 |
Bu , basın ve yayın organlarında, dergilerde, kitaplarda, tv programlarında ve benzeri yerlerde evrim teorisi ile ilgili olarak geçen her türlü kavram ve terim hakkında en pratik biçimde, en doğru ve güvenilir bilgiyi edinmek isteyenler için hazırlandı. Ansiklopedi formatında çeşitli konu başlıkları altında evrim teorisinin iddialarını ve bu iddiaların bilimsel deliller ve bulgular ışığında nasıl geçersiz kılındığını açık bir şekilde göreceksiniz.
Arboreal Teori
Evrimciler uçuşun kökeni ile ilgili iddialarını açıklamak için iki teori ortaya atmışlardır: Arboreal teori ve Cursorial teori. Arboreal teori, sürüngenlerin "daldan dala atlarken kuş haline geldiklerini", Cursorial teori ise "sinek avlamaya çalışırken kanatlandıklarını" savunur. Oysa her iki teori de tamamen hayali temellere dayanmaktadr. Nitekim bu hayali teorilerin ne bilimsel bir delili ne de bunu doğrulayan bir kanıtı vardır.
Archæpteryx
140 milyon yıl önce, Jurassic dönemde yaşayan ve daha sonra soyu tükenen bir kuş türüdür. Evrimciler, bu kuşu sözde dinozor atalarından ayrılan ve yeni uçmaya başlayan bir ara tür, yani sözde “günümüz kuşlarının atası” olarak göstermektedirler. Oysa Archæopteryx fosilleri üzerinde yapılan son incelemeler, bu varsayımın bilimsel bir temeli olmadığını göstermektedir. Bu canlı, iyi uçamayan bir ara geçiş formu değil, sadece günümüz kuşlarından farklı bazı özelliklere sahip, soyu tükenmiş bir kuş türüdür.
Archæopteryx’in gerçek anlamda uçabilen bir kuş olduğunun en önemli kanıtlarından bir tanesi de hayvanın tüylerinin yapısıdır. Archæopteryx'in günümüz kuşlarından farksız olan asimetrik tüy yapısı, canlının mükemmel olarak uçabildiğini göstermektedir. Ayrıca Archæopteryx'in tüylerinin ortaya çıkarmış olduğu bir başka gerçek, bu canlının sıcakkanlı oluşudur. Bilindiği gibi dinozorlar ve sürüngenler soğuk kanlı, yani vücut ısılarını kendileri üretmeyen, çevrenin vücut ısılarını etkilediği canlılardır. Kuşlarda bulunan tüylerin en önemli fonksiyonlarından bir tanesi ise vücut ısısını korumalarıdır. Archæopteryx'in tüylü olması, dinozorların aksine sıcak kanlı olduğunu, yani vücut ısısını korumaya ihtiyacı olan gerçek bir kuş olduğunu göstermektedir. Ayrıca Archæopteryx’in, kanatlarında pençe olan tek kuş olduğu iddia edilmektedir ancak bugün bir örneği Avustralya'da yaşayan Hoatzin kuşunun da aynı Archæopteryx'te olduğu gibi kanatlı pençeleri vardır ve yine Archæopteryx'te olduğu gibi küçük bir omurgayla uçmaktadır. Ve şu an yaşamaktadır.
Coelacanth
Evrim teorisi, yeryüzünde yaşayan ve geçmişte yaşamış tüm canlı türlerinin sözde birbirlerinden türeyerek ortaya çıktıklarını iddia eder. Bunun da çok uzun süre içinde yavaş yavaş ve kademe kademe gerçekleştiğini söyler. Dolayısıyla, bu iddiaya göre iki canlı türü arasındaki geçiş dönemini yansıtan ve her iki türden bazı özellikler taşıyan birtakım canlıların yaşamış olması zorunludur. Örneğin, balıkların sürüngenlere, ardından da sürüngenlerin kanatlanıp kuşlara dönüştüğü ileri sürülür. İşte evrimciler, yüzerken sürünmeye başlayan, yürürken bir anda kuş olan bu hayali canlıların geçiş aşamasındaki fosillerine "ara geçiş formu" adını verirler. Bu hayali düşünce gerçek olsaydı, bugüne kadar yaşamış milyarlarca canlının milyarlarca ara geçiş fosili bırakmaları gerekirdi. Ve günümüzde de bu ucube canlıların kalıntılarına fosil kayıtlarında rastlanması gerekirdi. Ancak, bu teorinin ortaya atıldığı 1800’lü yıllardan 2006 yılına kadar geçen zaman boyunca fosil kayıtlarında tek bir ara geçiş formu fosili dahi bulunamamıştır. Sadece bu durum bile evrim teorisinin ne kadar büyük bir aldatmaca olduğunun göstergesidir.
Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 26. sayı (Ağustos 2006) 24. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 894 kez incelendi.
|
 |
|