Harun Yahya, harun yahya
E-mail :
Şifre :
Beni Hatırla
 
Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 7969 tanesi Türkçe, toplam 9386 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
 OTHER LANGUAGES :
Konularına Göre Eserler:
 Ana Sayfa  / Makaleler /  Mantık Dini mi Gerçek İslam Ahlakı mı?
TR Arama: 
 ESERLER
Kitaplar (266)
Cep Kitapları (72)
Kitapçıklar (13)
Dergiler (184)
Belgeseller (253)
Ses Kasetleri (100)
CD'ler (11)
Web Siteleri (164)
Makaleler (6775)
Posterler (17)
Afiş Sergisi (48)
Harun Yahya'nın Tüm Eserler Listesi
DİĞER LİNKLER
Site Hakkında
Harun Yahya Hakkında
Basında Harun Yahya
Türkiye'den Yankılar
Dünyadan Yankılar
İlanlar
Röportajlar
Ramazan Sayfaları
Haber Arşivi
Yardım Sayfası
Bize Ulaşın
Detaylı Arama
Satış Sitesi
Kampanyalar
Nasıl Yardımcı Olabilirsiniz
GEÇEN HAFTA ÇOK İNDİRİLENLER
Allah'ın Sonsuz Delilleri
Allah'ın Sonsuz Delilleri - CD - 356 download
Atom Mucizesi - Belgesel - 167 download
Hazreti Nuh - Belgesel - 159 download
Kuşlardaki Mucize - Belgesel - 113 download
İlmi Mercek Sayı 54 - Dergi - 73 download
Makale : Mantık Dini mi Gerçek İslam Ahlakı mı? - TÜRKÇE
Kasım 2004
Mantık Dini mi Gerçek İslam Ahlakı mı?Bir kişinin gerçek İslam ahlakını yaşaması, Kuran ahlakını ve Peygamber Efendimiz (sav)’in sünnetlerini eksiksiz olarak yaşamasıyla mümkündür. Bazı insanlarsa, belirli zamanlarda Kuran ahlakını ve sünnetleri yaşayıp, bazı zamanlarda da nefislerinin isteklerine uyarak İslam ahlakını yaşadıklarını zannederler. Oysa bu bir aldatmacadır. Bir Kuran ayetinde, kimi insanların Allah’a “bir ucundan ibadet ettikleri” bildirilmiştir:

İnsanlardan kimi, Allah’a bir ucundan ibadet eder, eğer kendisine bir hayır dokunursa, bununla tatmin bulur ve eğer kendisine bir fitne isabet edecek olursa yüzü üstü dönüverir. O, dünyayı kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu, apaçık bir kayıptır. (Hac Suresi, 11)

Gerçek İslam ahlakını değil de kendi cahilce mantık örgülerine göre bir din yaşamayı düşünen ve isteyenlerin de, bu ayeti gereği gibi düşünmeleri ve bir “mantık dini” arayışı içinde olmanın yanlışlığının farkına varmaları son derece önemlidir.

Mantık Dinine Göre Hayat

Kendi mantıklarınca bir din ahlakı oluşturup, bunu yaşamak isteyenlerin en temel özelliklerinden biri, İslam’ın hükümlerini ve Kuran ahlakının gereklerini yalnızca menfaatleriyle uyumlu olduğu durumlarda yaşamayı kabul etmeleridir. Bu sapkın inanışa göre, namaz kılmak, zekat vermek, oruç tutmak, infak etmek, sabır göstermek, tevekküllü olmak, affetmek, hoşgörülü davranmak, ihtiyaç içinde olanları koruyup kollamak ancak menfaatleriyle çatışmadığında uygulanabilir. Eğer toplum içinde takdir görülecekse, “ne kadar iyi insan” denilecekse bu ibadetlerin ve güzel ahlak özelliklerinin yapılmasında kendilerince bir mahzur görmezler. Hatta mümkün olduğunca çok övgü alacak kadar yerine getirilmesini olumlu bir davranış olarak görürler. Ancak herhangi bir şekilde toplumdan tepki alacağını düşünürlerse adeta bu dini sorumluluklardan hiç haberleri yokmuş gibi davranırlar.

