Harun Yahya, harun yahya
E-mail :
Şifre :
Beni Hatırla
 
Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 7086 tanesi Türkçe, toplam 8304 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
 OTHER LANGUAGES :
Konularına Göre Eserler:
 Ana Sayfa  / Makaleler /  Fosiller Darwinizmi Reddediyor
TR Arama: 
 ESERLER
Kitaplar (266)
Cep Kitapları (72)
Kitapçıklar (13)
Dergiler (174)
Belgeseller (203)
Ses Kasetleri (100)
CD'ler (11)
Web Siteleri (88)
Makaleler (6044)
Posterler (17)
Afiş Sergisi (48)
Harun Yahya'nın Tüm Eserler Listesi
DİĞER LİNKLER
Site Hakkında
Harun Yahya Hakkında
Basında Harun Yahya
Türkiye'den Yankılar
Dünyadan Yankılar
İlanlar
Röportaj
Ramazan Sayfaları
Haber Arşivi
Yardım Sayfası
Bize Ulaşın
Detaylı Arama
Satış Sitesi
Kampanyalar
Nasıl Yardımcı Olabilirsiniz
GEÇEN HAFTA ÇOK İNDİRİLENLER
Allah'ın Sonsuz Delilleri
Allah'ın Sonsuz Delilleri - CD - 235 download
Kıyamet Günü - Belgesel - 104 download
Hazreti Nuh - Belgesel - 103 download
Atom Mucizesi - Belgesel - 102 download
Kıyamet Alametleri - Belgesel - 100 download
Makale : Fosiller Darwinizmi Reddediyor - TÜRKÇE
Ocak 2005
Fosiller Darwinizmi Reddediyorİlk ortaya atıldığı günden bu yana materyalist çevrelerce ideolojik bir zorunluluk olarak ilgi gören evrim teorisi, günümüzde de aynı zorunluluk sebebiyle yoğun bir propaganda ile savunulmaktadır. Oysa evrim teorisi, 150 yıldır başta fosil bilimi olarak da adlandırılan paleontoloji olmak üzere genetik, mikrobiyoloji, biyokimya, biyofizik gibi bilim dalları tarafından çürütülmüş ve Yüce Allah’ın yaratışındaki kusursuzluk bir kez daha ortaya konulmuştur.

Evrim teorisinin hiçbir bilimsel dayanağı yoktur, buna rağmen birçok insan evrimi bilimsel bir gerçek zannetmektedir. Bu yanılgının en önemli nedenlerinden biri bazı bilim adamlarının bu teoriyi ısrarla savunmaya devam etmeleridir. Ayrıca kimi bilimsel yayınlarda, okullarda ve bazı medya organlarında evrim, canlılığın kökeni konusunda ispatlanmış bir gerçek gibi sunulmaya devam etmektedir. Bütün bunların yanısıra bir kısım medya da sistemli olarak evrim yanlısı propaganda yürütmektedir.

Ne var ki bütün bu çabalar evrim teorisinin bilim dışı hurafelerden oluşmuş bir aldatmaca olduğu gerçeğini gizleyememektedir. Bu yazıda fosiller konusu ele alınacak ve fosillerin ortaya koyduğu sayısız bulgunun, evrimin hiçbir zaman gerçekleşmediğini çok açık ve kesin olarak gösterdiği ortaya konacaktır.

Fosil Biliminin Doğuşu

Fosil bilimi Darwin’den çok daha önce gelişti. Paleontoloji adı verilen bu bilimin kurucusu, Fransız zoolog Baron Georges Cuvier (1769-1832) idi. Cuvier, Britannica’nın ifadesiyle, ‘fosilleri ilk kez zoolojik bir sınıflandırmaya sokmuş, kaya tabakaları ve fosil kalıntıları arasındaki ilişkiyi göstermiş ve ayrıca yaptığı karşılaştırmalı anatomi çalışmaları ve fosil rekonstrüksiyonları ile, fonksiyonel ve anatomik ilişkileri göstermişti.’ (Encyclopedia Britannica 2002, Expanded Edition DVD-ROM, ‘Cuvier, Georges, Baron’)

