 |
Allah, şimdiye kadar yaşamış ve şu anda dünyada yaşayan insanların tümüne, yaptıkları her harekete, düşündükleri herşeye kısaca hayatlarının en ince detayına kadar tek tek hakimdir. Allah, dünyadaki ilk insandan dünyanın son anında yaşayacak olan en son insana kadar bütün insanlara hakimdir. Kuran'da yaşamlarından kıssalar aktarılan peygamberler ve salih kimselerden verilen örneklerden bunu anlamak mümkündür. Birçok ayette bu kıssalar anlatılırken bu mübarek kulların yakın takip içinde oldukları da detaylı olarak bildirilmektedir.
Bu kıssaların tümünde, müminlerin Allah'a içten bir sevgiyle ve takvayla yöneldiklerini; bunun sonucunda Allah'ın, onların samimiyetlerinin karşılığını hep en güzeliyle verdiğini görürüz. Bir insanın çözüm getirmeye kesinlikle güç yetiremeyeceği en zor durumlarda, Allah bu kutlu elçileri hep desteklemiş; kimi zaman mucizeler göstererek içinde bulundukları güç durumlardan onları kurtarmıştır. Aşağıdaki ayet, Allah'ın müminler üzerindeki sonsuz rahmetini en güzel şekilde açıklar:
"... Kim Allah'tan korkup-sakınırsa, (Allah) ona bir çıkış yolu gösterir; Ve onu hesaba katmadığı bir yönden rızıklandırır. Kim de Allah'a tevekkül ederse, O, ona yeter. Elbette Allah, Kendi emrini yerine getirip-gerçekleştirendir. Allah, herşey için bir ölçü kılmıştır." (Talak Suresi, 2-3)
Hz. Eyüp'ün Hastalığının Mucizevi Şekilde İyileşmesi:
"Kulumuz Eyüp'u da hatırla. Hani o: "Herhalde şeytan, bana kahredici bir acı ve azap dokundurdu" diye Rabbine seslenmişti.
"Ayağını yere vur (depret). İşte yıkanacak ve içecek soğuk (su, diye vahyettik.).
Katımızdan ona bir rahmet ve temiz akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir benzerini de bağışladık." (Sad Suresi, 41-43)
Hz. Eyüp'e şeytanın vermiş olduğu sıkıntı ve rahatsızlığa karşılık, Allah'ın bildirdiği tavsiyelerden biri "ayağını yere vurması" ve bunun sonucunda bir mucize olarak ayağını vurduğu yerden su çıkmasıdır. Bu suyun çıkmasının yanında Hz. Eyüp'e bildirilen diğer tavsiyeler de mucizevi şekilde onun çektiği sıkıntıların sona ermesine vesile olmuştur.
Bunların neler olduğu kısaca incelenirse;
- Ayakların çıplak olarak yere vurulması vücutta birikmiş statik elektriğin boşaltılmasında çok etkili bir yöntemdir. Bu yöntem vücut için bir nevi topraklama vazifesi görür.
- Ayette "ayağını yere vurmak" şeklinde bildirilen bu hareket esnasında, özellikle bacak kasları gibi uzun kasların hareket ettirilmesi (izometrik hareketler) ile kan dolaşımı hızlanır, hücrelere giden oksijen miktarında artış olur. Bunun sonucunda kişinin üzerindeki bitkinlik yok olur, toksit maddelerin vücuttan atılmasıyla da kişi dinçleşir.
- Vücut mikroplara karşı çok daha dirençli bir hale gelir.
- Düzenli egzersiz yapan kişiler, geniş ve temiz damarlara sahip olurlar. Bu da damarların tıkanmasını, dolayısıyla kalp hastalıklarını önleyici etki yapar.
- Ayrıca düzenli yapılan egzersiz, kan şekerinin dengesini sağlayarak şeker hastalığını önleyici rol oynar. Sporun karaciğer üzerindeki olumlu etkileri, "iyi kolesterol" olarak adlandırılan kolesterol seviyesini yükseltir. Ayette buna dikkat çekilmiş olabilir. (En doğrusunu Allah bilir.)