Bu çarpık mantık örgüsünün temelinde hiç şüphesiz söz konusu kişilerin Allah’ın şanını gereği gibi takdir edememeleri ve ahiretin varlığına da gönülden iman etmemiş olmaları vardır. Çünkü bu kimseler hayatlarının bir kısmını Kuran ahlakını ve sünnetleri yaşamaya ayıracaklarını, geri kalanındaysa dünya hayatını yaşamaları gerektiğini düşünürler. Kimi zaman bu öyle bir hal alır ki, kişinin gününün neredeyse 23 saati din ahlakından uzak geçerken, din ahlakını yaşamaya bir saat ayrılır. Hatta çoğu zaman bu bir saatin ayrılmasını bile kendilerince çok görebilirler.

Benzer bir durum Allah yolunda infak edilmesi gerektiğinde de ortaya çıkar. Bu zihniyette olan insanlar genellikle, dünyevi değerlere çok önem verirler. Zaman zaman fakirlere sadaka vermeyi, belli dönemlerde ihtiyaç içinde olanları kollamayı yeterli görürler. Elbette bunlar güzel ve teşvik edilmesi gereken davranışlardır. Ancak bu kişilerin sadaka ya da yardımlarındaki asıl amaç, çoğunlukla, toplumdan tepki almayacakları miktarda mallarından vererek, kendilerince “iyiliksever, hayırsever” sıfatı kazanabilmektir.

Mantık dinini yaşayanların en büyük yanılgılarından biriyse, tüm bu çarpıklıklara ve sapkın inanışlara rağmen kendilerinin İslam ahlakını yaşadıklarını öne sürmeleridir. Halbuki gerçek İslam ahlakının, söz konusu kişilerin yaşamlarıyla, bakış açılarıyla ve mantık örgüleriyle hiçbir ilgisi yoktur.

Kuran Ahlakına ve Peygamberimizin(sav) Sünnetlerine Göre Hayat

Allah Kuran’da, iman edenlerin tüm yaşamlarının Allah rızasına uygun olduğunu bildirmiştir. Salih müminler, okula da gidiyor olsalar, ticaretle de uğraşıyor olsalar, makam ve mevki sahibi de olsalar, tüm gün evde de bulunsalar, hasta da olsalar, sağlıklı da olsalar yalnızca Rabbimiz’in rızası için yaşarlar. Bir Kuran ayetinde şu şekilde buyrulmuştur:

De ki: “Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, dirimim ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah’ındır.” (Enam Suresi, 162)

Ayet-i kerimeden de açıkça anlaşıldığı gibi, salih müminlerin hayatında “biraz Allah rızası için, biraz nefsi için” gibi bir ayrım asla yoktur. Yaptıkları her işte Allah’ın rızası, rahmeti ve cennetini kazanma çabası vardır. Bir başka ayetteyse, iman edenlerin bu özellikleri şöyle bildirilmiştir:

(Öyle) Adamlar ki, ne ticaret, ne alış-veriş onları Allah’ı zikretmekten, dosdoğru namazı kılmaktan ve zekatı vermekten ‘tutkuya kaptırıp alıkoymaz’; onlar, kalplerin ve gözlerin inkılaba uğrayacağı (dehşetten allak bullak olacağı) günden korkarlar. (Nur Suresi, 37)

