 |
"Dünyanın pek çok ülkesinde yaşanan ahlaki dejenerasyon, son derece kapsamlı ve girift ilişkilerle kurulmuş, karanlık bağlarla birbirine bağlanmış büyük bir "sosyal sınıf" tarafından bilinçli bir biçimde desteklenmekte ve yönlendirilmektedir.
Yaşadığımız dünyada küçük ya da büyük her toplumun barış ve huzurunu tehdit eden önemli bir sorun vardır: Ahlaki dejenerasyon. Temelinde bencillik, aç gözlülük, acımasızlık, umursamazlık gibi hastalıkların yattığı bu sorunun nasıl çözüleceği ise, 21. yüzyılın en önemli meselelerinden birini oluşturmaktadır.
Ahlaki dejenerasyon çoğu kişi tarafından, toplumun içinde bulunduğu kötü şartların sonucunda ortaya çıkan kaçınılmaz bir olgu olarak kabullenilmektedir. Oysa, dünyanın pek çok ülkesinde yaşanan ahlaki dejenerasyon, son derece kapsamlı ve karışık ilişkilerle kurulmuş, karanlık bağlarla birbirine bağlanmış büyük bir "sosyal sınıf" tarafından bilinçli bir biçimde desteklenmekte ve yönlendirilmektedir Bu büyük sosyal sınıf, birbiriyle çıkar ilişkisi bulunan, her milletten, her dilden ve her meslekten yüzlerce hatta binlerce kişiyi bünyesinde barındırmaktadır. Aralarında kurdukları illegal veya ahlak dışı menfaat ilişkileri, dini değerlere ve din ahlakına karşı duydukları düşmanlık, paylaştıkları sapkın felsefe ve yaşam biçimleri bu sınıfın ortak yönlerini oluşturur. Aslında bu büyük kitleyi dünyanın dört bir yanına dağılmış bir "klan"a benzetmek mümkündür. İşte bu yazı dizimizde bu "Kara Klan"ın sosyal yapısını, mücadele yöntemlerini ve sapkın felsefelerini su yüzüne çıkaracak, bu sinsi tehlikeden korunmanın tek yolunun Hakk'a davet olduğu üzerinde duracağız.
Klanın üyeleri çok güçlü bağlarla bağlıdır
Dünya üzerindeki uyuşturucu trafiğini yöneten, fuhuş şebekelerini kontrol eden, ahlaksızlığın reklamını yapan bu kara klan, her türlü kirli işin, pisliğin, sapkınlığın arkasında yer almaktadır. Bu klanın üyeleri, medyadaki uzantıları sayesinde kendilerini halka farklı şekilde tanıtmakta, güvenlik birimlerindeki bazı uzantıları sayesinde bir tür dokunulmazlık elde etmekte, adli kadrolardaki uzantılarıyla hukuku kendi lehlerinde kullanmayı başarmaktadırlar. Klanın en önemli özelliği ise üyelerinin birbirlerine olan bağlılıklarıdır. Klan üyeleri ayrı yerlerde yaşasalar bile, birbirlerine çok güçlü bağlarla bağlıdırlar. Birlik ruhuna sahiptirler, aralarında sağlam bir dayanışma vardır. Klanın en büyük düşmanı ise, bu karanlık işler ağını ortadan kaldırmak isteyen, güzel ahlakın, sevginin ve barışın dünya üzerinde hakim olması için çaba sarf eden iman sahipleridir.
Kara Klan'ın Yaşam Sahası
Dünyanın pek çok ülkesinde; bazı basın, televizyon, reklamcılık, sinema, edebiyat, mizah gibi kültürel araçlarda, bu temalar ısrarla ve hep aynı mesajlarla işlenir. Bu propagandanın mimarları, din ahlakının insanlara öğrettiği gerçekleri ve değerleri göz ardı etmeye, buna karşılık inançsızlık ve ahlaksızlığı ön plana çıkarmaya çalışırlar.
İşte bu evrensel propagandanın ardında, bu yazı dizisinde detaylı olarak inceleyeceğimiz "kara klan" vardır. Bu klanın teorisyenleri, kurdukları din ahlakının dışındaki dünyayı süslü göstermek için hummalı bir faaliyet içindedirler. Öncelikle Allah'a olan inancı yok etmeye, insanları din ahlakının öğrettiği değerlerden uzaklaştırmaya çalışırlar. Bir yandan da insanları fuhuş ya da eşcinsellik gibi günah ve sapıklıklara özendirmeye, bunların doğal, meşru ve hatta makbul görüldüğü bir sosyal ortam oluşturmaya çalışırlar. Bu sosyal ortam, onların, kurmuş oldukları kirli ve karanlık dünyayı yaşamak için ihtiyaç duydukları yaşam sahasıdır.
