 download
Kuran Mucizeleri 4 - Belgesel - 229 download
Atom Mucizesi - Belgesel - 157 download
Hazreti Nuh - Belgesel - 122 download
Matrix Felsefesi - Belgesel - 97 download
Haber : Sayın Adnan Oktar'ın Azerbaycan APA Haber Ajansı ile Röportajı
Ağustos 2008


Sayın Adnan Oktar'ın Azerbaycan APA Haber Ajansı ile RöportajıMUHABİR: Hocam, Türkiye’nin bölgesinde yeniden çatışmalar, yeniden Türkiye bir ateş çemberinin ortasında gibi Irak, Lübnan, şimdide Kafkaslar nasıl değerlendiriyorsunuz, neler oluyor?

ADNAN OKTAR: Türk- İslam birliğinin olmadığı dönem hep acı dönemi olacaktır. Yani bunun çaresi yok. Bunu Kafkaslarda da görürüz, başka bölgede de görürüz, halen görmeye devam ediyoruz. Bunun önü sonu kesilmez, bu kan durmaz. Bunun tek çözümü Türk- İslam Birliğidir. Bunu geciktirmek vebal altında bırakır insanları. Onun için, bizim millet olarak, Türk milleti olarak bunun için var gücümüzle Kazakistan, Azerbaycan, Türkiye, Doğu Türkistan, bütün Türk Devletleri, Kırgızistan, hepimiz bir kere bu birliği acil bir araya gelip halletmemiz gerekiyor. Geçen her gün zararımıza ve aleyhimize olur Allah esirgesin. Bakın bugün Gürcistan’da akan kanlar, Abhazların sıkıntısı, Rusların çektiği ızdırap, bunların hepsinin kökeninde Türk-İslam birliğinin olmaması yatıyor. Türkiye bugün teklif etsin, iki devlet, bir millet olarak Azerbaycan’la birleşelim diye inanın 24 saat sonra bunun cevabı olumlu gelir. İnşaAllah. Suriye ile de öyle, Irak ile de öyle, yani bunu kabul etmeyecek hiçbir İslam ülkesi yok, hiçbir Türk devleti yok. Böyle bir bereketli, güzel, huzurlu birliği birisinin reddetmesi için yani ruhen bir rahatsızlığı olması gerekir. Akıl alacak gibi değil bu. Bütün dünyanın lehine biz bu yolda devam ediyoruz, inşaAllah bu birlik gerçekleşecek bu bunların alameti, Allah gösteriyor. Bu birlik olmadığında neler olur onu göstertiyor. Son olaylar da bunlardan ibaret.

MUHABİR: Yani birlik siz önceliği galiba bir millet, iki devlet olan, yani millet kökende, unsurunun daha şey.

ADNAN OKTAR: Evet, evet.

MUHABİR: Azerbaycan’la, Kazakistan’la. Bunun mekanizmasını nasıl görüyorsunuz Hocam? Ne önerirsiniz siz?

ADNAN OKTAR: Bunun bir kere nedenini söyleyeyim. Türk milleti İslam’ın bayraktarı bir millet. Bin yıl bunu göstertmiş. Allah bu milleti görevlendirmiş. Rivayetlerde bunu bu şekilde göstertiyor. Hadislerde de, Ahir zamanda Mehdi dahil Türkiye’de çıkacaktır. Hatta İstanbul’da görev yapacaktır. Ve Türk milletinin necip bir millet olduğunu tarihinden, hayatından, uygulamalarından hali hazırdaki ahlakından bunu görüyoruz. Mesela, Kazakistan da öyle, Doğu Türkistan da öyle, hakikaten çok seçkin, güzel bir millet. Şimdi sorsak İslam alemine kim lider olsun, herkes Türkiye diyecek, Türkiye diyor. Bu bir ırk üstünlüğü değil, yetenek üstünlüğü, kabiliyet üstünlüğü o yüzden bu nimeti bir an önce oluşturmak durumundayız. Önce bir Türk birliği oluşturup süratle, hatta öncelik sırasına da gerek yok. Mesela, Suriye ile Azerbaycan aynı anda Türkiye’ye bağlanabilir. Aynı anda, hiçbir sıralamaya bile gerek yok. Türkiye’nin önderliğinde, liderliğinde bu birliği hemen bir oluşturmak lazım. Bu oluştuğunda zaten, yani kimsenin bir sorunu olamaz, olmaz. Mesela, Gürcistan niçin böyle bir olayın içine girsin. Rusya niye böyle bir ızdırabın içine girsin. Günlerden beri şu çekilen acıya bakın. Televizyonlarda görüyorsunuz kadınlar nasıl feryat ediyorlar. Bu son derece makul. Avrupa birliği oluyor da, Akdeniz birliği oluyor da, hiç alakasız ülkeler bir araya geliyor da, aynı soydan, aynı dinden, aynı gelenekten, aynı görenekten ve her şeyi aynı olan insanlar nasıl bir araya gelemiyor. Bir kere din kardeşiyiz, soy kardeşiyiz. Hiç beklenecek bir şey yok, hemen birleşmemiz gerekir. Bu bölgeye büyük bir zenginlik, bereket, huzur ve kalite getirecektir. Bir kere hiç görülmemiş bir medeniyet meydana gelecektir. Yani tarihte görülmemiş bir medeniyet. Yani Türk tarihinde görülmemiş bir medeniyet oluşacak inşaAllah. Ve Amerika’nın, Rusya’nın, Çin’in ekonomik yönden şahlanması demektir buda. Mesela, Amerika ekonomik sıkıntıda şu an. Çin topun ağzında yani eğer, Amerika pazarını, Türkiye ve dünya pazarını Çin, herhangi bir şekilde kaybetmiş olsa, feci şekilde çöker Çin. Amerika da öyle yani, zoraki ayakta duruyor şu an. Rusya zaten fakir bir ülke ama Türk-İslam birliği oluştuğunda bunların hepsine yoğun bir bereket ve bolluk gelecektir ve huzur gelecektir. Ama zeminden buna destek çok önemlidir. Mesela, Azeri kardeşlerim var gücüyle bu konuda bastırsınlar, bizde buradan bastıralım ve bunu birleştirip, iki güzel ülkeyi birleştirip iki devlet, bir millet olarak bir araya gelelim. Yani, mesela şimdi İstanbul’dan arabaya atlayalım basıp gidelim, Azerbaycan’ın ortasına kadar gidip bir lokantada beraber yemek yiyelim.

