 |
Bediüzzaman’dan Hatırlatmalar
Bediüzzaman Said Nursi bir sözünde Allah sevgisinden şöyle bahsetmektedir:
“Evet bütün hakiki saadet ve halis surur (en temiz huzur) ve şirin nimet ve en safi (saf) lezzet, elbette Marifetullah ve Muhabbetullahtadır (Allah’ı bilmek ve Allah’ı sevmektir). Cenab-ı Hakkı tanıyan ve seven, nihayetsiz saadete (sonsuz saadete), nimete, esrara (sırra), ya bilkuvve (ya düşüncesinde) ya bilfiil (ya gerçekten) mashardır (sahiptir). O’nu hakiki tanımayan, sevmeyen, nihayetsiz şekavete (sonsuz şikayete), alama (mutsuzluğa), evhama (kuruntuya)manen ve maddeten (maddi ve manevi) mübtela olur (tutulur).” (Risale-i Nur Külliyatı, 20. mektup, Mukaddime)
Amellerinizde Rıza-i İlahi Olmalı
Dünya hayatında yapılan her iş, her düşünce, her hal ve harekette Allah rızasını gözetmemiz gerektiğini Bediüzzaman Said Nursi bir sözünde şu şekilde ifade etmiştir:
“Eğer O razı olsa bütün dünya küsse ehemmiyeti (önemi) yok. Eğer O kabul etse, bütün halk reddetse te’siri (etkisi) yok. O razı olduktan ve kabul ettikten sonra, isterse ve hikmeti iktiza ederse (gerekli görürse) sizler istemek talebinde olmadığınız halde, halklara da kabul ettirir, onları da razı eder.”(Risale-i Nur Külliyatı, 21. Lema)
Yalnızca Allah’ın Rızasını Gözetmenin Önemi
Allah rızası için çalışan bir insan yaptıklarının karşılığını dünyada huzurlu ve mutlu bir yaşam sürerek, ahirette ise sonsuza kadar ihtişamlı bir hayata sahip olarak alır. İnsanların sonsuz bir mükafatı terk ederek dünyanın geçici menfaatlerine yönelmeleri ve ellerinde hiçbir şey kalmayacağını bilerek dünyanın külfetini yüklenmeleri ise çok büyük bir yanılgıdır. Bediüzzaman Said Nursi bu gerçeği eserinde şöyle ifade etmiştir:
“Her kim kendisini Allah'a mal ederse, bütün eşya onun lehinde olur. Ve kim Allah'a mal olmasa, bütün eşya onun aleyhinde olur. Allah'a mal olmak ise, bütün eşyayı terk ve her şeyin O’ndan olduğunu ve O’na rücu edeceğini (döneceğini) bilmekle olur.” (Mesnevi, Zeyl-ül hubab, 1. Lema)
Risale-i Nur’dan Hikmetler
Gençlik Nimeti
Allah'ın bize lütfettiği en güzel çağımız olan gençlikte yapılan bütün ibadetler, ahireti kazanmamız için değerli birer vesiledir. Bu nedenle tüm müminler genç yaşlardan itibaren mübarek peygamberlerimizi ve salih olan tüm Müslümanları örnek almalı ve sadece Rabbimiz’in rızasını kazanmak için çalışmalıdır. Bediüzzaman Said Nursi, bir sözünde gençlik için şunları söylemektedir:
"Gençlik hiç şüphe yok ki gidecek. Yaz güze ve kışa yer vermesi ve gündüz akşama ve geceye değişmesi kat'iyetinde (kesinliğinde), gençlik dahi ihtiyarlığa ve ölüme değişecek. Eğer o fani ve geçici gençliğini iffetle hayrata (Allah rızası için yapılan iyilik) istikamet dairesinde sarf etse, onunla ebedi, baki bir gençliği kazanacağını bütün semavi fermanlar (İlahi buyruklar) müjde veriyorlar.” (Şualar, 186)
Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 26. sayı (Ağustos 2006) 58. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 1.006 kez incelendi.
|
 |
|