Harun Yahya, harun yahya
E-mail :
Şifre :
Beni Hatırla
 
Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 7820 tanesi Türkçe, toplam 9221 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
 OTHER LANGUAGES :
Konularına Göre Eserler:
 Ana Sayfa  / Makaleler /  Dünyayı Aydınlatan Işık: Bediüzzaman Said Nursi
TR Arama: 
 ESERLER
Kitaplar (266)
Cep Kitapları (72)
Kitapçıklar (13)
Dergiler (182)
Belgeseller (253)
Ses Kasetleri (100)
CD'ler (11)
Web Siteleri (157)
Makaleler (6642)
Posterler (17)
Afiş Sergisi (48)
Harun Yahya'nın Tüm Eserler Listesi
DİĞER LİNKLER
Site Hakkında
Harun Yahya Hakkında
Basında Harun Yahya
Türkiye'den Yankılar
Dünyadan Yankılar
İlanlar
Röportajlar
Ramazan Sayfaları
Haber Arşivi
Yardım Sayfası
Bize Ulaşın
Detaylı Arama
Satış Sitesi
Kampanyalar
Nasıl Yardımcı Olabilirsiniz
GEÇEN HAFTA ÇOK İNDİRİLENLER
Allah'ın Sonsuz Delilleri
Allah'ın Sonsuz Delilleri - CD - 284 download
Kuran Mucizeleri 4 - Belgesel - 229 download
Atom Mucizesi - Belgesel - 157 download
Hazreti Nuh - Belgesel - 122 download
Matrix Felsefesi - Belgesel - 97 download
Makale : Dünyayı Aydınlatan Işık: Bediüzzaman Said Nursi - TÜRKÇE
Şubat 2005
Dünyayı Aydınlatan Işık: Bediüzzaman Said NursiBediüzzaman Said Nursi, hicri 13. asrın Müceddidi (insanları dinin özüne yönlendiren görevlendirilmiş alim) olarak, İslam’a yaptığı hizmet ve Müslümanlara gösterdiği ışık, bir güneş gibi parlak, nurlu ve geleceği de aydınlatan özelliktedir. Eserlerindeki hikmetli üslup ve anlatım çarpıcılığı ile yaratılış hakikatlerinin, akıllara ve vicdanlara yerleşmesine vesile olmuştur. Yüce Kuranın tefsirini ve Resulullah (sav)'ın ahlakının örneğini Müslümanlara aktaran büyük bir alim olarak, hayatı boyunca pek çok sıkıntıya göğüs germiş, çileli ve mücadelelerle dolu yaşamı onu daha da derinleştirmiş, tefekkürleri, Müslümanların Allah’a olan derin sevgi ve yakınlıklarının daha da artmasına vesile olmuştur.

Bediüzzaman Said Nursi, 20. yüzyılda yetişmiş en büyük İslam alimlerinden biridir. Hayatı boyunca İslam ahlakını savunmuş, materyalist felsefeye, din ve mukaddesat aleyhtarı insanlara karşı büyük bir mücadele vermiştir. 6000 sayfalık dev eseri Risale-i Nur, hem çok derin bir Kuran tefsiri, hem de materyalist felsefeyi çürüten ve iman hakikatlerini en iyi şekilde ortaya koyan çok önemli bir eserdir. Bediüzzaman Said Nursi, mütevazı üslubuyla ahiret, kader, iman gibi birçok konuyu o güne kadar hiç açıklanmamış bir şekilde anlatmıştır.

Bediüzzaman Said Nursi, İslam ahlakına karşı dünya çapında büyük saldırıların boy gösterdiği 20. yüzyılda, materyalizmin karşısında İslam tarihinin en büyük mücadelelerinden birini vermiş ve milyonlarca insanın imanının kurtarılmasına vesile olmuştur.

Allah'ın Kuran'da bildirdiği mümin karakterinin en güzel örneklerini üzerinde taşıyan bu mübarek insan, keskin zekası ve aklı, kendisine en büyük zulümleri yapanlara bile gösterdiği tavrı, alabildiğine merhamet ve sevgi dolu üslubuyla müminlerin kalplerinde sarsılmaz bir yere sahip olmuştur.