MUHABİR: Memleketin bu başından o başına kadar.

ADNAN OKTAR: Evet, tabi sadece cebimizde nüfus cüzdanımız olsun. Gidip orada otelde kalalım. Yemeğimizi yiyelim, sohbet edelim, konuşalım gene basıp dönüp gelelim. Normali budur, doğru olanı budur. Yani, Ankara’dan, Konya’dan ne farkı var Azerbaycan’ın? Yani, Türkçe konuşuyoruz, kardeşimiz, aynı kıbleye dönüyoruz, aynı Allah’a inanıyoruz. İnanılır gibi değil yani, biran önce bunun gerçekleşmesi lazım. inşaAllah.

MUHABİR: Hocam, mekanizma olarak diyorsunuz ki biz alttan bir baskı başlatalım.

ADNAN OKTAR: O kadar başka bir şey yok.

MUHABİR: Parlamentolar, devlet devreye girsinler.

ADNAN OKTAR: Evet, evet zeminden tazyik çok önemlidir. Biz bunun oluşmasını istiyoruz. Bu birliği istiyoruz. Gecikmeyin, şeklinde sürekli bir talep. Ama her yerden; vakıflardan, derneklerden, kuruluşlardan, yazıyla, kitapla, gazeteyle, ilanla, siz oradan biz buradan yani, aslında işi sıkı tutsak gerçekten bir aya bile bitiririz Allah’ın izniyle. Biraz işi, yani kararlı, böyle azimle, aşkla devam ettirmek lazım.

MUHABİR: Yani, kampanyalar başlatmak değil mi?

ADNAN OKTAR: Evet, evet, evet.

MUHABİR: Ortak geceler düzenlenir. Efendime söyleyeyim müsamereler, efendime söyleyeyim konuşmalar, zat-ı aliniz, diğerleri değil mi?

ADNAN OKTAR: Mesela, Türkiye – Azerbaycan kardeşlik gecesi, mesela büyük bir stadyumda yapalım. Yeri göğü inletelim. Azeri sanatçılar gelsin, Türk sanatçıları gelsin. Yiyelim, içelim yani nasıl ayrı oluruz. Mesela, baktım sınıra gereksiz bir tampon bölge oluşturulmuş. Yani bağlantı suni koparılmış.

MUHABİR: Tabi, tabi, tabi.

ADNAN OKTAR: Oraya mesela, 30 kilometrelik bir şerit. Gerekirse bir toprak değiş tokuşu da yapılabilir o koridor için. Arkadaş denir bu bölgeyi siz bize verin, bizde size alın şu bölgeyi verelim. Ama şu koridoru bir açın bu kadar. Zaten, yani Ermeniler bizim kardeşimiz, yıllarca beraber yaşadığımız insanlar, kiliseleri her yerde duruyor ermeni kiliseleri iç içe yaşadık ehli kitap bu insanlar. Bu sonradan masonların çıkardığı fitnedir. Sonradan bu oyunlar, ahlaksızlıklar çıktı. Darwinizm’in ortaya atılmasından sonra bu ırkçılık fitnesi çıktı. Daha önce böyle bir konu yoktu. Biz Ermenilerle öyle yüzyıllarca beraber yaşadık. Kimsenin aklının ucundan geçmezdi mahalle kardeşimizdi bunlar bizim. Sonra çıktı bu oyunlar. Yani gürcüler, Gürcistan, Azerbaycan yani, anormal rahatlar. Müthiş fakirler, baktım televizyonda falan yazık bu insanlara, yazık yani sürünüyorlar adeta. Bu birliktelik aylar içerisinde, haftalar içerisinde bir zenginliğe dönüşecektir.

MUHABİR: Ve de Azerbaycan topraklarının bugün %20 si, Ermeni işgali altında, bu birlik olunca değil mi? Hocam yani, bu işgalin ortadan kalkmaması için neden kalmaz işgale.

