 |
Tüm kainat düşünen insanlar için Allah’ın varlığının delilleriyle doludur. Uzayın derinliklerinden, denizin altında yaşayan canlılara, mis kokulu çiçeklerden gözle görülmeyen bakterilere kadar herşey birer iman hakikatidir, yani üzerinde düşünüldüğünde bizleri Allah’a yakınlaştıran, imanımızı güçlendiren işaretlerdir.
İnsan vücudunun her noktasında da, üzerinde düşünülmesi gereken bir iman hakikati gizlidir. Yaşamamız için vücudumuzun vazgeçilmez bir parçası kan da bunlardan biridir. Ayak parmağınızın ucundaki bir deri hücresinden, gözünüzde bulunan özel bir dokunun hücresine kadar vücudunuzda bulunan bütün hücreler kana muhtaçtırlar. Kan, bir ulaşım ağı olan damarlarımızın içinde vücudumuzun her noktasını ziyaret eder. Bu ziyareti sırasında, hücrelerin ihtiyacı olan maddeleri paketler halinde taşır. Vücudumuzda kurulmuş olan kusursuz sistem sayesinde tüm paketler doğru adreslere tam zamanında ulaşır.
İnsan bu akışın farkında dahi olmadan yaşamını sürdürür. Kan ise hiç durmaksızın, mola vermeksizin bizim için hayati olan tüm görevlerini yerine getirir. Kanın görevleri arasında; vücudumuzun ihtiyacı olan her türlü maddeyi ve hastalıklarla mücadele eden savunma sistemi hücrelerini taşımak, hücrelerin birbirlerine gönderdikleri mesajları iletmek, hasara uğrayan bir damarda meydana gelebilecek olan kan kaybını en aza indirmek yani pıhtılaşmak, hücrelerin ürettikleri ısıyı vücutta eşit olarak dağıtmak sayılabilir.
Yukarıda çok genel olarak özetlenen kanın görevlerinden bir tanesinde bile bir aksaklık olsa, bu bizim için bir tehlike meydana getirirdi, hatta belki de bu tehlike ölümle sonuçlanırdı. Örneğin eğer kanımız pıhtılaşmasaydı, en ufak bir yaralanmada, kan akışı durmayacak, devam eden kan akışı ölümümüze sebep olacaktı. Pıhtılaşma mekanizmasında kanın içinde bulunan onlarca protein, enzim ve vitamin bir düzen içinde görev alır. Pıhtılaşan kan ise aynen bir tıpa gibi dışarı akan kanı durdurur. Böylece bizim için faydalı bir mekanizma devreye girmiş olur.
Şimdi bu nokta durup biraz düşünelim: Kan tüm bu görevleri yapması gerektiğini, iletmesi gereken maddelerin kime ulaştırılması gerektiğini ya da vücuda mikroplar girdiğinde savunma sistemi hücrelerini taşıması gerektiğini nerden bilmektedir? Hücrelerin ürettikleri ısıyı eşit olarak nasıl dağıtmayı nasıl başarır? Büyük bir şuurla tüm bu hayati işlevleri yapan kan, eli, kolu, düşünme yeteneği olmayan bir sıvıdan ibarettir. Rastgele mutasyonlarla böyle kompleks bir yapının oluştuğunu iddia etmek ise elbette akıl dışıdır. Kanın da, vücudun her parçasının da bir Yaratıcı tarafından yaratılmış olduğu açıktır. Bu Yaratıcı, bir şeyin olmasını dilediği zaman ona yalnızca “OL” demesi yeterli olan, herşeyin tek sahibi olan ALLAH’tır. Allah bunu Kuran’da şöyle bildirir:
" Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına kararverirse, ona yalnızca "OL" der, o da hemen oluverir." (Bakara Suresi, 117)
Bu eser 1.316 kez incelendi.
|
 |
|