Harun Yahya, harun yahya
E-mail :
Şifre :
Beni Hatırla
 
Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 15960 tanesi Türkçe, toplam 19258 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
 OTHER LANGUAGES :
Konularına Göre Eserler:
 Ana Sayfa  / Adnan Oktar Anlatıyor /  Her An Gerçekleşmesi Mümkün Olan Ölüm, Hastalıklar, Türlü Acizlik Ve Zorluklara Rağmen İnsanlar Sahte Pırıltılı Dünyaya Aldanıyorlar.
TR Arama: 
 ESERLER
Kitaplar (279)
Cep Kitapları (72)
Kitapçıklar (14)
Dergiler (265)
Belgeseller (323)
Ses Kasetleri (100)
CD'ler (12)
Web Siteleri (432)
Makaleler (9611)
Posterler (17)
Harun Yahya'nın Tüm Eserler Listesi
DİĞER LİNKLER
Site Hakkında
Harun Yahya Hakkında
Adnan Oktar Anlatıyor (3966)
Basında Harun Yahya
Türkiye'den Yankılar
Dünyadan Yankılar
İlanlar
Röportajlar
Ramazan Sayfaları
Haber Arşivi
Duyurular (1)
Harun Yahya Etkileri
Ne Demişti Ne Oldu
Yeni Bilgiler (486)
Yardım Sayfası
Bize Ulaşın
Detaylı Arama
Satış Sitesi
Nasıl Yardımcı Olabilirsiniz
evrimaldatmacasi.com
hayvanlaralemi.net
ramazansayfalari.com
Adnan Oktar Anlatıyor : Her An Gerçekleşmesi Mümkün Olan Ölüm, Hastalıklar, Türlü Acizlik Ve Zorluklara Rağmen İnsanlar Sahte Pırıltılı Dünyaya Aldanıyorlar. - TÜRKÇE
Temmuz 2010


Sitenize Ekleyin :

Hepsini Seç
Sayın Adnan Oktar’ın 27 Temmuz 2010 Tarihli Gaziantep Olay TV ve Çay TV Röportajından

ADNAN OKTAR:Allah, sizi yerden bir bitki (gibi) bitirdi.” Sebze, meyve oluşuyor, bitkiler oluşuyor, otlar oluşuyor. Hayvanlar onları yiyor, hayvanlar et yapıyor, insanlar da onları yiyor. İnsanda sperm hücresi oluyor, annede yumurta oluyor. Nihayetinde topraktaki malzemeler sürekli insana geçiyor ve sürekli insan oluşuyor. Bu Fashion Tv’ye bakıyorum ben ara ara, geçenlerde de anlattım ya. Mesela birbirinden güzel genç kızlar var çok çok güzeller, bakımlı. Bir noktadan geliyorlar, karanlık bir noktadan veyahut dönemeçten aniden çıkıyorlar. Topraktan çıkıyor, geliyor geliyor yaşıyor, ömrünü bitiriyor; geri geri yaşlanarak gidiyor, toprağın içinde kaybolup gidiyor. İşte hayat bu sistem üzerine kurulu. Ama bakıyorum, çocuklar falan da vardı bugün, yüzlerinde bir boşluk, bomboş. Yani niye yaşadığından haberi yok. Mesela kokoş hanımlar falan var, onları da görüyorum. Kokino takımı. Hayatı kaymış. O, nedir o, suratını donduruyor ya bir şeyle, zehirli?

SUNUCU:Botoks.

