Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 7820 tanesi Türkçe, toplam 9221 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Arabanın camından dışarıya bakan bir insan rengarenk bir dünya ile karşılaşır. Gökyüzünün rengi, çiçekler, toprak, çimenler, insanların yüzlerinin, gözlerinin rengi Peki ya dünya rengarenk olmasaydı, herşey nasıl olurdu hiç düşündünüz mü?
Hiçbir rengi olmayan bir deniz veya bir dağ manzarasından veya bir çiçekten şimdiki gibi zevk alabilir miydiniz? Gökyüzünün, meyvelerin, kelebeklerin, giyeceklerin, insanların yüzlerinin görüntüleri şimdi olduğu gibi zevk verir miydi? Rengarenk, cıvıl cıvıl bir dünyada yaşıyor olmamız bize Rabbimiz'in verdiği nimetlerden biridir. Doğada gördüğümüz her renk, canlılardaki renklerin birbirleriyle olan kusursuz uyumu Allah'ın eşsiz sanatının ve benzersiz yaratışının delillerindendir.
Tüm bunları düşünen bir insan, çevresinde gördüğü herşeyin Allah'ın sonsuz ilminin ve kudretinin bir eseri olduğunu anlar. Allah'ın bizlere verdiği tüm bu nimetler karşısında ise Allah'tan korkup sakınır ve Allah'a şükreder.
Samanyolu'ndaki 200 Milyar Yıldızdan Biri: Güneş
Güneş, Samanyolu'nu oluşturan 200 milyar yıldızdan biridir. Dünya'dan 325.500 defa büyük olmasına rağmen, evrendeki küçük yıldızlardan sayılmaktadır. Çapı 125 bin ışık yılı olan Samanyolu'nun merkezine 30 bin ışık yılı uzaklıktadır. (1 ışık yılı= 9.460.800.000.000 km.)
Dünya'dan 150 milyon km. uzakta olmasına rağmen, Güneş bizim için gerekli olan enerjiyi kesintisiz olarak ulaştırır. Bu dev enerjili gök cisminde hidrojen atomları devamlı olarak helyuma çevrilmektedir. Her saniye 616 milyar ton hidrojen, 612 milyon ton helyuma çevrilmektedir. Bu esnada dışarı salınan enerji 500 milyon hidrojen bombasının patlamasına denktir.
Güneşten gelen enerjinin dünyadaki hayat üzerinde çok büyük etkisi vardır. Yeryüzündeki dengenin devamı ve canlılık için gereken enerjinin %99'u Güneş'ten sağlanır. Söz konusu enerjinin yarısı gözle görünür ve ışık olarak alınır. Geriye kalan enerjinin büyük bir kısmı gözle görülmeyen, ama sıcaklık biçiminde ortaya çıkan kızıl ötesi ışınlardır.
Güneş'in bir özelliği de çan gibi genleşip salınmasıdır. Bu olay her beş dakikada bir tekrarlanmakta ve Güneş'in yüzeyi bu sırada saatte 1080 km. hızla, 3 km. kadar bize doğru ilerleyip sonra geri dönmektedir. Tüm bunlar Güneşin insan yaşamı için özel olarak yaratıldığının delillerinden bir bölümünü oluşturmaktadır.
Solunum Sistemindeki Hassas Dengeler
Nefes alırken ciğerlerimize çektiğimiz havanın soğuk ve kirli olması sağlığımızı olumsuz yönde etkiler. Bu yüzden havanın önceden temizlenmiş ve ısıtılmış olması gerekmektedir.
Burnumuz tam da bu işe uygun olarak yaratılmıştır; burun duvarlarında bulunan tüyler ve içerideki yapışkan madde, içeri giren havadaki tozları yutarak süzme işini gerçekleştirir. Ayrıca hava, burun içindeki kıvrımlardan geçerek ısınır.
Burun kemikleri içinde öyle özel bir yapı vardır ki içeri giren hava, burun içinde ancak birkaç tur attıktan ve ısındıktan sonra ciğerlere gidebilir. Küçücük bir kemiğin içinde hava akımına birkaç tur attıracak yapı ancak özel bir tasarım sayesinde var olabilir. Çünkü havanın hareketini yönlendirmek birtakım hesap ve planlamanın sonucunda gerçekleştirilebilir. Bütün bu saydığımız basamaklar sonucunda içeri giren hava nemlendirilmiş ve tozlardan arınmış şekilde nefes borusuna gelir. Böyle özel bir yapının, bir başka sistemin ihtiyacına cevap vermek; yani ciğere giden havayı ısıtmak ve temizlemek- için var olması her iki sistemin de Yüce Allah tarafından, özel olarak yaratıldığının delillerinden sadece biridir.