Cuvier’in önemli bir özelliği ise, onun döneminde Lamarck tarafından dile getirilen evrim teorisine karşı çıkması ve canlı gruplarının ayrı ayrı yaratıldıklarını savunmasıydı. Hayvan anatomilerindeki detaylı ve hassas tasarıma dikkat çeken Cuvier, bu tasarımların rastgele değişimlere izin vermeyeceğini açıklamıştı. Ona göre, ‘türler hem fonksiyon hem de yapı itibarıyla o denli iyi koordine olmuşlardı ki, büyük değişimlerde hayatta kalamazlardı... Her tür kendi özel amacı ve her organ kendi özel fonksiyonu için yaratılmıştı.’ (a.g.e.)

Charles Darwin ise fosillere kendince bir yorum getirdi. Ona göre geçmişte dünya üzerinde tek bir ortak atadan diğer canlı türlerini kademeli olarak türeten bir evrim süreci yaşanmıştı ve fosiller bu sürecin kanıtlarıydılar.

Darwin böyle bir yorum getirmişti, fakat bu yorum bir kanıta dayanmıyordu. Aksine, Darwin zamanında elde bulunan fosiller hiçbir şekilde evrimi göstermiyordu. Soyu tükenmiş farklı canlılara ait kalıntılar vardı, ama bu kalıntılar Darwin’in teorisinin gerektirdiği gibi birbirlerine akrabalık bağı ile bağlı değillerdi. Bilinen her fosil, bilinen her canlı gibi, kendine has özelliklere sahipti. Doğa tarihi, doğanın şu anki durumu gibi, birbirine çok benzeyen ve yakın türlere değil, birbirlerinden çok farklı ve aralarında büyük yapısal farklılıklar bulunan gruplara ayrılmıştı.

Bu nedenle Darwin, fosilleri teorisi için bir delil olarak kullanamadı. Aksine, teorisi için sorun oluşturan bu önemli meseleyi kitabında ‘tevil etmeye’ (yani bahaneler öne sürerek bu sorundan kurtulmaya) çalıştı. Kitabının ‘Difficulties on Theory’ (Teorinin Zorlukları) başlıklı bölümünde bu konuya yer ayırdı. Bununla beraber, kitabına ‘On the Imperfection of the Geological Record’ (Jeolojik Kayıtların Yetersizliği) başlıklı ve sadece fosiller ve ara formların yokluğu konusunu ele alan bir bölüm daha ekledi.

Darwin’in Fosiller Konusundaki İtirafı

Darwin’in fosiller konusundaki sorunu, kitabın her iki bölümünde de çok açık bir şekilde görülüyordu. Teorisi, canlı türlerinin çok küçük ve uzun vadeli kademeli değişimlerle ortaya çıktıkları iddiası üzerine kuruluydu. Eğer bu doğru olsaydı, o zaman her türü bir diğerine bağlayan ara formlar yaşamış olmalı ve bunların izlerine de fosil kayıtlarında rastlanmalıydı. Fakat fosil kayıtları hiçbir ‘ara form’ göstermiyordu.

Darwin sonuçta bu büyük sorunu geleceğe havale etmek durumunda kaldı. Zaten fosil sorununu ele almak için yazdığı bölümün başlığı -"On the Imperfection of the Geological Record’ (Jeolojik Kayıtların Yetersizliği)- bunu açıkça gösteriyordu. Darwin’e göre sorun fosil kayıtlarının yetersiz olmasıydı. Yeni fosiller bulundukça, teorisini destekleyen kanıtlar geleceğine kesin gözüyle bakıyordu. Fosillerle ilgili olarak şöyle yazmıştı:

Jeolojinin sözünü ettiğim gibi kademeli bir organik zincir açığa çıkarmadığı kesin; ve bu, belki de, benim teorime karşı öne sürülebilecek en bariz ve en büyük itiraz.

