 |
Sakın Unutmayın
Batıl inançlar halk arasında ağızdan ağıza yayılan, ancak hiçbir geçerliliği olmayan inanışlardan ibarettir. Bazı insanlar çeşitli varlıkların kendilerine uğursuzluk getirdikleri gibi asılsız inançları nedeniyle tedirginlik yaşamaktadırlar. Oysa bir maddenin uğur ya da uğursuzluk getirmesi diye bir şey söz konusu değildir. Çünkü evrenin yaratılışından itibaren gerçekleşmiş ve gerçekleşecek olan her olay, Allahın kontrolündedir. Bu kaderi ne bir insanın, ne bir hayvanın, ne de bir eşyanın değiştirme gücü yoktur. (Allah’ı tenzih ederiz.) Eğer bir insanın başına beklemediği bir anda bir kaza geliyorsa, bu onun daha yaratılmadan önce belirlenmiş olan kaderi gereğidir. Bir insanın bir başarı elde etmesi, sağlığına kavuşması ya da başına herhangi bir iyilik gelmesi de uğuruna inanılan objenin uğurundan değil, Rabbimizin lütfundandır. Yüce Allah bir ayette şöyle buyurmaktadır:
"Gaybın anahtarları O'nun Katındadır, O'ndan başka hiç kimse gaybı bilmez. Karada ve denizde olanların tümünü O bilir, O, bilmeksizin bir yaprak dahi düşmez; yerin karanlıklarındaki bir tane, yaş ve kuru dışta olmamak üzere hepsi (ve herşey) apaçık bir kitaptadır." (Enam Suresi, 59)
Lupin Bitkisinin Tahmin Yeteneği
Bir insanın gökyüzüne bakarak ya da teknolojik aletler kullanarak hava tahmini yapması mümkündür. Peki, bir bitkinin tahmin yeteneğine sahip olması mümkün müdür?
Arktik tundralardaki Lupin bitkisi yaptığı hava tahmini doğrultusunda eğer şartlar olumsuzsa çimlenmeyerek, toprak altında bir nevi uykuya geçer ve havaların düzelmesini bekler.
Bu bitkinin tohumları, büyümek için yılın belli zamanlarında sıcak havaya ihtiyaç duyar. Tohumlar sıcaklığın yeterli olmadığını fark ettiklerinde bir mucize gerçekleşir, ortam diğer şartlar açısından uygun olsa da tohumlar çatlamaz ve donmuş topraklarda sıcaklığın artmasını beklerler. Uygun ortam tam olarak sağlandığında da aradan geçen zamanın uzunluğuna bakmaksızın Lupin tohumları kaldıkları yerden gelişmeye devam ederler. Öyle ki kaya yarıkları arasında yüzlerce yıl bozulmadan, çimlenmeden kalan bitki tohumları bulunmuştur. (Raven, Evert, Curtis, Biology of Plants, World Publis hers, New York, 1976, s.346) Yüce Allahın koruması altında olan Lupin bitkisi Rabbimizin kusursuz yaratışının delillerinden yalnızca biridir.
Kalbi Ve Akciğeri Olmadan Yaşayan Mucize Böcek
Tardigrad böceği, büyüklüğü bir toplu iğne başından fazla olmayan, doğadaki "en dayanıklı" canlılardan biridir. Laboratuvar deneylerinde; -272oC'de helyum içine atılmış, -192oC'de 20 ay süreyle bırakılmış ve 92oC'de eter, alkol ve diğer zararlı kimyasal maddeler içine atılarak haftalarca kaynatılmış olan Tardigrad, normal ısıya döndürülüp, su verildiğinde tekrar yaşamaya başlamıştır.
Bu minik canlının beyni, iki gözü ve sindirim sistemi vardır. Ancak kalp ve akciğerleri yoktur. Kuru ortamlarda büzülerek dokularındaki suyun buharlaşmasını sağlar. Bu sırada Tardigrad'ın oksijen tüketimi hemen hemen durur. Kurumuş Tardigradlar rüzgarla başka yerlere taşınır ve gittikleri yeni bölgelerde elverişli ortam bulunca (ıslak yosunlar ya da nemli yerler gibi) tekrar yaşama dönebilirler. Bu tasarım, herşeyi örneksiz yaratan Yüce Rabbimizin sonsuz ilminin tecellilerinden sadece bir tanesidir.
