 |
Üzerinde yaşadığımız dünyadaki tüm yer şekilleri kusursuz güzellikte ve birbirinden hikmetli özelliklerle yaratılmıştır. Bu yer şekillerinden biri olan dağların görkemli görüntülerinin yanı sıra sahip oldukları mucizevi özellikler, Yüce Allah’ın benzersiz yaratışının delillerinden yalnızca biridir.
Üzerinde yaşadığımız dünya, var olduğu ilk günden itibaren Allah’ın yarattığı bir dizi olay sonucunda bugünkü görünümünü almıştır. Eğer Rabbimiz dilemiş olsaydı yeryüzünü düz bir biçimde yaratırdı. Ancak herşeyi belli bir hikmet ile yaratan Yüce Allah’ın farklı yer şekilleri yaratmasının da birçok sebebi vardır. (En doğrusunu Allah bilir.)
Yer şekilleri, kızgın magma tabakasını saran yerkabuğu üzerinde oluşur ve gelişir. Yerkabuğu ise Allah’ın yarattığı ilk andan itibaren sebepler dahilinde gerek iç kuvvetlerin (orojenez-dağ oluşumu, volkanizma, depremler), gerekse dış kuvvetlerin (yağmurlar, akarsular, buzullar ve rüzgar) etkisi altında kalarak çeşitli yüzey şekillerinin oluşmasını sağlamıştır.
Söz konusu yüzey şekillerinden biri olan dağlar, yerkabuğunu oluşturan çok büyük tabakaların hareketleri ve çarpışmaları sonucunda meydana gelmiştir. Dağların yaratılışında birçok hikmet vardır. Bu hikmetler, Yüce Allah’ın kusursuz yaratışının delillerinden yalnızca birkaç tanesidir.
Allah Dağları Yeryüzündeki Sarsıntıları Önleyici Özelliklerde Yaratmıştır
Dağlar, yeryüzü tabakalarının birleşim noktalarında yer üstüne ve yeraltına doğru uzanarak bu tabakaları birbirine perçinler. Bu şekilde, yerkabuğunu sabitleyerek magma tabakası üzerinde ya da kendi tabakaları arasında kaymasını engeller. Kısacası dağları, tahtaları bir arada tutan çivilere benzetebiliriz. (Allah Akılla Bilinir, Harun Yahya) Nitekim Yüce Allah bir ayette dağların bu özelliğini şöyle bildirir:
Yeryüzünde, onları sarsıntıya uğratır diye, sabit dağlar yarattık... (Enbiya Suresi, 31)
Dağlar Kuran’da Kazık Benzetmesi İle Tanımlanır
İki yeryüzü tabakası çarpıştığı zaman, daha dayanıklı olanı öteki tabakanın altında kalır. Üstte kalan tabaka kıvrılarak yükselir ve dağları meydana getirir. Altta kalan tabaka ise yeraltında ilerleyerek aşağıya doğru derin bir uzantı meydana getirir. Başka bir deyişle, dağların yeryüzünde gördüğümüz kütleleri kadar, yeraltına doğru ilerleyen derin uzantıları da bulunmaktadır. Kıtaların daha kalın olduğu dağlık bölgelerde yerkabuğu adeta “kazık” gibi mantoya derinlemesine saplanır. Bu şekilde yerkabuğunun genel dengesi sağlanmış olur. Rabbimiz Kuran’da, dağların bu işlevini şöyle bildirmektedir:
Biz, yeryüzünü bir döşek kılmadık mı? Dağları da birer kazık? (Nebe Suresi, 6-7)
Allah Dağları Toprak Oluşumuna Katkıda Bulunacak Biçimde Yaratmıştır