- Bunun yanında ayette dikkat çekildiği gibi yıkanmanın da vücuttaki statik elektriğin atılmasında en etkili yöntem olduğu bilinmektedir. Yıkanmayla birlikte vücutta oluşan fiziksel temizliğin yanında gerilim ve sıkıntı da azalır. Bu nedenle yıkanmak, hem stres hem de ateşli hastalıklar başta olmak üzere, birçok fiziksel ve psikolojik rahatsızlık üzerinde iyileştirici etkiye sahiptir.
Ayette, yıkanmaya ek olarak bir de su içilmesi tavsiye edilmiştir. Suyun vücudun her organı üzerinde oluşturduğu faydalar gözardı edilemeyecek kadar fazladır. Ter bezleri, mide, bağırsaklar, böbrekler, cilt ve bunlar gibi daha pek çok organın sağlığı, suyun vücuda yeterli miktarda alınmasına bağlıdır. Bu konuda meydana gelebilecek bir rahatsızlığın telafisi de yine suyla yapılan takviye ile mümkün olur. Bitkinliğin, yorgunluğun ve uyku halinin aşılması da yine vücuttaki su miktarının artırılması ve böylece düzenli olarak toksit maddelerden arınılması sağlanarak gerçekleşir. Ayette bildirildiği üzere Hz. Eyüp'ün bu sebeplere sarılarak hastalıklardan kurtulmuş olması büyük bir mucizedir.
Yanındaki İlim Sahibi Kişi Vesilesiyle Hz. Süleyman'a Gösterilen Mucize:
"(Elçinin gitmesinden sonra Süleyman:) "Ey önde gelenler, onlar bana teslim olmuş (Müslüman)lar olarak gelmeden önce, sizden kim onun tahtını bana getirebilir?" dedi.
Kendi yanında kitaptan ilmi olan biri dedi ki: "Ben, (gözünü açıp kapamadan) onu sana getirebilirim." Derken (Süleyman) onu kendi yanında durur vaziyette görünce dedi ki: "Bu Rabbim'in fazlındandır, O'na şükredecek miyim, yoksa nankörlük edecek miyim diye beni denemekte olduğu için (bu olağanüstü olay gerçekleşti). Kim şükrederse, artık o kendisi için şükretmiştir, kim nankörlük ederse, gerçekten benim Rabbim Gani (hiçbir şeye ve kimseye ihtiyacı olmayan)dır, Kerim olandır." (Neml Suresi, 38-40)
Ayetlerde haber verilen bu kişinin, 'madde nakli yapabilecek' farklı bir ilme sahip olduğu görülmektedir. Taht, anında Hz. Süleyman'ın huzuruna getirilmektedir. Ayrıca Hz. Süleyman'ın bu olaydan sonraki sözleri, bunun Allah Katından verilen üstün bir ilimle gerçekleştirilmiş olağanüstü bir olay olduğunu göstermektedir. Bu kişi, kendisine ilim verilen bir mümin olabilir. (En doğrusunu Allah bilir.)
Yüce Rabbimiz bu olay vesilesi ile Hz. Süleyman'a büyük bir mucize göstermiştir. Mucizenin ardından Hz. Süleyman ayette de bildirildiği gibi bunun bir deneme olduğunu anlamış ve bu mucizenin veriliş amacının Allah'a yönelmek için bir vesile olması gerektiğini kavrayarak Allah'a sığınmıştır.
Hz. Musa'nın Annesine Bildirilen Mucize:
"Musa'nın annesine: "Onu emzir, şayet onun için korkacak olursan, onu suya bırak, korkma ve üzülme; çünkü onu Biz sana tekrar geri vereceğiz ve onu gönderilen (elçilerden) kılacağız" diye vahyettik (bildirdik).
