 |
Sovyet Rusya 1991'de yıkılmaya başlamış, ardından Lenin ve Stalin'in her yeri süsleyen heykelleri sökülmüş, Rusya komünizmi resmen terk etmiştir. Oysa Çin'de asla böyle birşey olmamıştır. Mao'nun 1976'daki ölümünden bu yana Çin hala Komünist bir Parti tarafından yönetilmeye devam etmektedir. Çin, kapitalist ekonominin kurallarını benimsemiş, bu yolla büyük bir ekonomik gelişim elde etmiştir, ama siyasi sistem hala komünisttir. Daha da önemlisi, siyasi ve toplumsal kültür hala komünisttir. Ve Mao, onmilyonlarca Çinli'nin eli kanlı katili garip bir şekilde hala Çinliler tarafından adeta kutsal bir kişi gibi görünmektedir.
10 Ocak 1994 tarihli Time dergisi ''Mao Lives!'' (Mao yaşıyor) başlıklı haberinde, Çin'de Mao'ya yönelik kitle eğilimini ''Mao mania'' (Mao çılgınlığı) olarak tanımlanmış ve şöyle yazmıştır:
''Sıradan Çinliler için Mao hala bir sfenks, yüz ayrı sahip bir idol. Aynı Kutsal kitap gibi, her yerde sözlerinden alıntılar yapılıyor... Kolleksiyoncular Mao'nun konuşmalarını içeren kasetleri topluyorlar, Mao resmini içeren armalar, rozetler, kitaplar, çakmak ve hatta yo-yolar yok satıyor. Mao'nun doğum günü anısına 5000 adet üretilen altın-elmas saatler 1500 dolara satılıyor-ortalama bir aylık maaşın 30 katı... Hunan eyaletinin güney-orta bölgesinde yer alan, Büyük Serdümen'in (Mao'nun) doğum yeri olan Şaoşan kenti, sadece 1992 yılında 1 milyon hacıya (Mao ziyaretçisine) ev sahipliği yaptı. Kent geçtiğimiz günlerde de favori evladının 10 metre yüksekliğindeki dev bir heykelini hizmete açtı.
Kırsal alanlarda, Fujian ve Guangdong eyaletlerinde, Mao'nun anısına yeni ve büyük tapınaklar inşa edildi, bir yeni tapınak da Kuzey Shaanxi bölgesinde inşa ediliyor. Bu tapınaklarda sıkça gelen parti görevlileri ve köylüler, Mao'nun hastalıkları iyileştirmekten iyi bir hasadı garantilemeye kadar herşeyi yapabileceğine inanıyorlar. 1993'te Sichuan'daki bir fabrikada çalışan bir grup işçi, Mao'nun yüzüncü doğum yılı şerefine topluca intihar ettiler... Pekin ve Şanghay'daki taksi şöförleri dikiz aynalarına Mao'nun resimlerini yapıştırıyorlar. Sanatçılar Mao'nun yüzünü resimlerinde sık sık kullanıyorlar ve Mao'nun dev bir portresi hala Tiananmen Meydanı'na hakim durumda. Ve, en önemlisi, partilerde ve üniversitelerde yeni moda politik felsefe değil; yeni Maoizm.
Mao (Çin'e) bir geri dönüş yapmış değil. Zaten buradan hiç ayrılmamıştı. Almanya ve Rusya'nın aksine, Çin hiçbir zaman ''Maoculuktan vazgeçme'' çabasına girmedi. Komünist Prti, 1950'lerdeki Büyük Atılım'ın (ki o zaman Mao yapımı bir kıtlık onmilyonlarca Çinli'yi öldürmüştü) veya Kültür Devrimi'nin ( o sıralarda devlet teşvikiyle patlayan barbarlık, okul çocuklarını yamyamlığa teşvik etme noktasına kadar düşmüştü) vahşetlerinin sorgulanmasına asla izn vermiyor. Bu konular hakkındaki gerçekleri konuşma girişimleri bastırılıyor. Örneğin, 1993 yılında Şnghay Üniversitesi Dergisi Mao'nun kıtlığında 40 milyon kişinin öldüğünü yazdığında, dergi acilen toplatıldı... Çin'in politikası... Milliyetçilikle komünizmi birleştiren bir felsefeye dayanıyor ve bu da bu felsefenin kurucusu olan Mao'nun felsefesine dayanıyor...''
