 |
Yiyeceklerini Bıyıklarını Kullanarak Bulan Fok Balığı
Almanya'nın Bonn ve Ruhr Üniversiteleri'nden bir grup bilim adamı, foklar üzerinde yaptıkları çalışmada bu canlıların karanlık ya da bulanık sularda avlarını yakalayabilmek için bıyıklarından yararlandıklarını ortaya koydu. (Araştırmanın detayları için bkz: Science 2001, s.293/ s.102-104)
Buna göre foklar, işitme ve görme gibi duyu organlarını kullanamadıkları ortamlarda avlarını, balıkların su içinde yol alırken geride bıraktıkları çalkantılı izleri takip ederek bulmaktadırlar. Guido Dehnhardt ve arkadaşları tarafından gerçekleştirilen bu araştırma fokların bıyıklarının 200 metreye yakın mesafelerdeki avlarını bile takip etmeye olanak sağladığını göstermektedir.
Balıkların yüzerken geride bıraktıkları iz girdaplı bir yapıdadır ve bu izin içindeki parçacıkların hızları da, balık geçip gittikten birkaç dakika sonrasına kadar çevredeki suyun hızından önemli ölçüde yüksektir. Foklar avlarını yakalamak için işte bu özelliklerden yararlanmaktadırlar. Kısacası balıklar yüzerken geride oldukça uzun bir hidrodinamik iz bırakmakta ve balıklarla beslenen deniz canlıları da bu izleri takip ederek balıkları uzak mesafelerden bile belirleyip yakalamaktadırlar.
Fokların bütün bu özelliklerden haberdar olması ve bunları nasıl kullanacaklarını bilmeleri, Allah'ın ilhamıyla hareket eden canlılar olduklarının delillerindendir.
İmanı Çabuk Anlamak: Gayb Ne Demektir?
Bilgisine ulaşamadığımız, göremediğimiz, duyamadığımız herşey gayb bilgisidir. İnsanlar bu bilginin ancak Allah'ın kendilerine bildirdiği kadarını bilebilirler. Gayb bilgisinin tek sahibi ise Allah'tır. Allah zamandan ve mekandan münezzehtir. Bu nedenle de geçmişin, şu anın ve geleceğin bilgisine sahip olan tek güçtür. Allah, "Sözü açığa vursan da, (gizlesen de birdir). Çünkü şüphesiz O, gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilmektedir." (Taha Suresi, 7) ayetiyle de bildirildiği gibi insanların asla ulaşamayacağı en gizli olan şeyleri de bilendir. İnsanların kalplerinden geçeni, bilinçaltlarında sakladıklarını, hiç kimseye söylemedikleri en gizli düşüncelerini de bilendir. Kuran'da gayba dair bu bilginin sadece Allah'a ait olduğu şöyle bildirilmiştir:
"Gaybın anahtarları O'nun Katındadır, O'ndan başka hiç kimse gaybı bilmez. Karada ve denizde olanların tümünü O bilir, O, bilmeksizin bir yaprak dahi düşmez; yerin karanlıklarındaki bir tane, yaş ve kuru dışta olmamak üzere hepsi (ve herşey) apaçık bir kitaptadır." (Enam Suresi, 59)
Akciğerlerin Kendine Özgü Acil Savunma Birimi
Akciğer, kendi acil savunma birimine sahiptir. Bazı akciğer hücreleri, bakteri ve mikropların üzerine doğal bir mikrop öldürücü bileşim püskürterek bunları etkisiz hale getirirler. Böylelikle solunum yoluyla vücuda giren ve akciğere gelene kadar canlı kalmayı başarabilen mikrop ve bakteriler, burada imha edilirler.
Akciğer hücrelerinin kendilerine zarar verecek maddeleri tanımaları, onları etkisiz hale getirecek bileşimi bilmeleri ve ayrıca üretebilmeleri elbette ki mümkün değildir. Hücreler düşünme, bilme, karar alma, plan yapma gibi bilince ait özelliklerden yoksundurlar. Tüm bunlar, gökleri ve yeri bir düzen içinde yaratan, bir uyum ve ölçü tesbit eden Yüce Allah'ın eseridir. Allah, gözle görülmeyecek kadar küçük olan tek bir hücreye dahi insana hayranlık verecek derecede şuurlu işler yaptırarak, sonsuz ilminin ve aklının delillerini göstermektedir.
