 |
Sakın Unutmayın
Unutmayın sizi tüm tehlikelerden, hastalıklardan sıkıntı ve belalardan koruyan, esirgeyen yalnız Allah'tır. Tüm bunlardan herhangi birinin insana isabet etmesi an meselesidir. Hastalandığınızda sizi iyileştirenin doktorunuz ve içtiğiniz ilaç olduğunu düşünüyor olabilirsiniz. Elbette insan Allah'ın sebep olarak yarattığı bu yollara başvuracaktır; ama sonuçta kendisini bu hastalıktan kurtaracak olanın sadece ve sadece Allah olduğunu da kesinlikle bilmelidir. O dilemedikten sonra ne en uzman doktorların, ne en pahalı ilaçların, ne en iyi hastanelerin insana hiçbir faydası dokunmaz. Şifayı verecek olan Allah'tır. Allah dilediği kişiye bir imtihan olarak sebepsiz bir hastalık verebileceği gibi, dilediği kişiyi sebepsiz olarak iyileştirebilir de. Allah bu ilahi gerçeği Kuran'da Hz. İbrahim'in sözleriyle şöyle bildirmiştir:
Hastalandığım zaman bana şifa veren O'dur...(Şuara Suresi, 80)
Torpil Balığı
Yüce Allah tüm canlılara yaratılışları gereği farklı özellikler vermiştir. Bu özelliklerden birisi de elektriktir. Elektrik, insan hayatını kolaylaştıran ve hemen hemen her alanda kullanılan büyük bir nimettir. Ancak insanlar bu çok önemli nimete, yüksek bir teknoloji kullanıp belli bir ücret ödeyerek ulaşabilmektedirler. Oysa pekçok canlı yaratılış gereği bu nimete sahiptir. Örneğin; torpil balığı 1000 voltluk elektrik üretebilir. Bu, oldukça büyük bir enerjidir, çünkü bu güçteki bir elektrik, normal büyüklükteki bir evi aydınlatmaya yeterlidir. Yüce Rabbimiz tüm kainatı olduğu gibi, bu canlıları da üstün bir yaratılışla yoktan varetmiştir.
Sizin için hayvanlarda da elbette ibretler vardır,... (Nahl Suresi, 66)
Bitkilerdeki Yaratılış Evrimle Açıklanamaz
Bitkilerin nasıl ortaya çıktığı sorusuna cevap arayan evrim teorisi savunucuları, bilimsel bir açıklama bulamadıkları için her zamanki gibi "tesadüfler"e başvurmuşlardır. Tesadüflerle meydana geldiğini öne sürdükleri bir bitki türünden, yine tesadüflerle zaman içinde sayısız çeşitlilikte bitkinin ortaya çıktığını, her türün kendine özgü olan koku, tat, renk gibi özelliklerinin de yine bu tesadüfler sonucu ortaya çıktıklarını iddia etmişlerdir. Bu iddialarına da hiçbir bilimsel kanıt getirememişlerdir. Evrimciler, bir yosunun nasıl olup da bir çileğe ya da bir kavak ağacına veya bir gül ağacına dönüştüğünü, tesadüflerin oluşturduğu şartların bunları farklılaştırması şeklinde açıklarlar. Oysa bir bitkinin tek bir hücresi dahi incelendiğinde, zaman içinde küçük değişikliklerle meydana gelemeyecek kadar kompleks bir sistemin olduğu görülecektir. İşte bitkilerdeki bu kompleks sistem ve mekanizmalar evrimci mantıkla ortaya atılan tesadüf senaryolarını daha en başından kesin bir biçimde çökertmektedir. Bu durumda ortaya tek bir sonuç çıkar.
