 |
Müjdeleyici konuşma, zor veya olumsuz gibi görünen olaylar karşısında bile karamsarlığa kapılmadan, daima tevekküllü ve olumlu düşünmeyi hedefleyen bir üsluptur. Hayatının her anını Allah'ın rızasına adayan bir müminin güçlü imanından gelen, huzurlu ruh hali, konuşma üslubuna da bu şekilde yansır.
Konuşabilmek, Yüce Allah'ın insanlara bahşettiği büyük bir nimettir. İnsan, hayata bakış açısını, inançlarını, fikir ve düşüncelerini ancak konuşarak paylaşabilir. Kalbimizde hissettiklerimiz, zihnimizde sakladığımız düşünceler, isteklerimiz veya ideallerimiz ister istemez konuşmalarımıza yansır. Bu nedenle konuşma üslubunun insanı tanıtıcı bir yönü vardır.
Kalbinde katıksız olarak imanı yaşayan müminlerin konuşmalarına hakim olan üslup, -her tavır ve davranışlarında olduğu gibi- onların iman etmeyenlerden ayırt edilmesinde de çok etkilidir. Allah'a olan sevgiyi, bağlılığı, saygı dolu korkuyu ve samimiyeti ortaya koyan bu konuşma üslubunun dikkat çeken özelliklerinden biri "müjdeleyici" olmasıdır.
Müminler Her Zaman Müjdeleyici Şekilde Konuşurlar
Müminlerin müjdeli konuşma üslupları, imanlarından kaynaklanır. Allah'a sonsuz bir güvenle bağlı olan müminler, Rabbimiz'in yarattığı kadere her koşulda razı olmuşlardır. Bu nedenle kötü veya zor gibi görünen olayların da Yüce Allah'ın kontrolü altında gerçekleştiğini ve ancak O'nun dilemesiyle başlarına geldiğini bilirler. "Allah müminler için her zaman en hayırlı olanı diler" bilinciyle hareket ederek her şeye hayır gözüyle bakarlar. Allah'ın iman edenlerin dostu olduğundan; inananlara her zaman yardım edeceğinden ve tüm işleri onların lehine sonuçlandıracağından emindirler. Allah'ın asla vaadinden dönmeyeceğini bilen müminler, dünya hayatında yaşadıkları tüm olayları bu şuurla değerlendirirler. Bu nedenle yaşadıkları her olayın lehlerine olduğunun bilincindedirler. Karşılaştıkları zorlukların hikmetlerini ve müjdeli yönlerini görebilir, bu olayları daima hayra yoran, müjde ve sevinç veren bir tarzda konuşurlar. İçlerinde Allah'a dayanıp güvenmenin huzuru vardır. Zorluklara ve yaşadıkları sıkıntılara güzel bir sabırla sabretmenin ecrini alırlar. Bu sabrın ahiretteki güzel karşılığını düşünüp müjdeleşmenin neşesini yaşarlar. Dolayısıyla her olay müminler için bir müjde haline gelir ve şartlar ne olursa olsun gösterdikleri itidalli tavırları konuşma üsluplarına yansır. Konuyla ilgili bir Kuran ayeti şöyledir:
"Andolsun, Biz sizi biraz korku, açlık ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri müjdele." (Bakara Suresi, 155)
Tebliğ Sırasında Müjdeleyici Olmak