Gök Cisimlerinin Arasındaki Mesafeler
Dünyanın da bir parçası olduğu ve devasa bir boyuta sahip olan Güneş Sistemi, içinde bulunduğu Samanyolu Galaksisine oranla oldukça mütevazidir. Ancak şaşırtıcı olan, Samanyolu Galaksisi'nin de uzayın geneli düşünüldüğünde çok "küçük" bir yer oluşudur. Çünkü Samanyolu Galaksisi'nin içinde, Güneş gibi ve çoğu ondan daha büyük olmak üzere yaklaşık 250 milyar yıldız bulunmaktadır. Bu yıldızların içinde Güneş'e en yakın olanı ise Alpha Centauri'dir. Tahminlere göre sayıları yaklaşık 300 milyar kadar olan galaksilerin arasındaki boşluklar ise, Güneş ile Alpha Centauri arasındaki boşluğun milyonlarca katı kadardır.
Gök cisimlerinin uzaydaki dağılımı ve aralarındaki bu devasa boşluklar, Dünya'da canlı hayatının var olabilmesi için zorunludur. Gök cisimleri arasındaki mesafeler Dünya'daki yaşamı destekleyecek biçimde pek çok evrensel güçle uyumlu bir hesap içinde düzenlenmiştir. Gezegenlerin yörüngelerini hatta varlıklarını doğrudan etkileyen bu mesafeler biraz daha az olsaydı, yıldızlar arası kütle çekim güçleri gezegenlerin yörüngelerini kararsız hale getirecekti. Bu kararsızlık ise gezegenlerde çok uç sıcaklık değişimlerine yol açacaktı.
Eğer uzaklıklar biraz daha fazla olsaydı, süpernovalarla uzaya fırlatılan ağır elementlerin dağılımı çok seyrek olacak ve Dünya gibi dağlık gezegenler oluşamayacaktı.
Görülmektedir ki yıldızlar arasında şu an var olan boşluklar, Güneş Sistemi gibi bir gezegen sisteminin var olabilmesi ve insanın yaşamı için en ideal mesafeye sahiptir. Kuşkusuz bu dev boşluklar, Rabbimizin kusursuz ilminin ve yaratışının tecellilerinden yalnızca biridir. Sonsuz hikmet sahibi olan Allah, Kuran'da, göklerin ve yerin bir amaçla yaratıldığını bir ayette şöyle bildirmektedir:
Biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları bir oyun ve oyalanma konusu olsun diye yaratmadık. Biz onları yalnızca hak ile yarattık. Ancak onların çoğu bilmezler. (Duhan Suresi, 38-39)
Göz Kırpma Mucizesi
Oldukça kompleks bir yapıya ve çok özel bir işleve sahip olan göz, tıpkı değerli bir mücevherin kutusunda saklanması gibi kafatasının içinde dış etkilerden korunacak bir biçimde saklanır. Mevcut bir erken uyarı sistemi sayesindeyse tehlikelerden korunur.
Bu sistemin temel unsurlarından biri, göz kırpmadır. Göz kırpma, hava ile temas halinde yaşayan ve göz kapağı bulunan omurgalılara ait bir özelliktir. Dakikada yaklaşık 10-20 kere istemsiz olarak kapanır. Sürekli okuma, dikkat yoğunlaştırma ya da havadaki nemin artması gibi etmenler göz kırpmayı azaltır. Psikolojik faktörler, sıcaklığın veya ışığın artması gibi etkenler ise göz kırpmayı arttırıcı rol oynar. Ancak her gün binlerce kere farkında olunmadan yapılan göz kırpma hareketi, özel bir çaba gerektirmez. Bu sayede gözün temizliği, insanı meşgul etmeyen otomatik bir sistemle sağlanmış olur. Kuşkusuz bu, hüküm ve hikmet sahibi olan Rabbimizin kullarına büyük bir rahmetidir. Kuranda şöyle bildirilir:
Nimet olarak size ulaşan ne varsa, Allah'tandır, sonra size bir zarar dokunduğunda yine O'na yalvarmaktasınız. (Nahl Suresi, 53)
Bu makale, İlmi Mercek Dergisi 04. sayı (Ekim 2004) 2. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 668 kez incelendi.
|
 |
|