O zamanlar Darwin’in bu kehaneti bazılarına inandırıcı gelmişti. Sayıları giderek artan Darwinistler yeryüzünü kazarak fosil kayıtlarını genişletmeye ve ‘kayıp’ sandıkları ara formları aramaya başladılar. Elde edilen bazı bulguları teorilerine delil gibi yorumlamaya çalıştılar. Bu bulgulardan bazıları onları heyecanlandırdı. Ancak bu heyecanlarının boşuna olduğu zamanla daha iyi anlaşılacaktı.

Bir Evrim Efsanesi: Archaeopteryx

Evrimciler adına heyecanlandırıcı bulgulardan biri, Archaeopteryx adı verilen bir kuş fosiliydi. 1860 yılında Almanya’nın Solnhofen kasabası yakınlarında bulunan bu fosil, bir kuşa ait olmasına karşın bazı özgün özellikler içeriyordu. Ağzında dişlerin, kanatlarında pençe benzeri tırnakların var olması ve uzun kuyruğu, fosilin bu açılardan sürüngenlere benzetilmesine neden oldu. Bu ise Darwinistler için bulunmaz bir fırsattı. Darwin’in en ateşli savunucusu olarak bilinen Thomas Huxley, Archaeopteryx’i yarı sürüngen-yarı kuş bir canlı ilan etti. Kanatlarının uçuşa elverişli olmadığı ve dolayısıyla canlının ‘ilkel bir kuş’ olduğu yönündeki yorum, giderek büyük bir popülarite kazandı ve 20. yüzyıl boyunca da sürecek olan Archaeopteryx efsanesi doğmuş oldu.

Ancak bu efsanenin çok yüzeysel olduğu; canlının ‘ilkel kuş’ olmadığı; aksine iskelet ve tüy yapısının uçmaya son derece elverişli olduğu; sürüngenlere benzetilen özelliklerinin tarihte yaşamış ve hatta günümüzde yaşayan diğer bazı kuşlarda da bulunduğu zamanla ortaya çıkacaktı.

Söz konusu bulgular sonucunda ‘tüm zamanların en ünlü ara form adayı’ sayılabilecek Archaeopteryx hakkındaki evrimci spekülasyonlar günümüzde büyük ölçüde dinmiş durumdadır. Ornitoloji (kuş bilimi) uzmanı olan Kuzey Carolina Üniversitesi Biyoloji Bölümü profesörü Alan Feduccia’nın belirttiği gibi ‘Archaeopteryx’in çeşitli anatomik özelliklerini inceleyen yeni araştırmacıların pek çoğu, bu canlının daha önce hayal edilenden çok daha kuş-benzeri olduğunu göstermiştir’. Archaeopteryx hakkında çizilen ‘yarı sürüngen canlı’ portresinin ise yanlışlığı ortaya çıkmıştır; yine Feduccia’ya göre ‘Archaeopteryx’in theropod dinozorlara olan benzerliği çok büyük ölçüde abartılmıştır.’(Alan Feduccia, The Origin and Evolution of Birds, Yale University Press, 1999, s. 81) Kısacası Archaeopteryx’in günümüz kuşlarından hiçbir farkının olmadığı anlaşılmıştır.

Archaeopteryx Hezimetinin Ardından...

Archaeopteryx dahil olmak üzere Darwin’den bu yana geçen bir buçuk yüzyıl içinde hiçbir ara form bulunamadığını açıkça söyleyebiliriz. Bu gerçek özellikle 70’li yıllardan itibaren reddedilemez hale gelmiş ve evrim teorisine inanan bazı paleontologlar tarafından da kabul edilmiştir. Bu paleontologlar arasında en çok dikkati çeken isimler Stephen Jay Gould ve Niles Eldredge’dir. ‘Sıçramalı evrim’ (punctuated equilibrium) adı altında farklı bir evrim modeli ileri süren bu ikili, Darwinizm’in ‘kademeciliğinin’ fosil kayıtları tarafından çürütüldüğünü açıkça ve ısrarla dile getirmişlerdir. Gould ve Eldredge’in detaylarıyla gösterdikleri gibi, farklı canlı grupları fosil kayıtlarında aniden ve eksiksiz şekilde ortaya çıkmakta ve sonra da yüzmilyonlarca yıl değişim geçirmeden kalmaktadırlar.