ADNAN OKTAR: Adam böyle donmuş, gülemiyor da, acayip bir şekil almış böyle. Yani balmumundan yapılmış gibi. Mesela oradaki kokoş hanımlara falan da bakıyorum. Çoğu tedavi görüyor onların. Kimi kanser tedavisi görüyor, kiminde şeker hastalığı var, kiminde eklem bozuklukları var, kimi romatizma tedavisi görüyor, hep ölümden dönmüş tipler. Bir de tombul bir tip var orda, bilmiyorum neyin nesidir, sürekli gösteriyorlar böyle arada sırada falan. Kardeşim tek kelime Allah’tan bahsedin, bir kere. Elegant, very sexy, bilmem ne, falan. Bir Yaratandan bahsedin, o elbiseleri size kim yaratıyor, beyninizin içinde kim gösteriyor? Uçuyorlar, sanki olağanüstü bir şey var zannediyorlar. Taş binanın içine giriyorlar. Aşağı-yukarı, o çocuklar bir aşağı yürüyorlar bir yukarı yürüyor. Bir aşağı yürüyor bir yukarı yürüyor. Yani alçı kullanacağına et kullanıyorlar, insan kullanıyorlar. Fakat yani Yaratanı hiç düşünmüyor görünümleri var. Senin beyninin içinde o görüntüyü sana kim gösteriyor? Bir düşünsene. Beyninin içinde göstermese, istediği kadar yürüsün adam, sen ne göreceksin? Değil mi? Bir hamd etsene, sana o görüntüyü gösterene. O ona poz yapıyor, o ona poz yapıyor. Bir dahaki seneki bir programa bakıyoruz kokoşların yarısı yok. Nerede diyorsun? Toprak altında. Bir dahaki seneye bakıyorsun. İşte o kart bilmem nelerin bir kısmı yok. Hepsini tenzih ederim; iyi niyetli, aklı başında olanları tenzih ediyorum da kıl tipleri diyorum, onlar da yok. Yani hiç düşünmüyorlar. Geçen sene bu adamlar vardı, bayağı havalardaydılar, poz yapıyorlardı ama şu an toprağın altında hiç kıpırdaman duruyor bu adamlar. Orada o program devam ederken, o adam iki metre toprağın altında, nemli toprağın altında, zifiri karanlıkta, hiç kıpırdayamadan, ağzına-burnuna toprak dolmuş olarak, gözüne toprak dolmuş olarak bekliyor. Orada onlar müzik dinlemeye devam ediyor. Arkasından sıra öbürüne geliyor, orada artistlik yapana geliyor. Şimdi öbürünün yanına onu da alıp götürüyorlar, iki metre toprağın altına onu da sokuyorlar. Onun da ağzına burnuna toprak doluyor. Bu sefer öbürleri eğlenmeye devam ediyor sanki hiçbir şey yokmuş gibi. O ona poz yapıyor, o ona artistlik yapıyor. “Sıra sende şimdi” diyorlar, teker teker bak, idam mahkumu gibi, onu da alıp bunun yanına koyuyorlar. Umurlarında bile değil. Akıl almaz bir gaflet, akıl almaz sathilik, derinlikten yoksunluk var. Çok ürkütücü bu kadar akıllarının zayıf olması. Aklı güçlü olanları tenzih ediyorum. Ya insan bunu nasıl bilmez, bu harikuladeliği nasıl bilmez? Mesela o güzelim genç kızlar, çok çok güzeller, yüzlerinde hiçbir anlam yok. Et, kemik yığını gibi. Var nadiren böyle şahsiyetli. Bir nevi bir varlık gibi, herhangi bir varlık haline gelmişler. Bu çok ürkütücü. Halbuki insan kişiliğiyle, karakteri ile aklı ile derinliği ile imanıyla bununla zengin olur. Bununla kalite olur. Yoksa nedir ki? Nefes alıp veren, yiyen, içen, etten, kemikten oluşmuş bir varlık olmuş olur. Nitekim bir kısmı da onların, onları gelişmiş bir maymun türü olarak görüyor. Maymuna elbise giydirdiğini düşünüyor adam, maymun bir aşağı yürüyor bir yukarı yürüyor diye düşünüyor adam. Çocuklar orada oturuyor, kafalarına falan kağıtlar mı sarmışlar, yaldızlı bir şeyler var kafalarında sanki. Alıyor alıyor tozu suratlarına sürüyor çocukların. Ciltleri falan ne oluyor onlar öyle? O program bitiyor, hadi bakalım çıkartın onları, başka bir şey. O sprey mi nedir onlar, yapışkan bir madde. Suratına falan sıkıyor çocuğun. Kardeşim onun ciğerine dolar, bilmem ne, saçına maçına her yerine sıkıyorsun onun. Ne olur çocuk? Oradan çıkıyor, başka yere gidiyor, yine aynı şey. Bir muamele daha yapıyorlar ve “mankenlik kaç yıl gider?” diyor, “en fazla 23 yaşına kadar gider” diyor. Niye biliyor musun? Felaket çöküyor da onun için. Yazık, günah değil mi bu çocuklara? Bunları dolu dolu yetiştirsenize. Böyle kişilikli, akıllı, derin düşünen. Allah’ı, dini sevsin, değil mi? Yaratanın farkına varsın. Mesela elbiseyi sunarken Allah’ın güzelliğinden bahsetsin, Allah’ın yarattığını söylesin. Öbür türlü çok ürkütücü, kabus gibi bir şey. Teker teker hapishanede bekleyen idam mahkumları gibi. “Gel falanca” diyorlar, “şimdi seni alacağız” diyor, onu götürüp asıyorlar, koyuyorlar. Onlar ama oynamaya devam ediyor habire. İçki şişesi var ellerinde. Sanki meşrubat reklamı yapıyor. Kardeşim onun ciğerlerini yakacaksın sen, beynini yakacaksın adamın. Sen mutlu mu edeceksin sonunda adamı? Fashion Tv için demiyorum da bazı kanallarda görüyorum. Yani bir mutlu son değil ki adam koskoca bardağı dolduruyor, saf alkolü. Sek mi, tek mi bilmem ne falan, sanki marifetmiş gibi. Yakar kavurur onun içini, midesini ne yapar bir düşünün. Oradan geçiyor karaciğere. Karaciğere o saf alkol girdiğinde ne yapar? Hayır kardeşim alsınlar bir ciğer alsınlar dükkandan, 100 gram, sokun karaciğeri alkolün içine, çıkarın. Bembeyaz olur, anında öldürür.

