 |
Fethullah Gülen Hocaefendi'nin Zaman gazetesinde Nuriye Akman ile yaptığı röportaj büyük yankı uyandırdı. Röportaj üzerine yapılan kritikler ve değerlendirmeler, bir süredir gazete sayfalarını ve yazarların köşelerini dolduruyor.
Fethullah Gülen Hocaefendi'nin, röportajda, terörü ve terör yapanları açıkça lanetlerken yaptığı benzetmeler bazı kesim ve kişiler tarafından farklı yorumlandı. Özellikle ateist olanlar yani Allah'ın varlığını kabul etmeyenler ile insan öldüren teröristlerin eşdeğer olduğu ile ilgili beyanlardan kimileri kastedileni anlamadı. Bu ifadelerin içerdiği niyet ve yaptığı gönderme, bizce, ne adına olursa olsun masum canına kıyarak insan öldürmenin, Allah'ı inkar etmek gibi olduğu anlamındadır. Dolayısıyla buradaki maksat, inançları veya inançsızlığı nedeniyle bir ideolojiyi eleştirmek veya küçümsemek değildir.
Kastedilen, insan öldürerek terör yapanlara, bu yaptıklarının Kuran ahlakı açısından ne anlama geldiğine dair, Kuran'ın ruhuna uygun bir benzetme ile bir değerlendirme yapmak, belki bir uyarı yapmaktır düşüncesindeyiz. Nitekim Fethullah Gülen Hocaefendi'nin aynı cümleler içinde zikretmiş olduğu 'insan öldüren, kâfirin maruz kalacağı aynı şeye maruz kalıyor' ifadesi de bunu destekleyici ve açıklayıcı mahiyettedir; hatta sözkonusu benzetmenin uhrevi boyutuna dair bir açıklama olarak kabul edilmelidir. Allah masum insanları öldürenlerin de, kafir olarak ölenlerin de ahiretteki yerlerinin cehennem olduğunu Kuran ayetlerinde bildirmiştir:
"İnkar edenlere de ki: Yakında yenilgiye uğratılacaksınız ve toplanıp cehenneme sürüleceksiniz." Ne kötü yataktır o." (Al-i İmran Suresi, 12)
"Ve o gün, cehennemi, inkâr edenlere tam bir sunuşla sunmuşuz." (Kehf Suresi, 100)
"İnkar edenlere gelince, onlar için de cehennem ateşi vardır. Onlar için ne, karar verilir, ki böylece ölüversinler, ne de kendilerine onun azabından (bir şey) hafifletilir. İşte biz, her nankör olanı böyle cezalandırırız." (Fatır Suresi, 36)
"İnkâr edenler, cehenneme bölük bölük sevkedildiler. Sonunda oraya geldikleri zaman, kapıları açıldı ve onlara (cehennemin) bekçileri dedi ki: "Size Rabbiniz'in ayetlerini okuyan ve bugünle karşılaşacağınızı (söyleyip) sizi uyaran elçiler gelmedi mi?" Onlar: "Evet." dediler. Ancak azab kelimesi kâfirlerin üzerine hak oldu." (Zümer Suresi, 71)
Ancak şunu da belirtmek gerekir ki, bir insanın yaptıklarından tevbe etmesi için ömrünün sonuna kadar süresi bulunmaktadır. Bu süre içerisinde yaptıklarından pişmanlık duyup tevbe edenler için tevbe kapısı açıktır. Allah tevbe edenlerin tevbesini kabul edebilir ve o insanın cehenneme gidip gitmeyeceğinin takdiri ve bilgisi Allah'a aittir.
Terörün hedefi olan öldürmek ile ilgili, Fethullah Gülen Hocaefendi, hedefe ulaşmak için insan öldürmeye Kuran'ın izin vermediği tespitini yaparken Kuran-ı Kerim'in çok önemli hükümlerini bir anlamda tefsir etmiş oluyordu. Şöyle ki, bir insanı suçsuz yere öldürmek, Kuran'a göre en büyük günahlardan biridir. Allah Kuran'da şöyle buyurur:
"...Kim bir nefsi, bir başka nefse ya da yeryüzündeki bir fesada karşılık olmaksızın (haksız yere) öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de onu (öldürülmesine engel olarak) diriltirse, bütün insanları diriltmiş gibi olur. Andolsun, elçilerimiz onlara apaçık belgelerle gelmişlerdir. Sonra bunun ardından onlardan birçoğu yeryüzünde ölçüyü taşıranlardır." (Maide Suresi, 32)
"Ve onlar, Allah ile beraber başka bir ilaha tapmazlar. Allah'ın haram kıldığı canı haksız yere öldürmezler ve zina etmezler. Kim bunları yaparsa 'ağır bir ceza ile' karşılaşır." (Furkan Suresi, 68)
Yukarıdaki ayetlerde görüldüğü gibi, masum insanları haksız yere öldüren kişiler büyük bir azapla tehdit edilmişlerdir. Allah tek bir kişiyi öldürmenin, tüm insanları öldürmek kadar ağır bir suç olduğunu bildirmiştir. Allah'ın sınırlarını koruyan bir insanın, değil binlerce masum insanı katletmek, tek bir insana bile zarar verme ihtimali yoktur.