Salih müminler, Allah’a duydukları samimi korku ve ahirette hesap vereceklerinin bilinciyle, yaptıkları her ibadeti ihlasla yerine getirmeye gayret ederler. Allah’ın rızasının en çoğunu kazanmak için tüm imkanlarını seferber ederler. Hayatlarının hiçbir anında dünya değerlerini kaybetme ya da kazanmaya çalışma endişesi içinde olmazlar. Allah’a gönülden teslim olup, yalnızca Allah için yaşarlar. Din ahlakını yaşamak için kendi nefislerine uygun olanı seçmez; Allah’ın emrettiği şekilde tam olarak yaşarlar. Allah korkuları nedeniyle kötülükleri yapmaktan sakınır, iyilikte birbirleriyle yarışırlar. Eğer kişi din ahlakının hükümlerini yaşamayı, batıl gelenek ve görenekleri ya da alışkanlıkları nedeniyle mantığına uygun bulmazsa (Allah’ı tenzih ederiz) ne olacaktır? O zaman din ahlakını yaşamayacak mıdır? Elbette, müminler için böyle bir durum asla söz konusu değildir. Müminler, koşullar ne olursa olsun en küçük bir taviz dahi vermeden din ahlakını yaşarlar. Rabbimiz’in Kuran’da emrettiği ve Peygamber Efendimiz (sav)’in hayatı boyunca yaşadığı ahlak da budur. Bu, gerçek İslam ahlakıdır. Sevgili Peygamberimiz (sav)’in yoluna uyan tüm Müslümanların da yaşamaları gereken gerçek İslam ahlakı olmalıdır.

Peygamberimiz (sav) Döneminde Mantık Dinine Göre Yaşamak İsteyenler

Peygamber Efendimiz (sav), Allah Katında seçkin ve onurlu, mübarek bir insandır. Hayatı boyunca Rabbimiz’in vahyini tebliğ etmek ve insanları hakka davet etmek için büyük ve örnek bir mücadele vermiştir. Peygamberimiz (sav)’in iman etmeyenlere ve müşriklere karşı verdiği mücadelenin yanı sıra, kendisini Müslüman olarak nitelendiren ancak gerçek İslam ahlakını yaşamayan kişilere karşı da büyük bir mücadelesi olmuştur. Bu kişiler, Hz. Muhammed (sav)’e vahyedilen hak din ahlakını yaşamak yerine, kendi batıl gelenek ve görenekleriyle karışık, menfaatlerinin hiçbir zarara uğramadığı cahilce bir din anlayışı geliştirmeye çalışmışlardır. Çarpık mantıklarının ürünü olan bu anlayışı yaşamak için de, pek çok mazeret ve yalan öne sürmüşlerdir.

Bilindiği üzere Peygamberimiz (sav) döneminde, iman etmeyenlerle ve müşriklerle çeşitli savaşlar yapılmış, Allah Peygamberimiz (sav) ve salih müminlere büyük zaferler nasip etmiştir. Savaşlar, müşriklerin baskıları, yaşanan bazı zorluklar gibi görünürde sıkıntılı olan koşullar, mantık dinine göre yaşayanların gerçek yüzlerinin ortaya çıktığı ortamlar olmuştur. Örneğin, Müslümanların üzerinde müşriklerin baskısının arttığı bir sırada bu zihniyettekiler, salih müminlere de kendilerince endişe verecek telkinlerde bulunmaya kalkışmışlar, menfaatlerini öne sürerek mücadeleden kaçınmışlardır. Bir ayette şöyle buyrulmaktadır:

Onlardan bir grup da hani şöyle demişti: “Ey Yesrib (Medine) halkı, artık sizin için (burada) kalacak yer yok, şu halde dönün.” Onlardan bir topluluk da: “Gerçekten evlerimiz açıktır” diye Peygamberden izin istiyordu; oysa onlar(ın evleri) açık değildi. Onlar yalnızca kaçmak istiyorlardı. (Ahzap Suresi, 13)

Bir başka ayette ise, bu kişilerin Peygamberimiz (sav)’le birlikte savaşmaya çağrıldıklarında, savaşmayı bilmediklerini öne sürdükleri bildirilmektedir:

... Onlara: “Gelin, Allah’ın yolunda savaşın ya da savunma yapın” denildiğinde, “Biz savaşmayı bilseydik elbette sizi izlerdik” dediler. O gün onlar, imandan çok küfre daha yakındılar. Kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı. Allah, onların gizli tuttuklarını daha iyi bilir. (Al-i İmran Suresi, 167)

