Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 7084 tanesi Türkçe, toplam 8290 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Utricularia vulgaris, diğer adı ile su miğferi, kireçsiz sularda ve bataklıklarda sarı çiçek açan böcekkapanlar grubundan bir su bitkisidir. Su miğferi, yapraklarının üzerinde taşıdığı minik, içi boş kesecikler yardımıyla avlanır. Bu bitkinin, şişkin kesecikleri andıran tuzaklarının girişi, esnek bir kapakçıkla kapalıdır. Tuzağın içindeki basınç dış ortamdan, yani sudaki basınçtan düşük olduğu için, su dışarıdan içeriye doğru geçer.
Küçük bir su piresi (eklembacaklı) yüzerken, bitkinin iki parçadan oluşan çiçeğinin özel olarak salgıladığı mukus maddesinin çekiciliğine aldanıp, kapakçıkların kenarlarındaki incecik duyu tüycüklerinden birine dokunur. Bu tüycüğe dokununca da çiçeğin etrafındaki keseciklerin kapakçığı aniden açılır ve oluşan ani su akımıyla su piresi tuzağa düşer. Saniyenin otuz beşte biri kadar kısa bir zamanda kapakçık tekrar kapanır. Daha sonra kesecik içindeki su dışarı pompalanır. Hemen ardından özel bir salgı sistemi sayesinde avın üzerine sindirim için gerekli olan asit ve enzim salgılanır; böylece tuzağa düşen avlar kolayca sindirilir. Canlılardaki bu gibi ayrıntıların her biri, derin düşünenlere, sonsuz ilim sahibi Yüce Allah'ın yaratışındaki ihtişamı göstermektedir. Allah dilediği anda dilediğini benzersiz olarak yaratandır.
Deniz Altında Işık Kullanan Canlılar
Deniz altı canlıları, böcekler ve daha pek çok canlı türü kendi ışıklarını kendileri üretirler.
Işık üreten canlılardan olan Comb Jellyler genellikle mikroskobik bitkiler ve küçük deniz hayvanları ile beslenirler. Bazıları avlarını tıpkı balık oltası gibi suda hareket eden yapışkan dokunaçları ile yakalar. Comb Jelly'nin vücudunda sıra halinde ince tüyler bulunur. Bu tüylerini suda kendini ileri doğru itebilmek için kullanır. Bundan başka hemen hemen tümünün sırtında tıpkı dikiş yerine benzeyen, özel ışık üretebilen hücreler bulunmaktadır. Türlerin de kendi içlerinde ilginç özellikleri vardır. Örneğin kırmızı Comb Jelly dokunulduğunda parlar. Aynı zamanda suya parıldayan, ışıklı taneler bırakabilir. Bu, düşmanlar için kullanılan bir şaşırtma yöntemidir. Allah sonsuz bilgi, akıl ve kudretinin delillerinden bazılarını yarattığı canlılar vasıtasıyla bizlere tanıtmaktadır.
Yavrularını Karınlarında Taşıyan Yengeçler
Harlequin yengeçleri yumurtalarını karın bölgelerinin alt kısmında yer alan bir bölümde taşır. Yengeçler bu dönemde kıskaçlarını açarak düşmanlarına karşı saldırgan bir hava vermeye çalışır. Yukarıdaki resimde yengeç tarafından çok dikkatli bir şekilde karın bölgesinde korunan sarı yumurtalar görülmektedir. Aynı şekilde Trapez yengeçlerinin dişileri de yumurtalarını karınlarında bulunan koruyucu bir kapağın altında taşır. Sert mercanlarda yaşayan bu canlılara yavrularını koruyabilecekleri vücut yapısını veren ve yavrularını korumalarını ilham eden içgüdüsünü veren Allah'tır.
Fosfolipitlerin Mucizevi Yaratılışı
Canlıların en küçük birimi olan hücre, olağanüstü kompleks bir yapıya sahiptir. Hücrenin üst yüzeyini, bir kılıf gibi saran ve kalınlığı çok az olan sitoplazma tabakası örter. Buna ‘plazma zarı’ adı verilir. Bu zarın bir yüzü hücrenin dış çevresiyle, diğer yüzü de sitoplazma ile temas halindedir.