Zorluklarla Dolu Bir Yaşam

Kuran'da bildirilen peygamberlerin ve geçmişte yaşamış olan salih müminlerin hayatlarına baktığımızda hep zorlu bir mücadele, sürekli yurtlarından ve evlerinden sürülme veya ölüm tehdidi, iftiralar, suçlamalar ve alayla karşılaşırız. Çünkü onlar Allah'ın emrine uymuşlar ve sadece din ahlakını yaşamış ve imkanlarının ulaşabildiği en son noktaya kadar insanlara dini ve güzel ahlakı anlatmışlardır. Bu samimi ve ciddi çabalarının sonucunda ise birçok insanın imanına vesile oldukları gibi, daha çoklarının da düşmanlığını kazanmışlar ve dönem dönem zorluklarla dolu bir hayat yaşamışlardır.

İnsanları Kuran ahlakına, hak dine davet etmek için fikri bir mücadele veren Bediüzzaman Said Nursi'nin karşısına çeşitli engeller çıkmıştır. Bu engellerin en büyüklerinden biri ise materyalist felsefeyi ve din düşmanlığını kendisine temel prensip olarak kabul eden bazı çevreler olmuştur. Bediüzzaman’ın, Allah’ın varlığını, milli ve manevi değerlerin önemini anlatan çalışmalarından rahatsız olan bu çevreler, ellerinde bulunan bazı basın organlarını da kullanarak, Bediüzzaman’a karşı en olmadık iftiralar atmışlardır.

Dünyadan hiçbir beklentisi olmayan, hiçbir malı mülkü bulunmayan, kendi deyimiyle kendisini beğenmemeyi kendisine meslek edinen ve son derece mütevazı bir hayat yaşayan Bediüzzaman’a menfaat sağlamak, liderlik hırsını tatmin etmek gibi asılsız, mantıksız, manasız iftiralar atılmış olmasının tek amacı, bu iftiralarla Bediüzzaman’ı etkisiz ve sözü dinlenmez hale getirmeye çalışmaktır.

Bediüzzaman’ın kendisine atılan iftiralara ve aleyhinde kurulan düzenlere karşı tutumu da, Kuranda bildirilen peygamberlerin ve salih müminlerin ahlakı ile benzer olmuştur. Bu iftiralara karşı son derece sabırlı ve mütevekkil bir tavır göstermiş, çevresindekilere ise şevki, neşesi, kararlılığı ve imanı ile her zaman güzel bir örnek teşkil etmiştir.

Talebeleri, Bediüzzaman’ın Kuran ahlakını tebliğ konusundaki bu şevk, kararlılık ve fedakarlığını Son Şahitler adlı eserde şöyle dile getirmişlerdir:

Barla'ya vardığımızda yorgunluk, hastalık dinlemezdi. Hiçbir zaman Üstadımızı boş dururken görmedik. (Necmettin Şahiner, Son Şahitler Bediüzzaman Said Nursi'yi Anlatıyor, Yeni Asya Yayınları, Nesil Matbaacılık A.Ş., İstanbul 1994, cilt 3, sf.54)

Biz Üstadımızın yanında kaldığımız uzun seneler boş oturduğunu görmedik. Ya okur, ya tashih eder, veyahut okutur, dinlerdi. (A.g.e., sf.73)

Kardeşim, sizi tebrik ederim. Bizler Üstadın sayesinde müellif (yazar, kitabı tertipleyen kimseler) olduk. Bizler korkumuzdan ne eser yazabiliyorduk ve ne de kimseye anlatabiliyorduk... Fakat onun ihlası, onun şefkati, onun merhameti, onun tevazuu, onun şecaati (yiğitlik, cesurluk) ve kahramanlığı herşeye galip geldi. (A.g.e., sf.104)

Bediüzzaman Geleceğe Yönelik Haber Ve Müjdeler Vermiştir

Bediüzzaman’ın yazdığı eserlerde geleceğe dair pek çok olayın işareti bulunmaktadır. Said Nursi’nin ileriye yönelik tahminleri, Allah’ın olacak birçok olayı kendisine ilham etmesiyle mucizevi şekilde gerçekleşmiştir. Neredeyse yarım asır önce yaşamış olmasına rağmen Bediüzzaman’ın günümüze bakan ve gerçekleşeceğini ümit ettiğini bildirdiği birçok olay vardır. Eserlerinde, dünya üzerinde yaşanacak olan siyasi gelişmeler, İslam aleminin geleceği ve çeşitli ülkelerin karşı karşıya kalacakları bazı durumlarla ilgili önemli detaylar vermiştir. Örneğin 1971 yılında meydana gelen sosyal olayları yirmi yıl öncesinden haber vermiş ve söyledikleri eksiksizce gerçekleşmiştir (Şualar, sf 260).

