 |
Hz. İbrahim’in soyundan olan Hz. Yakup, Kuran’da birçok ayette zikredilen kutlu bir peygamberdir. Diğer bir değerli peygamberimiz Hz. Yusuf’un da babası olan Hz. Yakup, ömrü boyunca ihlas sahibi, güçlü, basiretli ve seçkin kişiliği ile tüm müminlerin şevkle örnek almaları gereken bir ahlak sergilemiştir.
Yüce Rabbimiz, her ayeti hikmetlerle dolu olan Kuran'da geçmiş peygamberlerimizin hayatlarından bölümler bildirerek, tüm kullarına büyük bir lütufta bulunmuştur. Değerli peygamberlerimizin içinde bulundukları ortamları derin şekilde tefekkür etmeye ve her koşulda sergiledikleri üstün ahlakı örnek almaya vesile olan peygamber kıssaları, bizlere bu kutlu şahısları tanıtan, Rabbimiz’den indirilmiş birer rahmettir. Peygamberlerimizin müminler için güzel örneklerle dolu olan bu kıssalarından biri de Hz. Yakup kıssasıdır.
Üstün ahlakı, aklı, ihlası ve tevekkülü ile birçok ayette zikredilen Hz. Yakup, Kuran ayetlerinde bildirilen, yaşadığı dönemden asrımıza ulaşan bilgileri ile müminlere rehber olan bir hidayet önderi olmuştur. Bir ayette Hz. Yakup’un üstün ahlakı ve hidayet önderi olduğu şöyle bildirilmiştir:
“Ona İshak'ı armağan ettik, üstüne de Yakub'u; her birini salihler kıldık. Ve onları, Kendi emrimizle hidayete yönelten önderler kıldık ve onlara hayrı kapsayan-fiilleri, namaz kılmayı ve zekat vermeyi vahyettik. Onlar Bize ibadet edenlerdi.” (Enbiya Suresi, 72-73)
Hz. Yakup’un Tevekkülü
Hz. Yakup’un oğullarından biri olan Hz. Yusuf, yaşadığı her olayın hayır olduğunu bilerek, olaylar karşısında güzel bir ahlak göstermiş olan peygamberlerimizden biridir. Ancak kendisine yakın olan küçük kardeşi hariç, diğer kardeşleri imanı kavrayamamış oldukları için Hz. Yusuf’a karşı zalim bir tuzak kurmuşlardır. Daha önceki sayılarımızda detaylı olarak aktardığımız bu tuzak neticesinde ise Hz. Yakup da Hz. Yusuf gibi son derece tevekküllü bir ahlak sergilemiştir.
Hz. Yusuf’un iman etmeyen kardeşleri, babaları Hz. Yakup’a Hz. Yusuf’un öldüğüne dair sahte delil (üzerine sahte kan sürülmüş gömlek) getirmelerine rağmen, Hz. Yakup Allah’ın izniyle bunun onlar tarafından uydurulmuş bir yalan olduğunu fark etmiştir. (Yusuf Suresi, 18)
Burada üzerinde durulması gereken nokta, Hz. Yakup’un olumsuz gibi görünen bu olay karşısında gösterdiği tevekküllü davranıştır. Bu davranış, müminlerin her an her şartta yalnızca Allah'a dayanıp güvenmeleri ve sabretmeleri gerektiğini gösteren önemli bir örnektir.
Çünkü Hz. Yakup, oğullarının Hz. Yusuf'a bir tuzak kurduklarının farkında olduğu halde son derece itidalli ve sabırlı davranarak, yardımı Allah'tan istemiştir. Zalim oğullarına söylediği bildirilen şu söz, kendisinin salih, kamil ve mübarek bir insan olduğunu bir kez daha göstermektedir:
"...Bundan sonra (bana düşen) güzel bir sabırdır. Sizin bu düzüp-uydurduklarınıza karşı (kendisinden) yardım istenecek olan Allah'tır." (Yusuf Suresi, 18)
Ayette de bildirildiği üzere Hz. Yakup oğlunun başına gelenlerle ilgili bir yanlışlık olduğunu, ortada bir düzen olduğunu Allah’ın izniyle fark etmesine rağmen Allah'a dönüp yönelmiş ve sabırla Allah'tan yardım istemiştir. Hatta kendisine düşenin "güzel bir sabır" olduğunu yine belirtmiş, umudunu asla kaybetmemiştir. Allah'ın yakın bir gelecekte Hz. Yusuf'u kendisine kavuşturacağını ummuştur.