Dünyanın “En Hızlı” Canlılarındaki Mükemmel Koordinasyon
Günümüzde hangi kuş bilimciye sorsanız size bir kuş kanadının kendine özgü en verimli uçuş şekline sahip olduğunu söyleyecektir. Örneğin şahin, avını hedef alan dalış uçuşu sırasında 300 km hızla uçmasına rağmen dengesi bozulmaz, hedefini şaşırmaz ve uçuş kontrolü mükemmeldir. Afrika kartalı ise saatte 185 kilometre hızla avına aniden saldırıp, sonra kanatlarını açarak, havada altı metrelik bir mesafede tamamen durabilmektedir. Bu kuşların sadece uçuşları ve hızları değil, aynı zamanda görüş keskinlikleri de hayranlık vericidir. Avının peşinde olan bir kuş kilometrelerce yüksekte avının üzerinde daireler çizebilir ve keskin gözleriyle onu izleyebilir. Aşağıya doğru aniden saldırırken gözleri, odak noktasını kaybetmeden ve göz kırpmadan hedef için otomatik ayar yapar. Böyle bir uçuş için gözle kanatların, dolayısıyla beyin, sinir ve kas sistemlerinin birbiriyle kusursuz bir uyum ve zamanlama ile çalışması gerekmektedir. Peki bu mükemmel koordinasyon nasıl mümkün olmaktadır? Tüm bu olağanüstü tasarımların bilinçsiz tesadüflerin ürünü olamayacağı açıktır. Kuşlar herşeyin Yaratıcısı olan Rabbimiz'in kendilerine verdiği üstün yaratılışla uçarlar.
Bakteri DNA’sının Müthiş Bilgi Zinciri
"Tek bir bakterinin DNA'sının içerdiği bilgi, her biri 100 bin kelimelik 20 romana denktir." (Mahlon B. Hoagland, Hayatın Kökleri, Tübitak, Ankara, 1998, sf. 25)
Bakteri, sahip olduğu yüzlerce değişik özelliğin yanı sıra üstün yaratılışını sergileyen bir DNA'ya sahiptir. Bilinen en küçük bakteri olan theta-x-174'ün DNA'sında 5375 nükleotid bulunmaktadır. (Nükleotidler, canlılarda kalıtsal özelliklerin tümünü denetleyen nükleik asitlerin yapı taşlarıdır.) Normal boyutlardaki bir bakteride ise nükleotid sayısı 3 milyon kadardır. 1900'lü yılların başından beri, üzerinde çeşitli çalışma ve araştırmalar yapılan bağırsak bakterisi Escherichia coli'nin ise tek bir kromozomunda 5.000 gen bulunmaktadır. Bakterinin tüm özellikleri bu 5.000 gen içinde kodlanmıştır. (Genler, bir organa veya bir proteine ait olan DNA üzerindeki parçaların oluşturduğu özel bölümlerdir.)
Kodlanmış bu bilgiler, bakterinin yaşaması için gereklidir ve bunlarda meydana gelebilecek en küçük bir değişiklik bile bakterinin ölmesine neden olacaktır. 2-3 mikron büyüklüğündeki hücrenin içindeki bilgi taşıyan bu sarmalın uzunluğu ise 1400 mikrondur. Burada 1 mikronun, 0,001 mm. gibi çok küçük bir birim olduğunu unutmamak gerekir. Özel bir dizayn ile bu müthiş bilgi zinciri, kendisinden binlerce kat küçük bir organizmanın içine sığdırılmıştır. Bu yaratılış harikasının içinde gerçekleşen işlemler ise mükemmel bir organizasyonun varlığını ve şuurlu bir birlikteliği gösterir. Allah tüm kainatta olduğu gibi gözle görülmeyen bir canlıda da yaratma sanatını kusursuzca sergilemektedir.
Kibir, Dünyada ve Ahirette Azap ve Sıkıntı Nedenidir
Kibir Allah'ın beğenmediği bir ahlak özelliğidir. Kibirli insan büyüklenme hastalığına tutulmuş demektir. Büyüklenmenin nedeni ise, kişinin kendisine müstakil bir benlik vermesi, hem kendini hem de çevresindekileri Allah'tan bağımsız varlıklar olarak görmesidir. Böyle bir insan, yaptığı ve sahip olduğu herşeyi kendisinden bilir. Örneğin bir başarı elde ettiğinde bununla kibirlenir, gösteriş yapar, kendisini en üstün insan olarak görür. Oysa, o başarıyı ona lütfeden Allah'tır. Bu gerçeği göremediği için büyüklenme içine girer. Böyle bir insan her olayda, her konuda üstünlüğünü ve büyüklüğünü çevresine de hissettirmek ister.
Oysa böyle insanlar hiçbir zaman peşinde oldukları gerçek onur ve üstünlüğü elde edemezler. Çünkü onur ve şeref ancak Kuran'a uymakla kazanılır. Allah bu gerçeği bir Kuran ayetinde şöyle bildirmektedir:
"Eğer hak, onların heva (istek ve tutku)larına uyacak olsaydı hiç tartışmasız, gökler, yer ve bunların içinde olan herkes (ve herşey) bozulmaya uğrardı. Hayır, Biz onlara kendi şan ve şeref (zikir)lerini getirmiş bulunuyoruz, fakat onlar kendi zikirlerinden yüz çeviriyorlar." (Mü'minun Suresi, 71)
Bu makale, İlmi Mercek Dergisi 18. sayı (Aralık 2005) 2. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 1.875 kez incelendi.
|
 |
|