Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 7820 tanesi Türkçe, toplam 9220 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Arkadaşlar, merhaba! Ben Burak. Hepiniz balarısını tanırsınız. Çoğunuz televizyonda izlediğiniz çizgi filmlerde, hatta uçarken veya bir çiçeğin üzerinde canlı olarak da onu pek çok kez görmüşsünüzdür. Ama bence yine de onun hakkında bilmediğiniz çok şey var...
Geçenlerde annem ve babamla birlikte Belgrad Ormanı'na koşuya gittik. Çok güzel bir gün geçirdim. Ama en güzeli, koşmaya ara verdiğimiz bir sırada küçük ama benim için çok büyük ve değerli olan bir dost kazanmak oldu. O küçük arkadaşımı hiçbir zaman unutmayacağım.
Onun kim olduğunu merak ettiniz, değil mi? O, çok sevimli bir balarısıydı. Yanıma yanaştı; etrafımda uçup duruyordu. Beni sokmasından korkup tedirgin olmuştum. Çünkü arı bana iyice yaklaşmıştı... Farkında olmadan "Lütfen beni sokma. Canımın yanmasını istemiyorum!" diye bağırdım. Ve o an çok şaşırtıcı bir şey gerçekleşti; balarısı benimle konuşmaya başladı.
Balarısı: Seni sokmak istemiyorum. Sadece seninle arkadaş olmak istiyorum.
Burak: Gerçekten mi? Doğrusu buna çok sevindim!
Balarısı: İstersen sana biraz kendimden bahsedeyim. Ben bir işçi arıyım. Şu ileride gördüğün ağaçların kovuklarında binlerce arkadaşımla birlikte yaşıyorum.
Burak: Ne kadar da çok arkadaşın varmış!.. Peki bütün gün arkadaşlarınızla birlikte neler yapıyorsunuz?
Burak: Peki ama bunları yaparken yorulmuyor musunuz?
Balarısı: Hayır. Biz işçi arılar aramızda çok güzel bir iş bölümü yapıyoruz; bu yüzden de hiç yorulmuyoruz. Örneğin şu sıralar benim görevim, bal depolamak için petekler inşa etmek…
Burak: Arılar hakkında hep merak ettiğim bir şey vardı; sizler nasıl dünyaya geliyorsunuz?
Balarısı: Belki duymuşsundur; her arı topluluğunda bir kraliçe arı vardır. Kraliçe arı, dişi arıların arasında en büyük olanıdır. Belli zamanlarda yumurtlar. Ama yumurtalardan zannettiğin gibi hemen biz çıkmayız. Larva adı verilen ve görünümü aslında bize hiç benzemeyen, gözleri, kanatları ve bacakları olmayan beyaz kurtçuklar çıkar bu yumurtalardan! Bunlar bir süre etrafları kozayla sarılı beklerler; o sırada iyice beslenir ve sonra tıpkı bana benzer şekilde ortaya çıkarlar.
Burak: Çok şaşırtıcı! Ama ben hala bir şeyi merak ediyorum. Çok kalabalık olmanız hayatınızda bir karmaşa meydana getirmiyor mu?
Balarısı: Hayır, tam tersine, aramızda büyük bir düzen var. Binlerce arı hiçbir karışıklık çıkarmadan kovan içinde yaşar ve bütün görevlerimizi hiç aksatmadan yerine getiririz.
Burak: Bu çok ilginç! Çok kalabalık olmanıza rağmen düzeni nasıl sağladığınızı hiç anlayamıyorum! Benim babam oturduğumuz apartmanda yöneticilik yapıyor ve düzeni sağlamakta oldukça zorlanıyor. Ama siz bunu çok rahat sağlayabiliyorsunuz!
Balarısı: Şaşırmanı normal karşılıyorum. Çünkü daha önce de insanların bu konuya çok şaşırdığını, hatta bilim adamlarınızın bu düzenin nasıl sağlandığı, iş bölümünün neye göre belirlendiği, bu kadar kalabalık bir topluluğun nasıl olup da rahatlıkla birlikte hareket edebildiği gibi soruların cevabını aradıklarını duymuştum! Ben sana bunun cevabını kısaca şöyle verebilirim: Hepimizin belli görevleri var; görevlerimizi çalışkan bir şekilde yerine getirir, hiçbir zaman düzeni aksatmamaya çalışırız.
İşçi arının anlattıklarını büyük bir merakla dinlerken annemin "Burak! Burak! Neredesin?" diye seslendiğini duydum. Artık ayrılma vakti gelmişti.
Burak: Annem beni çağırıyor. Galiba artık gitmem gerek. Tanıştığımıza çok memnun oldum. Bütün anlattıkların için teşekkürler!
Balarısı: Asıl ben çok mutlu oldum. Belki de bir gün yeniden karşılaşırız! Örneğin; haftaya tekrar burada buluşmaya ne dersin? Hem istersen, seni kovanımızın olduğu yere götürebilir, bal peteklerini gösterebilirim.