OKTAR BABUNA: Tıpta göstermişlerdi Hocam, dediğiniz gibi, ders olarak gösterilmişti.

ADNAN OKTAR: Değil mi? Mesela ağza dokundurulduğu zaman bembeyaz olur, öldürür dokuyu. Yani ilk tabakayı komple öldürür. Bunu ciğerin içerisine doldurmanın ne alemi var? Adamların midesinin içerisine, kanına, beynine gönderiyorsun. Mahveder yani. Yani böyle bir sahte mutluluk havası veriyorlar. Sahte bir dünya sunuyorlar. Boyayla, bilmem neyle, zoraki ayakta duran tipler. O gün o program için gelmeden önce romatizma ilaçlarını alıyor, kalp ilacını alıyor, doktoruna görünüyor, bel korsesini takıyor. Onu gören çelikten zanneder onu. Kanser hapını kapıda alıyor ayrıca, devam ediyor, değil mi? Tabii. Saçı başı dökülmüş, saçına peruk takıyor belli olmasın diye. Fakat tam anlamı ile artistlik hareketler falan. Sanki hiçbir şey olmamış gibi. Bir ayakları hastanede, bir ayakları eğlence yerinde. Gerçekçi bakın, Allah’a bir tam teslim olun, Allah’ı sevin. İçiniz Allah sevgisiyle, sevinciyle dolsun, kafanız bir açılsın. Sanki Allah’ı sevince mutlu olmayacak. Kardeşim zaten mutlu değilsin, sürünüyorsun sen. Bir kere gerçek mutluluğu tadacaksın o zaman. Sürünmeden çıkacaksın sen. Mesela gazinoya gidiyor, eğlence yerine gidiyor. Orada mafya, orada bilmem ne, sapık, bilmem nerede seri katil, ne olduğu belli değil, orada nasıl mutlu olsun yani? İnsan güvendiği insanlar içinde mutlu olur. Tanıştığında bile insan, biraz tanımadan yine rahat edemiyor. Acaba neyin nesidir, kimin fesidir falan. Tam kanaati gelince biraz rahat ediyor insan. Hatta evli adamlar bile birbirini tanımıyorlar uzun süre. Çok acayip bir şey. Güven, bak Cennete girince, “Selam size” diyor “güven ve esenlikle içeri girin” diyor. Güven en büyük ferahlıktır. En büyük ferahlıklardan bir tanesidir. Mutluluk kaynağıdır. Kardeşim tamam eğlence olur. Gidersin, herkes birbirini tanıyordur, güveniyordur. Tertemiz yiyecekler gelir. Güzel bir müzik vardır. Kimse kimsenin namusuna, haysiyetine el uzatmaz, kimse kimsenin canını yakmaz, hakaret etmez, can güvenliğin tam yerindedir, kimse kimsenin onuru ile oynamaz. Ödü kopuyor bir şey olacak diye. Mesela su içerken herhangi bir şekilde mahcup olmamak için olağanüstü özen gösteriyor. Su bile başına bela oluyor yani. Adam onu kullanmasın, karşı taraf suyu şöyle içti demesinler diye onunla uğraşıyor. Yemek yerken olağanüstü dikkat ediyor. Poza giriyor ki karşı taraf bir şey demesin diye. Mesela yemeğin hepsini yiyecekse, yemiyor laf olacak diye, dedikodu çıkacak diye. Yani bir rezalettir gidiyor. Biraz önce bir sapık yemek yiyor, onun tabağını suya batırıp çıkarıyorlar usulen, adama salata koyuyor, yeniden getirip onun önüne koyuyorlar. Ne mecburiyeti var o pis adamın yemeğini, pis dokunduğu, onun da yemek durumunda olması niçin böyle bir gereksinim olsun, değil mi? Yani asla hiçbir şekilde muhatap olmayacağı bir adam. Mecburen onunla tam kontağa geçirtmiş oluyor. Onun pis ellerinin dokunduğu yerlere dokunduruyor. Onun oturduğu pis yere onu oturtmuş oluyor. Onun pis tabağından yediriyor. Yıkama öyle mi olur? Titiz bir temizlik olması lazım. Tam bir Müslüman titizliğiyle olması lazım. Kafalarımız rahat olacak, değil mi? E havuz, havuza giriyor adam, tuvaletten çıkıyor, balıklama gidiyor havuzun içine atlıyor. Adamın ne kadar kiri varsa havuzun içinde yıkanıyor. Ya derisinde bir rahatsızlık oluyor; enfeksiyon, mantar hastalığı falan oluyor, balıklama dalıyor suyun içerisine. Veyahut hepatiti var, hiç oralı bile değil. Hepatit sanki grip, nezle gibi. Kardeşim çok tehlikeli bir şey. Ilık suda bu rahatça yaşar. Adama geçireceksin. Allah’tan kork yani. Mahvedeceksin adamı. Karaciğere, kansere kadar gider bu çok tehlikeli bir şey. Umurlarında bile değil. Mantar mesela rahatça yayılıyor. Havuza gidiyor, bir geliyorlar sinüzit. Mesela çok inatçı bir hastalıktır. Soruyoruz; “bende sinüzit var,” ona soruyoruz, “sinüzit var.” Kardeşim, bak bela oradan geliyor işte. Orta kulak iltihabı, mikroplu suya giriyor, orta kulak iltihabı, enfeksiyon, mantar. Genç kızlarda falan, delikanlılarda falan. Yani tam bir rezalet. Ama sahte mutluluk oluyor. Halbuki tertemiz olması lazım Müslüman’ın. Havuza girecekse de o tip şeylerden şiddetle kaçınması lazım.