Müminler, Allah'ın koyduğu sınırları korur, kötü tavırlardan sakınarak hareket ederler. İnsanları Kuran ahlakına davet ederken de Yüce Rabbimiz'in iman eden kullarına dünyada da güzellikler vaat ettiği müjdesini verirler. Aslında inananlar için vaat edilen ebedi güzelliklerin onlara henüz dünyadayken gösterilmeye başladığını anlatırlar. İnsanların itaatkar, tevazulu, yumuşak başlı ve teslimiyetli bir yapı kazanmalarının, dünyadaki yaşamları boyunca üzüntü, sıkıntı ya da gerilimden de uzak kalmalarına vesile olacağını bildirirler. Allah'ın inananların kalbine huzur ve güvenlik duygusu indireceğini, işitilen her uyarının, her hatırlatmanın ya da her çağrının Rabbimiz'den olduğunu düşünmeleri karşılığında, Allah'ın kendilerini hep hayırlarla karşılaştıracağını anlatırlar. Bu durum bir Kuran ayetinde şöyle bildirilir:
"Erkek olsun, kadın olsun, bir mü'min olarak kim salih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz Biz onu güzel bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veririz." (Nahl Suresi, 97)
Müminler gerek kendi aralarında gerekse diğer insanlarla konuşurken Yüce Rabbimiz'in bizlere bildirdiği Kuran ayetlerini örnek göstererek konuşurlar. Bu nedenle konuşmalarının tümü müjdeleyici bir üslup taşır. Günah işlemiş, büyük hatalar yapmış olan bir insanın bile dünyada samimi bir şekilde tevbe etmesi ve hatasını tekrarlamaması durumunda günahlarının bağışlanacağını umabileceğini anlatırlar. Allah'ın bu hükmünün bildirildiği ayetlerden biri şu şekildedir:
"De ki: "Ey kendi aleyhlerinde olmak üzere ölçüyü taşıran kullarım. Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları bağışlar. Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir." (Zümer Suresi, 53)
Gaflet halinde umutlarını yitirmiş, artık kurtuluş yolu kalmadığını düşünen bir insana günahlarının bağışlanabileceğinin, samimi bir tevbenin ardından hayatını Allah'ın koyduğu sınırları gözeterek sürdürmesi durumunda cennete girebileceğinin anlatılması, o insanla yapılabilecek en müjdeli konuşmalardandır.
Müminler Birbirleri ile Konuşmalarında Müjdeleşirler
Müminler kendi aralarında da müjdeleyici konuşma üslubunu benimsemişlerdir. "Hiç şüphesiz Allah, müminlerden -karşılığında onlara mutlaka cenneti vermek üzere- canlarını ve mallarını satın almıştır... (Tevbe Suresi, 111) ...Allah'tan daha çok ahdine vefa gösterecek olan kimdir? Şu halde yaptığınız bu alışverişten dolayı sevinip-müjdeleşiniz. İşte 'büyük kurtuluş ve mutluluk' budur." (Tevbe Suresi, 111) ayetiyle Allah, müminlere birbirleriyle müjdeleşmelerini emreder.
Müminler birbirlerine cenneti ve orada ağırlanacakları nimetleri, daha da önemlisi Yüce Allah'ın rızasını kazanacaklarını hatırlatırlar. Bu nedenle nefislerini kınarken ve eleştirirken, birbirlerine olan sevgi ve bağlılıklarını anlatırken, İslam ahlakının yararına olan bir olayı veya başarıyı haber verirken, Allah'ın, kendilerini 'büyük kurtuluşa' ulaştıracak olmasının sevincini ve neşesini konuşmalarına yansıtırlar..
