Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 7820 tanesi Türkçe, toplam 9220 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Aydınlarımız Bilim Araştırma Vakfı ve Milli Değerleri Koruma Vakfı İçin Ne Dediler? - TÜRKÇE
Ocak 2006
E. Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi
1943 yılında Konya’nın Akşehir kazasında doğdu. İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’nde öğrenim gördükten sonra Harp Akademisini bitirdi. 1992 yılında general olan Tanrıverdi, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi’nde iki yıl üyelik yaptı.
BAV Faaliyetleri
Harun Yahya serisi yayınlarla ilk olarak, “Yeni Dünya Düzeni” ya da “Yeni Masonik Düzen” isimli 950 sayfalık, Kur’an hakîkatleri ışığında hazırlanmış, son beşyüz yıllık İnsanlık tarihine değişik bir açıdan bakan, altını çizerek okuduğum ve istifade ettiğim kitapla, 1997 yılında tanışmıştım.
Arayınca buluyorsunuz. Karşıma pırıl, pırıl, şık ve kültürlü-donanımlı gençler çıktılar. Sonra da onları ve Adnan Hoca Efendi ile eserlerini zaman içinde tanıma ve değerlendirme şansına sahip oldum.
Faaliyetleri ile İslâmî kesim tarafından boş bırakılmış önemli bazı alanları etkili bir şekilde doldurduklarını düşünüyorum. İnceleme-araştırma ve fikirlerini parlak-kuşe kağıtlarda yayınlıyorlar. Osmanlı’nın ihtişamını hatırlatıyor. Ve o zamanları özletiyor.
Bir ara, Darwin’in Evrim teorisine savaş açtılar. Uluslararası arenada, bir seri konferanslarla, Yaratılış gerçeğini, seçkin Bilim Adamlarının ağzından, dinlememizi sağladılar. Bir tanesine katılma imkânı bulmuştum. ABD Üniversitelerinde, Darwin teorisinin yanı sıra, insanın yaratılış gerçeğinin de ders olarak okutulacağına dair basında haberler yer almıştı. Batı insanı için güzel bir gelişme, darısı bizim Üniversitelerimizin başına diyelim.
Bir seri konferansla, Kıbrıs sorununun çözümü için yoğunlaştılar. Milli davamıza sahiplendiler. Lefkoşe’deki konferansa katılma imkânı bulmuştum. Geniş yelpazeden bilim, fikir ve siyaset adamı katılmıştı. Milli meseleleri toplumun değişik kesimlerinden insanımızın sahiplenmesine imkân veren bir gayret olarak değerlendiriyorum.
Dış Türklerin sorunları ile ilgili çalışma ve gayretleri de aynı derecede samimi ve önemli buluyorum. Çünkü onlar, Ülkemizin çevresinde, komşularımızla barışa uzanan birer köprüdürler. İlimde, kültürde, ticarette, siyasette ve devlet idaresinde varlık gösterebilmeleri için Ana Vatan tarafından yakından desteklenmesi gereken barış elçilerimizdir.
Son olarak da bir yıla yakın bir süredir, gayretlerinin ve yayınlarının hedefini, “Türk-İslâm Birliği” fikri oluşturuyor. Dördüncü sayısının basım hazırlıklarının yapıldığını öğrendiğim, “Türk-İslâm Birliği” Dergisinin birinci sayısında, acizane bir makale ile katılmıştım. İlk derginin tanıtım toplantısına da katılma mutluluğunu tatmıştım. Bu konuda çalışma ve faaliyetlere, aktif oluşumlara, Türk-İslâm Âleminin olduğu kadar, küresel barışın tesisi bakımından, bütün Dünya Milletlerinin de ihtiyacı olduğuna inanıyorum.
Türk-İslâm Âlemi’nin sahip olduğu coğrafya; Dünya hakimiyeti için mücadele veren Süper güçlerin, isteseler de istemeseler de, mücadelelerini sürdürmek zorunda kalacakları bir coğrafyadır. Bu coğrafyanın büyüklüğü ve kaynakları, dünyaya hakim olmaya yetecek değerdedir. İslâm Medeniyetinin alt Kültürlerini oluşturan, Türk-İslâm Milletleri, bu coğrafyanın gerçek sahipleridir. Ya işlevlerini, birliği sağlayarak yerine getirecekler. Ya da, devlerin mücadelesinde ayak altında kalıp tarih sahnesinden silinecekler.
