 |
Hicri 13. asrın en büyük İslam alimlerinden biri olan Bediüzzaman Said Nursi, bütün ömrünü insanları Allah’a iman etmeye ve Kuran ahlakını yaşamaya davet ederek geçirmiştir. Bir Kuran tefsiri olan Risale-i Nur külliyatı, Bediüzzaman’ın Allah’a olan coşkulu sevgisini derin imanını ve Allah’ın dinine olan bağlılığını açıkça ortaya koyan çok hikmetli öğütlerle doludur. Bu kıymetli insanın tüm Müslümanlara birer rehber niteliğindeki hayatından bazı bölümleri ve bazı değerli tavsiyelerini her ay bu sayfada bulabilirsiniz.
Bediüzzaman’dan Hatırlatmalar
İman Nuru
"İnsan, nur-u iman ile (iman nuruyla) ala-yı illiyine (meleklerin üzerindeki bir makama) çıkar ; Cennete layık bir kıymet alır. Ve zulmet-i küfür ile (iman etmemekle), esfeli safiline (en aşağı bir makama) düşer; cehennem'e ehil (layık) olacak bir vaziyete girer.” (Risale-i Nur Külliyatı, 23.söz)
Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri yaratılış delilleri ile Allah’ın isimlerinin tecellilerine insanın şahit olmasını, kendi korku ve endişelerinden kurtulma açısından önemli olduğunu şu sözleriyle ifade etmektedir.
"İman nasıl ki bir nurdur, insanı ışıklandırıyor üzerinde yazılan bütün mektubatı (Allah’ın isimlerini) okutturuyor. Öyle de, kainatı dahi ışıklandırıyor. Zaman-ı mazi (geçmiş zaman) ve müstakbeli (geleceği) zulümden kurtarıyor.'' (Risale-i Nur Külliyatı, 23. Söz)
"İman hem nurdur, hem kuvvettir. Evet, hakiki imanı elde eden adam, kainata meydan okuyabilir ve imanın kuvvetine göre hadisatın tazyikatından (olayların sıkıntısından) kurtulabilir. (Risale-i Nur Külliyatı, 23.söz)
Yaratılışın Delillerini Görmek
İnsanların yeniden dirileceği ve dünya hayatında tüm yaptıkları hakkında hesaba çekileceği gün olan ahiret gerçeği ile ilgili Bediüzzaman Sait Nursi bir sözünde şunları söylemektedir:
"Mucizevi eserler veren bir katip (yazar), üç yüz bin çeşit kitabı, bir saatte, hiç birini bir diğerine karıştırmadan, noksansız bir şekilde yazsa, o katibin, suya düşüp yazılan dağılmış bu kitabını çok kolay ve çabuk bir şekilde tekrar yazmasını akıldan uzak görmek, o katibin gözle görünen icraatından (yaptıklarından) anlamamaktır ve ahmaklıktır.'' (Risale-i Nur Külliyatı, 10. Söz)
Risale-i Nur’dan Hikmetler
Bediüzzaman Said Nursi’nin hayatı, zorluklar, ve hastalıklar içinde geçmiştir. Üstad hastalıklarla ilgili, insanın imanına derin etki yapan çok hikmetli sözler söylemiştir. Hastalığın imanı kavrama açısından birer nimet olduğundan, hastalandığında şikayet etmek bir yana şükretmek gerektiğinden bahsetmiştir. Üstad, yaşamış olduğumuz hastalıkların dünyanın keyif ve eğlenceden ibaret olmadığını, bu dünyanın geçici olduğunu, ölüm, kabir ve ahiret hayatını hatırlattığını ve sonsuz mutluluğa bu hastalıklar sayesinde daha fazla yakınlaşabileceğimizi ifade etmektedir.
Üstad eserlerinin bir yerinde hastalıkla ilgili şu hikmetli sözleri söylemiştir:
“Ey tahammülsüz hasta! İnsan bu dünyaya keyif sürmek ve lezzet almak için gelmediğine, mütemadiyen (aralıksız) gelenlerin gitmesi ve gençlerin ihtiyarlaşması ve mütemadiyen zeval (aralıksız yok olup giden) ve firakta (ayrılıkta) yuvarlanmasına şahittir. Eğer hastalık olmazsa sıhhat ve afiyet gaflet verir, dünyayı hoş gösterir ahireti unutturur. Kabri ve ölümü hatırına getirmek istemiyor. Sermaye-i ömrünü (ömür sermayesini) bad-ı heva (boş yere) sarf ettiriyor. Hastalık ise, birden gözünü açtırır. Vücuduna ve cesedine der ki, "Layemut (ölümsüz) değilsin, başıboş değisin, bir vazifen var. Gururu bırak, seni Yaratanı düşün, kabre gideceğini bil, öyle hazırlan." (Risale-i Nur Külliyatı, 25. Lema)
Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 25. sayı (Temmuz 2006) 46. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 1.078 kez incelendi.
|
 |
|