ADNAN OKTAR: Gerçekten zorlama olarak yapılmış bu işler yani, o kadar zorlama ki adam ne yapsın orayı işgal edip, zaten kendileri de yaşamıyor orada, zaten onlarda gerilim içindeler. Adamın malı mülkü yok ki, bir şeyi yok ki orada toprağı yok ki zaten kullanabilsin, tamamen suni düşmanlık olsun diye, oyun olsun diye, masonların kışkırtmasıyla olan olaylar. Azerilerin toprağında ne işi var Ermenilerin. Veyahut başka bir ülkenin başka bir yeri işgal etmesinin ne anlamı var. Ermeniler ne ister? Huzur içinde yaşamak, bereket içinde yaşamak, bolluk içinde yaşamak, ibadetlerini rahat yapmak isterler. Kardeşim, biz bunu sağlarız. Ayrıca gelsinler Azerbaycan’ın içinde de gelip yerleşsin Ermeniler, Türkiye’ye de gelsin, İstanbul’a da gelsinler. Kardeşimiz istedikleri yerde yerleşsinler öyle bir sorun yok ki. O koridor açılınca zaten Ermeni arabaları da oralarda vızır vızır gelip gidecek. Sırf Türklere mahsus bir şey demedik biz ona, Rumlarda gelip gidecek, Musevilerde gelip gidecek, herkes gelip gidecek ama Türkiye sınırından başlamak üzere oraya kadar en az 30 kilometrelik geniş bir koridor şart. Tek toprak istiyorlarsa dediğim gibi aman verilsin fakat o koridor açılsın. Bunun bir an önce, toplanılıp, konuşulup hemen halledilmesi gerekiyor. Hayır, gerekiyorsa maddi yardımda yapılabilir Azerbaycan fakir yani parada toplarız.

MUHABİR: Ermenilere yardım yaparız değil mi yani?

ADNAN OKTAR: Tabi, yani yapılır niye yapmayalım yani kaç milyon dolar istiyorsa. Ondan sonra fabrika kuralım anlaşalım. Fakat açalım bunu, hatta bu toplantılara Ermenileri de çağıralım, kardeşlerimiz beraber hep beraber bir yemek yiyelim. Ve bu bela kalksın, masonların oyununa gelmeyelim, şeytanın oyununa gelmeyelim.

MUHABİR: Tabi, şeytanın oyunudur.

ADNAN OKTAR: Tabi, Allah’ın kuluyuz hepimiz. İki günlük dünya, yani iki günlük dünyadaki şu rezalete bak. Şu günlerden beri akan kana bak. Ne oluyor yani? Ne var? Mesela, Rusya’yı da çok tedirgin ettiler durduk yere. Yani Rusya eski bir devlet. Asil bir devlettir. Oturup adamları adam yerine koymayan bir üslup, yani onlara kabadayılık yapmak.

MUHABİR: Başkaları kışkırtıyor değil mi Hocam?

ADNAN OKTAR: Tabi, masonların oyunu, Saakaşvili’nin de yapacağı bir şey değil bu. Oda, masonların itmesiyle bu işleri yapıyor. Kardeşim senin nene lazım oturup iş çıkartıyorsun. Yani, bir devlete kafa tutmak, kabadayılık yapmak, eski bir devlet üstelik değil mi? Onurlu bir devlet. Sen bunu aşağılamaya kalkarsan tabiî ki kendini refleks olarak savunmaya kalkar bu sefer. Bu sefer olmadık olaylar oluyor. Bu sefer masonluk doğrudan bastırıyor. Bak neler oldu gibisinden karma karışık işler oluyor. Onun için Azeri milleti de, Rus milleti de bunlar bizim çok eskiden beri iç içe yaşadığımız kardeşlerimiz. Zaten halen daha ticaret yapıyoruz. İç içeyiz ve güzel insanlardır Ruslar. Gürcülerde güzel insanlardır. Yani bu güzel insanları üzmenin, ızdırap çektirmenin alemi nedir yani? Bu, şu kepazeliğin alemi nedir yani? Onun için, öncelikle Azerilerde muazzam bir yiğitlik var ben bunu görüyorum. Hiç beklemeyelim ve bu istidat şu an en yüksek iki millette bir Türkler’de, bir Azeri Türkleri arasında var gibi görünüyor şu an, siz oradan biz buradan Allah’ın izniyle. Hemen şu kardeşlik bağını geliştirip, güçlendirip hemen şu meseleyi halledelim. Bunu hatta şu haftalar, aylar içerisinde yapalım inşaAllah, inşaAllah.

MUHABİR: Tabi, Hocam konuşmalarınız inşaAllah, yüz sene öncesine götürüyor insanı. Yani, dediğiniz oyun olayı vardır ya. Bu oyunu galiba çok eskiden planlanarak gelen oyunlar.

ADNAN OKTAR: Tabi, tabi.

MUHABİR: Şimdi Azerbaycan’ın büyük şairi Sabir, beynelmilel diye bir şiir yazıyor 1905 yılında. O ortalığı karıştıran insanlar bir ermeni öldürüyor atıyor ermeni köyüne diyor bunu Kürtler öldürdü Karabağ da. Bir Türk öldürüyor, atıyor Türk köyüne, Azerbaycan diyor bunu da Ermeniler öldürdü orda. Sabir, o zaman bir şiir yazıyor. Diyor iki yoldaş, bir kardeş bir vatanda hem diyar, asırlarca ömredip sulh içine bulmuş şen karar, fitneyi iblisi mel’un oldu nagah aşikar.

ADNAN OKTAR: Bak, bak.