Bu gerçeğin bilincinde olan ABD, Müslüman Milletlerin birlik tesis etmesini önlemek ve gelişmekte olan Hindistan, Çin, Rusya ve AB’nin, kendisi ile rekabet edecek seviyeye gelmelerinden önce, Afganistan ve Irak’a askerî harekât icra ederek bölgeye yerleşme gayreti içine girmiştir.
21nci asırda; ABD, AB, Rusya, Çin ve Hindistan’ın çatışma alanı; bu gün Türk ve Müslüman Milletlerin kontrolünde bulunan alan olacaktır. Bu nedenle, Türk-İslâm Milletlerinin, ilk hedefi ABD’yi bu coğrafyadan kovmak, müteakip hedefi de organik birliği oluşturmak olmalıdır. Bu amacın temini için yapılacak her türlü girişimin desteklenmesi de şuurlu her Müslüman’ın görevi olmalıdır.
24 Kasım 2005
Gazeteci-Yazar, Sur Dergisi Ahmet Yüter
İşte farklı bir hizmet anlayışıyla yola çıkan muhterem Harun Yahya beyefendi ve arkadaşlarının hizmet açılımlarında bilebildiğim, görebildiğim kadarıyla ben böylesine bir ışıklı, iştiyaklı gayret fedakarlıkları sarahatle müşahede edebilmekteyim.
Müstesna eserler, her yönüyle ve bütün titizlikleriyle, “ehil eller, güçlü kalemler, akli, fikri ve zikri derinliklere sahip gönüller” inşa eden mükemmel donanımlı, cennetin yasemenliklerine doğru hızlı bir tempoyla yürüten, aksi istikametten alıkoyan özellikli ve güzellikli çalışmalar, ürünler ve daha neler neler…
Bu güzel insan ve arkadaşları Asr-ı Saadet ikliminin günümüzdeki “entelektüel vechesi..”
İnsanı ve inancını yaşatma adına zahmete talip olup, rahmete sahip olabilene ne mutlu!
Önce Vatan Gazetesi Sahibi Abdullah Akosman
Başarmak İçin Mücadele Şart
Tarihte oluşan birlikler, daha çok bir tehdit ve tehlikeye karşı, bir araya gelme duygu ve inancıyla mümkün olabilmiştir. Avrupa’da birlik fikrinin doğması, Asya’nın iç kesimlerinden Avrupa’ya doğru devam eden Türk akınları sonucu mümkün olabilmiştir. Önce ekonomik bir birlik şeklinde oluşan Avrupa Birliği, zamanla siyasi bir birliğe ulaşma yolundadır. Hindistan’dan, İspanya ve Fas’a kadar İslam hakimiyeti döneminde de bir İslam Birliği oluşmuştu. İslâm’ın en parlak dönemlerinden birini yaşadığı dönemde, bilim ve kültür de en üst düzeye ulaşmıştı. Anadolu’da Harran Üniversitesi ile İspanyadaki Kordoba Üniversitesi arasında öğrenci ve öğretim üyesi değişimi yapıldığı bir dönemdir İslâm Dünyasında o yıllar. Sonraki yıllarda İslam dünyasında bir parçalanma ve gerileme dönemi baş göstermiştir. Büyük bir Haçlı istilası karşısında Selahaddin Eyyubi döneminde yine İslâm dünyası birleşme ve toparlanma sürecine girmiştir. Üç kıtaya hükmeden Osmanlı Devleti Ali’si döneminde, Türk ve İslâm dünyası yeniden bir bayrak altında toplanmıştır. Batıda Cezayir, uzakdoğuda Endonezya (o zamanki adıyla Açe Beyliği) kendi arzularıyla Osmanlı Devleti’nin sancağı altına girmeyi tercih etmişlerdir. Osmanlı döneminde Don ve Volga nehirleri birleştirilebilse ve donanma Hazar Denizi’ne ulaşabilseydi, Orta Asya Türk Dünyası ile de asla kopmayacak bağlar tesis edilebilirdi. Uzun yıllar ayrı kaldığımız Türk Dünyası’nda şimdilerde birlik fikirleri yeniden yeşermektedir. Cezayir Devlet Başkanı’nın ifade ettiği İslâm Birliği fikrine, Türkmenistan