Yüksekliklerinin fazla olması nedeniyle gündüz güneş ışınlarına dik bir biçimde maruz kalan dağlar, geceleri de oldukça hızlı soğur. Bu nedenle geceleri zirvelerdeki kayalar hızla donar, gündüz ise oldukça kısa sürede çözünerek kayaların parçalanmasına neden olur. Bu şekilde topraklar, yamaç döküntüleri, taş ve çamur akıntıları dağların eğim değerlerinin fazla olması ve yerçekiminin etkisi nedeniyle yamaçlarda birikir. Oluşan “dağ eteği ovaları” tarımsal potansiyeli yüksek topraklara sahiptir. Söz konusu topraklar kayaların cinsine göre farklı renkte olurlar. Nitekim koyu renkli ağır kayaların (gabro, bazalt) ayrışması ile oluşan topraklar koyu renklidir, buna karşılık kireçtaşı, kuvarsit gibi kayaçların ayrışması ile oluşan topraklar açık renklidir. Eğer demir oranı fazla ise bu kez topraklarda kırmızı renk hakim durumdadır. Bu durum bir ayette şöyle bildirilmektedir:
Allah'ın gökyüzünden su indirdiğini görmedin mi? Böylece Biz onunla, renkleri değişik olan meyveler çıkardık. Dağlardan da beyaz, kırmızı renkleri değişik ve siyah yollar (kıldık). (Fatır Suresi, 27)
Allah Dağları Yükseldikçe Sıcaklığı Azalacak Biçimde Yaratmıştır
Dağların, yükselti ve atmosfer faktörleri arasındaki ilişkiden kaynaklanan bir özelliği de, yükselti kademeleri üzerinde birbirinden farklı iklim tiplerinin yer almasıdır. Her 100 metre yükseldikçe, sıcaklık 0.5 derece düşer. Bu nedenle bir dağ üzerinde yükseldikçe her 300-500 metrede bir farklı iklim tipleri ortaya çıkar. Sıcaklığın çok yüksek olduğu sahalarda yerleşim alanları dağların bu iklim kademelerinde yer alır. Buna en tipik örnek Güney Amerika’daki And dağlarıdır. Bu dağların ekvatora yakın olan kesimlerinde yerleşim alanları çoğunlukla 600 metrenin üzerindedir. Nitekim 3.900 metre yükseklikte yer alan Bolivya’nın başkenti La Paz, aynı zamanda dünyanın da en yüksek başkenti unvanına sahiptir.
Allah Dağları Taban Sahalara Oranla Daha Fazla Yağış Alacak Şekilde Yaratmıştır
Bunun başlıca nedeni yüksek dağların atmosfer sirkülasyonuna açık olması, dolayısıyla hava kütleleri ile doğrudan temas etmesidir. Yükseldikçe sıcaklığın düşmesi, bu zemine temas eden hava kütlesini soğutarak yoğunlaştırır. Yoğunlaşmadan kaynaklanan koşullar ise yağışların oluşmasına ve artmasına neden olur. Bu şekilde bütün dağlık alanlar bol yağışlar nedeniyle bulundukları bölgeler içinde en nemli alanları meydana getirir ve adeta birer nem deposu görevi görürler.
Dağlık bölgelerde yükselti, sıcaklık ve nem faktörlerinin bir başka sonucu ise, bulutların ve sislerin oluşmasıdır. Bulutlar ve sisler birer nem kaynağı olduğundan nemin bir bölümü bitkiler aracılığı ile dağa bırakılır. Bu da dağların daha nemli alanlar olmasını sağlar.
Allah Dağları Su Toplama Merkezleri Olarak Yaratmıştır
Yukarıda belirtildiği gibi, dağlar çevrelerine oranla daha fazla yağış alan yerlerdir. Bu nedenle su toplama merkezleri olma özellikleri bulunmaktadır. Dağlarda yükselti arttıkça yağışların şekli değişerek kara dönüşür. Bu nedenle yüksek dağların zirveleri kar ve buzullarla kaplıdır. Yağışların zirvelerde kar şeklinde birikmesi suyun dengeli kullanılmasını sağlar. Kar, yaz başlarında yavaş yavaş eriyerek kendilerinden doğan akarsular olan “dağ nehirlerine” su verir. Dağ nehirlerinin bütün yıl su taşıyabilecek kapasitede olması, sularının berrak ve derin vadiler içinde akması, yüksek eğimler nedeniyle hızlı akışa sahip olması da oldukça önemli özelliklerdir. Bu özellikler, söz konusu nehirler üzerinde hidro-elektrik tesislerin yapımı için ideal bir potansiyel oluşturur.