Dünyada adaletten kaçarak cezadan kurtulacağını sananlar, öldükten sonra, ahirette Allah'ın huzurunda verecekleri hesaptan asla kaçamayacaklardır. İşte bu nedenle ölümlerinin ardından Allah'a hesap vereceklerini bilen müminler Allah'ın sınırlarını korumakta büyük bir titizlik gösterirler.
Bu arada, yeri gelmişken genelde gözden kaçan bir konuyu da açıklamakta fayda görüyoruz. Genelde birçok insan münafıklığın ateistlikten daha kötü bir kavram olduğunu bilmez. Kuran'dan öğrendiğimize göre, "ateist münafıktan daha evladır". Zira Kuran'da cehennemin en alt tabakasında bulunanların, yani azabın en şiddetlisine çarptırılacak olanların, münafıklar olduğu bildirilmektedir. İnkarcı açık biçimde inkarını ifade ettiği için mümin tarafından tanınır, sahtekarca bir tutumu yoktur. Oysa münafık ikiyüzlüdür, kendini gizler, müminlerle yaşar, onların evlerine, mescitlerine girer çıkar. Dost gözükür oysa alabildiğine düşmandır. İnkarcı kişi camilerde bulunmaz, müminlerin yanına müminim diye sokulmaz, inanmadığını açıkça söyler. Münafık ise, müminler içindedir, sinsi ve tehlikelidir.
Zaman gazetesinin yayınladığı bu röportajda, Fethullah Gülen Hocaefendi tarafından verilen önemli bir mesaj da, hakiki bir Müslümanın terörist olmasının düşünülemeyeceği ve bu gerçeğin insanlara anlatılması ile ilgilidir. Bu husus çok önemlidir ve Allah'ın Kuran'da indirdiği din olan gerçek İslam'ın insanlara anlatılması, İslam dininin Müslümanlarca iyi ifade edilebilmesi ve temsil edilmesi hayati bir konu olarak gündemin başında yerini almaktadır.
Bu anlamda 11 Eylül'de Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşanan terör olayının hemen ardından kaleme aldığı "İslam Terörü Lanetler" adlı eseriyle tüm dünyaya bu konuda İslam'ın bakış açısını Kuran ayetleriyle izah eden Harun Yahya'nın bu kitabı ilgili yerlere gönderilmiştir. Bu konuda yanlış düşünen zihinleri aydınlatmış ve inanıyoruz ki çok büyük bir hizmet yapmıştır. Bu kitaptan alıntılayacağımız aşağıdaki pasajla yazımıza son veriyoruz:
"Terör ile din, taban tabana zıttır. Terörizm saldırgan olmayı, öldürmeyi, savaşmayı, acı çektirmeyi, zulmetmeyi yol olarak benimsemiştir. Ancak tüm bunlar Kuran'a göre zalimliktir. Allah barışı, uzlaşmayı, iyilikte bulunmayı ve insanların arasını düzeltmeyi emreder. Terörü ve her türlü bozgunculuk hareketini yasaklar ve bu tür bir eylem içinde olanları lanetlediğini Kuran'da şöyle bildirir: "Allah'a verdikleri sözü, onu kesin olarak onayladıktan sonra bozanlar, Allah'ın ulaştırılmasını emrettiği şeyi kesip-koparanlar ve yeryüzünde bozgunculuk çıkaranlar; işte onlar, lanet onlar içindir ve yurdun kötü olanı da onlar içindir." (Rad Suresi, 25)
Kuran Allah'ın insanlara yol gösterici olarak indirdiği bir kitaptır ve Allah Kuran'da insanlara güzel ahlakı emretmektedir. Bu ahlakın temelinde ise, sevgi, şefkat, hoşgörü, adalet ve merhamet gibi kavramlar yer alır. İslam kelimesi, Arapça'da "barış" kelimesiyle aynı anlama gelir. İslam, Allah'ın sonsuz merhamet ve şefkatinin yeryüzünde tecelli ettiği huzur ve barış dolu bir hayatı insanlara sunmak için indirilmiş bir dindir. Kuran ayetlerinde insanlar, yeryüzünde merhametin, şefkatin, hoşgörünün ve barışın yaşanabileceği model olarak İslam ahlakına çağırılmaktadır. Bakara Suresi'nin 208. ayetinde şöyle buyurulmaktadır: "Ey iman edenler, hepiniz topluca "barış ve güvenliğe (Silm'e, İslam'a) girin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır."
Ayette görüldüğü gibi Allah, insanların "güvenliği"nin Kuran ahlakının yaşanmasıyla sağlanabileceğini bildirmektedir.
Bu makale, Mercek Dergisi 35. sayı (Mayıs 2004) 26. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 3.721 kez incelendi.
|
 |
|