Burak: Çok sevinirim. Annemle babam haftaya buraya tekrar gelmeyi kabul ederse tabii!
Eve döner dönmez heyecanla babamın doğum günümde hediye ettiği Hayvanlar Ansiklopedisini elime aldım. Hızla sayfaları çevirdim ve balarılarıyla ilgili bölüme geldim. İlk gözüme çarpan küçük bir balarısı resmi oldu. Arkadaşımı şimdiden çok özlediğimi hissettim...
Merakla yazıları okumaya başladım. Okuduklarım karşısında hayrete kapılıyordum. Saatlerin nasıl geçtiğini ise hiç fark etmedim. Annem uzun süredir ne yaptığımı merak etmiş, odama gelmişti. Ona heyecanla balarılarından bahsetmeye başladım.
Burak: Anne, balarılarının inanılması güç olağanüstü özelliklerinin olduğunu biliyor musun? Örneğin sana en son okuduğum şeyi anlatayım; dişi balarılarının kovanda temizlik yaptıklarını belki duymuşsundur. Kozalardan çıkan arıların geride bıraktıkları parçaları, kovan içinde ölmüş arıları ve daha bunlara benzer pek çok yabancı maddeyi sürükleyerek kovanın dışına çıkarıp atıyorlarmış. Peki kovandan çıkaramayacakları kadar büyük parçaları ne yaptıklarını biliyor musun? Onları da bakteri üretip kovandaki arıların sağlığına zarar verecek hale gelmemeleri için "propolis" diye bir maddeyle sarıyorlarmış. Propolis adı verilen bu kimyasal maddenin en büyük özelliği bakteri barındırmaması... Ama, şeyyy... Sence bu maddeyi nereden buluyorlar anne? Küçücük arıların böyle kimya bilgileri nasıl oluyor? Henüz buraya kadar okudum. Belki sana daha sonra bu maddeyi nasıl elde ettiklerini de anlatabilirim.
Anne: Arılar küçük, ama son derece akıllı varlıklar... Ama tabii ki bu aklın onlara ait olduğunu düşünmek çok yanlış olur. Onlara yaptıkları herşeyi öğreten bir Yaratıcıları var. Bu Yaratıcı Allah'tır. Ben de senin yaşlarındayken onlar hakkında bir kitap okumuştum ve aynı senin gibi, ben de onların bu üstün özellikleri karşısında çok heyecanlanmıştım. İstersen sen okumaya devam et. Dikkatini çeken yerleri istediğin zaman bana yine anlatabilirsin.
Annem akşam yemeğini hazırlamak üzere odadan çıktı. Deminki soru aklıma takılmıştı. Arılar propolis denen bu özel maddeyi nereden buluyor ve onu kullanmayı nasıl öğreniyor olabilirlerdi? Merakla okumaya devam ettim.
Kitabın devamında arıların propolisi nasıl elde ettikleri anlatılıyordu. Önce bazı ağaçların yapışkan tomurcuklarından alt çeneleri yardımıyla reçine denen maddeleri kemiriyorlardı. Daha sonra reçineye ağız salgılarını ekleyerek propolisi üretiyorlardı. Daha sonra onu arka ayaklarındaki özel keselere yerleştirerek kovana taşıyorlardı.
Arılar kovandan dışarıya çıkaramadıkları büyük cisimleri arka ayaklarındaki bu maddeyle sarıyorlar, böylece onu bakteri barındırmayan zararsız bir madde haline getiriyorlardı. Bu bir nevi mumyalama işlemiydi.
Peki ama arılar bunu yapmayı kimden öğrenmişlerdi? Arılar ölü bir canlının ya da artık bir maddenin kovandaki canlılara zarar verebileceğini nereden bilmekteydiler? Bunları ben bile yeni öğrenmiştim. Bunlar bir böceğin bilebileceği bilgiler değildi ki! Gittikçe daha da meraklanıyordum! Balarıları en az insanlar kadar şuurlu birer varlık mıydılar yoksa?
Elimdeki kitabı kesinlikle bırakamıyordum. "Meğer arılarla ilgili ne kadar da çok bilmediğim şey varmış!" diye düşündüm. Ve hala cevaplandıramadığım pek çok soru işareti vardı kafamda. Ama er geç bunların cevabını bulacağımı biliyordum. ( Kusursuz Petekler İnşa Eden Balarıları , Harun Yahya)
Allah, Kuran' da balarıları ile ilgili şöyle buyuruyor:
"Rabbin balarısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin. Sonra meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uçuver. Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, orda insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır." (Nahl Suresi, 68-69)
Bu makale, Düşünen Çocuk Dergisi01. sayı (Şubat 2002) 2. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 620 kez incelendi.
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin. Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Tavsiyelerimiz
Bu Makale ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;