Her Durumda Ümitvar Olmanın Önemi
Ümit etmek, Kuran'da müminlerin önemli bir vasfı olarak bildirilmiştir. Aynı zamanda kişinin imanının da bir göstergesidir. Samimi iman sahibi bir mümin;
- Her olayın yalnızca Allah'ın dilemesi ile gerçekleştiğini bildiği için hiçbir konuda üzüntüye, karamsarlığa ve ümitsizliğe düşmez.
- Allah'ın müminlerin dualarına icabet ettiğinin şuurunda olduğu için, en kötü görünen bir olayın bile imtihan ortamının bir parçası olduğundan ve müminler için mutlaka hayra dönüşeceğinden kuşku duymaz.
Hz. Yakup da, bu sırrın, yani her şeyin Allah tarafından yaratıldığının ve müminler için hayırlı olduğunun bilincinde olduğu için üstün bir ahlak sergilemiştir. Nitekim ayetlerde bu mübarek peygamberimizin en dikkat çeken yönü, olayları maddi sebeplere bağlamaması, yüzeysel bir sebep-sonuç mantığında düşünmemesi ve her şeyin Allah'ın kontrolünde olduğunu kesin olarak bilmesidir. Bu güzel ahlakı nedeniyle de olaylar ne denli olumsuz gibi görünürse görünsün her zaman ümitvar olmuştur. Bu durum Kuran’da şöyle haber verilmiştir:
"Oğullarım, gidin de Yusuf ile kardeşinden (duyarlı bir araştırmayla) bir haber getirin ve Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin. Çünkü kafirler topluluğundan başkası Allah'ın rahmetinden umut kesmez." (Yusuf Suresi, 87)
Hz. Yakub, oğullarının Hz. Yusuf’u bulacaklarına dair umudunu hiç yitirmemiş ve onlara Allah'ın rahmetinden umut kesmemelerini öğütlemiştir. Çünkü Allah'ın rahmetinden umut kesmek, Müslümanlara değil, inkar edenlere ait bir ruh halidir. Hz. Yakup’un bu öğüdü de göstermektedir ki, şartlar ne kadar imkansız gibi gözükürse gözüksün Allah'tan ümit asla kesilmemelidir.
Allah’ı Zikretmek En Büyük İbadettir
Hz. Yakup sahip olduğu kamil iman vesilesi ile tüm konuşmalarında mutlaka Yüce Rabbimiz’i zikretmiş, çevresinde bulunan herkese Allah’ın üstün sıfatlarını hatırlatmıştır. Hz. Yakup’un Kuran’da bildirilen konuşmalarından bazıları şöyledir:
“Dedi ki: "Daha önce kardeşi konusunda size güvendiğimden başka (bir şekilde) onun hakkında size güvenir miyim? Allah en hayırlı koruyucudur ve O, esirgeyenlerin esirgeyicisidir."” (Yusuf Suresi, 64)
“(Çocukları da:) "Ey babamız, bizim için günahlarımızın bağışlanmasını dile. Biz gerçekten hataya düşenler idik" dediler. "İlerde sizin için Rabbimden bağışlanma dilerim. Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir" dedi.” (Yusuf Suresi, 97-98)
Değerli peygamberimiz Hz. Yakup’un konuşmalarının ardından hep Allah’ı anması ve O’nu yüceltmesi, müminlerin her olay karşısında her an Allah’ı hatırlamaları ve çevrelerindeki kişilere hatırlatmaları gerektiğine dair hikmetli bir örnektir.
Bir Mümin İçin Allah'ı Anmak En Önemli İbadetlerden Biridir. Çünkü;
- Allah'ı her an akılda tutmak, O'nun ayetlerini tefekkür etmek insanın aklının ve şuurunun sürekli açık olmasını sağlar. Böyle olunca da, kişi Allah’ın sınırlarına uymada büyük titizlik gösterir.
- Allah'ı sürekli zikreden bir insan kendi aczini daha iyi idrak eder. Hiçbir konuda kendine ait bir güce ve iradeye sahip olmadığını daha iyi fark eder. Bunun sonucu olarak, Allah'a sürekli dua eder ve talep içerisinde olur.