Nihayet Firavun'un ailesi, onu (ileride bilmeksizin) kendileri için bir düşman ve üzüntü konusu olsun diye sahipsiz görüp aldılar. Gerçekte Firavun, Haman ve askerleri bir yanılgı içindeydi.
Firavun'un karısı dedi ki: "Benim için de, senin için de bir göz bebeği; onu öldürmeyin; umulur ki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz." Oysa onlar (başlarına geleceklerin) şuurunda değillerdi.
Musa'nın annesi ise, yüreği boşluk içinde sabahladı. Eğer mü'minlerden olması için kalbi üzerinde (sabrı ve dayanıklılığı) pekiştirmemiş olsaydık, neredeyse onu(n durumunu) açığa vuracaktı.
Ve onun kız kardeşine: "Onu izle," dedi. Böylece o da, kendileri farkında değilken onu uzaktan gözetledi.
Biz, daha önce ona süt analarını haram etmiştik. (Kız kardeşi:) "Ben, sizin adınıza onun bakımını üstlenecek ve ona öğüt verecek (veya eğitecek) bir aileyi size bildireyim mi?" dedi.
Böylelikle, gözünün aydın olması, üzülmemesi ve gerçekten Allah'ın va'dinin hak olduğunu bilmesi için, onu annesine geri vermiş olduk. Ancak onların çoğu bilmezler." (Kasas Suresi, 7-13)
Ayette bildirildiği üzere, Hz. Musa'nın annesi bebeğinin hayatından endişe ettiği halde aldığı vahiy doğrultusunda onu bir sandığa koyarak akmakta olan Nil nehrinin sularına bırakmıştır. Akıntının sandığı devirip devirmeyeceğini, nehirde sandığın su alıp almayacağını veya sandığı kimlerin bulacağını bilmeden Rabbimiz'e olan tevekkülü ile kendisine ilham olunan davranışı büyük bir sabırla yerine getirmiştir. Ancak Hz. Musa'nın annesi, Allah'ın vahyetmesiyle, Hz. Musa'nın kendisine tekrar döneceğini biliyordu.
Bu olay esnasında geçen ayrıntıların tamamı Allah'ın belirlediği kader dahilinde mucizevi şekilde gerçekleşmiştir. Örneğin Hz. Musa'nın başka birisi tarafından değil de Firavun'un karısı tarafından bulunması, nehrin akış hızının sandığı devirmeyecek şekilde ayarlanması, nehirdeki kıvrımların sandığın duracağı yere kadar engelleyici olmaması ve bunun gibi pekçok detay, Yüce Rabbimiz'in sonsuz evvelde kader dahilinde yaratmış olduğu mucizelerdir.
Hz. Yunus'un Bir Mucize Olarak Balığın Karnından Kurtulması:
"Balık sahibi (Yunus'u da); hani o, kızmış vaziyette gitmişti ki; bundan dolayı kendisini sıkıntıya düşürmeyeceğimizi sanmıştı. (Balığın karnındaki) Karanlıklar içinde: "Senden başka İlah yoktur, Sen yücesin, gerçekten ben zulmedenlerden oldum" diye çağrıda bulunmuştu.
Bunun üzerine duasına icabet ettik ve onu üzüntüden kurtardık. İşte Biz, iman edenleri böyle kurtarırız." (Enbiya Suresi, 87-88)
Ayetlerde bildirildiği üzere, Hz. Yusuf bindiği gemiden kura sonucunda denize atılmış ve büyük bir balık tarafından yutulmuştur. Ancak Allah, Hz. Yunus'un duasını kabul ederek büyük bir olayın gerçekleşmesini sağlamış ve onu mucizevi şekilde balığın karnından kurtarmıştır. Sebepler dahilinde, bir insanın, balığın karnından kurtulması çok zordur.
