Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 7815 tanesi Türkçe, toplam 9215 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
BAV Davasının Zaman Aşımı İle Sonuçlanmasının Ardından Yapılan Basın Toplantısı - TÜRKÇE
Ocak 2006
Kamuoyunda “Bilim Araştırma Vakfı Davası” olarak bilinen ve aralarında BAV Fahri Başkanı Sayın Adnan Oktar’ın da bulunduğu 35 kişinin yargılandığı dava 24.11.2005 tarihinde İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin zamanaşımı kararıyla sonuçlanmıştır.
Bazı medya kuruluşlarının, yayınlarında vakıf avukatlarının güya bu davayı zaman aşımına sokmak için kasıtlı şekilde uzattıkları şeklinde gerçekdışı iddialar yer almıştır. Ne yazık ki, bazı siyasiler ve köşe yazarları da, davanın geçirdiği aşamalarla ilgili yeterli bilgiye sahip olmadıklarından, gerçekle bağdaşmayan yorumlarda bulunmuşlardır.
Kamuoyunu bu iddialarla ilgili olarak doğru bilgilendirmek amacıyla Bilim Araştırma Vakfı tarafından 8 Aralık 2005 Perşembe günü saat 11.00’de İstanbul Ritz Carlton Otel’de bir basın toplantısı düzenlenmiştir. Ülkemizin önde gelen basın kuruluşlarının temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşen bu toplantıda Bilim Araştırma Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Tarkan Yavaş ve Vakfın eski başkanlarından (ve halen Milli Değerleri Koruma Vakfı Başkanlığını yürüten) Sayın Altuğ Berker ve avukat Fatih Doğan medya mensuplarına multivizyon eşliğinde sunum yapmışlar ve yöneltilen soruları cevaplandırmışlardır.
BAV Başkanı Tarkan Yavaş, konuşmasında, davanın zaman aşımına girmesinin asıl nedeninin olayın gereksiz ve hukuka aykırı bir biçimde Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne taşınması olduğunu, nitekim Devlet Güvenlik Mahkemesi de yaptığı yargılama neticesinde dosyada DGM kapsamında değerlendirilebilecek bir olay bulunmadığına hükmettiğini söyledi. Ancak bu aşamanın 4 yıl sürdüğünü, bunun –yani olayın DGM’ye taşınmasının- sorumlusunun da BAV mensupları olmadığını belirtmiştir. Tarkan Yavaş, eğer bir sorumlu aramak gerekiyorsa, bu sorumlunun dönemin İçişleri Bakanı Sadettin Tantan ve –daha sonra meslekten ihraç edilen- Organize Suçlar Şube Müdürü Adil Serdar Saçan olacağını, konuyu DGM’ye taşıyanların esas olarak bu iki eski kamu görevlisi olduğunu hatırlatmıştır. Tarkan Yavaş, diğer yandan, reddi hakim ve yetkisizlik kararları nedeniyle mahkeme değişikliklerinin 6 yıllık yargılama sürecinin toplam olarak sadece 1 yılını tuttuğunu vurgulamış, yetkisizlik kararlarının mahkemelerin kendi aralarındaki hukuksal tartışmadan kaynaklandığını, yalnızca 2 kez reddi hakim talebinde bulunduklarını ve bu taleplerinin mahkeme heyetlerince uygun görüldüğünü, bunun da kanıtlarının çok güçlü olmasından kaynaklandığını dile getirmiştir.
Milli Değerleri Koruma Vakfı Başkanı Altuğ Berker ise dosya içeriğinin beraat kararı gerektirdiğine inandıklarını, bu nedenle de BAV mensuplarının zaman aşımı kararına hiç sevinmediklerine dikkat çekmiştir. Altuğ Berker, davada tek şikayetçi konumunda bulunan Ebru Şimşek’in mahkemeye suç yeri olarak gösterdiği ev ile görüntülerindeki evin tamamen farklı yerler olduklarını maket üzerinde ve dialarla basın mensuplarına ayrıntılı olarak izah etmiştir. Ebru Şimşek’in mahkemeyi yanıltmak için ilgisiz bir evi gösterdiğinin bilirkişi raporuyla sabit olduğunu anlatan Altuğ Berker, bu konuda iftira attığı savcılar tarafından anlaşılan Ebru Şimşek hakkında iftira suçundan 8 ceza davası açıldığını vurgulamıştır.