Müjdeleyici Konuşma Üslubuna En Güzel Örnek: Peygamberler
"Şüphesiz Biz seni, hak ile bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Hiçbir ümmet yoktur ki, içinde bir uyarıcı gelip-geçmiş olmasın." (Fatır Suresi, 24) ayeti ile Yüce Allah peygamberlerin, hem cehennem azabına karşı uyarıp korkutucu, hem de dünyada iyilerin daima üstün geleceği, ahirette ise sonsuz cennet hayatı ile karşılık bulacakları yönünde, müjdeli konuşmalar yapmalarını emretmiştir. Nitekim peygamberler Yüce Rabbimiz'in bu emrine itaat etmişler, karşılaştıkları güçlükler, hatta kendilerini öldürmeye gelenler karşısında bile, yanlarındaki kişileri karamsarlıktan uzaklaştıran, onlara umut veren müjdeleyici bir üslubu benimsemişlerdir. Bu konuda en güzel örnek Peygamber Efendimiz (sav)'i öldürmek üzere peşine düştüklerinde, Hz. Muhammed (sav)'in sığındıkları mağarada arkadaşına Allah'ın muhakkak kendileriyle olduğunu belirtmesidir. Bu konuşma Kuran'da şöyle bildirilmiştir:
"Siz Ona (Peygambere) yardım etmezseniz, Allah ona yardım etmiştir. Hani kafirler ikiden biri olarak onu (Mekke'den) çıkarmışlardı; ikisi mağarada olduklarında arkadaşına şöyle diyordu: "Hüzne kapılma, elbette Allah bizimle beraberdir." Böylece Allah ona 'huzur ve güvenlik duygusunu' indirmişti, onu sizin görmediğiniz ordularla desteklemiş, inkar edenlerin de kelimesini (inkar çağrılarını) alçaltmıştı. Oysa Allah'ın kelimesi, yüce olandır. Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir." (Tevbe Suresi, 40)
Bu konuda diğer bir örnek ise, Firavun'un askerlerinin Hz. Musa'nın kavmini deniz kıyısında sıkıştırdığı ve kavminin umutsuzluğa kapıldığı kıssada haber verilmiştir. Son derece güç bir durumda olmasına rağmen Hz. Musa'nın kavmine karşı kullandığı müjdeleyici üslup şöyledir:
"İki topluluk birbirini gördükleri zaman Musa'nın adamları: "Gerçekten yakalandık" dediler. (Musa:) "Hayır" dedi. "Şüphesiz Rabbim, benimle beraberdir; bana yol gösterecektir." (Şuara Suresi, 61-62)
Müjdeleyici konuşma, müminlerin şevk ve heyecanlarını artıran, yaptıkları salih amellerde daha gayretli ve başarılı olmalarına vesile olan bir üsluptur. Yüce Allah, bu nedenle Peygamberimiz (sav)'e "Müminleri hazırlayıp-teşvik et" (Nisa Suresi, 84) şeklinde buyurmuştur. Allah bir başka ayette ise, "Müminlere müjde ver; gerçekten onlar için Allah'tan büyük bir fazl vardır" (Ahzab Suresi, 47) şeklinde bildirir. Allah'ın emrine ve Peygamberimiz (sav)'in ahlakına uyan her mümin, tüm Müslümanları müjdelemek ve onları teşvik ederek şevklendirmekle sorumludur. Kuran ahlakına uygun olan, Peygamberimiz (sav) gibi, Allah'ın Müslümanlara vaat ettiği güzellikleri sık sık hatırlatmak ve onları hep canlı ve şevkli tutmaktır. Yüce Allah bir Kuran ayetinde Peygamberimiz (sav)'e şöyle emretmektedir:
"(Ey Muhammed) iman edip salih amellerde bulunanları müjdele. Gerçekten onlar için altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Kendilerine rızık olarak bu ürünlerden her yedirildiğinde: "Bu daha önce de rızıklandığımızdır" derler. Bu, onlara, (dünyadakine) benzer olarak sunulmuştur. Orada, onlar için tertemiz eşler vardır ve onlar orada süresiz kalacaklardır." (Bakara Suresi, 25)