Diğer taraftan karların ağır ağır erimesi ile suların bir kısmı kayaların arasından süzülür ve dağların eteklerinde küçük pınarlar biçiminde yüzeye çıkarlar. Bu durum eteklerde, yaz aylarında susuzluk çeken yerleşim alanları için hayat kaynağı oluşturur. Nitekim bir Kuran ayetinde dağların bu özelliği şu şekilde bildirilmektedir:
Sizi sarsıntıya uğratır diye yerde sarsılmaz dağlar bıraktı, ırmaklar ve yollar da (kıldı). Umulur ki doğru yolu bulursunuz. (Nahl Suresi, 15)
Ayrıca toprağın kar suyunu yavaş yavaş emmesi ile toprak yaz başlarında suya doymuş hale gelir. Sıcaklığın düşük olması nedeniyle toprak nemliliği yaz boyunca devam eder, bu da gür bir ot örtüsünün oluşmasına neden olur. Mera adı verilen bu alanlar hayvancılık açısından çok büyük önem taşır.
Allah Dağları Zengin Maden Yataklarına Sahip Olacak Şekilde Yaratmıştır
Dağlar ova ve platolara oranla daha büyük bir maden yatağı potansiyeline sahiptir. Çünkü dağların oluştuğu sırada magmaya ait gazlar dağların içine aktarılır. Bu şekilde altın, gümüş, krom, bakır, kurşun, çinko, manganez, amyant, pirit, antimuan gibi maden yatakları dağın bünyesinde yer alır. Tortul kayaçların geniş yer tuttuğu kıvrımlı dağlar demir, bor; volkanik dağlar ise kükürt, civa gibi madenler açısından oldukça zengindir.
Allah Dağları Korunak Oluşturacak Şekilde Yaratmıştır
Geçmiş dönemlerde kurulmuş uygarlıklar gerek yüksek kesimlerden savunma yapmanın daha kolay olması, gerekse düşmanlarından gizlenebilmek için yerleşim alanlarını yüksek dağlar üzerinde kurmuşlardır. Yüce Allah’ın bir rahmeti olan bu durum Kuran’daki bazı ayetlerde bildirilmiştir:
Dağlardan güvenli evler yontuyorlardı. (Hicr Suresi, 82)
Allah, sizin için yarattığı şeylerden gölgeler kıldı. Dağlarda da sizin için barınaklar-siperler kıldı, sizi sıcaktan koruyacak elbiseler, sizi savaşınızda (zorluklara karşı) koruyacak giyimlikler de var etti. İşte O, üzerinizdeki nimetini böyle tamamlamaktadır, umulur ki teslim olursunuz. (Nahl Suresi, 81)
Bir Kuran Mucizesi: Dağ
Dağlarla ilgili tüm bu bilimsel ve tarihsel gerçekler aynı zamanda oldukça önemli bir konuya da dikkat çekmektedir: Kuran mucizelerine…
Günümüzden yaklaşık 1400 yıl önce Yüce Allah’ın büyük bir hikmet ile gönderdiği hak kitap olan Kuran’da dağların tüm bu özellikleri bildirilmektedir. Bilimin çok yeni keşfettiği bu özelliklerin yüzyıllar öncesinden bildirilmesi ise büyük bir mucizedir. Tüm alemlerin Rabbi olan Yüce Allah, Kuran’da yaratışının mükemmelliğini ve bu ihtişam karşısında kullarının göstermesi gereken ahlakı şöyle bildirmektedir:
Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) "Rabbimiz, Sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek Yücesin, bizi ateşin azabından koru." (Al-i İmran Suresi, 191)
Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 07. sayı (Ocak 2005) 18. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 1.478 kez incelendi.
|
 |
|