MUHABİR: Yani, sizin gibi şeye davet ediyor, itidale davet ediyor. Yani, dolayısı ile dediğiniz gibi bunun tekrar şeyine dönelim, yani pratiğe nasıl dökülebilir bir an önce. Yani, sivil toplum örgütleri düzeyinde diyorsunuz, dernekler, vakıflar düzeyinde.

ADNAN OKTAR: Tabi, tabi mesela şu anki gelişme çok iyi, mesela Azeri kardeşlerimin dikkati çekildi bu olaya ben görüyorum. Akın akın gelip gitmeye başladılar. Bu işte onların hamiyetinden, yiğitliğinden.

MUHABİR: Evet, tabi.

ADNAN OKTAR: Mesela, gazete ilanlarını gördüler. Gazetelerde biliyorsunuz günlerden beri ilanlar devam ediyor. İki devlet, bir millet birleşelim şeklinde.

MUHABİR: Tabi, tabi, tabi.

ADNAN OKTAR: Bu, onları coşturmaya yetti bak o bile yetti inşaAllah. Demek ki o milletin kanı kaynıyor. Buradaki milletin de kanıda kaynıyor. O millet, bu millet derken, aynı milletin kanı kaynıyor da ben onu usulen söyledim. Yani, ayrı coğrafyalardayız. Bu koridoru açıp süratle yani aşağı yukarı, bir günde gideriz Allah’ın izniyle bastın mı, bir günde gideriz yani.

MUHABİR: Çok iyi, tabi.

ADNAN OKTAR: Bunu illaki yapacağız inşaAllah. Basıp gideceğiz orada gidip yemeği yiyip akşam orada yatıp kalacağız. Allah’ın izniyle oradan da basıp gene buraya geleceğiz. inşaAllah.

MUHABİR: İnşaAllah, Hazar denizine de eskiden biz derdik ki, gemimiz falan olmasa, hazar denizine böyle sal mal atarız. Öyle geçeriz hazar denizinin o tarafına, şimdi çok şükür her şey vardır. Yatta vardır. Şeyde vardır.

ADNAN OKTAR: Tabi, elhamdülillah tabi şöyle bir denize girelim şu hazar denizine inşaAllah.

MUHABİR: Şimdi, hocam dediğiniz gibi, doğalgaz en büyük rezerv Türkmenistan’ın. Adamlar, zamanında 10 sene öncesinden beri ben bizzat şahit oldum. Türkmen başı şeye dedi ki, Cumhur Ersümer’e, o Mesut Yılmaz var ya dedi O Mesut Yılmaz bir daha bu Türkmenistan’a ayağı değmeyecek dedi. Doğalgaz benimdir dedi. Rus bizden alıp, size satacak dedi. Dil bir, din bir niye gelip benden almıyorsunuz. Yani dolayısıyla öyle hatalara yol vermiş ki, şimdi Türkiye bugün doğalgazının %98’ni dışarıya bağımlı bir durumdadır. Yani, bunu Azerbaycan’la, Türkmenistan’a bağlasa eyvallah. Yani bunlarda bir devlet olursa kendi doğalgazını tüketmiş olacaktır. Ama şimdi %70’i bir tarafa, %20’si bir tarafa, sıkıntılar vardır ortada. Bu yolla aşılır değil mi Hocam, başka bunun?

ADNAN OKTAR: Şu sistemin güzelliği nasıl bağırıyor, nasıl açık ve beklemenin mantıksızlığı nasıl açık görünüyor. Doğal kaynaklar bizde, petrol bizde, adam bizde, iman bizde, sevgi bizde, dostluk bizde, yani neyi bekliyoruz. Ama söyledim. Azeri kardeşlerim bu konuda çok uyanıklar maşaAllah. Var gücümüzle bastıralım bir şeyler yapalım biz burada hükümete ricada bulunalım siz orada hükümete ricada bulunun bir el ele tutuşsunlar ya Allah, ya bismillah karar versinler birleştirelim gitsin. inşaAllah.

MUHABİR: Hocam hükümete inşaAllah baskıda bulunmanız çok anlamlıdır. Çünkü orada bazı yatan insanlar çoktur daha bu işin ne kadar önemli olduğunu hakikaten anlamayan bakın yol göstericilerinden bir tanesi Prof. Ahmet Davutoğlu’dur Karabağ’ın nerede olduğunu bilmiyor anlatabildim mi, dolayısıyla sizin baskınız çok gerekecek bu işte yani.

ADNAN OKTAR: inşaAllah, Hocamız bilirde vardır bildiği yani bir şey, bir hikmete binaen belki öyle söylemiştir. Fakat Allah bunları bize dedirtiyor demek ki olacak inşaAllah. Yani bunun denmiş olması ve bu kadar gündeme gelmesi bunun olacağına işaret inşaAllah. Azeri kardeşlerimin kalbindeki aşk ve muhabbeti şiddetli buldum. Bayağı güzel yani bu iş Allah’ın izniyle tamam gibi görünüyor.

MUHABİR: Allah razı olsun, Allah razı olsun.

ADNAN OKTAR: Yani, bütün mesele oradaydı bu tip konuşmalar toplantılar, sohbetleri genişletelim. Yazıları artıralım. Azeri aydınlarla görüşmelerimizi sıklaştıralım.

MUHABİR: Bravo.

