 |
“Bu (Kur’an) insanlar için bir beyan, sakınanlar için de bir hidayet ve öğüttür.” (Al-i İmran Suresi, 138)
Yüce Allah’ın sözü olan Kuran-ı Kerim, eşsiz bir üsluba ve üstün bir hikmete sahiptir. Rabbimiz’in, kullarına Kendisini tanıtmak, onlara yaratılış amaçlarını, dünya hayatının konumunu, imtihanın özelliklerini ve insanlardan neler istediğini bildirmek, ahireti müjdelemek ve güzel ahlakı tarif etmek gibi pek çok hikmet üzerine indirdiği Kuran, insan yaşamında hayati önem taşıyan pek çok sırrı da içerir.
Her türlü eksiklikten münezzeh olan Allah, Kuran’da insanlara ibadetlerin, emir ve yasakların, güzel ahlak özelliklerinin yanı sıra dünya hayatına ilişkin birçok sırrı da haber verir. Bunlar, çok önemli sırlardır ve insan çevresine dikkatli bir gözle baktığında, hayatı boyunca bu sırların gerçekleştiğine şahit olur. Söz konusu sırlar için özel bir hesaplamaya gerek yoktur, Allah bunları her insanın anlayabileceği şekilde net ve açık olarak bildirmiştir.
Allah’ın Kuran’da bildirdiği bu sırlar, müminlere huzur ve güven getirir. Bunun farkına varmayan insanlarsa hayatları boyunca sıkıntı, korku ve zorluk içinde yaşarlar. Allah’ın Kuran’da bildirdiği bu sırların bir bölümü şu şekildedir:
Kalplerin Yalnızca Allah’ın Zikriyle Mutmain Olması
Dünya üzerinde yaşayan tüm insanlar, gerçek mutluluğu yakalamanın yollarını ararlar. Her birinin mutlu olmak için bir hedefi vardır. Amaçlarına ulaştıklarında ise aradıkları mutluluğun bu olmadığını ve bunun kendilerini tatmin etmediğini fark ederler. Bu sefer de başka bir hedefe yönelirler. Ama mutluluğu yanlış yerlerde aradıkları için hiçbir zaman tam bir mutluluğa, huzur ve ferahlığa sahip olamazlar. Gerçek mutluluk, huzur ve gönül rahatlığı yaşamak ise sadece Allah’ın zikriyle mümkündür. Allah bu önemli sırrı bize Kuran‘da şöyle bildirir:
“Bunlar, iman edenler ve kalpleri Allah’ın zikriyle mutmain olanlardır. Haberiniz olsun; kalpler yalnızca Allah’ın zikriyle mutmain olur.” (Rad Suresi, 28)
Allah, Kendisi’ne Şükredenlere Nimetlerini Arttırır
Şükür, hem Rabbimiz’in emri olan büyük bir ibadettir, hem de nefsi “kötülüğe sapmaktan” koruyan bir kalkan gibidir. Müminler, Allah karşısında ne kadar aciz ve muhtaç olduklarını düşünerek, sahip oldukları her nimet ve güzellik için Allah’a şükrederler. Herşeyin sahibinin ve hakiminin Allah olduğunu bilen müminler sağlıkları, güzellikleri, ilimleri, akılları, imanları, din ahlakından uzak yaşamayı çirkin görmeleri, hidayet ehli olmaları, tertemiz müminlerle birlikte olmaları, anlayış ve basiret sahibi olmaları gibi her nimet için şükrederler. Allah’ın da, onların şükürlerine karşılık bir müjdesi vardır. Bu müjde, Allah’ın şükredenlere verdiği nimetleri artırmasıdır. Örneğin Allah, sağlığı ve gücü için şükreden bir müminin gücünü ve sağlığını daha da artırır. İlmi için şükredenlere Allah daha çok ilim verir. Yüce Allah, bu sırrı Kuran’da şöyle bildirmiştir:
“Rabbiniz şöyle buyurmuştu: “Andolsun, eğer şükrederseniz gerçekten size artırırım ve andolsun, eğer nankörlük ederseniz, şüphesiz, Benim azabım pek şiddetlidir.” (İbrahim Suresi, 7)
Sevdiğiniz Şeylerden İnfak Edinceye Kadar İyiliğe Eremezsiniz
Din ahlakına göre yaşamayan bazı insanlar, başkalarına bir iyilikte bulunacakları zaman bu yapılan iyiliğin kendilerinden hiçbir şey alıp götürmemesini isterler. Örneğin ihtiyaç içindeki birine sevmediği, artık kullanmayacağı belki de hiç kullanmadığı eşyaları verebilirler. Allah kişinin kendisine uygun görmediği, eski bulduğu, bundan sonra kullanmayacağına kanaat getirdiği mallardan ziyade, sevdiği beğendiği eşyalarından infak etmesinin makbul olduğunu bildirmiştir. Sevilen şeyleri paylaşmak, insana bir an için nefsen zor gelebilir ancak insanın bencillik gibi kötü ahlak özelliklerinden temizlenmesi ve iyiliğe erişebilmesi için böyle bir fedakarlıkta bulunması gerekir.