Hz Yusuf'un kurayı kaybederek denize atılması, o anda büyük bir balığın yakınlarda olması ve onun tarafından büyük bir zarar görmeden yutulması nasıl Allah'ın kontrolünde gerçekleşen mucizevi olaylar ise, Hz Yusuf'un bu durumdan kurtulması da yine Rabbimiz'in yarattığı bir mucizedir. Bu olağanüstü mucizenin gerçekleşmesi, aynı zamanda bir insanın hiçbir zaman Allah'ın rahmetinden umut kesmemesi ve koşullar ne olursa olsun hep O'na dua etmesi gerektiğinin çarpıcı delillerinden biridir. İnsan Rabbimiz'e içten yöneldiği müddetçe, mutlaka güzel bir karşılık görecektir.
Hz. Zekeriya'ya İlerleyen Yaşına Rağmen Çocuk Armağan Edilmesi:
"Orada Zekeriya Rabbine dua etti: "Rabbim, bana Katından tertemiz bir soy armağan et. Doğrusu Sen, duaları işitensin" dedi.
O mihrapta namaz kılarken, melekler ona seslendi: "Allah, sana Yahya'yı müjdeler. O, Allah'tan olan bir kelimeyi doğrulayan, efendi, iffetli ve salihlerden bir peygamberdir."
Dedi ki: "Rabbim, bana gerçekten ihtiyarlık ulaşmışken ve karım da kısırken nasıl bir oğlum olabilir?" "Böyledir" dedi, "Allah dilediğini yapar."
(Zekeriya) "Rabbim, bana bir alamet (ayet) ver." dedi. "Sana alamet, işaretleşme dışında, insanlarla üç gün konuşmamandır. Rabbini çokça zikret ve akşam sabah O'nu tesbih et." dedi." (Al-i İmran Suresi, 38-41)
Ayetlerde de bildirildiği üzere, yaşı ilerlemiş olan Hz. Zekeriya, kendi ardından, Allah'ın sınırlarını ayakta tutacak bir çocuk vermesi için Allah'a dua etmiştir. Kendisinin yaşı çocuk sahibi olmak için oldukça ileri, hanımı ise doğuma elverişli değildir. Ancak Rabbimiz diğer tüm mucizelerde olduğu gibi, Kendisi'ne samimiyetle çağrıda bulunan Hz. Zekeriya'nın duasını kabul etmiş ve Katından bir mucize olarak ona soyunu devam ettirecek hayırlı bir erkek çocuk bağışlamıştır.
Hz. Meryem'in Doğumunun Mucizevi Şekilde Kolaylaştırılması:
Hani melekler, dediler ki: "Meryem, doğrusu Allah Kendinden bir kelimeyi sana müjdelemektedir. Onun adı Meryem oğlu İsa Mesih'tir. O, dünyada ve ahirette 'seçkin, onurlu, saygındır' ve yakın kılınanlardandır. Beşikte de, yetişkinliğinde de insanlarla konuşacaktır. Ve o salihlerdendir." "Rabbim, bana bir beşer dokunmamışken, nasıl bir çocuğum olabilir?" dedi. Allah neyi dilerse yaratır. Bir işin olmasına karar verirse, yalnızca ona "Ol" der, o da hemen oluverir." (Al-i İmran Suresi, 45-47)
Ayetlerde haber verildiği üzere Hz. Meryem, kendisine hiçbir insan eli değmeden, Allah'ın dilemesiyle Hz. İsa'ya hamile kalmıştır. Onun hamileliği dünyadaki sebeplerden bağımsız olarak gerçekleşmiştir.
"Derken doğum sancısı onu bir hurma dalına sürükledi. Dedi ki: "Keşke bundan önce ölseydim de, hafızalardan silinip unutuluverseydim." Altından (bir ses) ona seslendi: "Hüzne kapılma, Rabbin senin alt (yan)ında bir ark kılmıştır." Hurma dalını kendine doğru salla, üzerine henüz oluşmuş-taze hurma dökülüversin."