Derin Düşünmek
Dünyaya gelmeden önce yok olduğunuzu ve yokken bir anda var olduğunuzu hiç düşündünüz mü? Muzun, karpuzun, kavunun, portakalın kabuklarının kaliteli birer ambalaj görevi gördüğünü, bu meyvelerin tatlarının ve kokularının korunması için özellikle bu ambalajların içine paketlendiklerini hiç düşündünüz mü?
Hayatınızın büyük bir hızla gelip geçtiğini, bir gün güçten düşerek yaşlanacağınızı, güzelliğinizi, sağlığınızı, gücünüzü yavaş yavaş kaybedeceğinizi hiç düşündünüz mü? Bir gün, hiç beklemediğiniz bir anda Allah'ın görevlendirdiği ölüm meleklerini karşınızda görerek bu dünyadan ayrılacağınızı hiç düşündünüz mü?
Peki insanların kısa sürede terk edecekleri bir dünyaya neden bu kadar çok bağlandıklarını ve asıl yapmaları gerekenin ahiret için çaba göstermek olduğunu hiç düşündünüz mü?
İnsan, Allah'ın yarattığı ve düşünme yeteneği verdiği bir varlıktır. Ne var ki, insanların çoğunluğu bu çok önemli yeteneği gereği gibi kullanmazlar. Oysa her insan kendisinin dahi farkında olmadığı bir düşünce kapasitesine sahiptir. İnsan bu kapasiteyi kullanmaya başladığında o güne kadar fark edemediği birçok gerçeği görür. Düşüncede derinleştikçe düşünme kapasitesi gelişir ve bu herkes için mümkündür. Ancak bu noktada önemli olan, insanın "düşünmesi" gerektiğini fark etmesidir.
Bunu fark eden her insanın başta kendisinin, daha sonra evrende gördüğü herşeyin ve yaşamı boyunca karşılaştığı her olayın yaratılış amacını düşünmesi gerekir. Bu konuda Kuranda şu şekilde buyrulmuştur:
Kendi nefisleri konusunda düşünmüyorlar mı? Allah, gökleri, yeri ve bu ikisi arasında olanları ancak hak ile ve belirlenmiş bir süre (ecel) olarak yaratmıştır. Gerçekten, insanlardan çoğu Rablerine kavuşmayı inkar ediyorlar. (Rum Suresi, 8)
Balarılarının Çiçekleri İşaretleme Yöntemleri
Bal arıları, bir çiçeğin nektarının daha önce başka arılarca tüketildiğini konar konmaz anlar ve hemen çiçeği terk ederler. Bu sayede hem vakit hem de enerji kaybından kurtulurlar. Peki arı çiçek üzerinde inceleme yapmadan nektarın tükendiğini nereden anlamaktadır?
Çünkü çiçekten faydalanan ve nektarı tüketen "arkadaşları" o çiçeği, özel kokulu bir damla bırakarak işaretlerler. Onlardan sonra gelen herhangi bir arı çiçeğe konar konmaz önceden bırakılan kokuyu alır ve çiçeğin işine yaramayacağını anlayarak hemen başka bir çiçeğe yönelir. Yüce Allah'ın arılara olan ilhamı sayesinde birden fazla arının aynı çiçekle zaman kaybetmeleri engellenmiş olur.
Kavurucu Sıcağa ve Dondurucu Soğuğa Karşı Önlem
Develerin bütün vücudunu kaplayan sık tüyler çölün yakıcı güneşinin canlının derisine ulaşmasına engel olur. Bunlar aynı zamanda soğukta da hayvanın ısınmasını sağlarlar. Çöl develeri 70oC'lik sıcaklıktan etkilenmezken, çift hörgüçlü develer sıfırın altında 52oC lik soğuklarda yaşayabilmektedir. Bu tip develer, 4.000 metrelik yüksek yaylalarda bile hayatlarını sürdürebilmektedirler. Bu da, develerin yaratılışlarının yaşadıkları ortama uygun bir yapıda olduğunu gösteren delillerden birini oluşturur.
Bu makale, İlmi Mercek Dergisi08. sayı (Şubat 2005) 2. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 499 kez incelendi.
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin. Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
lpsln ync
23 Aralık 2006 - 20:18:19
Mühendisliğin zirveye ulaştığını an diyorum ben......