Peki Mao'nun ardından Çin'de yaşanan ''kapitalizme geçiş'' ne anlama geliyor? Bu durum, Çin'in Maoculuktan uzaklaşması mı, yoksa Maoculuğun ekonomik yönden güçlenmesi anlamına mı geliyor?
Aynı makalede bu konuda şu bilgiler veriliyor:
''Kültür Devrimi'nin sonuçlanmasından sonra bile Mao kültürü yaşamaya devam etti. Komünist Parti kendisini entellektüel olarak Maoizm'le doldurmayı sürdürdü. İki ana grup ortaya çıktı: Maoist radikaller (fanshipai) ve nostaljikler (huanyuanpai). Bu ikinci grup 1950'lerde altın dönemi özlüyolardı. Parti'yi yöneten Maocular Mao'ya inançlarını koruyorlar, ama Kültür Devrimi'nin barbarlığı insanların hafızalarında taze olduğu için, bunu çok açık ifade etmiyorlardı. Maoizm'in komünist-milliyetçi felsefesinin tam olarak çiçek açması için, Çin'e yönelik bir tehdit oluşturduğu izlenimin doğması gerekiyordu, insanları Çin'in büyüklüğünün zaafa uğramaya ve Batı komplolarının etkili olmaya başladığına inandıracak bir olay... Bu olay, 4 Haziran 1989'daki Tiananmen Meydanın'daki protestocu öğrencilerin üzerine Çin tanklarının yürümesiyle gerçekleşti. Tiananmen'in hemen ardından, kaosa düşürülen Çin fikri partiye ''sınıf çatışması'' kavramını uyandırma imkanı verdi... Devlet Başkanı Jiang Zemin, Çin'in ekonomik reformlara devam edeceğini, ama hiç kimsenin demokrasileşme rüyası görmemesi gerektiğini açıkladı. Jiang'ın emriyle, parti kırsal kesimlere ''düşünce reformu'' başlattı ve Maoist tipte eğitim kampanyaları düzenledi... Bugün Çin'de Maoizm'i yeniden tam olarak uygulama girişimlerinin gücü, Komünist Parti içinde genç entellektüellerden geliyor. Halkın Günlüğü veya Gerçeği Aramak gibi büyük gazeteleri Marxist radikaller yönetiyor... Bunlar 1996'da sınıf çatışmasına ve Maoizm'e tam olarak dönmeyi savunan ''10 bin kelimelik dökümanlar'' yayınladılar.''
Görüldüğü gibi Maoculuk Çin'e hala hakimdir ve bu hakimiyet, sadece Mao döneminden miras kalmış yaşlı komünist parti yöneticileri için değil, Marksizm'e körü körüne bağlanmış genç kuşaklar için de geçerlidir. Köylüler ve eğitimsiz kitleler Mao'yu çok üstün bir varlık olarak görmekte, entellektüellerin büyük bir bölümü de Marksizm-Leninizm-Maoizm ideolojisini bilinçli olarak savunmakta ve yaymaktadırlar. Çin'in kapitalizmi, sadece Maoizm'in gizlenmesine ve güçlenmesine yaramaktadır. 1.2 milyar nüfüsuyla dünyanın en kalabalık ülkesi olan Çin, ekonomisini giderek güçlendirmekte ve bir yandan da silahlanmaya önem vermektedir. Öyle ki Çin'in 21. yüzyılda ABD'ye rakip bir süper güç olacağı hesaplanmaktadır. Bu derece bir güce sahip olan Çin'in hala Maocu olması, Çinlilerin bir ''Mao çılgınlığı'' ile yaşaması, komünizmin ölmediğini, sadece gizlendiğini bize bir kez daha göstermektedir. Dahası gizlenen bu komünizm, komünizmin özellikle Maocu versiyonu, yani en kötü, en barbar, en vahşi versiyonudur.
Bu eser 681 kez incelendi.
|
 |
|