Mümin, sahip olduğu bütün nimetleri ve malları verenin Allah olduğunu ve dilediği anda ondan bunları geri alabileceğini bilir. Bu nedenle ona verilen malları sahiplenmez ve onları Kuran’da Allah’ın emrettiği şekilde kullanır. Bu, Allah’ın bize bildirdiği önemli bir sırdır. Yüce Allah, aksi durumda insanın asla iyiliğe eremeyeceğini bildirmiştir:
“Sevdiğiniz şeylerden infak edinceye kadar asla iyiliğe eremezsiniz. Her ne infak ederseniz, şüphesiz Allah onu bilir.” (Al-i İmran Suresi, 92)
Çoğunluğa Uymak İnsanı Doğru Yoldan Saptırır
Bazı insanların ortak yanılgılarından biri, insanların çoğunluğunun uyduğu veya inandığı şeyin körü körüne arkasından gitmektir. Hatta çoğu insan, yaptığı bir tavrın veya inancının nedeni sorulduğunda, insanların çoğunun böyle yaptığı bahanesini öne sürer. Oysa Allah Kuran’da çoğunluğa uymanın saptırıcı olduğunu bildirir:
“Yeryüzünde olanların çoğunluğuna uyacak olursan, seni Allah’ın yolundan şaşırtıp-saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar ancak ‘zan ve tahminle yalan söylerler.” (En’am Suresi, 116)
Dolayısıyla çoğunluğun ne yaptığı, neye inandığı, neyi savunduğu bir insan için hiçbir zaman güvenilir bir kaynak ve ölçü olamaz. Bazı insanlar, “sürü psikolojisi” ile çoğunluğun yaptığını yapma eğilimindedirler. Ancak Allah’ın Kuran’da bildirdiği bu sırra uyan müminler, çoğunluğa değil, sadece Allah’ın emirlerine ve bildirdiği din ahlakına uyarlar. Tek başlarına kalsalar dahi, inançlarından ve yollarından asla şüpheye düşmezler.
Her İşte Bir Hayır Olması
Müminlerin tevekküllerini kolaylaştıran ve sağlamlaştıran bir başka sır ise, Allah’ın her olayı bir hayırla yarattığını bildirmesidir. Allah, Kuran’da, şer gibi görünen olaylarda bile bir hayır olduğunu insanlara şöyle haber verir:
“… Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz.” (Bakara Suresi, 216)
Müminler bu sırrı bildikleri için, karşılaştıkları her olayda hayır ve güzellik ararlar. Aksilik, zorluk veya eksiklik gibi görünen hiçbir olay onları üzmez, sıkmaz, telaşlandırmaz. Ahireti düşünerek yaşayan bir insan için dünya hayatındaki olayların her biri ahirete yönelik bir hayır ve güzelliktir.
Allah, Hiç Kimseye Güç Yetireceğinden Fazlasını Yüklemez
Allah sonsuz merhameti, şefkati ve adaleti ile yarattığı her olayda hem bir kolaylık kılar, hem de her insanı gücüne göre denemelerden geçirir. Allah’ın insanlara emrettiği ibadetler, onları denemek için yarattığı zorluklar, insanlara yüklediği sorumluluklar, hep insanların gücü oranındadır. Bu, iman edenler için bir müjde ve rahatlık, Allah’ın rahmetinin bir göstergesidir. Allah, bu sırrı Kuran’da şöyle bildirir:
“İman edenler ve salih amellerde bulunanlar -ki Biz hiç kimseye güç yetireceğinden fazlasını yüklemeyiz- onlar da cennetin ashabı (halkı)dırlar. Onda sonsuz olarak kalacaklardır.” (Araf Suresi, 42)
Her Zorlukla Beraber Bir Kolaylık Vardır
Allah dünyayı insanları imtihan etmek için yaratmıştır. Ve imtihanın gereği olarak her insanı bazen bolluk ve güzellik vererek, bazen de sıkıntılara uğratarak dener. Olayları, Allah’ın Kuran’da bildirdiği gerçeklere göre değerlendirmeyen insanlar, zorluklar karşısında ne yapacaklarını bilemez, ümitsizliğe kapılırlar. Oysa Kuran’da Allah’ın bu konu ile ilgili olarak bildirdiği bir sır vardır ve bunu ancak samimi bir imana ve teslimiyete sahip olan müminler görebilirler. Bu sırrı, Allah şöyle bildirmiştir:
“Demek ki, gerçekten zorlukla beraber kolaylık vardır. Gerçekten güçlükle beraber kolaylık vardır.” (İnşirah Suresi, 5–6)
Şirk Koşmadan İman Edildiğinde Allah Din Ahlakını Hakim Eder
