 |
Bronzlaşma, cildimizin bir çeşit “kendini koruma mekanizması”dır. Güneşe maruz kalındığında deri koyu renk hücrelerini büyüterek kendini korumaya çalışır. Bronzlaşma, Yüce Allah’ın vücudumuzda var ettiği, biz farkında dahi olmadan işleyen muhteşem sistemin bir parçasıdır.
Bronzlaşma Nasıl Meydana Gelir?
Bronzlaşma, cildimizin 'derma' isimli tabakasındaki renk hücrelerinin kimyasal bir tepkimesidir. Bu hücreler, güneş ışığının içindeki UV ışınlarına maruz kaldıklarında hemen 'melanin' denilen koyu renk maddelerinin miktarını artırır. Melanin, epiderm adı verilen üst derinin üst tabakasında üretilen koyu renkli saç ve deri pigmentleridir. Bu renk taneciklerini üreten özelleşmiş hücrelere ise melanosit adı verilir. Melanositler, sahip oldukları uzantılar sayesinde üst derinin daha yukarı kısımlarına melanin (renk taneciklerini) taşırlar. Güneş bu hücrelerin üretimini uyarır. Önce ciltte kalınlaşma olur, daha sonra deri kendini korumak için daha fazla renk maddesi üretir ve koyulaşmaya başlar. Yani melanin pigmenti UV ışınlarının derinin dış kısmından daha iç tabakalara süzülmesini engelleyerek deriye doğal bir Güneş koruması sağlar.
Güneş Işınları ve Cilt Üzerindeki Etkileri
Güneş, yeryüzüne elektromanyetik ışınlarıyla geniş bir enerji yayar. Bu ışınların bir kısmı sıcaklık olarak hissedilir. Güneşin gözle görülebilen ışınları ise retinayı uyaranlardır. Güneş 3 tip ışın yayar:
- Kızılötesi (enfraruj)
- Güneş ışığı (görülebilen)
- Ultraviyole (UVA,UVB,UVC)
Ultraviyole Işınlar (Mor ötesi)
Bu ışın türü dalga boylarına göre A,B,C olarak 3 çeşittir. Bunlardan bir kısmı atmosferi koruyan ozon tabakası tarafından emilir.
UVA: Geniş dalgalar halinde ısı yayarlar. Tıpta tedavi amaçlı kullanılırlar. Bu ışınlar cildin yaşlanmasına etki ederler. Derinin dermis tabakası içine girerek elastin ve kolajen lifleri parçaladığı, ayrıca kan damarlarını genişlettiği ve pek çok tahribata sebep olduğu belirlenmiştir.
UVB: Bu ışınlar ciltte depolanıp epidermis tabakasını emer, cilt hücrelerini hırpalayarak korunmasız bırakır, yanıklara ve soyulmalara neden olurlar. Ayrıca fotodiskeratoz denilen hücre toplulukları oluştururlar, ben, çil, kırmızı leke meydana getirerek kansere zemin hazırlarlar. Bunlar öğle saatlerinde dik açıyla gelen ışınlardır.
UVC: Kısa dalgalı bu ışınlar ozon tabakası tarafından emilir ve yeryüzüne ulaşamazlar. Ancak son yıllarda ozon tabakasındaki delikler yüzünden tehlikeli bir şekilde yeryüzüne ulaşmaya başlamışlardır. Ayrıca ameliyathanelerde ultraviyole ışını olarak sterilizasyonda kullanılmaktadırlar.
