Harun Yahya, harun yahya
E-mail :
Şifre :
Beni Hatırla
 
Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 7780 tanesi Türkçe, toplam 9178 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
 OTHER LANGUAGES :
Konularına Göre Eserler:
 Ana Sayfa  / Makaleler /  Çirkin Bir Tavır: Alaycılık
TR Arama: 
 ESERLER
Kitaplar (266)
Cep Kitapları (72)
Kitapçıklar (13)
Dergiler (180)
Belgeseller (253)
Ses Kasetleri (100)
CD'ler (11)
Web Siteleri (157)
Makaleler (6606)
Posterler (17)
Afiş Sergisi (48)
Harun Yahya'nın Tüm Eserler Listesi
DİĞER LİNKLER
Site Hakkında
Harun Yahya Hakkında
Basında Harun Yahya
Türkiye'den Yankılar
Dünyadan Yankılar
İlanlar
Röportajlar
Ramazan Sayfaları
Haber Arşivi
Yardım Sayfası
Bize Ulaşın
Detaylı Arama
Satış Sitesi
Kampanyalar
Nasıl Yardımcı Olabilirsiniz
GEÇEN HAFTA ÇOK İNDİRİLENLER
Allah'ın Sonsuz Delilleri
Allah'ın Sonsuz Delilleri - CD - 237 download
Hazreti Nuh - Belgesel - 123 download
Atom Mucizesi - Belgesel - 118 download
Matrix Felsefesi - Belgesel - 82 download
İlmi Mercek Sayı 52 - Dergi - 72 download
Makale : Çirkin Bir Tavır: Alaycılık - TÜRKÇE
Ağustos 2004
Çirkin Bir Tavır: Alaycılıkİnsanlar yaratılışları gereği ancak Kuran ahlakını yaşadıkları zaman gerçek huzuru ve mutluluğu bulurlar. Kuran ahlakı yaşanmadığında ise ortaya herkesin rahatsız olacağı modeller çıkmaktadır. Alaycılık da bunlardan biridir.

Din ahlakından uzak yaşayan toplumlarda son derece yaygın olan alaycılığın altında genellikle, alay eden kişilerin kibirli olmaları yatar. Bu tip insanların içlerindeki kibir birçok şekilde kendini belli eder. Örneğin, bulundukları ortamda en üstün kişi olmak istedikleri için başkalarının güzel özelliklerini gördüklerinde onlarla alay ederler. Başkalarının, diğer insanların beğenisini ve takdirini kazanmasını istemezler. Günlük hayatları bunun örnekleriyle doludur. Arkadaşlarının ya da başka insanların eksiklikleriyle, fiziksel kusurlarıyla ya da hatalarıyla alay ederler. İnsanların kıyafetleriyle, saç şekilleriyle, konuşma tarzlarıyla, şiveleriyle, üsluplarıyla, meslekleriyle ve hatta yaşam şekilleri ile alay etmeyi bir eğlence türü olarak değerlendirirler. Bunu da yalnızca kendi gururlarını tatmin etmek, başkalarının takdir edilmesini önlemek ve diğer insanları kendilerince küçük düşürmek kastıyla yaparlar.

Kuran ahlakının yaşanmadığı ortamlarda alaycılık toplumun hemen her alanında yaygın şekilde görülür. Allah korkusuna sahip olmayan bu gibi kişiler alaycılıklarının karşılığını ahirette göreceklerini göz ardı ederler. Hesap gününü düşünmeden yaşamlarını sürdürürler. Bu ahlaktaki kişiler, kendilerinde olmayan herşeyi kıskanır ve bunlara sahip olan insanlarla alay ederek, onlardan intikam aldıklarını düşünürler.

Cahiliye insanları alaycılıklarını her zaman açıkça ortaya koymayabilirler. Aralarında uyguladıkları en yaygın kötü ahlak özelliklerinden biri de iğneleyici sözler ve kötü bakışlarla imalı bir şekilde alay etmektir. Özellikle kendilerinden makam, mevki ya da yetki bakımından üstün biriyle direkt alay edemeyecekleri için kendi aralarında bakışarak, gözleriyle anlaşarak alay ederler. Böylece gizlice alay ederek kendilerinin o kişiden üstün olduklarını, o kişiyi aşağıladıklarını düşünürler.

