Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 7783 tanesi Türkçe, toplam 9181 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Günümüzde yapılan her yeni araştırma sonucunda, insanların yaşamlarına olumlu etki edecek pek çok bulgu elde ediliyor. Allah’ın izniyle, teknolojinin hızla geliymesiyle varılabilen bu sonuçlar, sonsuz rızık veren Allah’ın insanlar için yarattığı birbirinden güzel nimetlerin farkına varmamıza vesile oluyor. Gerek doğada bulunan birbirinden yararlı besinlerin, gerekse vücudumuzun en küçük birimlerinde varolan olağanüstü sistemlerin her biri, Rabbimizin yaratışına duyduğumuz hayranlığı artırıyor. Bunlardan birkaçını sizin için hazırladık…
Güneş Sisteminin Dışında Yeni Bir Gezegen Bulundu
Bilim adamları, Güneş Sistemi'nden 25 bin ışık yılı uzakta, yeni bir gezegen keşfettiler. Aşırı soğuk gezegende yaşam olasılığının oldukça düşük olduğu belirtildi.
Güneş Sistemi'nin dışında yer alan bu tip gezegenlere gökbilimciler “ Exoplanet” ismini veriyorlar. Katı, muhtemelen kaya ve buzdan oluşan ve şimdiye dek Güneş Sistemi dışında tespit edilen en küçük 5 gezegenden biri olan yeni Exoplanet, uluslararası gökbilimci bir ekip tarafından keşfedildi. 1 ışık yılının 9,5 trilyon kilometreye eşit olduğu göz önünde bulundurulduğunda 25 bin ışık yılı uzaklıktaki Exoplanet'in saptanmasındaki zorluk daha iyi anlaşılıyor.
Astronomlar, yüzey sıcaklığı 53 derece Kelvin (eksi 220 santigrad derece) olarak tahmin edilen Exoplanet'in, yıldızından uzaklığının Dünya'nın Güneş'e uzaklığının üç katı olduğunu ve yıldızının etrafını 10 yılda döndüğünü belirtti.
12 değişik ülkeden 73 astrofizikçinin katılımıyla, güney yarıküredeki 5 teleskopun yardımıyla ve yıldızının parlamasıyla keşfedilen gezegene, OGLE-2005-BLG-390Lb adı verildi. Gökbilimciler, şimdiye dek Güneş Sistemi dışında 170 gezegen tespit etti. Fransa'nın Toulouse kentindekii Astrofizik Laboratuvarı'ndan Dr. Pascal Fouque, Exoplaneti'n sıcaklığındaki “aşırılığın” bu gezegende bir yaşam biçimi oluşmasına büyük olasılıkla engel olduğunu vurguladı.
Baykuşların Görüntü ve Sesi İlişkilendirmesi, Dikkat Bozukluğu Hastalıkları için Kullanılacak
Stanford Üniversitesi'nden Nörolog Daniel Winkowski ve Eric Knudsen 12 baykuşun beyinlerindeki görsel ve işitsel uyarıları elektrodlarla incelediler.
Bu incelemelerde her bölgenin, ses ya da görüntünün nereden, -sağdan veya soldan ya da yukarıdan veya aşağıdan- geldiğiyle ilgili bir harita çıkardığı gözlendi. Baykuşun beynine gönderilen küçük bir elektrik akımı hayvanın başını ve gözlerini belirli yönlerde hareket ettirmesini sağladı. Bu yöne işitsel bir uyarı eşleştirildiğinde baykuşun beyni gürültüye daha kuvvetli cevap verdi. Bu aynı zamanda başka yönlerden gelen gürültüleri de saf dışı bıraktı. Araştırmacılar baykuşların zaten seslere son derece duyarlı olduklarını ancak sesin belirli bir görüntü ile eşleştirilmesinin bu özelliklerini kuvvetlendirdiğini belirttiler. Araştırmacılar bunun insanların dikkat bozukluklarıyla ilgili hastalıklarını gidermede yardımcı olacak bir veri olduğunu belirttiler. Dikkatin nasıl yönlendiğiyle ilgili mekanizma çözülürse, bu sistemin insanlara da uyarlanabileceği düşünülüyor.