Yaptığı işi, karşılığını cennette bir güzellik olarak alacağını umarak yapan kişi, elbette ki işini monotonluk içinde, bir alışkanlıkla veya mecburiyetten yapan kişiden çok daha farklı bir ruh hali ve tavır içinde olacaktır. Peygamberimiz (sav)'i örnek alarak onun sünnetlerine uyanlar da onun gibi, insanları uyaran ve onlara müjdeler veren kişiler olmalıdırlar. Nitekim Peygamberimiz (sav) de ümmetine müjde verenlerden olmalarını şöyle buyurmuştur:
"Kolaylaştırın, güçleştirmeyin. Müjdeleyin, nefret ettirmeyin. Birbirinizle iyi geçinin, ihtilafa düşmeyin." (Hz. Said İbni Ebu Berde; G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 510/5)
"Müjdeli Bir Üslupla Konuşmaktan Kaçınmak", Münafıklara ve Kuran Ahlakından Uzak Yaşayan Kişilere Özgüdür
Müminlerin arasında kendilerine yer edinmeye çalışan münafık karakterli kimseleri deşifre eden en önemli özelliklerden biri müjdeli üslupla konuşmamalarıdır. Münafıklar, müminleri sevindirecek müjdeli bir haber vermekten, olayları hayra yoran sevinçli bir üslup kullanmaktan şiddetle kaçınırlar. Onların lehine olan müjdeli haberleri, gelişmeleri ise duymak bile istemezler. Böyle bir haber verildiğinde tepkisiz kalarak veya olumsuz bir yorumda bulunarak müminlerin şevkini kırmaya, neşelerini kaçırmaya çalışırlar. Ancak hiçbir zaman bu çabalarından bir sonuç alamazlar. Aksine münafık karakterli bu insanların gerçek yüzlerini görerek onlardan sakınmak, iman edenler için rahmete dönüşen bir başka müjdeli haber olur.
Kuran ahlakının yaşanmadığı toplumlarda ise en sevinç verici olaylarda bile insanların birbirlerine karşı müjdeli bir üslup kullandıklarına rastlamak zordur. Bazı kimseler her olayda bir olumsuzluk bulmayı, karamsar ve memnuniyetsiz bir üslupla konuşmayı neredeyse adet haline getirmişlerdir. Hiçbir şeyden mutlu olmasını bilmez, hep söylenecek, yakınacak ve şikayet edecek yönler ararlar. "Felaket haberciliği" yapmayı, insanları huzursuzluğa sürükleyecek haberler vermeyi alışkanlık haline getirmişlerdir. Hem kendi ruh halleri çok karanlık ve kasvetlidir hem de birbirlerini sürekli olumsuz düşünmeye yöneltir ve huzursuz ederler. Bu, Yüce Allah'ın iman etmeyenlere henüz bu dünya hayatında yaşatmaya başladığı manevi azaplardan sadece biridir.
Sonuç
Sevinç ve müjde dolu haberler vermek, her olayı bu şuurla yorumlamak, nefsin ya da şeytanın aksi yöndeki kışkırtmalarına karşılık iman edenleri sürekli canlı ve neşeli tutar. Müminlerin bu üslupları münafıkları ve inanmayanları kızdırır. Kendileri en basit bir konuda bile çaresizliğe ve ümitsizliğe düşerken onların olumsuz gibi görünen olaylardan hiçbir şekilde etkilenmiyor olmalarını haset ile izlerler. İman edenlerin bu ahlaklarının kaynağının Allah'a olan derin imanları olduğunu anlayamadıkları için onların bu manevi güçlerine bir türlü akıl erdiremezler.
Müjdeli ve sevinç dolu konuşmalar, kolaylıkla yılgınlığa düşebilen zayıf imanlı kimselerin de güç bulmasına, doğruyu görmelerine, imanlarının sağlamlaşmasına vesile olabilir. Kalben Allah'tan her an razı olduklarını sevinçli ve müjdeli üsluplarıyla ortaya koyan müminler, bu kararlılıklarıyla Allah'ın rızasını kazanmayı umut ederler. Kuran'da Allah'ın iman edenlere vadettiği bu karşılık şöyle bildirilir:
"Öne geçen Muhacirler ve Ensar ile onlara güzellikle uyanlar; Allah onlardan hoşnut olmuştur, onlar da O'ndan hoşnut olmuşlardır ve (Allah) onlara, içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur." (Tevbe Suresi, 100)
Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 17. sayı (Kasım 2005) 36. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 652 kez incelendi.
|
 |
|