- Her şeyi yalnızca Allah'tan ister, her konuda Allah'a başvurur, kendini Allah'a teslim eder. Hiçbir konuda kendine müstakil ve bağımsız bir kişilik verip, büyüklenmez.
- Hareketleri, davranışları, konuşmaları Allah'ın koruması altında olur. Böylece Allah ona her an nasıl, ne şekilde davranması gerektiğini, en doğru hareketi, en güzel sözü ilham eder. Ona, "insanlar arasında yürüyeceği bir nur verir." (Hadid Suresi, 28) Güzel bir ahlaka kavuşmasını sağlar.
Tüm bu nedenler dolayısıyla müminler;
- Allah'ı çokça anan, için için O'na dua edip yönelen ve O'ndan bağışlanma dileyen kimselerdir.
- Günlük hayatın hareketliliği içinde Allah'ı kesinlikle unutmaz ve Allah ile olan manevi bağlantılarını bir an bile koparmazlar.
- Hem kendi içlerinde Allah'ı çokça anarlar, hem de konuşma, hal ve tavırlarında çevrelerine de Allah'ı hatırlatırlar. Çünkü Allah'ı anmak her an Allah'ın varlığının, nimetlerinin şuurunda yaşamanın doğal bir yansımasıdır. Bir ayette Allah'ı anmanın önemine şöyle haber verilmiştir:
“... Allah'ı zikretmek ise muhakkak en büyük (ibadet)tür.” (Ankebut Suresi, 45)
Rabbi ona: "Teslim ol" dediğinde (O:) "Alemlerin Rabbine teslim oldum" demişti.Bunu İbrahim, oğullarına vasiyet etti, Yakup da: "Oğullarım, şüphesiz Allah sizlere bu dini seçti, siz de ancak Müslüman olarak can verin" (diye benzer bir vasiyette bulundu.) (Bakara Suresi,131-132)
Müminlerin Akılcı Davranışları
Müminlerin Allah’ın izniyle sahip oldukları aklın en dikkat çeken alametlerinden biri, içinde bulundukları her durumda tedbir almak konusunda büyük bir titizlik göstermeleridir. Hz. Yakup da oğullarına içinde bulundukları şartlarda tedbir almalarına dair öğüt vermiş ve onları akılcı davranmaya yönlendirmiştir. Hz. Yakup’un Mısır’a gidecek olan çocuklarına tedbir almaları için verdiği bu öğüt ayetlerde şu şekilde bildirilmiştir:
“Ve dedi ki: "Ey çocuklarım, tek bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Ben size Allah'tan hiçbir şeyi sağlayamam. Hüküm yalnızca Allah'ındır. Ben O'na tevekkül ettim. Tevekkül edenler de yalnızca O'na tevekkül etmelidirler."” (Yusuf Suresi, 67)
Hz. Yakup'un oğullarına verdiği bu nasihat son derece önemlidir. Bu ayetlerde müminlerin her an her yerde tedbirli hareket etmeleri ve olası tehlikeleri hesap ederek, önlem almaları gerektiğine dikkat çekilmektedir.
Ancak Hz. Yakup aynı zamanda hükmü verenin Allah olduğunu, Allah bir şeyi dilemişse bunu engellemenin mümkün olmadığını ve Allah'a tevekkül etmek gerektiğini söylemiştir. Bunlar çok değerli hatırlatmalardır. Burada Müslümanların tedbirli olmalarının yanı sıra tam manasıyla yaşamaları gereken gerçek tevekkül anlayışı görülmektedir.
Bazı kişilerin yanlış bir kader ve tevekkül anlayışları vardır. Bu kişiler olayların kendi aldıkları tedbirlerle oluştuğunu, herşeyi sebeplerle halledebileceklerini düşünürler. Bazıları da "zaten her şeyin ne olacağı belli, bizim bir şey yapmamıza gerek yok" mantığıyla yanlış bir tevekkül anlayışına sahiptirler. Oysa her iki tarafın düşüncesi de hatalıdır. İnsan, karşılaştığı olaylarda her türlü tedbiri almak, her sebebe sarılmak ama sonucunun da Allah'ın takdiri olduğunu unutmamakla yükümlüdür. Tedbir elbette hiçbir olayı etkileyemez, ancak bir ibadet kastıyla titizlikle alınması ve uygulanması gerekir.