Hücreyi sarmalayan bu zar yağ, protein ve karbonhidratlardan meydana gelmiştir. Hepsinin plazma zarında ayrı ayrı görevleri vardır. Bazıları zardaki alış-verişi kontrol ederken, başka bir kısmı hücre dışındaki haberleri alır ve özel işaretlere dönüştürürler.
Plazma zarında en fazla bulunan yağlar “Fosfolipitler”dir. Bu yağ tabakasının iki kısmı vardır. Birincisi fosfat kısmıdır ve su tutucu özelliğe sahiptir. İkincisi lipid kısmı olup su itici özelliğe sahiptir. Fosfolipitlerin hücre zarındaki dizilişlerinde su tutucu fosfat kısmı hücrenin iç ve dış yüzünde dışa bakacak şekilde dizilmişlerdir.
Peki neden böyle bir diziliş olmuştur? Böyle bir dizilimin tesadüfen oluşması mümkün müdür?
Elbette ki hayır. Hücrenin %70’ini oluşturan suyun ihtiyaçtan dolayı, hücreye girip çıkması gerekir. Bu nedenle fosfolipidlerin fosfat bölümü dıştadır. Fosfat bölümü içte olsaydı ne olurdu? Su itici olan lipidler suyu iter, hücre zarıyla temas kuramayan su hücreye giremez, hücrede kimyasal reaksiyonları gerçekleştiremez ve bütün canlılık tehlikeye girerdi.
Hücredeki bu muhteşem yaratılış Allah'ın üstün yaratmasının delillerinden sadece bir tanesidir.
"Müslüman Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (düşmanına) teslim etmez. Kim, (mümin) kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Kim Müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır. Kim bir Müslümanı(n kusurunu) örterse, Allah da kıyamet günü onu(n kusurunu) örter." (Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58)
Ağaçlar Arasında Uçan Altın Toplar
Allah'ın doğadaki canlılara verdiği çeşitli renkler çoğu zaman bu canlıların kendilerini savunmalarında son derece önemli olmaktadır. Örneğin kaplumbağa böceğinin saydam göğüs ve kanat yapısı, vücudunun altındaki parlak altın rengini gizlemeye yarar. Böceğin sahip olduğu renkler gerçekte bir savunma şeklidir. Çünkü bu renkler sayesinde böcek hareketsizken bir su damlası ya da bir yaprağın parlak bir parçası gibi görünür. Ağaçtan ağaca uçarken ise elips çizen küçük bir altın top haline gelir. Sürekli değişen bu yanıltıcı görünümler böceğin düşmanlarından kurtulmasını sağlar.
Midenizdeki Özel Süspansiyon Sistemi
Yemek yedikten kısa bir süre sonra midenizde büyük bir hareketlilik yaşanır. Mideniz sürekli sağa, sola, yukarı, aşağı çalkalanır ve besinlerin daha iyi sindirilmesine çalışır. Ancak siz midenizdeki özel süspansiyon sistemi sayesinde bu hareketlerin hiç farkına varmazsınız.
Mide kasları 3 farklı yöne doğru dizilmişlerdir. Bu şekilde mide aşağı yukarı, sağa sola ve çarpraz şekilde hareketleri kolaylıkla yapar. Bu da besinlerin mide sıvılarıyla daha iyi temas etmesini sağlar.
Midenin en dış dokusu, "periton" isimli bir zarla kaplıdır. Bu zarın salgıladığı kaygan sıvı, mide ve bağırsaklara "dıştan yağlama" olarak nitelendirilecek bir işlem yaparak bu organların kayganlaşmasını ve dolayısıyla çalışırken birbirlerine sürtünerek zarar görmelerini önler.
Bu makale, İlmi Mercek Dergisi17. sayı (Kasım 2005) 2. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 1.170 kez incelendi.
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin. Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Tavsiyelerimiz
Bu Makale ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;