 |
"İşte onlar, hayırlarda yaşamaktadırlar ve onlar bundan dolayı önegeçmektedirler." (Müminun Suresi,61)
Kamil sıfatı, yetkin, eksiksiz, mükemmel anlamlarını taşır. Bu yazıda konu edilen "kamil iman" da, bir insanın ulaştığı imani olgunluğun ve derinliğin en ileri, en mükemmel derecesini ifade eder. Peki, bir insanın imanının olgunlaşması, mükemmelleşmesi nasıl gerçekleşir?
"Allah'a iman etmek", O'nun herşeyin tek yaratıcısı, tek sahibi ve tek hakimi olduğunu kavramaktır. Her insanın O'na muhtaç olduğunu bilip, Allah'ın hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını ve her işi bir kader ile yarattığını anlayarak hayatın her anında O'na teslim olmasıdır. "Allah'a teslim olmak" ise, Allah'tan çok korkmakla ve O'na herşeyden ve herkesten çok bağlanıp, O'nu çok sevmekle mümkün olur. Allah'a gerçek anlamda teslim olan bir insan, kendisine yalnızca Allah'ı dost ve veli edinir. Hayatı boyunca karşısına çıkan her olayın Allah'ın dilemesiyle gerçekleştiğini ve tüm bunların özel hikmetlerle yaratıldığını bilir. Bu nedenle de her ne olursa olsun, teslimiyetli tavrından taviz vermez ve her zaman için Allah'a karşı boyun eğici, itaatli ve şükredici bir tavır içerisinde olur.
Kamil anlamda bir imana sahip olmak için, Allah'ın Kendisini tanıttığı ve kullarına yapmaları gerekenleri bildirdiği Kuran'a eksiksizce uymak gerekir. Bu nedenle mümin, hayatının sonuna kadar Allah'ın tüm emir ve yasakları konusunda son derece titiz davranır. Allah'ın beğendiği ahlak modelini hiçbir taviz vermeden ölene dek sabırla uygular. "Kamil iman" sahibi bir müminin güzel ahlakı yaşamakta gösterdiği bu sabır, oldukça önemli ve belirleyici bir özelliktir. Çünkü kamil iman sahibi, bu vasfıyla, insanlar arasında öne çıkar. Allah Kuran'da bu şekilde Kendi rızasını kazanmak amacıyla "yarışıp öne geçenler"den (Fatır Suresi, 32) söz eder. Allah ayrıca Kuran'da, "İnsanlardan kimi, Allah'a bir ucundan ibadet eder..." (Hac Suresi, 11) ayetiyle belirttiği gibi, imanın gereklerini yaşamayan kimselerden de bahseder.
Kamil imanın farkı da bu noktada ortaya çıkar. İmanı içlerine tam olarak sindirememiş kişiler bir ucundan dine yönelirlerken, kamil iman sahipleri Kuran'ı hayatlarının her anında kendilerine vazgeçilmez bir rehber edinirler. Yine aynı şekilde gerçek samimiyeti elde edememiş bu kişilerin imanları belirli şartlara bağlı iken, kamil iman sahipleri kayıtsız şartsız iman ederler. Şartlı iman eden kişiler, ancak nimet içerisinde olduklarında ve tüm olaylar kendi istedikleri gibi geliştiğinde dine sadık kalır ve güzel ahlakı taklit edebilirler. Ancak nimetlerde bir eksilme olduğunda ya da herhangi bir zorlukla karşılaştıklarında kolaylıkla dinden taviz verebilir ve sadakatlerini bozabilirler. Kamil iman sahipleri ise, Allah'a olan inançlarında ve sadakatlerinde güzel bir kararlılık gösterirler. Bunun altında yatan asıl sebep, onların "kesin bir bilgiyle" iman ediyor olmalarıdır. "Kesin bir bilgiyle iman etmek", kişinin, Allah'ın ve ahiretin varlığına, aklı, kalbi ve vicdanıyla kesin olarak kanaat getirmiş olmasıdır. Kuran'daki "Ve onlar, sana indirilene, senden önce indirilenlere iman ederler ve ahirete de kesin bir bilgiyle inanırlar." (Bakara Suresi, 4) ayetiyle de, kamil iman sahiplerinin bu özelliği vurgulanır.
Kamil imanın farklılığı, vicdanın tam kapasitede kullanılmasıyla kendini belli eder. "Vicdan" her zaman Allah'ın emirleri doğrultusunda hareket eden ve kişiyi sürekli doğru olana davet eden bir sestir. Kamil iman sahibi her durumda vicdanının sesini dinler. Bu da onun daima Kuran'a en uygun ve Allah'ın en hoşnut olacağı ahlak ve tavırları ortaya koymasını sağlar. (Harun Yahya, Kamil İman)
Karşısına çıkan alternatifler arasında Allah'ın beğeneceğini umduğu tavrı seçer. En iyi tavrı uygularken önüne çıkan zorluklar karşısında yılmaz. Nefsinin istek ve tutkularına yenik düşerek en doğru olandan ve en güzelden taviz vermez.
Ancak burada çok önemle üzerinde durulması gereken bir konu vardır. Kişinin karşılaştığı bir olayda karar vermesi gereken alternatiflerin arasında birçok meşru seçenek de olabilir. Ancak kamil iman sahibi bir mümin her zaman için Allah'ın razı olacağı seçimi yapar.
Bu konuyu günlük hayattan bir örnek vererek açıklayabiliriz. Büyük bir fabrikada geniş çapta bir yangın çıktığını düşünelim. Böyle bir durumda fabrika sahibinin karşısına pek çok alternatif çıkar. Söz gelimi fabrikanın yanmasını önlemek için, içeride kalıp, işçileri de seferber ederek yangını söndürmeye çalışabilir. Veya canını kurtarmak için, diğer çalışanlara haber dahi vermeden, bir an önce fabrikayı terk edebilir ya da yangın çıktığını duyurarak tüm fabrika çalışanlarının hemen dışarı çıkmasını sağlayıp, bir yandan da durumu itfaiyeye bildirerek yardım isteyebilir.
Bu alternatiflerin hepsi de bir dereceye kadar makul görünebilir. İşte vicdan, insana içinde bulunduğu şartlarda, bunlar arasından hangisinin gerçekten de en doğru ve en akılcı karar, "Allah'ın rızasını kazanmaya" en uygun davranış şekli olduğunu gösterir. İşte, kamil iman da vicdanın gösterdiği doğru tavır ve davranışı nefsine uymadan, kayıtsız şartsız ve içinde hiçbir burkuntu ve pişmanlık duymadan uygulayan kişinin imanıdır.
Bu makale, Mercek Dergisi 10. sayı (Nisan 2002) 8. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 1.032 kez incelendi.
|
 |
|