Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 7969 tanesi Türkçe, toplam 9386 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
1888 yılında Silistire'de dünyaya gelen Süleyman Efendi, önce kendi yöresinde, daha sonra İstanbul'da dönemin ünlü medreselerinde eğitim alarak "dersiam" olmuş ve bu sıfatla devlet bünyesinde hizmet vermeye başlamıştır. 1924 yılında medreselerin kapatılmasından 6 yıl sonra, 1930’da Diyanet İşleri Başkanlığı kadrosundan İstanbul Şehzadebaşı'nda vaizlik görevine getirilmiştir.
1940'lı yılların başında, Kuran öğrenmenin ve öğretmenin yasak olduğu günlerde adını duyuran Süleyman Hilmi Tunahan, yetiştirmiş olduğu sayısız öğrenci ile ülkemizde dini duyguların gelişmesine büyük katkısı olmuş İslam alimlerinden önemli bir zattır.
Süleyman Hilmi Tunahan bu dönemde çalışmalarının temelini çocuklara ve gençlere Kuran-ı Kerim öğretme üzerine kurdu. Bu yolda karşısına çıkan güçlükleri, Tunahan kendi yazılarında şu şekilde ifade eder:
“Okutma imkanı yoktu, fakat okuyan dahi bulamadım. Bir zaman geldi mebus maaşı kadar para verip talebe okutmak istedim, bulamadım. Parayı alıp kaçıyorlardı, çünkü korkuyorlardı... Bu ilimler yeryüzünde kaybolacak diye korkuyordum. Bunun üzerine kızlarımı okutmaya başladım. İleride torunlarım olursa onlara öğretirler ve böylece ilimler yeryüzünde kaybolmaz, dedim. Fakat sonradan Cenab-ı Hak sebepler halketti ve okutma imkanı buldum. Yaşlılarla başladık, gençler daha sonra geldi... Bütün bunlar Cenab-ı Hakk'ın bize lütfudur.” (Genç Akademi Dergisi, Kasım-Aralık 1995, sf.19)
Süleyman Efendi’nin da söylediği gibi, ilk önce sadece yaşlı insanların katıldığı derslere yavaş yavaş genç insanlar da katılmaya başlamıştı. Gedikpaşa'da başlayan toplantılar halkın büyük ilgisini çekmişti. Tunahan'ın sohbetleri zamanla Gedikpaşa'nın dışına da çıktı. Ancak yaptığı bu değerli faaliyetler bazı kişileri rahatsız ettiği için evlere baskın yapıldı. Talebeleri tutuklandı ve işkence gördü. Tunahan tüm bu baskılara şu şekilde cevap veriyordu: "Bizim hiç duracak zamanımız yok. Ümmet-i Muhammed'in evlatları cehenneme bir sel gibi akıp giderken, biz onlara seyirci kalamayız. Bu selden ne kütük kurtarırsak kardır." (Din Mazlumları, Necip Fazıl Kısakürek, s.269)
Süleyman Efendi uzunca bir dönem sonunda çıktığı davalardan suçsuz görülerek beraat etti. Fakat 1946 yılında vaizlik belgesi elinden alınarak yaptığı her konuşmanın kanunen suç olduğu kendisine tebliğ edildi. Ancak O Kuran ahlakını anlatmadaki kararlığına kesintisiz olarak devam etti.
Tunahan ölümünden önce talebelerine söylediği son sözlerinde, hayatını adadığı Kuran'ın öğrenilmesi ve öğretilmesini talebelerine vasiyet etmişti:
Bu vazifeleri siz devam ettireceksiniz. Buna mecbursunuz. Bunu yapmadığınız takdirde şu on parmağımı mahşerde yakanızda bulacaksınız. En namüsait zamanlarda dahi talebe okutmaya devam edeceksiniz. Dağ başında olsanız elinize bir kişi geçse ona Kuran'ı ve dini öğreteceksiniz...
Ömrünü insanlara Kuran ahlakını anlatmaya adayan Süleyman Efendi, 16 Eylül 1959'da vefat etti. İslam ahlakının yayılması için büyük bir çaba gösteren bu mübarek Zat, ardında insanların imanına vesile olan “Yepyeni Usul ve Tertiple Kuran Harf ve Harekeleri” adlı kitabı bıraktı.
Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi01. sayı (Temmuz 2004) 45. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 934 kez incelendi.
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin. Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Tavsiyelerimiz
Bu Makale ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;