Kara Klan'ın Ahlaksız Dünyası
Kuşkusuz modern bir dünya görüşüne sahip olmak, çağın gelişmelerini yakından takip etmek, yeniliğe açık olmak güzel özelliklerdir. Ancak klanın hedefi, her türlü ahlaksızlık ve sapıklığı bu süslü telkinlerin ardında, insanlara olağanmış gibi sunmaktadır. Din ahlakı insanlara vefakarlığı, dürüstlüğü, adaleti, fedakarlığı, hakkı ne pahasına olursa olsun savunmayı ve adaleti emrederken, kara klanın ahlakı insanların bencil, acımasız, çıkarcı, hilekar, dolandırıcı, yalancı olmasını gerektirir. Klanın düzeni ancak o zaman devam edebilir. Her bir klan üyesi bu kirli düzen içerisinde kendisine bir yol bulmuştur ve hayatını devam ettirebilmesi için bu yolun asla kapanmaması lazımdır. Kimileri rüşvet ve haksız kazanç ile, kimileri mazlumların hakkını ve emeğini sömürerek, kimileri fuhuş ve uyuşturucu ticareti sayesinde varlıklarını devam ettirirler.
Oysa din ahlakı hem bu pislikleri ortadan kaldırır, hem de kötülüklere karşı güçlü bir fikri mücadele içine girecek insanların yetişmesine vesile olur. İşte kara klan bu yolla çökertilecektir. Çünkü Allah'ın "... Siz doğru yola erişirseniz, sapan size zarar veremez..."(Maide Suresi, 105) ayetiyle bildirdiği gibi, samimiyetle doğru yola uyanlar Allah'ın koruması altındadırlar ve iyilik için yürüttükleri çalışmalarda Allah onları muhakkak başarılı kılacaktır.
Sosyal Darwinizm Ve Kara Klan İlişkisi
"Kara klanın teorisyenleri, Sosyal Darwinizm'i çeşitli suçları meşrulaştırmak için farklı şekillerde kullanırlar. İnsanı bir hayvan olarak tanımladıkları için, onlara göre cinayet, tecavüz, hırsızlık gibi suçların hepsinin hayvanlar arasındaki yaşam mücadelesinden miras kalan genetik, yani 'doğal' bir nedeni vardır."
Allah'a olan inancı zayıflatmak ve son aşamada da tamamen yok etmek, klanın dünya çapındaki başlıca hedeflerinden biridir. Klan üyelerinin büyük çoğunluğu, dini ve felsefi konularla ilgilenmeyen, hayatlarını para-cinsellik-eğlence üçgeni içinde geçirmeye çalışan derin düşünmeyen ve cahil insanlardır. Ama klanın teorisyenleri, hem kendileri hem de söz konusu cahil güruh için gerekli olan "dünya görüşü"ne büyük önem verirler. Bu görüşün temeli ise, Darwin'in evrim teorisi ve onun "Sosyal Darwinizm" olarak bilinen uzantısıdır.
Sosyal Darwinizm, Darwin'in evrim teorisinin toplum bilimlere ve toplumsal konulara uyarlanmasına denir. Bu teori, aşağıdaki gerçek dışı iddialara dayalıdır:
1) Yeryüzündeki hayat, tamamen tesadüfi bir evrim sürecinin sonucudur. Hayat tesadüf olduğu için de, bir amacı yoktur.
2) Dünyanın tek geçerli kuralı "güçlü ve avantajlı olanların hayatta kalması"dır. Kıyasıya bir yaşam mücadelesi vardır ve galip gelmenin tek yolu bencil ve acımasız olmaktır.
3) İnsan da bir hayvan türüdür. Hayvanlarla aynı biyolojik kanunlara tabidir. Bir diğer deyişle, insan da "orman kanunlarına" göre yaşamalıdır.
Darwin bu sapkın iddiaları ortaya attıktan sonra, her ne kadar kendisini destekleyen bilimsel bulgular var olmasa da, Darwinizm'in döneme hakim olan din dışı sistem ve ideolojilere uygun bir fikri zemin oluşturması sebebiyle teorisi hızla yayılmıştır.
