Harun Yahya, harun yahya
E-mail :
Şifre :
Beni Hatırla
 
Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 7820 tanesi Türkçe, toplam 9221 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
 OTHER LANGUAGES :
Konularına Göre Eserler:
 Ana Sayfa  / Makaleler /  Evrimcilerin Çıkmazlarından Biri: İnsandaki Sanat ve Estetik Duygusu
TR Arama: 
 ESERLER
Kitaplar (266)
Cep Kitapları (72)
Kitapçıklar (13)
Dergiler (182)
Belgeseller (253)
Ses Kasetleri (100)
CD'ler (11)
Web Siteleri (157)
Makaleler (6639)
Posterler (17)
Afiş Sergisi (48)
Harun Yahya'nın Tüm Eserler Listesi
DİĞER LİNKLER
Site Hakkında
Harun Yahya Hakkında
Basında Harun Yahya
Türkiye'den Yankılar
Dünyadan Yankılar
İlanlar
Röportajlar
Ramazan Sayfaları
Haber Arşivi
Yardım Sayfası
Bize Ulaşın
Detaylı Arama
Satış Sitesi
Kampanyalar
Nasıl Yardımcı Olabilirsiniz
GEÇEN HAFTA ÇOK İNDİRİLENLER
Allah'ın Sonsuz Delilleri
Allah'ın Sonsuz Delilleri - CD - 284 download
Kuran Mucizeleri 4 - Belgesel - 229 download
Atom Mucizesi - Belgesel - 157 download
Hazreti Nuh - Belgesel - 122 download
Matrix Felsefesi - Belgesel - 97 download
Makale : Evrimcilerin Çıkmazlarından Biri: İnsandaki Sanat ve Estetik Duygusu - TÜRKÇE
Mayıs 2005
Evrimcilerin Çıkmazlarından Biri: İnsandaki Sanat ve Estetik DuygusuEvrendeki olağanüstü düzenin ve canlılardaki kompleks sistemlerin kör tesadüfler ve hayali mekanizmalar sonucunda meydana geldiğini iddia eden evrim teorisi, insanın da bu süreçte evrimleştiğini öne sürmektedir. Tamamen bilim dışı olan ve birbirinden çürük temeller üzerine kurulu olan bu teorinin açıklayamadığı konulara son yıllarda bir yenisi daha eklenmiştir: İnsandaki Sanat ve Estetik Duygusu. Gerçekten de insanda varolan estetik duygusu, sanata ve her türlü güzelliğe olan eğilim evrimciler açısından içinden çıkılmaz konular olarak iyice belirginleşmiştir.

Tarihi bilgiler yeryüzünde yaşamış çeşitli insan topluluklarının sanata ilgi duyduğunu gösterir. Günümüze kadar ulaşan duvar resimlerinden geçmişte yaşamış insanların, neredeyse bugünkü sanatçılar kadar başarılı ürünler ortaya çıkardıkları anlaşılmaktadır. İnsanda varolan bu özelliği evrim ile açıklamak mümkün değildir, çünkü insandan başka hiçbir canlıda estetik ve sanat yeteneği veya kaygısı bulunmaz. Bu özellik, insanla birlikte ve hiçbir evrimsel kökeni olmadan, kompleks yapısıyla beraber aniden ortaya çıkmıştır.

Sanatsal faaliyet o kadar kompleks süreçlerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkar ki bunu insanın "hayali evrimi"yle açıklamak mümkün değildir. 20. yüzyılın ünlü evrimci bilim adamlarından Stephen Jay Gould, müzik konusundaki gizemli ve evrim açısından açıklanamaz durumu şöyle açıklamaktadır:

... Müziğin ya da dinin, sosyal bir grubu bir araya getirdiğini kabul ediyorlar. İnsan psikolojisinin bu, müzikten hoşlanma sayesinde bir araya gelme yönü, en baştan başlayacak olursak neden müzik, din ve sanat var sorusu kadar, bulmacanın ötesinde bir durumdur. Eğer faydalı bir etkisi varsa bulmaca daha da zorlaşmış olur, neden var oldukları ve neden faydalı etkileri olduğu gibi. Bir seri armonik bağlantıdan oluşan gürültünün neden insanların dostlarıyla bir arada olmayı istemelerine yol açtığı, bir kişinin neden kendi zevki için bir plak takıp dinlediği gibi aynı gizemin bir parçasıdır. Armonik gürültülerin doğrudan fiziksel etkileri arasında grup içinde bir araya gelmek yoktur, bu yüzden böyle bir etkiyi, müziğin evrimine bir açıklama olarak sunamayız." (Stephen Jay Gould, The evolutionist, June 2, 1998)

Gouldun üzerinde durduğu müzik konusu evrimciler için başlı başına bir sorun teşkil etmektedir. Eğer müziğin bize maddi bir yararı yoksa, evrimcilere göre, doğal seleksiyonda neden o özellik başarılı olmuştur? Bilindiği gibi, evrim teorisi, yeryüzündeki tüm canlıların cansız atomlardan var olduklarını ve bazı hayali mekanizmalarla evrimleştiklerini öne sürer. Bu hayali mekanizmalardan biri olan doğal seleksiyon, şartlara ve ortama uyum sağlayabilen canlıların seçilerek hayatta kalması, bu nedenle bu uyuma neden olabilecek, sadece yarar sağlayabilecek özelliklerin seçilmesi temeline dayalıdır. Ancak müziğin hayatta kalmak, koşullara adapte olmak anlamında hiçbir maddi yararı bulunmamaktadır.

Tarihsel Ve Evrensel Bir Dil: Müzik

Yapılan araştırmalarda, yaşamış bütün insan topluluklarının müzikle ilgilendiği ortaya çıkmıştır. Evrimcilerin büyük bir kısmı, müziğin, dil gibi içgüdüsel, sadece insana ait, evrimsel delilleri olmayan bir özellik olduğunu kabul etmişlerdir. Scientific American dergisinde yayınlanan bir makalede bu konuda şu yorumlar yapılmaktadır:

"Bizi göz yaşlarına boğabilir veya ayağa kaldırır, bizi bir savaşa sürebilir veya bizi uyutan bir ninni olabilir. Müzik, insan türü üzerindeki gücü açısından eşsizdir. Belki de bu yüzden yeryüzündeki hiçbir insan kültürü onsuz yaşamadı... Bir an için Fransa ve Slovenyada yakın zamanlarda yapılan keşifleri, Neanderthal kuzenlerimiz tarafından yapılmış, hayret verici derecede gelişmiş, tatlı nameli flütleri düşünün. Bu hayvan kemiklerinden oyulmuş enstrümanların bazıları neredeyse 53.000 yaşında..." (Exploring the Musical Brain, Scientific American, 22 ocak 2001)

Neanderthallerin yaşadıkları bölgelerde yapılan kazılarda bulunan müzik enstrümanları, sanatsal resimler veya mezarlar, şimdiye kadar evrimci bilim adamları tarafından ilkel canlılarmış gibi öne sürülen eski insanların da günümüz insanlarından farksız olarak estetik, sanat, ahlak gibi kavramlara sahip olduklarını göstermektedir. Evrimle açıklanması imkansız olan bu durum Discover adlı dergide yayınlanan bir makalede şu şekilde yorumlanır:

"Neden? Neden müzik dünyadaki bütün ülkelere ve bütün halklara yayılmıştır? Neden müzik orduları harekete geçirmek, Tanrıya yalvarmak, ölüleri gömmek için kullanılmıştır? ... Elinde, olası bütün kültürlerde ve bütün tarihsel dönemlerde olan bir şey varsa, kendi kendine sormalısın: Neden? Eğer bu bir tesadüfse, neden bu tesadüf her yerde ortaya çıktı?... Müziğin kökü evrimde olmasa da onun etkili gücündeki, insan ruhunu iyileştiren ve canlandıran bir şeyler, onu diğer sanatlardan farklı bir yere koymaktadır... Ve işte Pinker bile, şunu kabul etmeye istekli gözüküyor: Sanırım müzik halen bir sırdır ve onu anladığımızı düşünerek kendimizi kandırmamalıyız. Bence o gerçekten de çözülmemiş, hakkında bilimsel açıdan doğru noktaya parmak basılmamış, gelişigüzel açıklamaları kabul etmemek için fazlaca nedenimiz olan, gerçek bir problemdir.' " (DISCOVER Vol. 22 No. 8 (August 2001), The Genetic Mystery of Music, Josie Glausiusz )

Bu makalede araştırmacıların söylediklerini şöyle özetlemek mümkündür: "Müzik insan ruhuna has mucizevi bir olaydır. Bütün insan topluluklarında aniden ortaya çıkmıştır. Bu olguyu doğal seleksiyon hikayeleriyle çözmeye çalışan Darwin, başarısız olmuştur. Biz şu an bu olayı çözemiyoruz ve evrimsel olarak çözmemiz pek mümkün değildir. Bu yüzden gelişigüzel yapılan hayali açıklamaların hiçbir değeri yoktur."

Müzik ve Sanat Bilincinin Kaynağı Nerededir?

Müzik bilincinin nereden kaynaklandığı sorusu araştırmacıları düşündüren soruların başında gelir. Müziğin kaynağını ve bağlantılarını beynin içinde arayan evrimci biyologlar hiçbir sonuca ulaşamamıştır. Bu konunun önde gelen uzmanlarından olan Mark Tramo, araştırmalarını Science dergisindeki makalesinde şu şekilde açıklamaktadır:

"Hepimiz, müzik teorisini anlamasak veya müzik notalarını okuyamasak da, müzikteki duygu ve anlamı kavrayacak bir kapasiteyle doğuyoruz. İnsan beyni hiçbir bilinçli çaba göstermeden akustik enerjinin spektrum ve zaman unsurlarını müziğin temel algı unsurlarına dönüştürebilir: melodi, armoni ve ritim. Müzik dil gibi, iletişimin belirli sayıdaki sesi, sonsuz sayıda bir araya getiren kurallardan oluşmuş, akustik temelli bir formudur... Müzik yeteneğinin hayatta ne kadar erken ortaya çıktığının ispatlanabilmesi hayret vericidir. 4. aydan itibaren, bebekler, kulak tırmalayıcı müzik perdeleri yerine, ahenkli müzik perdelerini tercih etmektedirler... Beyinde bir müzik merkezi ya da sadece müzik idrakı sırasında çalışan belirlenmiş beyin yapıları da yoktur." (Mark Jude Tramo, science, Volume 291, Number 5501, Issue of 5 Jan 2001, pp. 54-56)

Materyalistlerin ne kadar ararlarsa arasınlar bir türlü maddesel kaynak bulamadıkları bu gibi özelikler, insan ruhunun vasıflarıdır. Resim, müzik gibi sanatın her dalına duyulan ilginin yanı sıra, insan ruhu; temizlik, düzen, uyum, ahenk, simetri gibi olgulardan da zevk alacak şekilde, Yüce Allah tarafından yaratılmıştır. Bunun tam tersi özellikler ise insan ruhunu olumsuz yönde etkiler. Çirkinlik, pislik, düzensizlik insan ruhunda rahatsızlıkların ortaya çıkmasına yol açar. İnsan ruhunun bu eşsiz özellikleri, onunla bir uyum içinde yaratılmış olan doğada ve evrende de karşılığını bulur.

Tüm Evren Estetik Yaratılış Delilleriyle Çevrilidir

Mis kokulu rengarenk çiçeklerle süslenmiş bir manzara, kuşların kanat çırptığı, yıldızların parladığı bir gökyüzü, ay ışığının deniz üzerindeki aksi, dalında asılı duran üzüm salkımları insanda maddi olarak tarif edilemeyecek hislerin oluşmasına yol açar. Buna karşılık bembeyaz elbisenin üzerindeki küçük bir leke, eğik duran bir tablo veya su damlatan bir musluk bile bizi kolaylıkla rahatsız edebilir.