Din ahlakından uzak toplumlarda, tüm bu sıkıntı verici davranışlar nedeniyle bireyler son derece huzursuz bir ortamda yaşamak zorunda kalırlar. Herkes birbiriyle alay edecek bir yön bulur, ama kendisiyle alay edilmesinden de ciddi anlamda rahatsız olur. Buna rağmen içinde bulundukları ortamı değiştirmek için bir çaba harcamazlar. Çünkü alaycılığın kötü bir davranış olduğunu, Allah'ın emrettiği ahlaka uygun olmadığını dile getirirlerse, kendileri de başkalarıyla alay edemeyeceklerdir. Bu ise, nefislerinin kesinlikle istemediği bir durumdur. Bundan dolayı da birbirlerinin kötü davranışlarını yadırgamazlar. Allah Kuran'da, "Yapmakta oldukları münker (çirkin iş)lerden birbirlerini sakındırmıyorlardı. Yapmakta oldukları şey ne kötü idi!" (Maide Suresi, 79) ayetiyle bu tip kişilerin yanlış tutumlarını haber vermiştir.

Sonuç olarak Kuran ahlakının yaşanmadığı bir yerde, her çeşit alaycı tavır, küçük düşürücü konuşma, rahatsız edici bakış ve gülüş görülebilir. Bunun meydana getirdiği sıkıntılı ve huzursuz ortamdan kurtulmanın tek yolu ise Allah'ın emrettiği güzel ahlakı benimsemek, onu her an yaşamak ve yaşatmaktır.

Kuran'da Alaycılık Yasaklanır

Ey iman edenler, bir kavim (bir başka) kavimle alay etmesin, belki kendilerinden daha hayırlıdırlar; kadınlar da kadınlarla (alay etmesin), belki kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kendi nefislerinizi (kendi kendinizi) yadırgayıp-küçük düşürmeyin ve birbirinizi 'olmadık-kötü lakablarla' çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir isimdir. Kim tevbe etmezse, işte onlar, zalim olanların ta kendileridir. (Hucurat Suresi, 11)

Allah yukarıdaki ayetiyle, insanların yaşamlarının her anında alaycılığı yasaklamıştır. Ayette dikkat çekilen, toplumların birbirleriyle alay etmesi, kendi medeniyetlerini üstün görmeleri, diğer insanları küçümsemeleri din ahlakının yaşanmamasının bir sonucudur.

Oysa Allah Katında üstünlük ölçüsü insanların sahip oldukları Allah korkusu ve takvadır. Yoksa maddi güç, fiziksel özellikler, ileri bir teknoloji veya herhangi başka bir dünyevi kıstas insanları birbirlerinden üstün kılmaz. Özellikle kadınların birbirlerine karşı alaycı sözler sarf etmeleri, iğneleyici konuşmalar yapmaları cahiliye toplumlarında daha sık rastlanan davranışlardandır. Bir kadın başka bir kadının fiziksel yöndeki eksikliklerini mümkün olduğunca sık dile getirir. Hatta açık bir eksikliği yoksa da herhangi bir özelliğini bir kusurmuş gibi göstermeye çalışır. İçinde duyduğu kıskançlık sebebiyle her türlü iftiraya, alaycı tavra başvurabilir.

İnsanların farklı özelliklere sahip olması, kadın veya erkek olması, değişik ırklara mensup olması, beyaz tenli veya siyah tenli olması birer üstünlük alameti değildir:

Ey insanlar, gerçekten, Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık. Şüphesiz, Allah Katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah, bilendir, haber alandır. (Hucurat Suresi, 13)

Oysa insanların birbirlerine sıkıntı veren, taciz eden davranışlar göstermeleri çirkin bir ahlaktır. Allah Kuran'da insanların birbirlerini çekiştiren, gizli yönlerini araştıran tavırlarının çirkinliğini bir ayette şu şekilde bildirmiştir:

Ey iman edenler, zandan çok kaçının; çünkü zannın bir kısmı günahtır. Tecessüs etmeyin (birbirinizin gizli yönlerini araştırmayın). Kiminiz kiminizin gıybetini yapmasın (arkasından çekiştirmesin.) Sizden biriniz, ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? İşte, bundan tiksindiniz. Allah'tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah, tevbeleri kabul edendir, çok esirgeyendir. (Hucurat Suresi, 12)

Allah Hümeze Suresi'ndeki bir ayette de sözle ve bakışla yapılan alaycılıkla ilgili olarak şöyle buyurmuştur:

Arkadan çekiştirip duran, kaş-göz hareketleriyle alay eden her kişinin vay haline; (Hümeze Suresi, 1)

Kuşkusuz bu ayetteki kesin ifadeden, böyle bir davranış göstermekten çekinmek gerektiği açıkça anlaşılmaktadır. İnsanların, gerek bakışlarla ve mimiklerle, gerekse sözlerle uyguladıkları alaycı tavırlar elbette karşılıksız kalmayacaktır. Yüce Allah Kuran ahlakını yaşamayan, hesap gününü düşünmeden çirkin davranışlarda bulunan bu kişileri Hümeze Suresi'ndeki ayet ile uyarmaktadır.