Görüldüğü gibi, mantık dinine göre; zorluk oluştuğunda, maddi değerlerin zarar görmesi ihtimali doğduğunda, alışılan yaşam düzeninin bozulması söz konusu olduğunda, çıkarların ve nefsin korunması öncelikli olur. Bir başka ifadeyle, okul, iş, mal varlığı, makam, mevki, gelecek gibi konularda en küçük bir risk oluştuğunda Allah’ın rızasına göre değil, kişisel çıkarlara göre davranılır. Nitekim Rabbimiz, Peygamberimiz (sav) dönemindeki bu kişilerin, dünya hayatıyla ilgili konular olduğunda, Peygamberimiz (sav)’i bırakarak o işlere yöneldiklerini şu şekilde bildirmiştir:

Oysa onlar (kendilerini tümüyle Allah’a ve İslam’a teslim etmeyenler) bir ticaret ya da bir eğlence gördükleri zaman, (hemen) ona sökün ettiler ve seni ayakta bıraktılar. De ki: “Allah’ın Katında bulunan, eğlenceden ve ticaretten daha hayırlıdır. Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.” (Cuma Suresi, 11)

Rabbimiz’in de bildirdiği gibi, salih müminler için Allah Katında bulunan, dünyevi tüm değerlerden daha hayırlıdır. İman edenler, mallarını ve canlarını Allah yolunda satmışlardır. Allah yolunda hizmetlerinde hiçbir koşul, hiçbir şart gözetmezler. Bu, müminlerin sevinç ve şeref duydukları bir durumdur. Çünkü iman edenler için asıl olan ahirettir. İnananlar, dünya hayatının geçici bir mekan olduğunu, herkesin muhakkak kaderde belirlenen vakit geldiğinde öleceğini ve yapayalnız hesap vereceği gerçeğini bilir ve buna göre hareket ederler. Bu nedenledir ki, müminlerin yaşadıkları bu hayat, birbirleriyle müjdeleşmelerini gerektiren bir güzelliktir. Yüce Allah bir Kuran ayetinde şöyle buyurmuştur:

Hiç şüphesiz Allah, müminlerden -karşılığında onlara mutlaka cenneti vermek üzere- canlarını ve mallarını satın almıştır. Onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler; (bu,) Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da O’nun üzerine gerçek olan bir vaaddir. Allah’tan daha çok ahdine vefa gösterecek olan kimdir? Şu halde yaptığınız bu alış-verişten dolayı sevinip-müjdeleşiniz. İşte ‘büyük kurtuluş ve mutluluk’ budur. (Tevbe Suresi, 111)

Sahabelerin Örnek Ahlakı

Peygamber Efendimiz (sav) döneminde mantık dininden yana olanların yanı sıra, gönülden Allah’a ve elçisine bağlı, hiçbir tereddüte kapılmadan her koşulda Peygamberimiz (sav)’in yanında yer almış salih müminler de vardır. Sahabe-i Kiram, Mekke’den Medine’ye hicret ederken, Medine’de hicret etmiş kardeşlerini karşılarken, sıcak savaşlarda çarpışırken, müşriklerin işkence ve baskılarına maruz kalırken, mallarını infak ederken tarih boyunca tüm iman edenlere örnek olacak üstün fedakarlıklar göstermişlerdir.