Bediüzzaman’ın ileriye yönelik olarak verdiği haberlerden bir diğeri ise, kendi zamanından neredeyse 80 sene sonra vuku bulan komünizmin yıkılması olayıdır. Said Nursi yıllar önce kimsenin hayal bile edemeyeceği bu olayı bir Rus askerine açıklamıştır (Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Sait Nursi, s.144, Nesil Yayınevi). Bediüzzaman ayrıca ileride bir Avrupa Birliğinin oluşacağını da yine önceden haber vermiştir. (Emirdağ Lahikası, sf. 499) (Münazarat, sf. 107)

İslam dünyasının durumu ve geleceğine dair konuşma yaptığı 1909 yılındaki ünlü Şam Hutbesinde ise Bediüzzaman, 1981, 1991 ve 2001 yıllarında meydana gelecek olan önemli olaylara işaret etmiş ve bu büyük olaylar da aynı Bediüzzaman’ın söylediği şekilde vuku bulmuştur:

Ta 1371 senesinden sonraki alem-i İslam’ın (İslam aleminin) mukadderatına (geleceğine) nazar eden (bakan) Hutbe-i Şamiye'deki hakikatler... Evet, şimdi olmasa da 30–40 sene sonra fen ve hakiki marifetin (gerçek ilmin) ve medeniyetin mehasini (nimetlerini) o dokuz düşman taifesinin (topluluğun) cephesine göndermiş, inşaAllah yarım asır sonra onları darmadağın edecek. (Hutbe-i Şamiye, 25)

30- 40 Yıl sonra Bediüzzaman, Mehdinin inkarcı felsefe ile mücadeleye başlaması zamanı olarak Hicri 1401–1411 = Miladi 1981 -1991 yıllarına ve yarım asır sonra: Mehdi'nin inkarcı felsefeyi, fikren darmadağın edeceği tarih olarak da Hicri1421 = miladi 2001’e dikkat çekmiştir.

Yetmiş birde fecr-i sadık başladı veya başlayacak. Eğer bu, fecr-i kazib de olsa, otuz-kırk sene sonra fecr-i sadık çıkacak. (Hutbe-i Şamiye, 23)

Fecir: Tan yerinin ağarması, güneş doğmadan önceki kızıllık, sabah vakti

Fecr-i Kazib: Sabaha karşı ufukta yayılmaya başlayan birinci kızıllık.

Fecr-i Sadık: Fecr-i Kazib'ten sonra yayılmaya başlayan ikinci aydınlanma Bediüzzaman bu izahında da Hicri 1371’den 30–40 sene sonra yani Hicri 1401–1411 ( Miladi 1981- 1991) yıllarında inkarcı felsefe ile mücadeleye başlayacağını belirtmiştir.

Hicri 1371 + 30 = Hicri 1401 = Miladi 1981

Hicri 1371 + 40 = Hicri 1411 = Miladi 1991

Bediüzzaman aynı şekilde öleceği tarihi, ölümünden bir süre sonra kendi mezarının yıkılacağını ve ayrıca bu olayın 1921 yılında gerçekleşeceğini de Eddai isimli şiir ile detaylı olarak bildirmiştir. (Sözler, 635)

Yıkılmış bir mezarım ki, yığılmıştır içinde

Said'den yetmiş dokuz emvat (ölüler) ba-asam (günahlar ile) alama (elemler).

Sekseninci olmuştur, mezara bir mezar taş.

Beraber ağlıyor hüsran-ı İslam'a. (sıkıntı çeken İslam'a)

Mezar taşımla pür-emvat (ceset dolu) enindar (inleyen) o mezârımla

Revânım sâha-i ukba-yı ferdâma. (yürüyorum gelecek olan ahiret hayatıma)

Yakinim var ki (kesinlikle eminim ki): İstikbal semavatı zemin-i Asya (Asya Kıtası, geleceğin aydınlığı)

Bahem olur teslim, yed-i beyza-yı İslam'a. (İslam’ın aydınlık ve dost eline birlikte teslim olur,)

Zira yemin-i yümn-i imandır (çünkü İmandan gelen kuvvet ve bereket)

Verir emn-ü eman ile enâma (İnsanlara güven ve huzur verir)...