BAV Davası avukatlarından Av. Fatih Doğan da yargı kararlarına karşı herkesi saygılı olmaya çağırmış ve adli mercileri töhmet altında bırakacak açıklamalardan kaçınılması gerektiğini vurgulamıştır.
Toplantının ardından basın mensuplarının sorularını cevaplayan konuşmacılar, yöneltilen bir soru üzerine Vakıf Fahri Başkanı Adnan Oktar’ın “Harun Yahya” müstear adıyla kaleme aldığı eserlerle ilgili bilgi vermişlerdir. Toplantı sonunda, gazetecilere, konuyla ilgili belgeler ve mahkeme tutanaklarından oluşan bir dosya sunulmuştur.
Kamuoyuna Önemli Duyuru! Bilim Araştırma Vakfı Davasında Toplanan Deliller Bav Mensuplarını Aklamıştır
Kamuoyunda “Bilim Araştırma Vakfı Davası” olarak bilinen ve aralarında BAV Fahri Başkanı Sayın Adnan Oktar’ın da bulunduğu 35 kişinin yargılandığı dava, 11.01.2000 tarihinde İstanbul 1. Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde başlamış ve 24.11.2005 tarihinde İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde zamanaşımı kararıyla sonuçlanmıştır.BAV Davası’nın zaman aşımı nedeniyle düşmesi bazı çevreler tarafından “BAV mensuplarının cezadan kurtulması” olarak yorumlanmıştır. Oysa gerçek bundan çok farklıdır. Gerçek, BAV Davası’nın 6 yıllık sürecinde, davaya dayanak yapılan iddiaların istisnasız tümünün çürütülmüş olduğu ve davanın bir beraat kararıyla sonuçlanma noktasına gelmiş olduğudur. Beraat kararıyla sonuçlanması beklenen bir davanın düşmesi, takdir edileceği üzere, o davada yargılanan kişiler açısından bir “kurtulma” değil, “Beraat kararıyla aklanma imkanının kaybı”dır. Aşağıda bir kısmını sıralanan somut deliller, bu davada yargılanan kişilerin masumiyetini kanıtlamaya fazlasıyla yeterlidir.
1.Delil: Davada toplanan deliller, davanın en önemli tanığı olarak gösterilen Ebru Şimşek’in gerçekleri gizlediğini, çarpıttığını ve BAV mensuplarına iftirada bulunduğunu belgelemiştir. Bu nedenle, Ebru Şimşek aleyhinde başta İstanbul C. Başsavcılığı olmak üzere çeşitli savcılıklarca iftira suçundan açılmış ve halen devam eden 8 ayri ceza davası bulunmaktadır.
2.Delil: Resmi bilirkişi raporu, Ebru Şimşek’in iddialarının asılsız olduğunu ispatlamıştır. Ebru Şimşek, mahkemede, 1994 yılında Kanal 6 Televizyonu’nda yayınlanan görüntülerinin BAV mensuplarından birinin İstinye’deki evinde çekildiğini öne sürmüş ve bu evi polise de göstermiştir. Ne var ki, Ebru Şimşek’in görüntülerindeki gerçek ev ile iftira ettiği (İstinye’deki) evin mimari sistemleri tamamen farklıdır. Ebru Şimşek’in 10 seneden beri yargıdan, basından, kamuoyundan gizlediği gerçek evin tüm duvarlarında kolon ve kirişler vardır. Oysa, iftira ettiği İstinye’deki evin duvarları ve tavanları düzdür, hiçbir kolon veya kiriş bulunmamaktadır. Görüntüdeki ev ile gösterdiği ev apayrı binalardır. Nitekim mahkemenin görevlendirdiği bilirkişi tarafından hazırlanan 18.10.2004 tarihli rapor, Ebru Şimşek’in görüntülerindeki evin İstinye’deki ev olmadığını, dolayısıyla olayın BAV mensupları ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını tartışmasız biçimde ortaya çıkarmıştır.
3.Delil: Deliller toplandığında, Ebru Şimşek’in tehdit ve şantaj iddialarının da gerçekdışı olduğu kesinleşmiştir. Bu konuda bilirkişi incelemesi yapan İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Anabilimdalı Başkanlığı, Ebru Şimşek’in görüntülerini incelemiş ve bu kişinin “silahla tehdit edildim”, “bana uyuşturucu hap verildi”, “görüntülerde bana zorla hayat kadını rolü yaptırıldı” gibi iddialarının gerçekdışı olduğunu tespit etmiştir.