Şunu da belirtmek gerekir ki, alaycılık yalnızca Kuran ahlakının yaşanmadığı toplumlardaki insanlara özgü bir davranıştır. Müminler arasında böyle çirkin tavırlara kesinlikle izin verilmez. Müminler güzellik, zeka, zenginlik, yetenek gibi her türlü özelliği, insanlara Allah'ın verdiğini bilirler. Birbirlerinde gördükleri güzel özellikleri de büyük bir hoşnutlukla karşılarlar.

Nefislerine değil, Allah'ın rızasına uydukları için, cahiliye ahlakıyla hareket eden insanlardaki, kibir, haset gibi duyguları yaşamazlar. Bu yüzden birbirlerine karşı her zaman hoşgörülü, olumlu, mütevazi bir yaklaşım içinde olurlar. Aynı şekilde birbirlerinde gördükleri eksiklikleri de Allah'ın bir deneme olarak verdiğini bilirler. Bu yüzden bu eksiklikleri ortaya çıkarmaz, aksine bunları telafi edecek yönde güzel davranışlar gösterirler.

Alaycılığı çağrıştıracak en küçük bir tavırdan, bakıştan, sözden dahi şiddetle sakınırlar. Müminlerin alaycılığa bakış açısını aşağıdaki ayette haber verilen, Hz. Musa'nın sözleri açıkça yansıtır:

Hani Musa kavmine: "Allah, muhakkak sizin bir sığır kesmenizi emrediyor" demişti. "Bizi alaya mı alıyorsun?" dediler. (Musa) "Cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım" dedi. (Bakara Suresi, 67)

Görüldüğü gibi müminler alaycılığa benzer bir hareket yapmaktan bile derhal Allah'a sığınırlar. Böyle bir davranış göstermenin cahilce bir tutum olduğunu bilirler. Herşeyden önemlisi, bunun Allah'ın rızasına uygun olmayacak bir tavır olduğunu bilmeleri, bundan sakınmaları için en büyük nedendir.

Sabretmek Mümin Özelliğidir

Kuran ahlakının yaşanmadığı bir toplumda, bir kişiyle alay edildiğinde, ona iftira atıldığında veya bu kişi yapmadığı şeylerle itham edildiğinde, söz konusu kişi genellikle bu durumdan üzüntü ve sıkıntı duyar. Bu bilindiği için, moral bozmak, karşı tarafı zayıflatmak ve yılgınlaştırmak kastıyla bu yöntem sık sık uygulanır. Nitekim, inkar edenlerin müminlere karşı alaycılık silahını kullanmaktaki amaçları da budur. Ancak iman etmeyenlerin amaçlarına ulaşmaları asla mümkün olmaz. Çünkü alaycı tavırlarla, sözlerle, asılsız ithamlarla karşılaşmak müminlerin zaten bekledikleri bir durumdur. İman etmeyenlerin bu şekilde davranacakları Kuran'da müminlere bildirilmiş ve müminler bu duruma karşı uyarılmışlardır:

Andolsun, mallarınızla ve canlarınızla imtihan edileceksiniz ve sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve şirk koşmakta olanlardan elbette çok eziyet verici (sözler) işiteceksiniz. Eğer sabreder ve sakınırsanız (bu) emirlere olan azimdendir. (Al-i İmran Suresi, 186)

Görüldüğü gibi Allah müminleri böyle bir duruma karşı kesin olarak uyarmıştır. Dolayısıyla iman etmeyenlerin onlarla alay etmeleri, müminlerin imanlarının açık bir göstergesidir. Bu nedenle iman etmeyenlerin müminlerle alay etmeleri, sanıldığı gibi onların aleyhine bir olay değildir. Allah'ın yarattığı her olay gibi onların hayrınadır. Onların ahlaklarındaki üstünlüğü, imanlarındaki derinliği ve ahiretteki derecelerini artıran bir olaydır.

Şu halde müminlerin, din ahlakından uzak yaşayan insanların alaycı tavırları karşısında üzülmeleri de söz konusu olamaz. Bu tavırlar ancak onlar için bir rahmettir ve müminler gösterdikleri sabır sayesinde Allah'ın rızasını ve cennetini umarlar.