ve Kazakistan da Türk Birliği düşünce ve teklifleriyle anlamlı bir boyut kazandırmaktadırlar. Fikirler, önce kalemlerin ucundan hayat bulur, zamanla bu düşünceler toplumda yer bulur ve zamanı gelince eyleme dönüşür. Türk-İslam Birliği fikriyatı ve bu yönde konferans ve yayınlariyle büyük bir misyon üstlenmiş olan Bilim Araştırma Vakfı ve Milli Değerleri Koruma Vakfı’nı bu saygın çalışmaları nedeniyle yürekten kutluyorum. Yüreklerde tutuşturulan bu meşalenin, hızla kitleleri saracağına ve gelecekte söndürülemeyecek büyük bir ateşe dönüşeceğine içten inanmaktayım. Tüm Türk ve İslâm Dünyasında da bu inanç ve düşüncelerin dalga dalga yayılarak; insanların huzuru, barışı, birlik beraberliği ve kardeşliğine vesile olacağına inancım tamdır. Bu kutlu yolda mücadeleye, herkesin elinden geldiğince destek vermesi dileğiyle. İnanmak, başarmanın yarısıdır. Başarıya giden yol mücadele ile mümkün olabilir.
ANAP Eski Milletvekili Beyhan Aslan
1948 yılında Denizli’de doğdu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde öğrenim gördü. 21.Dönem Denizli Milletvekilliği ve Anavatan Partisi 21. Dönem Grup Başkan Vekilliği yapmış olan Aslan, halen Ankara Hukuk Müşavirliği ve Serbest Avukatlık görevindedir. Aynı zamanda birçok dergide de yazıları çıkmaktadır.
Küreselleşme rüzgarını arkasına alan, demokrasi, insan hakları gibi insanlığın ortak paydası kavram istismarcılarının yoğun propaganda bombardımanı sonucu, Cumhuriyetimiz, Demokrasimiz, devletin tekliği, ebediliği, ve milletin bölünmezliği ilkesine saldırılar başlamıştır. Dandanekan, Malazgirt, Çanakkale’den, şehitten gaziden bahsetmeyi lüzumsuz hamaset sayanların, tarihin ve milletin sinesine sığınanları çağ dışılıkla suçlayanların, kurtuluş savaşını, kurtuluş ve kuruluşun felsefesini unutturmaya çalışanların, Kıbrıs’tan, Kerkük’ten bahsedilince çıkarları gereği duymazdan gelenlerin kol gezdiği bir ortamı paylaşırken ve bedbahtlara kol kanat gerildiği, tavizlerin verildiği bir dönemi yaşarken….
Bilim Araştirma Vakfı; panelleri, konferansları, sempozyumları, Türk İslam Birliği dergisiyle, milli ve manevi alanda dik duruşun mücadele bayrağını açtılar. Vatanını milletini seven, inançlı, tarih şuuruna bağlı, çağdaş düşünceli, ruhen ve fikren Atatürk’ü özümsemiş bir nesil yetiştirmeyi hedef edinmiştir. Kendi değerlerine kör, yaban ellerine umut avcılığına çıkanların çabalarının boş olduğunu ortaya koymuştur. Güncelliğini koruyan bölücü hainlerin ve arkalarındaki siyasi desteğini, siyasi projelerini gün ışığına çıkarmıştır. Kuzey Kıbrıs’ın bağımsızlığı ve Türkmenlerin hak ve hukuku yanında Türk dünyasının sesi olmuştur. Dünyanın en kritik ve nazik bölgesi Anadolu topraklarının korunmasının güçlü bir orduya ihtiyaç duyduğunun bilinciyle ordumuza uzanan elleri deşifre etmeyi vazife edinmiştir. Velhasıl Bilim Araştirma Vakfı ve Harun Yahya eserleri, Türk’ün istiklal ve istikbal yolculuğunda tekerine çomak sokmak isteyenlerle mücadelesini sürdürmeye devam etmesi en büyük temennimdir. İnsanın yaratılış gaye ve istikametinde bir hayat tarzı benimsemesine katkılarının devamını diliyorum.