Solaryum Makineleri
Solaryum makineleri, güneş ışığının insanlar üzerindeki sağlıklı etkilerini kullanılabilir hale getirmek amacı ile üretilmiştir. Solaryum, Güneş ile aynı biyolojik mekanizmayı harekete geçirmektedir. Tek fark, solaryumda ışınların olabildiğince fayda sağlayacak şekilde filtre edilmiş olmasıdır
Güneşin Kalıcı Etkisi: Foto Yaşlanma
Yaşlanmanın görünür etkilerinin %95'i güneş hasarlarına bağlı olarak meydana gelir. Sürekli güneşe maruz kalan kişinin cildi erken yaşlanır. Her güneş yanığı kişiyi 6 ay yaşlandırır. Hasar en yoğun şekilde 18 yaşından önce oluşur, belli bir yaştan sonra birden ortaya çıkar. Güneş yanığı cildi hassaslaştırır. Bunun nedeni cilt damarlarının zarar görerek genişlemesi ve sinir uçlarının uyarılmasıdır. Zamanla esnekliğini yitirmiş, sararan, derin kırışıklıkların oluştuğu, geniş gözenekli ve lekeli bir cilt ortaya çıkar. Bundan kaçınmanın tek yolu güneşten korunmaktır.
- Çocuklar, yaşlılar, beyaz tenliler, hastalar, vücudunda ben olanlar daha fazla korunmaya ihtiyaç duyarlar.
- 11-16.00 saatleri arasında güneşe çıkılmamalıdır.
- En az 15 faktörlü kremler kullanılmalıdır.
- Güneşlenme süreleri kısa tutulmalıdır. En kuvvetli yansıma %80 etkisiyle kar yansımasıdır. Sırasıyla deniz, kumsal ve çayırlar da UV ışınlarını yansıtırlar.
- Güneş koruyucuları titanyum dioksit, çinko oksit, parsol gibi maddeler içererek ışığı emerler ya da geri yansıtarak hücrelere zarar vermesini engellerler.
Güneş Işınlarının Olumlu Etkileri
- Deriden ve gözden organizmaya yayılan ışık, beyindeki fiziksel oluşumları düzenler, oksijen alımını hızlandırır, virüslü hastalıklara karşı vücut direncini artırır, kendimizi iyi hissetmemizi sağlar.
- Kan daha fazla oksijen taşır. Kalori kullanımı artar, kandaki yağ miktarı azalır.
- Güneş ışınlarından dikkatli faydalanıldığında cilt güzelleşir, böbrekler ve ciğerler daha iyi çalışır.
- Alyuvarlar güçlendiği için soğuk algınlığına yakalanma riski üçte bir oranında azalır.
- Kalsiyum alınarak kemikler güçlenir.
- Depolanan güneş ışığı stres ile başedilmesine yardımcı olur.
- Derinin alt tabakasına nüfuz ederek sedef hastalığına iyi gelir. Ciltteki akne ve sivilce izlerinin tedavisinde etkilidir.
- Kalsiyum eksikliğinden kaynaklanan kramplara karşı etkilidir.
Güneş ışığı ölçülü kullanıldığı takdirde, sağlık için olumlu etkileri bulunan, Allah’ın bir nimetidir. Ancak çok fazla güneş ışığına maruz kalmak başta yaşlanma olmak üzere cilt kanseri gibi çok ciddi sağlık problemlerine zemin hazırlayabilmektedir. Bu yönüyle düşünüldüğünde, Güneş ışını fazla dozda alındığında zararlı hale dönüşen bir ilaca benzer.
Hiçbir şuura sahip olmayan kör pigmentler, güneş ışığıyla karşılaştıklarında hızla harekete geçerek cildin en üst katmanına doğru koruyucu maddeleri taşırlar. Bu kör pigmentler Güneş’in zararlı etkilerini bilmekte, buna engel olacak kimyasal tepkimeleri hesaplayabilmekte ve gerekli zamanda sistemi harekete geçirebilmektedirler. Kuşkusuz bu mükemmel sistemin kendi kendine işlediğini iddia etmek akıl ve mantıkla bağdaşmayacaktır. Hiç durmadan işleyen bu kusursuz mekanizmayı vücudumuzda Yüce Allah var etmiştir. Biz farkında bile değilken bizim adımıza koruma altına alınan vücudumuz, Yüce Allah’ın kusursuz yaratışını gözler önüne seren sonsuz delillerden sadece birini oluşturmaktadır.
“...Yaratıcıların en güzeli olan Allah, ne Yücedir.” (Mü’minun Suresi, 14)
Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 25. sayı (Temmuz 2006) 12. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 872 kez incelendi.
|
 |
|