ADNAN OKTAR: Gelsinler buraya evlerimizde kalsınlar. Onlar bizim canımız ciğerimiz kardeşimiz. Bizde buradan bir kerede bir basıp gidelim şu Hazar denizinde denize şu ayaklarımı bir sallandırayım ben.

MUHABİR: İnşaAllah, memnuniyetle.

ADNAN OKTAR: İnşaAllah.

MUHABİR: Hocam, Özal’ın rahmetlinin böyle bir projesi gitti döndü dolaştı, geldi şey ülkelerini Orta Asya’ya ondan sonrada Azerbaycan’a, hatta Cengiz Çandar’ın bir yazısını okumuştum. Rahmetli Özal üşüyordu çıktılar şeyden kendi ceketini çıkarttı Özal’ı böyle sardı ceketine öyle bir projeyi tam gündeme getirecekken ömrü vefa etmedi. Yazı böyleymiş yazı. Şimdi 15 sene sonra bu heyecanı sizde görüyorum.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

MUHABİR: Yani, böyle bir yeni bir atılım yapalım bunu bitirelim gibisinden.

ADNAN OKTAR: Yani, aksi inanılır gibi değil, yani şimdi evimizin odasını ikiye bölmüşler camla, annem babam orada oturuyor, biz burada oturuyoruz diyoruz ki bu gayet normal. Şimdi bunun bir mantığı var mı? O camı pencereyi insan kırar geçer, hemen birleştirir. Benim gördüğüm bu, bu sıralar olacak Allah’ın izniyle inşaAllah. Fakat bu gayretin iyice tırmandırılması gerekiyor. Güzele gidiyor inşaAllah, hayra gidiyor. Bütün bölgeyi de ferahlatacak gibi görünüyor inşaAllah, Allah’ın izniyle.

MUHABİR: Dediğiniz gibi yani, bu son olaylar gösteriyor ki Türkiye bir ateş çemberinin içerisinde yani, petrol boru hattını patlatıyorlar belli değil kimler neler yapıyor, ne oyunlar çevriliyor Türkiye ile ilgili. Bu birleşme yani, hem rahat nefes aldırır, hem ferahlık getirir hem de birçok beladan kurtarır değil mi Hocam, yani? Mesela, Gürcistan’ın durumuna bakın.

ADNAN OKTAR: Tabiî ki, yani bu bir ırk üstünlüğü iddiası değil. Bu bir sevgi ve muhabbet aman sizi kurtaralım mantığı bu. Biz diyoruz, mesela, Rusların biz fakir olması bizi rahatsız eder. Rusya zengin olsun. Ve Rus devleti de güçlü olsun. Biz zayıf bir Rus devleti istemeyiz.

MUHABİR: Ermenistan da zengin olsun değil mi? Türkiye’nin kanatları altına girsin. Burada 2 milyon, 3 milyon nüfus var değil mi Hocam?

ADNAN OKTAR: Hem nasıl, hem nasıl Ermenistan da, mesela gidip orada ermeni yemekleri yiyelim sohbet edelim.

MUHABİR: 5 tane fabrika kursanız değil mi Hocam?

ADNAN OKTAR: Tabi, fabrikalar kuralım. Onlar buraya gelsinler kardeşiz. Yani, yazık günah bakıyorum. Yani acayip fakirler. Bunları hak etmiyor bu insanlar, böyle bir ortam hak edilmiyor. Bu, masonların ve şeytanın bir oyunudur. Gereksiz bir fakirlik, gereksiz bir düşmanlık var. Biz Ruslarla niye düşman olalım. Niye o devletin aleyhine olalım. Niye Ermenistan’a düşman olalım, niye aleyhine olalım. Niye ermeni devleti zayıf ve güçsüz olsun bu bizim niye lehimize olsun. Eğlendirici ne yönü var bunun. Bütün bölgedeki devletler güçlü ve sağlıklı olsun. Milletler zengin olsun, kardeş olalım, yiyelim, içelim, ibadet edelim, Allah’a şükredelim, zaten iki günlük dünya. Allah’ın rızasını tam kazanıp, ahirete gidelim. İnşaAllah.

MUHABİR: İnşaAllah, Hocam, bu yaklaşmalar bu birleşmeler efendim bir de batıdaki o dediğiniz kurumların ve odakların Türkiye ye karşı oynadıkları oyun vardır sürekli biliyorsunuz. Her sene ya 24 Nisan öncesi veyahutta Ekim ayı geliyor Amerikan kongresine bir şey geliyor yasa tasarısı Türkiye ye karşı tırnak arası soykırım diye veyahut da diğer parlamentolara işte şu. Yani bu yaklaşma olursa Türkiye Ermenistan’la yani, el uzatırsa Ermenistan da bu eli tutarsa bir araya gelirse o iddialarda ortadan kalkar değil mi Hocam?