4.Delil: Malum görüntüler 1994 yılında yayınlandığında, Ebru Şimşek’e, “bunu BAV Camiası mensuplarının üzerine atalım” aklını veren Filiz Karataş isimli kişi, tanık olarak mahkeme önünde her şeyi itiraf etmiştir. O dönem, Ebru Şimşek’le aynı evi paylaşan Filiz Karataş, Ebru Şimşek’in görüntülerindeki olayla BAV Camiası mensuplarının hiçbir ilgilerinin bulunmadığını, Bu Hayali İddiayi Birlikte Uydurduklarını ikrar etmiştir.
5.Delil: Ebru Şimşek’in BAV davasına konu olan hayali iddiaları, daha önce de (Ebru Şimşek’in bu asılsız iddiayı ilk olarak ortaya attığı 1994 yılında başlayan soruşturma kapsamında) Cumhuriyet Savcılıkları tarafından araştırılmış, yapılan tahkikat sonunda bu iddialarin mesnetsiz ve gerçekdışı olduğu anlaşılmıştır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Ebru Şimşek’in aynı iddiaları hakkında (1999 yılında) takipsizlik kararı vermiştir.
6.Delil: BAV davasında şikayetini sürdüren diğer kişi olan Fatih Altaylı’nın “sanıklar bana hakaret içeren fakslar gönderdiler” iddiasının gerçekdışı olduğu, Kartal 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin kesinleşmiş kararı, İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kesinleşmiş kararı ve İstanbul Üniversitesi’nin bilirkişi raporuyla anlaşılmıştır.
7.Delil: DYP Genel Başkanı Sayın Mehmet Ağar ile DYP Genel Başkan Yardımcısı Sayın Celal Adan, deliller toplandıktan sonra, bu davada yargılanan kişilerin kendilerine karşı hukuka aykırı bir davranışlarının bulunmadığına Kesin Kanaatlerinin Geldiğini ifade ederek şikayetlerini geri çekmişlerdir.
8.Delil: İddianamede isimleri bulunan diğer kişilerin tümü, 1999 operasyonunda gözaltına alınan hanımların anne ve babalarıdır. Bu kişiler, “eğer şikayetçi olmazsanız kızınızı bir daha göremezsiniz” diyerek korkutulup şikayetçi olmaya zorlanmışlardır. Evlatlarına kavuştuklarında ise, savcılığa ve mahkemeye başvurarak, kimseden şikayetlerinin bulunmadığını açıkça ifade etmişlerdir.
9.Delil: İddianamede şantaj iddialarının sözde delili olarak gösterilen ve tutanaklarda “gizli kamera” olarak isimlendirilen eşyaların, sıradan bahçe kameraları olduğu çeşitli üniversitelerin bilirkişi raporlarıyla ortaya çıkmıştır.
10.Delil: Hayal mahsulü şantaj iddialarının hiçbir delili ya da dayanağı yoktur. Bu tür iddiaların sözde kanıtı olarak basın mensuplarına teşhir edilen ve “şantaj kaseti” olarak gösterilmeye çalışılan CD’lerin, sıradan belgesel filmler olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca basında kendilerine şantaj yapıldığı iddia edilen isimler, hem şantaj iddialarını hem de görüntülerinin çekildiği iddialarını her aşamada reddetmişlerdir.
11.Delil: İddianamede sözde suç delili olarak zikredilen ve yasadışı bir eşya havası vermek için tutanaklarda “disket silici” olarak isimlendirilen elektronik eşyanın, her bilgisayarda kullanılan ve bilgisayara disket takmaya yarayan sıradan disket sürücüsü olduğu ortaya çıkmıştır.
12.Delil: İddianameye dayanak yapılan sahte emniyet ifadelerinin ve emniyet tutanaklarının yasadışı olduğu açık bir şekilde ortaya çıkmıştır. Bu sahte tutanakları düzenleyen emniyet görevlileri işkence suçundan meslekten ihraç edilmişler, bazıları hüküm giyerek cezaevine girmiştir.