Said Nursi, bu şiirinde işaret ettiği gibi, Hicri 1379 yılında vefat etmiştir. Yine şiirinde belirttiği gibi ölümünden bir süre sonra, yani Hicri 1380 yılında mezarı yıkılmış ve mübarek bedeni başka bir yere nakledilmiştir.

Buradaki örneklerin dışında Bediüzzaman Said Nursi’nin eserlerinde vermiş olduğu geleceğe yönelik işaretler de doğru çıkmıştır. Kuşkusuz ki tüm bunlar Allah’ın rahmetiyle gerçekleşen mucizevi olaylardır. Dolayısıyla Allah'ın üstün bir ilimle desteklediği böyle mübarek, akıl ve ilim sahibi bir şahsın gelecekle ilgili olarak vermiş olduğu diğer bilgilerin de dikkatle incelenmesi ve araştırılması gerekir. Özellikle de tüm Müslümanlara bir rahmet olarak ahir zamanda geleceği müjdelenen Hz. Mehdi'ye yönelik bilgilerin ve işaretlerin büyük bir şevk ve heyecanla takip edilmesi son derece önemlidir.

Bediüzzaman Said Nursi Keramet Sahibiydi

Bediüzzaman Said Nursi, hicri 13. asrın Müceddidi olarak (insanları dinin özüne yönlendiren görevlendirilmiş alimler), İslam’a yaptığı hizmet ve Müslümanlara gösterdiği ışık, bir güneş gibi parlak, nurlu ve geleceği de aydınlatan özelliktedir. Eserlerindeki hikmetli üslup ve anlatım çarpıcılığı ile İslam’ın hakikatlerinin, akıllara ve vicdanlara yerleşmesine vesile olmuştur. Tüm hayatı boyunca sadece ve sadece İslam’ın ve Müslümanların meselelerini kendine mesele etmiş, hiçbir zaman kendi ihtiyaçlarını, isteklerini ve nefsini düşünmemiştir. Son derece ihlaslı ve hamiyetli oluşundan ve Allah'ın onu müceddid olarak asrında görevli bir şahıs kılmış olmasından ötürü, veli ahlaklı ve kerametler sahibi bir insan olmuştur. O kendisinde tecelli eden kerametlerin bir kısmını ortaya koymakta bir sakınca görmemiştir, çünkü onları kendisinden bilmemiştir.

Onlar bana ait değil ve o kerametlere sahib olmak benim haddim değil. Kuranın manevi mucizelerinin bir ışıltısı, parıltısı olarak ki hakiki bir tefsiri olan (gerçek bir açıklaması olan) Risâle-i Nurda kerametler şeklini alarak, takipçilerinin manevi güçlerini desteklemek için Allah’ın ikramları biçimindedir. İkram ise, izharı (anlatılması) belirtilmesi bir şükürdür, caizdir (mümkündür), hem makbuldür. (Şualar, 554)

Yukarıda da görüldüğü gibi, Kuran hizmetine ve Risale-i Nurlara yönelttiği bu kerametler, her ne kadar Üstadın söylediği doğru olsa da yine de kendi üzerinde tecelli eden kerametlerdir ve bunlar da onun ne kadar mübarek bir alim olduğunu gösteren delillerden biridir. Bu kerametlerden bazıları ise şu şekildedir:

Demir Kelepçelerin Namaz İçin Açılması

Molla Said çok genç yaşta iken siyasî hayata atılır, vatan ve millete hizmete başlar. İlk hayat-ı siyasiyesi (siyaset hayatına) Mardin’de başlamıştır. Bunun üzerine bir sorumlunun kahretme amaçlı uygulamasıyla, elleri bağlı, muhafız nezaretinde Bitlis’e nakledildi. Jandarmalarla yolda giderken namaz vakti gelir. Namaz kılmak için, kelepçelerin açılmasını jandarmalara ihtar (hatırlatır) eder. Jandarmalar kabul etmeyince, demir kelepçeleri bir mendil gibi açarak önlerine atar. Jandarmalar, bu hali keramet addedip (mucize olarak görüp) hayretler içinde kalırlar. Teslimiyetle, rica ve istirham (özür dileyerek) ile: Biz şimdiye kadar muhafızınız idik, bundan sonra hizmetçiniziz! derler. Bir gün Bediüzzaman’a soruldu: Kelepçeyi nasıl açtın? Dedi: Ben de bilmem. Fakat olsa olsa namazın kerametidir. (Tarihçe-i Hayat, 42)