Ayrıca şunu da belirtmekte fayda vardır: Müminler iman etmeyenlerin her türlü yakıştırmalarından uzak, çok üstün ve yüksek ahlaklı insanlardır. Bu güzel hallerinin karşılığını ise dünyada ve ahirette alırlar. Dünyada kendileriyle alay edilmesi ise müminlerin üstünlüğünü, faaliyetlerinin gücünü ve iman etmeyenler üzerindeki etkileyiciliklerini gösterir. Onların fikri yöndeki gücünü, üstün ahlakını gören iman etmeyenler, müminlerin yolunu kesmeye, onları iftira ve yalanlarla karalamaya çalışırlar. Çünkü müminlerin dünyaya dirlik ve düzen getireceğini bildikleri için, kendilerince önceden tedbir alıp bunu engellemek için uğraşırlar. Örneğin müminlerin Kuran ahlakını anlatmak, insanları bu konuda aydınlatmak için çalışmalar yapmalarını alay konusu haline getirmeye çalışırlar. Veya onların Allah'ın varlığının delillerini duyurmak için yaptıkları faaliyetleri küçük gören davranışlarda bulunurlar. İşte tüm bunları yapmaktaki amaçları, Allah'ın Kuran'da bildirdiği gibi "hakkı batıl ile geçersiz kılma" istekleridir. (Kehf Suresi, 56) Ancak Allah Kuran'da Müslümanlara şöyle müjde vermiştir:

De ki: "Hak geldi, batıl yok oldu. Hiç şüphesiz batıl yok olucudur." (İsra Suresi, 81)

İman Etmeyenler, Müminlerler Alay Etme Hatasına Düşerler

İman etmeyen insanlar Allah'ın emirlerine aykırı hareket ettikleri ve Allah'a teslim olmadıkları için genellikle bir tür suçluluk duyarlar. Bundan dolayı da Kuran ahlakına uyan müminlerle alay ettiklerini zannederler. Kendilerinin yanlış yolda, müminlerin ise doğru yolda olduklarını bilmeleri, müminlere karşı duydukları kin ve öfkenin artmasına sebep olur. Bir ayette bu insanların müminlere karşı duydukları kızgınlık şöyle bildirilmektedir:

... Onlar size kötülük ve zarar vermeye çalışıyor, size zorlu bir sıkıntı verecek şeyden hoşlanırlar. Buğz (ve düşmanlıkları) ağızlarından dışa vurmuştur, sinelerinin gizli tuttukları ise, daha büyüktür. Size ayetlerimizi açıkladık; belki akıl erdirirsiniz. (Al-i İmran Suresi, 118)

Bu düşmanlıklarını kendilerince ifade etmek için de müminlere değer vermediklerini göstermeleri gerektiğini düşünürler. Bunu da onlara karşı alaycı bir tutum sergileyerek hissettirmeye çalışırlar. İnkarcılar kendilerince, müminleri küçük gördüklerini ifade eden konuşmalar yaparlar. Bunu yaparak müminlerin şevkini kırabileceklerini, güçlerini azaltabileceklerini zannederler.

Ancak her noktada olduğu gibi bunda da büyük bir yanılgıya düşmektedirler. Çünkü Allah'a iman eden bir insanın hayatında, ümitsizliğe düşmek, hüzne kapılmak gibi olumsuzluklar yer almaz. Aksine iman edenler için bu tarz tavırlara maruz kalmak büyük bir şeref vesilesidir ve bunlar müminleri daha da şevklendiren olaylardır. Çünkü Allah Kuran'da tarih boyunca tüm Müslümanların bu tarz ortamlarla karşılaştıklarını bildirmiştir. Bunun karşılığında inananlar da her dönemde, bu tarz tavırlara sabır gösterdikleri sürece, ahirette bunun güzel bir karşılığını alacaklarını bilmenin şevki ve neşesi içinde olmuşlardır.

Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 02. sayı (Ağustos 2004) 42. sayfada yayınlanmıştır.

Bu eser 1.558 kez incelendi.
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin.
Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
 
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Yorumunuz   :  
 
Tavsiyelerimiz
Bu eserin konusuyla ilgili yazarın diğer eserlerini görmek için tıklayınız.
ÇOK İNCELENEN MAKALELER
Atatürk’ün Türk Diline ve Türk Tarihine Verdiği Önem
Doğada Yaratılan Güzellik Ölçüsü Altın Oran
Peygamberimizin Güzel Hayatı
Geçmişten Günümüze İslam Alimleri ve Hz. Mehdi
Hazreti Muhammed'in Üstün Ahlakı -1-
ÇOK İNDİRİLEN MAKALELER
Doğada Yaratılan Güzellik Ölçüsü Altın Oran - 3060 download
Doğada Yaratılan Güzellik Ölçüsü Altın Oran - 2329 download
Geleceğin Teknolojisi Müslümanların Eseri Olacak - 1937 download
Geleceğin Teknolojisi Müslümanların Eseri Olacak - 1623 download
CNNTurk'ün Evrim Yanılgıları - 1381 download
Bu sitedeki tüm dökümanları, sitemizi kaynak göstermek şartıyla
telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Harun Yahya International © 2002.