Örneğin, çarpık mantıklarına göre bir din arayışında olanlar, hem kendileri mallarını infak etmekten şiddetle kaçınmış, hem de diğer Müslümanlara infak etmemeyi telkin etmişlerdir. Kuran’da söz konusu kişilerin bu ahlaksızlıkları şu şekilde bildirilmiştir:

Onlar ki: “Allah’ın Resulü yanında bulunanlara hiçbir infak (harcama)da bulunmayın, sonunda dağılıp gitsinler,” derler. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah’ındır. Ancak münafıklar kavramıyorlar. (Münafikun Suresi, 7)

Sahabe-i Kiram ise, malın ve mülkün tek sahibinin Allah olduğunun bilinciyle, tüm imkanlarını Allah yolunda seferber etmişlerdir. Bu mübarek insanlardan biri de Hz. Ebubekir’dir. Tarihi kaynaklarda Hz. Ebubekir’in, Müslümanların güçlenmesi ve İslamiyet’in yayılması için, belki de desteğe en çok ihtiyaç olan bu dönemde sahip olduğu tüm malını büyük bir şevk ve istekle infak ettiği anlatılmaktadır:

Hz. Ebubekir, hazerde (barış zamanlarında) ve seferde Resulullah (sav)'dan hiç ayrılmadı. Ona her zaman arkadaşlık etti. Her zaman, malını, canını feda etmeye hazır halde yanında beklerdi... Tebük Savaşında, Resulullah (sav), herkesin yardım yapmasını emir buyurunca, herkes malının bir kısmını getirip verdi. Sonra Hz. Ebubekir de malını getirip teslim etti. Peygamber Efendimiz (sav) Hz. Ebubekir'e dönüp sordu:
- Ya Ebubekir, sen evine ne bıraktın?
- Ya Resulullah, evime birşey bırakmadım. Tamamını buraya getirdim. Onlara Allah ve Resulü'nü bıraktım.
(Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatü’s Sahabe, Hz. Muhammed ve Ashabının Yaşadığı İslami Hayat, Cilt 1, Sentez Neşriyat, Temel Eserler Serisi: 2/1, s. 410)

Peygamberimiz (sav) ve sahabenin hayatında gerçek İslam ahlakının nasıl olması gerektiğine dair daha pek çok örnek vardır. Samimi kalple iman eden Müslümanların da kendilerine Hz. Muhammed (sav) ve onun sadık takipçilerini örnek almaları gerekir.

Bu makale, İlmi Mercek Dergisi 05. sayı (Kasım 2004) 22. sayfada yayınlanmıştır.

Bu eser 756 kez incelendi.
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin.
Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
 
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Yorumunuz   :  
 
Tavsiyelerimiz
Bu Makale ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;
Cahiliye Toplumunu Terketmek - Kitap
Akılsız Kuran'ı Nasıl Yorumlar? - Kitap
Dünya Hayatında Tüm Zevkleri Tüketenler - Kitap
Dinsizliğin İlkel Mantığı - Ses Kaseti
Niçin Kendini Kandırıyorsun? - Ses Kaseti
dinsizliginkabus... - Web Sitesi
Dinsizliğin Kabusu - Kitap
Kuran'ı Dinlemeyenler - Kitap
Gerçek İslam Ahlakı - Makale
Gizli Azapların Çözümü - Kitap
Sahte Dünyanın Acıları - Kitap
Bu eserin konusuyla ilgili yazarın diğer eserlerini görmek için tıklayınız.
ÇOK İNCELENEN MAKALELER
Atatürk’ün Türk Diline ve Türk Tarihine Verdiği Önem
Doğada Yaratılan Güzellik Ölçüsü Altın Oran
Peygamberimizin Güzel Hayatı
Geçmişten Günümüze İslam Alimleri ve Hz. Mehdi
Hazreti Muhammed'in Üstün Ahlakı -1-
ÇOK İNDİRİLEN MAKALELER
Doğada Yaratılan Güzellik Ölçüsü Altın Oran - 3090 download
Doğada Yaratılan Güzellik Ölçüsü Altın Oran - 2364 download
Geleceğin Teknolojisi Müslümanların Eseri Olacak - 1959 download
Geleceğin Teknolojisi Müslümanların Eseri Olacak - 1644 download
CNNTurk'ün Evrim Yanılgıları - 1408 download
Bu sitedeki tüm dökümanları, sitemizi kaynak göstermek şartıyla
telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Harun Yahya International © 2002.