Artık, ye, iç, gözün aydın olsun. Eğer herhangi bir beşer görecek olursan, de ki: "Ben Rahman (olan Allah) a oruç adadım, bugün hiç kimseyle konuşmayacağım."" (Meryem Suresi, 23-26)
Allah, hamileliği sırasında Hz. Meryem'i her açıdan, en güzel şekilde desteklemiştir. Çok iyi bakım gerektiren ve hayati riskler içeren bir olay olan doğum esnasında, tıbbi malzemeleri, tecrübeli bir yardımcısı olmayan bir kişinin, yalnız başına bu işin üstesinden gelebilmesi zordur. Buna rağmen bu konuda hiçbir tecrübesi olmayan Hz. Meryem, Allah'ın rahmeti ve yardımı ile bu zor işi tek başına başarabilmiştir. Şiddetli doğum sancıları içerisinde bir hurma dalına doğru ilerlediği sırada Allah vahiy ile ona yardımını iletmiştir. Rabbimiz Hz. Meryem'e hüzne kapılmamasını, alt yanında onun için bir su arkı kıldığını bildirmiştir. Allah, henüz oluşmuş taze hurmaların dökülmesi için, hurma dalını kendine doğru sallamasını, yiyip içmesini ve gözünün aydın olmasını buyurmuştur. Görüldüğü gibi Allah, ihtiyaç duyduğu her konuda yapması gereken her şeyi bildirerek Hz. Meryem'e yardım etmiş ve zor şartlar altında doğumunu en iyi şekilde gerçekleştirmesini sağlamıştır.
Hz. İbrahim'in içine Atıldığı Ateşin Soğuk Kılınması:
"Dediler ki: "Onun için (yüksekçe) bir bina inşa edin de onu çılgınca yanan ateşin içine atın."Böylelikle ona bir tuzak hazırlamak istediler. Oysa Biz, onları alçaltılmışlar kıldık. (Saffat Suresi, 97-98)
Biz de dedik ki: "Ey ateş, İbrahim'e karşı soğuk ve esenlik ol."
Ona bir düzen (tuzak) kurmak istediler, fakat Biz onları daha çok hüsrana uğrayanlar kıldık." (Enbiya Suresi, 69-70)
İlk bakışta Hz. İbrahim'in çok sayıda inkarcı tarafından yakılarak öldürüleceği zannedilmektedir. Fakat ölüm ancak Allah'ın dilemesiyle olduğu gibi, ateş de ancak Allah'ın dilemesi ile "yakma" özelliğine sahip olmaktadır. Herşeyi yaratan Allah, mucizevi bir olay meydana getirerek, o an ateşe Hz. İbrahim'e karşı "soğuk ve esenlik" olmasını emretmiş ve inkar edenlerin tuzaklarını kendi başlarına geçirmiştir.
Hz. Musa'nın mücadelesi belki de binlerce yıl önce olmuştur. Fakat gösterdiği davranışlar, söylediği sözler bizim için hala güzel birer örnektir. Allah onu Kendisi için seçmiş, onunla konuşmuş, sözlerini insanlara ulaştırması için bir elçi olarak göndermiştir.
Hz. Meryem Allah'ın, Hz. İsa'yı dünyaya getirme göreviyle şereflendirdiği ve Kuran'da "... Allah seni seçti, seni arındırdı ve alemlerin kadınlarına üstün kıldı" (Al-i İmran Suresi, 42) sözleriyle övdüğü mübarek bir insandır.
Yüce Allah'ın, Hz. Meryem'e 'hüzne kapılmamasını', 'hurma yemesini' bildirmesinin ve onun yanı başında 'bir su arkı yaratmış olmasının' pek çok hikmeti vardır. Tüm bu ayetler, doğumu kolaylaştıran birçok işaret içermektedir. Nitekim Allah'ın Hz. Meryem'in doğumunu kolaylaştırmak için sunduğu bu nimetlerin, özellikle hamile ve doğum yapan kadınlar için önemi ve faydaları, bugün bilimsel olarak da bilinmektedir.
Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 23. sayı (Mayıs 2006) 38. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 1.432 kez incelendi.
|
 |
|