Sosyal Darwinizm'in Genetik Suç Tanımı
Kara klanın teorisyenleri, Sosyal Darwinizm'i çeşitli suçları meşrulaştırmak için farklı şekillerde kullanırlar. İnsanı bir hayvan olarak tanımladıkları için, onlara göre cinayet, tecavüz, hırsızlık gibi suçların hepsinin hayvanlar arasındaki yaşam mücadelesinden miras kalan genetik, yani "doğal" bir nedeni vardır.
Gerektiğinde cinayet işlemeleri, katliam yapmaları, tecavüz etmeleri ise olağan karşılanmalıdır, çünkü bu insanın "doğasında" vardır. Bu sapkın iddiaya göre bir tür hayvan olan insanın, zaman zaman hayvansı tavırlar göstermesinde yanlış olan hiçbir yön yoktur.
Bebek Cinayetleri
1996-1997 yılarında Amerika'da iki korkunç olay yaşanmıştır: 18 yaşlarındaki gençler, gayri meşru ilişkileri sonucu dünyaya gelen çocuklarını öldürüp çöpe atmışlardır.
Amerikalılara, toplumlarında giderek artan şiddet, acımasızlık ve vicdansızlığın hangi boyutlara geldiğini gösteren bu iki olay büyük bir toplumsal şoka ve tartışmalara yol açmıştır. Olayı yorumlayanların çoğu, bu iki akıl almaz cinayetin, ahlaki dejenerasyondan ve faillerin psikolojik dengesizliklerinden kaynaklandığını savunmuştur.
Ancak Amerika'nın en ünlü ve en koyu Darwinistlerinden biri olan Steven Pinker, olayı çok daha farklı yorumlamıştır. Pinker, bu olayların ahlaki dejenerasyon veya psikopatolojik bir sorundan kaynaklanmadığını, aksine bunun sözde "insanın evrimsel doğası" gereğince son derece olağan olduğunu ileri sürmüştür. Yani Amerikalı lise öğrencisi genç kızların karınlarında taşıdıkları bebekleri vicdansızca öldürmeleri, Darwinist Pinker'a göre, evrim yasaları gereğince ortaya çıkmış bir "genetik davranış"ın ifadesinden başka bir şey değildir.
Hırsızlık, Tecavüz ve Eşcinsellik
Darwin'in hiçbir bilimsel dayanağı olmayan, insanların maymunlarla ortak bir ataya sahip oldukları iddiası, insanları, tecavüz gibi vahşi bir eylemi dahi kabullenebilecekleri dejenere bir ahlak anlayışına sürükleyebilmektedir. Benzer bir durum -kara klan içinde oldukça yaygın şekilde yaşanan- bir sapkınlık olan eşcinsellik için de geçerlidir. Eşcinselliğin genetik kökeni olduğu şeklindeki iddia, bu sapkınlığı masum ve meşru gibi göstermek için ileri sürülen asılsız tezlerden biridir.
Oysa Allah'ın emrettiği gibi bir hayat süren insan, her türlü ahlaksızlıktan şiddetle kaçınacak, adil olacak, hile yapmayacak, dolandırıcılık yapmayacak, mazlumun hakkını koruyacak, haksızlıktan sakınacak kısaca kara klanın istediğinin tam tersi bir hayat sürecektir. İnsanın fıtratı (doğası), sevgiden, merhametten, tevazudan, fedakarlıktan, dostluktan zevk alacak, diğer bir deyişle din ahlakını yaşayacak şekildedir. Bu gerçeği Rabbimiz şu şekilde bildirmiştir:
Öyleyse sen yüzünü Allah'ı birleyen (bir hanif) olarak dine, Allah'ın o fıtratına çevir; ki insanları bunun üzerine yaratmıştır...(Rum Suresi, 30)
Böyle insanların sayısının artması ise klanın sisteminin sonunu getirecektir.
İşte bu nedenle kara klanın dünya çapındaki üyeleri, Darwinizm'in aldatmacalarının, sahtekarlıklarının, eksikliklerinin, çarpıklıklarının, akıl ve mantık dışı iddialarının deşifre edilmesini hiçbir zaman istemezler. Din ahlakını anlatan, materyalizm ve Darwinizm'e karşı fikri mücadele içinde olanlara büyük bir öfke ve kin duyar ve onlara karşı eyleme geçerler.
Bu eylemi anlamak için, önce klanın yapısını sonra ise kullandığı yöntemleri incelemek gerekmektedir.
Bu eser 1.353 kez incelendi.
|
 |
|