ADNAN OKTAR: Yani, bu o kadar gereksiz ki, o kadar gereksiz ki, ta yüzyıl önce yahut yıllar önce olmuş olaylar. Kim bu tip olaylardan memnun olur, rahatsız olur, bir savaş ortamıydı. Karşılıklı acılar çekildi. Zorluklar çekildi. Türk mezarlarını kaz kaz bitmiyor. Azerbaycan’da ki Hocalı katliamı malum, bak hakkımızı helal ediyoruz, gani gani helal ediyoruz. Böyle bir intikam hissi içerisinde değiliz. Olmuş bir kere Allah’ın takdiri. Kimse kimseden böyle bir kin ve intikam duygusu içinde olmamalı, hiç kimse birbirine böyle kin ve intikam duygusu içinde yaklaşmamalı bir intikam istemiyoruz. Telafisini de istemiyoruz. Biz sadece kardeş olmak istiyoruz, dost olmak istiyoruz. Böyle bir konu yok. Yani, tarih olmuş, geçmiş şeyler bunlar. O zaman ta bin yıl öncesindeki şeyi araştırmaya kalkacağız, 1500 sene öncesinin hesabını karıştırmaya kalkacağız o nesiller gitmiş artık. Şimdi zımba gibi delikanlılar geldi artık. Genç nüfus gelmiş, genç insanlar gelmiş kardeşlerimiz bunlar bizim. Artık bunları konuşmak bizim hızımızı keser. Bunlara gerek yok. Biz onları şefkatle bağrımıza basacağız ve onların zengin ve huzurlu olmasını istiyoruz. Huzur içinde yaşamalarını istiyoruz. Bu konuyu kökünden halledecek şeydir. Dost olmak istiyoruz. Onun için böyle şeyleri gündeme getirmek tamamen şeytani olur. Fitne olur, kargaşa olur ve boş işler bunlar ayrıca. Bunlar klasik ta yüzyıl öncesinin bu Ergenekon kafası, İttihat Terakki kafası. Yani böyle alttan alta olaylar çıkartırsın. Gidip birini vurur, o onu vurur. Ayaklanmalar yapar, kan dökülür, o orayı işgal eder, o orayı işgal eder. Bunlar iş değil bunlar rezalet bunlar yani, şeytanın oyununa gelmek. Bunları bıraksınlar artık sevgi çağı muhabbet çağı, artık kalpleri açalım inşaAllah. Allah’ın nuru dünyanın üzerinde tam anlamıyla kaplamış durumda inşaAllah. Her zaman Allah’ın nuru var dünyanın üzerinde fakat insanlar göremiyorlar. Gözlerindeki o pusu kaldıracağız inşaAllah.

MUHABİR: İnşaAllah Hocam, konuşmalarınız Türkiye’nin biliyorsunuz Avrupa Birliği sürecide tıkanmıştır. Efendime söyleyeyim yok bazıları diyor müzakere tarihi alalım 50 sene sonra da olursa olur veyahut da Fransa atıyor yok gidin Akdeniz ülkelerle konuşun. Çok önemli noktalara değiniyorsunuz. Bu Türkiye’nin aslında bir devlet politikası haline getirmesi de yani alttan sizin yapacağınız baskı kuracağınız, efendime söyleyeyim yol göstermeler devlet politikasında da önemli değişiklik yapmasını gerektirmez mi Hocam?

ADNAN OKTAR: Bence böyle bir devlet politikası zaten Türkiye’nin var. Ama bilinçaltında var. Kromozomlarında var genlerine işlemiş olarak var. Yani, hangi Türk istemez bunu.

MUHABİR: O zaman buna millet politikası diyelim.

ADNAN OKTAR: Tabi, millet politikası olarak var. maşaAllah. Ama benim gördüğüm çok güzel neticeler alacağız. inşaAllah iş birliği yapalım, gayret edelim, ama çok şiddetli abanalım. Çok şiddetli bastıralım bunu aşkla isteyelim ve bu konu Allah’ın izniyle olacak gibi görünüyor inşaAllah.

MUHABİR: Tabi, dolayısıyla yani sizin buradan bir şeref başkanı olarak, vakıf olarak Ermenistanlı 5 tane bilim adamını buraya davet edip de, Azerbaycanlı efendime söyleyeyim, bunun bir sıkıntısı bir mahsuru yok ki değil mi Hocam, yani onlarda gelsinler konuşmalara onlarda katılsınlar.

ADNAN OKTAR: Ermeni de denen insan Allah’a inanıyor. Bütün peygamberlere inanır. İsa’ya, Musa’ya, İbrahim’e inanır, ahirete inanır, e daha ne istiyorsun kardeşim ne güzel işte, ehli kitap değil mi? Ve mazlum Allah’a gönül bağlamış, sanatçı insanlardır böyle kafası çalışan insanlardır Ermeniler. Bütün, Osmanlı döneminde öyleydi. Bütün sanatçılar, bilim adamları, hekimler hep Ermeni idiler. Sonradan bir Darwinistlerin ortaya çıkmasıyla bir fitnedir ortalığı kapladı. Irkçılık fitnesi kapladı. İttihat Terakki kafası kapladı. Yüzyıla yakın zamandan beri millete kan kusturuyorlar. Darwinizm fitnesinin gitmesiyle Allah’a şükür bunu cenazesini kaldırdık Darwinizm'in.

MUHABİR: Tabi, tabi.

ADNAN OKTAR: Artık ortalık temiz. Artık bundan sonra kardeşlik çağı başlıyor inşaAllah.

MUHABİR: Hocam, geldik Darwinizm üzerine çok büyük mücadele veriyorsunuz. Bizde, gururla efendime söyleyeyim takip etmeye çalışıyoruz. Gücümüzün yettiği derece tabi sizin hızınıza maşaAllah olsun bizim yetişmemiz imkansızdır, arkadaşlarda sağ olsunlar. Kitabın yeni ciltlerini ilk önce merak ediyorum. Çünkü ben kütüphanemin baş tarafında tutuyorum. Atlasın ne zaman geliyor yeni ciltleri?