Bir Müslümanın, dünya hayatında ulaşmak istediği en önemli hedeflerinden biri Kuran ahlakının dünyaya hakim olması, tüm insanların Allah’a gereği gibi kulluk etmeleridir. Allah, Kuran’da müminlere İslam ahlakının dünya hakimiyetinin yolunu göstermiş ve şöyle buyurmuştur:
“Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara va’detmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl ‘güç ve iktidar sahibi’ kıldıysa, onları da yeryüzünde ‘güç ve iktidar sahibi’ kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. Onlar, yalnızca Bana ibadet ederler ve Bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Kim bundan sonra inkar ederse, işte onlar fasıktır.” (Nur Suresi, 55)
Allah’ın müminlere bildirdiği bu sırra göre, müminler yalnızca Allah’a ibadet ettikleri ve şirk koşmadıkları takdirde Allah Kuran ahlakını yeryüzünde yerleşik kılacaktır. Bu çok önemli bir sırdır. Çünkü bu, Kuran ahlakının tüm insanlar arasında yayılmasının sorumluluğunun tek tek her müminin üzerinde olduğunu gösterir. Öyle ise vicdan sahibi her mümin, şirk koşmaktan şiddetle sakınmalı ve yalnızca Allah’a ibadet etmelidir.
Namaz Kılmak, İnsanı Kötülüklerden Alıkoyar
Namaz kılmak, Allah’ın Kuran’da farz kıldığı önemli bir ibadettir. Allah namazlarında süreklilik gösterenlere ve titiz davrananlara ecir vereceğini bildirir. Rabbimiz, Kuran’da namaz kılanların sahip olacakları bir kazancın daha olduğunu şöyle bildirmiştir:
“Sana Kitap’tan vahyedileni oku ve namazı dosdoğru kıl. Gerçekten namaz, çirkin utanmazlıklar (fahşa)dan ve kötülüklerden alıkoyar. Allah’ı zikretmek ise muhakkak en büyük (ibadet)tür. Allah, yaptıklarınızı bilir.” (Ankebut Suresi, 45)
Allah’ın ayetinde bildirdiği gibi, namaz kılanlar çirkin utanmazlıklardan ve kötülüklerden uzak dururlar. Allah, onların kalbine bu tür kötülüklerden uzak durmalarını ilham eder.
Sonuç: Müslümanlar İçin Hak Olan Kuran Hükümleridir
İnsan sabah kalktığı andan itibaren, Allah’ın yarattığı bu sırların tecellilerini görebilir. Bunun için gafil olmaması, her an Allah’a dönüp yönelerek düşünmesi yeterli olacaktır. O zaman hayatının, insanların birçoğunun önyargıyla kabul ettiği kurallara kesinlikle bağlı olmadığını, tek geçerli hüküm ve kuralın Allah’ın kanunları olduğunu görecektir. Bu çok önemli bir sırdır. İnsanların, yüzyıllardır en kesin doğrular olarak kabul ettikleri kural ve uygulamaların birçoğunun hiçbir geçerliliği yoktur ve bu kişiler aslında büyük bir yanılgı içindedirler. Hak olan, Kuran’da bildirilenlerdir. Kuran’ı samimi bir niyetle okuyan, her olayı Kuran ve iman gözüyle, Allah’ın dostu olarak değerlendiren her insan, bu önemli sırları ve daha fazlasını kendi nefsinde ve çevresinde apaçık görecek; Allah’ın her varlığın, her insanın, hatta her kalbin ve her düşüncenin tek hakimi olduğunu daha iyi kavrayacaktır. Allah ayetlerde şöyle bildirmektedir:
“Biz ayetlerimizi hem afakta, hem kendi nefislerinde onlara göstereceğiz; öyle ki, şüphesiz onun hak olduğu kendilerine açıkça belli olsun. Herşeyin üzerinde Rabbinin şahid olması yetmez mi? Dikkatli olun; gerçekten onlar, Rablerine kavuşmaktan yana derin bir kuşku içindedirler. Dikkatli olun; gerçekten O, herşeyi sarıp-kuşatandır.” (Fussilet Suresi, 53-54)
Derin düşünen ve çevresindeki gelişmeleri dikkatlice inceleyip yorumlayan bir insan, hayatı boyunca, Kuran-ı Kerim’de bildirilen sırların gerçekleştiğine şahit olacaktır.
Kurandansirlar.com
Kurandasukur.com
Allahicinyasamak.com
Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 67. sayı (Ocak 2010) 16. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 149 kez incelendi.
|
 |
|