Risale-i Nur'un Yazılışı da Kerametle Doludur

Bediüzzaman Said Nursi’nin hayatının her dönemi zorluklar içinde geçmiştir. Sürgünde geçen günler, zorluk ve baskı ortamları samimi bir kalple Allah’a tevekkül eden Üstadın hayatının bir parçası haline gelmişti. Bu zorluk ortamında dahi Risale-i Nur'un yazılması bütün hızıyla devam etmiştir. Risalei- Nur kaleme dökülürken yaşanan olağanüstü hadiseleri Üstad Tarihçe-i Hayatta şu şekilde anlatmıştır:

Sözler adındaki Kuranın ışıltılarında üç keramet-i Kurâniye'yi (üç Kuran mucizesini) hissediyorduk. Sizler dahi, gayret ve şevkinizle bir dördüncüsünü ilâve ettirdiniz. Bunlardan biri; Yazılmasındaki fevkalâde kolaylık ve sürattir. Hattâ beş parça olan On Dokuzuncu Mektub iki üç günde ve her günde üç dört saat zarfında toplamı on iki saat eder- kitabsız, dağda, bağda telif (yazıldı) edildi. Otuzuncu Söz; hastalıklı bir zamanda, beş altı saatte telif edildi. Yirmi Sekizinci Söz olan Cennet bahsi bir veya iki saatte, Süleyman’ın Dere Bahçesinde telif edildi. Ben ve Tevfik ile Süleyman, bu sürate hayrette kaldık. (Tarihçe-i Hayat, 177)

Hayatını zorluklar içinde geçirmesine rağmen, Kuran ahlakından taviz vermeyen her anını İslam ahlakının yayılması için harcayan, fedakarlığı, akılcılığı, şefkati ve tutarlılığı ile sadece kendi dönemine değil kendinden sonraki dönemlere de ışık tutmuştur.

Sonuç

Bediüzzaman 23 Mart 1960 yılında Hakkın rahmetine kavuşana kadar bütün ömrünü insanları Allah’a imana ve Kuran ahlakını yaşamaya davet ederek geçirmiştir. Bu uğurda çok fazla eziyet görmüş, ancak o yaşadığı hayattan her zaman razı olmuş ve her geçen gün Allah’a daha büyük bir sevgiyle bağlanmıştır. Gerek hayatta iken, gerek vefatından sonra, milyonlarca insanın İslam ahlakını yaşamasına vesile olmuş, kendisinden sonra geleceğini söylediği ahir zaman şahıslarından Hz. Mehdi ve Hz. İsa ile de inananları müjdelemiştir. Bediüzzaman’ın hayatını yakından bilmek ve öğrenmek, Allah’a olan derin sevginin insana nasıl bir ahlak kazandırdığını görebilmek için çok önemli bir fırsattır. Bu nedenle her Müslüman Üstad’ın yaşamını bilmeli ve verdiği mücadeleyi öğrenmelidir.

Bu makale, İlmi Mercek Dergisi 08. sayı (Şubat 2005) 20. sayfada yayınlanmıştır.

Bu eser 1.044 kez incelendi.
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin.
Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
 
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Yorumunuz   :  
 
Tavsiyelerimiz
Bu Makale ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;
Büyük İslam Alimi Bediüzzaman Said Nursi'den Terör ve Anarşiye Çözümler - Makale
Bediüzzaman'ın Müjdelediği Hz. Mehdi - Makale
Bediüzzaman Said Nursi - Makale
Bu eserin konusuyla ilgili yazarın diğer eserlerini görmek için tıklayınız.
ÇOK İNCELENEN MAKALELER
Atatürk’ün Türk Diline ve Türk Tarihine Verdiği Önem
Doğada Yaratılan Güzellik Ölçüsü Altın Oran
Peygamberimizin Güzel Hayatı
Geçmişten Günümüze İslam Alimleri ve Hz. Mehdi
Hazreti Muhammed'in Üstün Ahlakı -1-
ÇOK İNDİRİLEN MAKALELER
Doğada Yaratılan Güzellik Ölçüsü Altın Oran - 3067 download
Doğada Yaratılan Güzellik Ölçüsü Altın Oran - 2342 download
Geleceğin Teknolojisi Müslümanların Eseri Olacak - 1938 download
Geleceğin Teknolojisi Müslümanların Eseri Olacak - 1630 download
CNNTurk'ün Evrim Yanılgıları - 1385 download
Bu sitedeki tüm dökümanları, sitemizi kaynak göstermek şartıyla
telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Harun Yahya International © 2002.