Bitkilerdeki her yapı özel olarak tasarlanmıştır. Bu üstün tasarımın sahibi Alemlerin Rabbi olan Allah, bu örnekle kusursuz yaratışının delillerinden sadece birkaç tanesini insanlara göstermektedir. Allah canlılar üzerindeki hakimiyetini ve benzersiz yaratışını bir ayette şöyle bildirmektedir:
Gökleri ve yeri bir örnek edinmeksizin Yaratandır... İşte Rabbiniz olan Allah budur. O'ndan başka İlah yoktur. Her şeyin Yaratıcısıdır, öyleyse O'na kulluk edin. O, her şeyin üstünde bir vekildir. (Enam Suresi, 101-102)
İnce İğne Karidesinin Usta Kamuflajı
Resimde görülen ve dış görünüş olarak birbirlerine tıpatıp benzeyen bu canlılar gerçekte birbirlerinden çok farklı türlere aittir. Görüldüğü gibi üstteki canlının, alttaki canlının bir parçası olmadığını, tamamen bağımsız bir canlı olduğunu söylemek son derece zordur. İnce iğne karidesinin şekli, desenleri ve renkleri siyah mercanların ve deniz kamçılarının dallarının oluşturduğu ortama çok büyük bir uyum sağlamaktadır. Allah deniz altında yarattığı canlılardaki renk ve desen çeşitliliği ile bize benzersiz renk sanatının birkaç örneğini tanıtmaktadır.(Roger Steene, Coral Seas, s.83)
Sonsuz Karanlıktaki Muhteşem Ahenk: Güneş Sistemi
Güneş Sistemi'nin yapısını incelediğimizde, olağanüstü bir denge ile karşılaşırız. Gezegenleri dondurucu soğukluktaki sonu olmayan uzaya savrulmaktan koruyan etki, Güneş'in "çekim gücü" ile gezegenin "merkez-kaç kuvveti" arasındaki dengedir. Güneş, sahip olduğu büyük çekim gücü nedeniyle tüm gezegenleri çeker, onlar da dönmelerinin verdiği merkez-kaç kuvveti sayesinde bu çekimden kurtulurlar. Ama eğer gezegenlerin dönüş hızları biraz daha yavaş olsaydı, o zaman bu gezegenler hızla Güneş'e doğru çekilirler ve sonunda Güneş tarafından büyük bir patlamayla yutulurlardı.
Bunun tersi de mümkündür. Eğer gezegenler daha hızlı dönseler, bu sefer de Güneş'in gücü onları tutmaya yetmeyecek ve gezegenler dış uzaya savrulacaklardı. Oysa çok hassas olan bu denge evrenin yaratılışından itibaren muazzam bir düzen içinde korunmaktadır.
Güneş Sistemi'ndeki olağanüstü hassas dengeyi keşfeden Kepler, Galilei gibi astronomlar ise, bu sistemin çok açık bir tasarımı gösterdiğini ve Allah'ın evrene olan hakimiyetinin bir ispatı olduğunu belirtmişlerdir. Güneş Sistemi'nin yapısı hakkında önemli keşiflerde bulunan—ve "yaşamış en büyük bilimadamı" sayılan—Isaac Newton ise şöyle yazmıştır:
Güneş'ten, gezegenlerden ve kuyruklu yıldızlardan oluşan bu çok hassas sistem, sadece akıl ve güç sahibi bir Varlık'ın amacından ve hakimiyetinden kaynaklanabilir...O, bunların hepsini yönetmektedir ve bu egemenliği dolayısıyladır ki O'na, "Üstün Kuvvet Sahibi Rab" denir. (Michael A. Corey, God and the New Cosmology: The Anthropic Design Argument, Maryland: Rowman & Littlefield Publishers, Inc., 1993, s. 259)
Gerçekten sizin Rabbiniz, altı günde gökleri ve yeri yaratan, sonra arşa istiva eden Allah'tır. Gündüzü, durmaksızın kendisini kovalayan geceyle örten, Güneş’e, Ay’a ve yıldızlara Kendi buyruğuyla baş eğdirendir. Haberiniz olsun, yaratmak da, emir de (yalnızca) O'nundur. Alemlerin Rabbi olan Allah ne Yücedir. (Araf Suresi, 54)
Bu makale, İlmi Mercek Dergisi 06. sayı (Aralık 2004) 2. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 775 kez incelendi.
|
 |
|