Bu eser 1.181 kez incelendi.

Post To MySpace!
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin.
Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
 
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Yorumunuz   :  
 
Tavsiyelerimiz
Bu Adnan Oktar Anlatıyor ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;
Dünya Hayatında Tüm Zevklerin Tüketilmesi - Makale
Dünya Hayatının Gerçeği - Kitap
Dünya Hayatının Gerçeği - Belgesel
Dünya Hayatı Müslümanları İslama Hizmet Etmekten Alıkoymaz - Adnan Oktar Anlatıyor
Sayın Adnan Oktar'ın Dilinden ''İmanı Zayıf, Dünya Hayatıyla Oyalanan Müslüman Modeli''nin Yanlışlığı - Makale
Bu eserin konusuyla ilgili yazarın diğer eserlerini görmek için tıklayınız.
ÇOK İNCELENEN ADNAN OKTAR ANLATIYOR
Maya Takviminde Geçen 2012 Tarihi Hz. İsa'nın Nüzul Tarihi Olabilir
2012'de Neler Olacak?
Hz. Mehdi (a.s) ile İlgili Yeni Hadisler
Adnan Oktar'ın Hülya Avşar'ın Kazası ile İlgili Yorumları
Adnan Oktar'ın Domuz Gribi ile İlgili Yorumları
ÇOK İNDİRİLEN ADNAN OKTAR ANLATIYOR
Türkiye'nin Gücü Manevi Güç, Manevi Zenginlik Anlamındadır. Türkiye Sevgi, Dostluk, Kardeşlik Öğretmenidir - 5 download
Bu sitedeki tüm dökümanları, sitemizi kaynak göstermek şartıyla
telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Harun Yahya International © 2002.

© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.