ADNAN OKTAR: 4. cildimiz hazır inşaAllah. Aslında öbür ciltleri de süratle bitirebilirim. Ama bu 1 ve 2. cildi iyice bir özümsemelerini istiyorum. İyice bir anlasınlar yani o kadar açık ki, o kadar açık ki, Cenabı Allah 100 milyon fosil, Cenabı Allah o kadar sağlam yaratmış ki, fotoğrafları doldurmuş yerin altına, balığı alıyorsun fotoğrafa bakıyorsun yerin altındaki fosil fotoğrafa aynısı. Sincap, efendim ayı, leopar, kaplan, aslan ne varsa kime baksak aynı fotoğraflar birebir. Hani kriminal incelemeler yapılıyor ya, bu bumudur diye aynısı. Parmak izi gibi, bir de sayıya tam bazı insanlar kafaları tam yaklaşmıyor olabilir. Bakın bu 10 tane delille bitecek bir şeydir. En fazla 10. On bin değil, yüz bin değil, yüz milyon delil Allah yaratmış. Yüz milyon, canlıların değişmediğini ispat eden. Darwinistlerin dediği gibi canlıların değiştiklerini iddia ettikleri ara fosil dedikleri fosillerden de tek bir tane yok bir tane. Bak adamlar zengin olacak diyorum 10 trilyon vereceğim diyorum.

MUHABİR: Evet, onu hep söylüyorsunuz Hocam.

ADNAN OKTAR: Günlerden beri bekliyoruz.

MUHABİR: Yıllardan beri 3–4 senedir ben duyuyorum. Elimizde ne varsa verelim diye.

ADNAN OKTAR: Kardeşim al kucağına getir. Getir masanın üstüne koy bir görelim nasıl bir şeymiş şu.

MUHABİR: Elimizde avucumuzda ne varsa biz de verelim.

ADNAN OKTAR: Bir görelim yani, toplayacağım kolu komşudan da para toplayıp söz veriyorum vereceğim yani inşaAllah. Yok, öyle bir şey. Onun için, bu aldatmacanın kökten bittiğini anlıyorlar şu an çocuk gibi yani, duygusallıktan küçük çırpınışları var ama o çırpınma şeklinde de diyor ki, Harun Yahya şöyle diyor diyorlar. Zaten konu bitiyor.

MUHABİR: Sizin propagandanız.

ADNAN OKTAR: Öyle diyorlar. Konuyu anlayalım.

MUHABİR: Cenabı Hak, yardımcı oluyor bu işe değil mi?

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

MUHABİR: O bölgelerde, bunu bin size bir kez daha sormuştum. Sizde demiştiniz ki, memnuniyetle gidip oralarda konferans vermeyi düşünüyorum. Bazı şey düşünceler daha tabi 70 senelik bir sosyalist devlet yapısı şey olmuştur. Kolay değil, bazen şey yapmak. Bugünkü fevri adımları da gördüğü zaman insan, Gürcistan’a karşı böyle kan döküp de basıp geçmek Rusya’nın bunlar bazen çağrıştırmıyor değildir yani eski dönemden kalma Stanilist şeyi diyoruz ya, Putin, Stalin ile hatta bazen diyorlar başbakanla, Sayın başbakanla tam Stalinleşmedi diyor. Putinleşmiştir. Dolayısıyla oraları çağrıştırıyor. Oralara birazcık bir şey etmeyi düşünüyor musunuz? Arada bir konferanslar vermeyi, mesela Rusya da olsun, Kazakistan da olsun. Bazen çünkü…

ADNAN OKTAR: Rusya aslında asil millettir Ruslar. Devlet de asil bir devlettir. Yani, konuşarak uzlaşarak çok rahat halledilebilecek şeylerdir bunlar. Türk-İslam Birliği olsaydı bunların tek bir tanesi olmazdı. Allah işte bir kere daha göstertti sözümün doğruluğunu, sizlerinde inancının doğru olduğunu Allah göstertti. Bu olmadığı müddetçe bu acılar devam edecektir.

MUHABİR: Hocam, sözünüze kuvvet mesela Suriye’nin son yıllarda Türkiye ile böyle süreci işletmesi götürmesi sanki çok büyük bir şeyden kurtardı. Ağır bir şeyden, Suriye’yi, Türkiye sanki aldı çekti bu tarafa.

ADNAN OKTAR: Tabi, tabi.

MUHABİR: Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Yani, Suriye zaten Türkiye oldu adeta. MaşaAllah.

MUHABİR: MaşaAllah, maşaAllah, tabi O da vefalı adamdır yani, Suriye Cumhurbaşkanı da helal olsun yani hiç yapmıyor. Türkiye’ye hep böyle şey yaptı değil mi yani?

ADNAN OKTAR: Yok, böyle kalender yaklaşıyor. Delikanlıca yaklaşıyor ve güzel tavrı falan. maşaAllah iyi gidiyor. Sevgisi de güzel, dostluğu da güzel, nezaketten saygıdan sevgiden anlıyor.