13.Delil: İddianamede “Maddi Sömürü Düzeni” başlığı altında ortaya atılan iddiaların da tamamen asılsız ve hayal mahsulü olduğu ortaya çıkmıştır. Haksız çıkar iddialarının sözde delili gibi gösterilmeye çalışılan bir takım gayrı menkul satışlarının ya hiç gerçekleşmediği, ya da bunları satanların gelirlerini kendilerinin kullandığı bizzat ilgilisi durumundaki tanıkların beyanlarıyla tespit edilmiştir.
14.Delil: Maliye Bakanlığı’nın denetim birimi olan Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) bu davada yargılanan BAV mensuplarının tümünün mal varlıklarını, şirketlerini, gelirlerini incelemiş, hiçbir suç unsuruna rastlamamış, bu gerçeği belgelendiren 3 ayrı raporu dosyaya sunmuştur. Nitekim mahkeme, gözaltına alınan kişilerden zaptedilen tüm eşyaları, paraları, araçları, gayrı menkulleri sahiplerine iade etmiştir.
15.Delil: BAV Davası iddianamesinde yer alan suçlamalar çeşitli savcılıklarda defalarca takipsizlik almıştır. Savcılıklar tarafından söz konusu iddialar incelenerek verilmiş olan bu takipsizlik kararları, Ağır Ceza Mahkemelerince verilen onama kararlarıyla kesinleşmiştir.
16.Delil: Bu davada yargılanan kişilerin, güya Fulya Vanioğlu isimli bir kişiye kitap tercümesi yaptırdıkları ve ücret ödemedikleri iddia edilmiştir. Mahkeme tarafından tanık olarak dinlenen Fulya Vanioğlu, kimsenin kendisinin emeğini sömürmediğini, iddianın tamamen asılsız olduğunu açıkça anlatmıştır.
17.Delil: Dava dosyasına “sanıkların telefon görüşmeleri” diye aktarılan tutanakların hiçbirinin davada yargılanan kişilere ait olmadığı, sanıklarla uzaktan yakından alakası bulunmayan, kim olduğu belli olmayan kişilerin oluşturduğu suni konuşmalar olduğu ve hepsinden öte bu tutanakların yasadışı nitelik taşıdığı ortaya çıkmıştır. Nitekim mahkeme dosyalarında bu tarz bir bant kaydı yoktur.
18.Delil: Sayın Adnan Oktar’ın Harun Yahya müstear adıyla kaleme aldığı eserleriyle ilgili ithamlarin bilimdışı ve gerçekdişi olduğu, İlahiyat Fakülteleri’nin öğretim görevlileri tarafından bu eserler hakkında düzenlenen bilirkişi raporlarıyla belgelenmiştir.
19.Delil: Davada yargılanan kişilerin Babuna Kampanyası kanalıyla haksız gelir temin ettikleri şeklindeki iddianın gerçekdışı olduğu, BAV Camiası’nın bu kampanyayla ilgisinin bulunmadığı ve söz konusu kampanyada herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı 5 ayrı yargı kararıyla kesinlik kazanmıştır.
20.Delil: Davada yargılanan kişilere ait şirketlerin tüm defterleri, kazançları, gelirleri, hesapları en ince ayrıntısına kadar incelenmiştir. Bu incelemelerin tümü usulsüz kazanç iddialarını çürüten resmi raporlara dönüşmüştür.
Yukarıda sayılanların dışında da, bu davada yargılanan kişileri aklayan pek çok belge, delil ve tanık anlatımı dava dosyasına girmiştir. toplam sayıları 250’yi bulan bu kanıtlar, BAV Davasında yargılanan kişilerin masum olduklarını ve bir iftiraya maruz kaldıklarını belgelemiştir. Dolayısıyla, BAV Davası’nda verilen zamanaşımı kararının davada yargılanan kişileri “kurtardığı” şeklindeki iddialar, dosyanın içeriğini hiç bilmeyen ya da bilmesine rağmen çarpıtan kişiler tarafından ortaya atılmaktadır. Kamuoyunun bilgilerine saygıyla sunulur. (Altuğ M. Berker)
Bilim Araştırma Vakfı Davası hakkındaki bilgi, belge ve adli dökümanları www.bav-savunma.org sitesinde bulabilirsiniz.
Bu makale, Türk-İslam Birliği Dergisi04. sayı (Ocak 2006) 63. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 649 kez incelendi.
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin. Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Tavsiyelerimiz
Bu eserin konusuyla ilgili yazarın diğer eserlerini görmek için tıklayınız.