Ruhun güzelliğe ve mükemmelliğe düşkün, ideal bir ortam için yaratılmış olan bu özel yapısı, insanın bütün canlılardan üstün bir seviyede olduğunu göstermektedir. Evrimcilerin bu eşsiz özellikler karşısında söyleyecekleri hiçbir şey yoktur. Sözü edilen yapılar, maddi boyutta açıklanamamaktadır. Bu yüzden, ruhun özelliklerini beyin fonksiyonlarına bağlamaya çalışan bütün çabalar başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Bu durum karşısında evrimciler, devam eden cılız çalışmaları teşvik etmek için sadece "ileride bir gün bu konuyu açıklayacağız" avuntusuna başvurmaktadırlar. Konuyu araştıran evrimci bilim adamı Christopher Tyler, Science dergisinde yayınlanan makalesinde bu sonuçsuz çabayı, evrimsel hayal ve beklenti çerçevesinde şöyle yorumlamaktadır:

"Sanatsal estetiğin sahip olduğu kompleks yapıyı beyinde bir yere bağlamak, beyin konusunda araştırma yapan bilim adamlarının nihai umudu olmalı..." (Christopher W. Tyler: Is Art Lawful?, science, Volume 285, Issue of 30 Jul 1999, pp. 673-674.)

Evrimcilerin iddiaları içi boş hayallerin ötesine gidememektedir. Tek mutlak gerçek şudur ki; gökleri, yeri ve bu ikisi arasındaki her şeyi Allah yaratmıştır. İnsanı en güzel surette yaratan ve ona ruh üfleyen; ruhunu sanat ve estetikten, güzellikten zevk alacak şekilde yaratan alemlerin Rabbi olan Allah’tır. Yüce Allahın yaratma sanatı bir ayette şöyle bildirilmiştir:

O Allah ki, yaratandır, (en güzel bir biçimde) kusursuzca var edendir, şekil ve suret verendir. En güzel isimler Onundur. Göklerde ve yerde olanların tümü Onu tesbih etmektedir. O, Aziz, Hakimdir. (Haşr Suresi, 24)

Bu makale, İlmi Mercek Dergisi 11. sayı (Mayıs 2005) 16. sayfada yayınlanmıştır.

Bu eser 701 kez incelendi.
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin.
Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
 
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Yorumunuz   :  
 
Tavsiyelerimiz
Bu Makale ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;
Evrimcilerin Yanılgıları - Kitap
Evrimin Açıklayamadığı Bir Konu Simetri ve Uyum - Makale
Evrimci Yanılgılar - Makale
Bu eserin konusuyla ilgili yazarın diğer eserlerini görmek için tıklayınız.
ÇOK İNCELENEN MAKALELER
Atatürk’ün Türk Diline ve Türk Tarihine Verdiği Önem
Doğada Yaratılan Güzellik Ölçüsü Altın Oran
Peygamberimizin Güzel Hayatı
Geçmişten Günümüze İslam Alimleri ve Hz. Mehdi
Hazreti Muhammed'in Üstün Ahlakı -1-
ÇOK İNDİRİLEN MAKALELER
Doğada Yaratılan Güzellik Ölçüsü Altın Oran - 3067 download
Doğada Yaratılan Güzellik Ölçüsü Altın Oran - 2342 download
Geleceğin Teknolojisi Müslümanların Eseri Olacak - 1938 download
Geleceğin Teknolojisi Müslümanların Eseri Olacak - 1630 download
CNNTurk'ün Evrim Yanılgıları - 1385 download
Bu sitedeki tüm dökümanları, sitemizi kaynak göstermek şartıyla
telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Harun Yahya International © 2002.