MUHABİR: Hocam, dönüp dolaşıyoruz yine aklımızın tabi yine en böyle şeyli yerine koyduğumuz sizin Azerbaycan- Türkiye birleşsin. Türk- İslam dünyası yine hep benim kafamda şey yapıyorum yine oraya hep dönüp geliyorum oradan bir şeyler sormak istiyorum. Yani, vurguladığınız efendim bir an önce başlatalım bu süreci diyorsunuz. Toprak, değiş tokuşsa değiş tokuş, satın almaksa satın almak, bu işi bu yolu açalım. İlerleyelim gidelim.

ADNAN OKTAR: Yani, en istidatlı görünen ilk planda bu görülüyor. Yani, bu çok kolay olacak gibi görünüyor. Yani bu sene içinde bile yapılabilir bu. Suriye ile iki devletin hakikatin istidadı çok yüksek. Arkasından, Irak, Kazakistan, Türkistan hepsi sırayla gidecek gibi görünüyor inşaAllah. Allah’ın izniyle olacak zaten, kaderde böyle inşaAllah. Fakat Azeri kardeşlerimiz sanki böyle daha coşkunlar daha, daha yamanlar bu konuda.

MUHABİR: Heyecanlılar, Sizin konuşmanızda etkilidir Hocam, Sizi çok severler onun için. Sizi çok severler etkileyici konuşuyorsunuz, samimi konuşuyorsunuz, yürekten konuşuyorsunuz, yani siyasi konuşmuyorsunuz. Kardeş kardeşe konuşuyorsunuz. Allah razı olsun sizden tabi.

ADNAN OKTAR: Evet, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Vallahi burada Allah’ın izniyle yapacağız. 2–3 araba böyle peş peşe basacağız Hazar denizine kadar kenarında bir oturup bir yemek yiyeceğiz orada Allah’ın izniyle. Orada da kalacağız bir otelde birkaç gece geri döneceğiz. Bu denemeyi bir kere yapacağız. Ama sadece nüfus cüzdanı.

MUHABİR: Evet, aynen, aynen başka olmaz.

ADNAN OKTAR: Vize, şu bu falan, pasaport falan yok. O kadar.

MUHABİR: Bunun başlığını öyle atacağım, sadece nüfus cüzdanıyla geliniyor.

ADNAN OKTAR: İnşaAllah.

MUHABİR: Hocam, eklemek istediğiniz, emrinizdeyiz biz.

ADNAN OKTAR: Estağfurullah.

MUHABİR: Ne istersiniz? Neler tavsiye edersiniz? Hepimize neler tavsiye edersiniz?

ADNAN OKTAR: Azerbaycan bizim canımız, ciğerimiz, ruhumuz, hepsini çok seviyoruz. Allah’ın izniyle birleşmemiz an meselesi çok kısa bir vakit var. Bütün Azeri aydınlarını, kardeşlerimi, bu büyük davaya, bu büyük heyecana katılmaya davet ediyorum. Onlar oradan, biz buradan bu işi bitirelim Allah’ın izniyle. inşaAllah hükümetlere destek olalım, teşvik edelim. İki tarafta müspet şu an hükümetler. Çok olumlular, Erdoğan beyde bu konuda çok olumlu, zaten Aliyev maşaAllah çok yaman bu konuda. Hemen inşaAllah hallolacak gibi görünüyor inşaAllah.

MUHABİR: Hocam, ağzınıza sağlık size uzun ömürler. Bu davanın önderliğini yapmakta daha büyük güç, kuvvet diliyoruz biz.

ADNAN OKTAR: Hepimizi Allah Kuran ahlakından ayırmasın inşaAllah, hep Allah’ın rızasını arayarak yaşayalım inşaAllah, Allah ahirette de cennet nasip etsin. Ama biz dünyayı da cennet gibi yapalım inşaAllah.

MUHABİR: Amin, amin ağzınıza sağlık Hocam.

ADNAN OKTAR: Allah razı olsun.

MUHABİR: Sağ olun.

Bu eser 127 kez incelendi.
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin.
Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
 
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Yorumunuz   :  
 
Tavsiyelerimiz
Bu Haber ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;
Sayın Adnan Oktar'ın Irish Times ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Azerbaycan Gazete 525 ve ATV ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın TimeTurk Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın El Siglo TV ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Arnavutluk Vision Plus TV ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Islam Channel ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Azerbaycan TV ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Le Monde ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Asia RFA Radyosu ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın The Guardian ile Röportajı - Haber
Bu eserin konusuyla ilgili yazarın diğer eserlerini görmek için tıklayınız.
ÇOK İNCELENEN HABERLER
Belgeseller 212 Televizyon Kanalında!
Ücretsiz 75 Adet MP3
Bedava mp3ler
Harun Yahya Eserleri Ramazan Ayı Boyunca Okuyucuları İle Buluşacak
Mevlid Kandili
ÇOK İNDİRİLEN HABERLER
Mercek Dergisi Artık İlmi Mercek Olarak 7 Temmuz 2004 Tarihinde Yayında - 1034 download
Araştırma Dergisi Artık İlmi Araştırma Olarak 7 Temmuz 2004 Tarihinde Yayında - 1008 download
Dinler Terörü Lanetler - 915 download
Dinler Terörü Lanetler - 864 download
Balkanlar Osmanlı'yı Arıyor - 835 download
Bu sitedeki tüm dökümanları, sitemizi kaynak göstermek şartıyla
telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Harun Yahya International © 2002.