Archaeopteryx efsanesinin çok yüzeysel olduğu; canlının ‘ilkel kuş’ olmadığı; aksine iskelet ve tüy yapısının uçmaya son derece elverişli olduğu; kısacası Archaeopteryx’in günümüz kuşlarından hiçbir farkının olmadığı anlaşılmıştır.

Eldredge, bir başka evrimci paleontolog olan Ian Tattersall ile birlikte yazdığı bir kitapta şu önemli tespiti yapmıştır:

Ayrı türlere ait fosillerin, fosil kayıtlarında bulundukları süre boyunca değişim göstermedikleri, Darwin’in Türlerin Kökeni’ni yayınlamasından önce bile paleontologlar tarafından bilinen bir gerçektir. Darwin ise gelecek nesillerin bu boşlukları dolduracak yeni fosil bulguları elde edecekleri kehanetinde bulunmuştur... Aradan geçen 120 yılı aşkın süre boyunca yürütülen tüm paleontolojik araştırmalar sonucunda, fosil kayıtlarının Darwin’in bu kehanetini doğrulamayacağı açıkça görülür hale gelmiştir.

Bu, fosil kayıtlarının yetersizliğinden kaynaklanan bir sorun değildir. Fosil kayıtları açıkça söz konusu kehanetin yanlış olduğunu göstermektedir. Türlerin şaşırtıcı bir biçimde sabit oldukları ve uzun zaman dilimleri boyunca hep aynı kaldıkları yönündeki gözlem de artık tüm tarafsız bilim çevreleri tarafından kabul edilmektedir, Aslında bu gerçeği evrimci bilim adamları da görmüş, ama görmezlikten gelmeyi tercih etmişlerdir. Darwin’in öngördüğü tabloyu ısrarla reddeden pekçok fosil kaydı ile karşı karşıya kalan paleontologlar, bu gerçeğe açıkça yüz çevirmişlerdir.( N. Eldredge, and I. Tattersall, The Myths of Human Evolution, Columbia University Press, 1982, s. 45-46)

Yeni bulgular, durumu Darwinizm lehine değiştirmemekte, aksine daha da içinden çıkmayacakları hale getirmektedir. Oxford Üniversitesi Zoolojik Koleksiyonlar Yöneticisi Tom Kemp, Fossils and Evolution (Fosiller ve Evrim) isimli 1999 basımı kitabında bu durumu şöyle kabul eder:

Yeni canlı kategorileri hemen hemen tüm durumlarda fosil tabakalarında belirleyici karakteristikleri zaten mevcut olarak ve bilinen atasal grupları olmaksızın çıkar.( Fossils and Evolution, Dr TS Kemp - Curator of Zoological Collections, Oxford University, Oxford Uni Press 1999, s. 246)

Böylece, bir zamanlar Darwin’in teorisi lehinde bir kanıt gibi algılanan fosil kayıtları, teorinin aleyhinde bir kanıt haline gelmiş ve teorinin tüm diğer hurafeleri gibi geçersizliği ortaya çıkmıştır. Bilinçli Tasarım hareketinin önde gelen isimlerinden biri olan David Berlinski, durumu şöyle özetler:

Fosil mezarlığı boşluklarla doludur. Hiçbir paleontolog da bunu reddetmemektedir. Bu basit bir gerçektir. Darwin’in teorisi ile fosil kayıtları çelişkilidir. (David Berlinksi, Commentary , Sept. 1996 s. 28)

Darwinizm’in Bilimsel Çöküşünün Gösterdiği Gerçek: Yaratılış

Fosil kayıtları konusunda ortaya çıkan tüm bu gerçekler, evrim teorisini bir kez daha çürütmüştür. Darwinizm’in bu bilimsel çöküşü, aslında, Kuran’da bildirilen adetullahın (Allah’ın kanunlarının) bir tecellisidir. Yüce Allah Kuran’da ‘batıl’ın (yalanın ve sahtenin) ‘hak’kın gelmesiyle (gerçeğin ortaya konmasıyla) yok olacağını şu şekilde bildirmiştir:

De ki: ‘Hak geldi, batıl yok oldu. Hiç şüphesiz batıl yok olucudur.’ (İsra Suresi, 81)

Darwinizm de batıl, bir başka deyişle yanlış, sahte ve aldatıcı bir öğretidir. Bir zamanlar, bilgi eksikliğini, bilim düzeyinin zayıflığını kullanarak etkili olmuş ve pek çok insanı aldatabilmiştir. Ancak gerçeğin ortaya konması, bilimin gerçek bulgularının önyargısız insanlar tarafından incelenmesiyle birlikte, bu aldatmaca çökmüştür.

Bugün bilim, canlıları tesadüfle, var olmayan fosillerle açıklamaya çalışan evrim teorisini çökertirken, aynı zamanda doğada muhteşem bir yaratılış olduğunu da bir kez daha ortaya koymuştur. Tüm canlılar Allah’ın yaratmasıyla var olmuştur. Tüm evreni ve tüm insanları yoktan var eden, alemlerin Rabbi Allah’tır. Rabbimiz, sadece Kendisi’ne ait olan yaratma gücünü, insanlara yol gösterici olarak indirdiği Yüce Kuran’da şu şekilde bildirmektedir:

’Ey insanlar, (size) bir örnek verildi; şimdi onu dinleyin. Sizin, Allah’ın dışında tapmakta olduklarınız -hepsi bunun için bir araya gelseler dahi- gerçekten bir sinek bile yaratamazlar. Eğer sinek onlardan birşey kapacak olsa, bunu da ondan geri alamazlar. İsteyen de güçsüz, istenen de. Onlar, Allah’ın kadrini hakkıyla takdir edemediler. Şüphesiz Allah, güç sahibidir, Azizdir.’ (Hac Suresi, 73-74)

Bu makale, İlmi Mercek Dergisi 07. sayı (Şubat 2005) 30. sayfada yayınlanmıştır.

Bu makale şu lisanlarda da mevcuttur; Bulgarca.

Bu eser 959 kez incelendi.
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin.
Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
 
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Yorumunuz   :  
 
Tavsiyelerimiz
Bu Makale ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;
Evrimcilerin İtirafları - Kitap
Evrim Açmazı (Ansiklopedik) Cilt 1 - Kitap
Evrim Açmazı (Ansiklopedik) Cilt 2 - Kitap
20 Soruda Evrim Teorisinin Çöküşü - Kitap
evrimaldatmacasi.com - Web Sitesi
50 Maddede Evrim Teorisinin Çöküşü - Kitap
Dindar Evrim Yanılgısına Kuran'dan Cevaplar - Makale
Bu eserin konusuyla ilgili yazarın diğer eserlerini görmek için tıklayınız.
ÇOK İNCELENEN MAKALELER
Doğada Yaratılan Güzellik Ölçüsü Altın Oran
Peygamberimizin Güzel Hayatı
Geçmişten Günümüze İslam Alimleri ve Hz. Mehdi
Atatürk’ün Türk Diline ve Türk Tarihine Verdiği Önem
Hazreti Muhammed'in Üstün Ahlakı -1-
ÇOK İNDİRİLEN MAKALELER
Doğada Yaratılan Güzellik Ölçüsü Altın Oran - 3008 download
Doğada Yaratılan Güzellik Ölçüsü Altın Oran - 2277 download
Geleceğin Teknolojisi Müslümanların Eseri Olacak - 1876 download
Geleceğin Teknolojisi Müslümanların Eseri Olacak - 1580 download
CNNTurk'ün Evrim Yanılgıları - 1339 download
Bu sitedeki tüm dökümanları, sitemizi kaynak göstermek şartıyla
telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Harun Yahya International © 2002.