Güler yüzlü olmamanın insanın sadece sosyal hayatını değil, kalp sağlığını da olumsuz etkilediği belirtildi. Yeni bir araştırma gülmenin kalpteki kan akışını hızlandırdığını ve bu yüzden kalp sağlığına faydalı olduğunu gösterdi. İnsanların güldükten ya da sinirlendikten sonraki kan sayımları incelenerek elde edilen bilgilere göre, olaylara olumlu bakıp gülümsemenin kolesterolü düşürmede de en az egzersiz veya ilaçlar kadar etkili olduğunu gösterdi.
Karıncalar Birbirlerinin Sırtına Dokunarak Yol Buluyorlar
Araştırmacılar yuvalarıyla yiyecek arasında yol alan karıncaları izlediler ve yolu bilen ve önde giden karıncanın, arkadan gelen karıncanın kendisini tanıyabilecek kadar yaklaşmasını ve sırtına hafifçe vurmasını beklediğini gözlemlediler. İki karıncanın yol boyunca değişen ama hep koordineli bir hızla ilerledikleri de belirtildi. Yolu bilen karıncanın, eğer diğer karıncaya yol göstermek istemeseydi, yiyeceğe dört kez daha çabuk ulaşmış olabileceği de saptandı.
Endonezya'nın Sumatra adasında çalışan bilim adamları, dünyada bugüne dek keşfedilmiş olan en küçük balığı buldu. Paedocypris balığının yetişkinleri, yalnızca 7,9 milimetre boyuna ulaşabiliyor. İnce ve şeffaf görünümlü bu balık, Endonezya Adalarından Sumatra'nın bataklıklarındaki bol asitli sularında yaşıyor. Sazanın uzak bir akrabası olan balık, planktonla besleniyor.
Ancak İngiltere'deki Kraliyet Akademisi'nin bir dergisinde yayımlanan makaleye göre, bataklıkların tarlaya çevrilmek üzere kurutulması, ormanların kereste için kesilmesi ve yangınlar yüzünden balıkların yaşama alanları hızla daralıyor. Bu balıklar çok küçük oldukları için bugüne dek en zor koşullarda bile hayatta kalabilmiş. Örneğin büyük kuraklık dönemlerinde, bataklığın kurumamış az sayıdaki bölgesine çekilebiliyorlar. Paedocyprisler oldukça küçük boyutlarda oldukları için diğer yetişkin balıklarda görülen pek çok özelliğe sahip değildirler. Ancak buna rağmen yaşamlarını en kaliteli şekilde sürdürmektedirler. Örneğin beyinlerinin etrafında kemik dokusu olmayan bu balıkların dişileri, çok az sayıda yumurta taşıyabiliyor. Fakat yine de balıkların üremesi ihtiyaç oranında gerçekleşiyor.
Karıncaların Vücutlarını Korumak İçin Özel Antibiyotik Ürettikleri Keşfedildi
Bilim adamları, mantar yiyen Attini karıncalarıyla ilgili yaptıkları araştırma sonucunda bu karıncaların mantarlarına zarar veren bir parazite önlem olarak, vücutlarında özel poşetler içinde bir “antibiyotik bakteri” taşıdıklarını keşfettiler.
Wiskonsin Üniversitesi'nden Cameron Currie ve çalışma arkadaşları, bu karıncaların vücutlarını elektron mikroskobuyla taradıklarında, “antibiyotik bakteri”nin karıncaların iskeletlerinin dış kısmındaki girintilere yerleştiğini gözlemlediler. Ayrıca karıncanın bu bakteriyi beslemek için özel salgılar ürettiği de belirtildi.