Nefisten Sakınmak
İnsanları, Allah'ın bildirdiği gibi din ahlakını yaşamaktan alıkoyan en önemli unsurlardan biri, akıl ve vicdanlarına değil, nefislerine uymalarıdır. Diğer bir deyişle, kendi istek ve tutkularına göre hareket etmeleridir. Bu da söz konusu insanların hak olana değil, batıl olana uymalarına, hem kendilerine hem de çevrelerine maddi manevi büyük sıkıntılar vermelerine neden olur. Allah Kuran'da, nefsin insanları hep kötülüğe yönlendirdiğini şu şekilde bildirmiştir:
“... Çünkü gerçekten nefis, -Rabbim'in kendisini esirgediği dışında- var gücüyle kötülüğü emredendir. Şüphesiz, benim Rabbim, bağışlayandır, esirgeyendir.“ (Yusuf Suresi, 53)
Hz. Yakup da Hz. Yusuf’un öldüğüne dair kendisine sahte delil getiren oğullarının bu yaptıkları karşısında nefisleri doğrultusunda hareket ettiklerini ifade etmiştir. Bu durum bir ayette şöyle haber verilmiştir:
“Ve üzerine yalandan kan (sürülmüş) olan gömleğini getirdiler. "Hayır" dedi. Nefsiniz, sizi yanıltıp (böyle) bir işe sürüklemiş..."” (Yusuf Suresi, 18)
Hz. Yakup, oğullarına, "Nefsiniz sizi yanıltıp böyle bir işe sürüklemiş" derken insanın nefsine uyduğu takdirde çok kötü işler işleyebileceğine, nefsin insanı yanıltabileceğine ve tüm bu kötülüklerin nefse uymaktan kaynaklandığına dikkat çekmiştir. Dolayısıyla her mümin nefsin emrettiği kötülüklere karşı her an uyanık ve dikkatli olmalı, nefsinin telkinlerine değil vicdanının sesine uymalıdır. Bu, müminlerin titizlikle dikkat etmeleri gereken bir gerçektir.
Müminlerin Amacı, Allah Rızası İçin Yaşamaktır
Yazımız boyunca Hz. Yakup kıssasından aktardığımız bu örneklerde dikkat çeken en önemli nokta, Hz. Yakup’un her an Allah’ı düşünerek O’na yönelmesidir. İçinde bulunduğu durum her ne olursa olsun Allah’ın rızasını kazanmak ve O’nun bildirdiği din ahlakını tebliğ etmek için ciddi bir çaba sarf eden Hz. Yakup, ahlakı ile her konuda tüm müminler için şevk verici bir örnektir.
Hz. Yakup kıssasında vurgulandığı gibi Allah'ın rızasını arayan ve gözeten bir mümin için hiçbir sıkıntı, zorluk ve üzüntü yoktur. Yalnızca, Allah'ın dünyada bir imtihan olarak yarattığı ve müminin tevekkül, sabır ve teslimiyetini denediği olaylar vardır. Bunlar, dışarıdan bakıldığında sıkıntı ve zorluk gibi görünse de aslında Allah'ın kesin bir rahmetiyle karşılık bulacak olan olaylardır.
Unutulmamalıdır ki Allah Kendisi'ne gereği gibi kulluk eden bir mümin için dünyada ve ahirette azap dilememiştir. Tam tersine her iki hayatta da güzellik onlarındır. Bir ayette şöyle buyrulmaktadır:
“(Allah'tan) Sakınanlara: "Rabbiniz ne indirdi?" dendiğinde, "Hayır" dediler. Bu dünyada güzel davranışlarda bulunanlara güzellik vardır; ahiret yurdu ise daha hayırlıdır. Takva sahiplerinin yurdu ne güzeldir. Adn cennetleri; ona girerler, onun altından ırmaklar akar, içinde onların her diledikleri şey vardır. İşte Allah, takva sahiplerini böyle ödüllendirir.” (Nahl Suresi, 30-31)
Her peygamber kıssası, hem imani dersler hem de içinde yaşadığımız toplumda ve devirde nasıl davranmamız gerektiğini gösteren örnekler içerir. Bu kıssaları detaylı olarak öğrenmek, hikmetlerini kavramaya çalışmak, bu kavrayış için Allah'a dua etmek, her Müslümanın görevidir.
Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 21. sayı (Mart 2006) 22. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 3.142 kez incelendi.
|
 |
|