Devlet Eski Bakanı Bekir Aksoy
1950, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesini bitirdi. Siyaset ve İdari Mülki İdare Amirliği ve İçişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü görevlerinde bulundu, çeşitli illerde valilik yaptı.
Bilim Araştırma Vakfı’nın konferanslarını ilgiyle takip ediyorum. Konferanslarda Türkiye’nin önemli milli meselelerinin hassasiyetle ele alındığını, milli ve manevi değerlere sahip çıkmak suretiyle çok önemli bir görevin yerine getirildiğini düşünüyorum.
Konferansların hem içerik hem de organizasyon açısından çok kaliteli olduğunu bizzat müşahade ettim.
Bu çalışmaların devamının ülkemiz ve milletimiz açısından hayırlı olacağına inanıyorum.
Bilim Araştırma Vakfı mensuplarına gelecekteki çalışmalarında başarılar diliyorum.
Prof. Dr. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi
İslam Felsefesi Anabilim Dalı Başkanı Hayrani ALTINTAŞ
1942 yılında Akşehir’de doğdu. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu. Altıntaş, “İbni Sina Metafiziği”, “İslam Ahlak Felsefesi”, “İslamın Gerçek Yüzü”, “İnsan Ve Psikoloji”, “Erzurumlu İbrahim Hakkı”, “Mustafa Şekiptunç” isimli eserlerin yazarıdır.
Şimdiye kadar okuduğum Harun Yahya tarafından yazılmış kitaplardan büyük ölçüde yararlandığımı itiraf etmeliyim. Çünkü, bir ilahiyatçı olarak merak ettiğim bazı konuların çeşitli kaynaklardan derlenerek redakte edildiğini ve okuyucuların istifadesine sunulduğunu gördüm. Bu kaynaklardan bazıları benim ulaşmak istediğim fakat ulaşamadığım kaynaklardı. Diğer taraftan, bu eserlerde yer alan bilimsel konular, gerçekten, bana bir ilahiyatçının kullanması gereken verileri içeriyordu. Radyo ve televizyonlarda, konferanslarımda, yaptığım konuşmalarla ilgili olan ve araştırmam gereken bilimsel meseleler, bu eserlerle elimin altına gelmiş bulunuyordu. Bu bilimsel meseleler, sadece, Biyoloji, Fizik gibi konularda değil , aynı zamanda felsefi konularda ihtiyacım olan hususları ihtiva ediyordu. Estetik ile ilgili tabiattan bazı örnekler vermek gerektiği zaman, bitkiler ve hayvanlarla ilgili hususları bu kitaplardan elde edebiliyorum. Biyolojik olduğu kadar felsefi bir mesele olan Darwinizmi de aynı şekilde bu eserlerin verdiği bilgiler arasında bulabiliyorum.,
Bu eserlerin hemen hepsi benim kitaplığımda bulunması gereken başvuru kaynakları olduğu gibi, kendilerinden Kur’anî yorumlar hususunda istifade edeceğim bilimsel bilgi kaynaklarıdır.
Bu sebeple, tebrik etmek ve bolca teşekkür etmek ilmi ve insani bir görev olmaktadır. Bu hususu haseten bildirmek isterim.
Bilim Araştırma Vakfı’nın faaliyetleri hakikaten takdire şayan çalışmalardır. Özellikle Milli meselelerle ilgili olarak gerçekleştirilen konferans, seminer, panel ve açık oturumların çok ciddi tarzda Türk insanını bilgilendirdiğini ifade etmek isterim. Kıbrıs, Kuzey Irak ve Türkmenler, Balkanlar ve Türk-İslam Birliği gibi konularda yapılan bütün faaliyetler, milli bir şuurun ortaya çıkmasına ve bu meseleler için milli çözümlerin üretilmesine imkan vermiştir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bekası için elzem olan milli meselelerdeki hassasiyetin canlı tutulmasına büyük katkıda bulunan bu faaliyetlerin devam etmesi bir zorunluluk ve bir vebal olarak Vakıf yöneticilerinin omuzlarında bulunmaktadır.
Yapılan bütün bu bilimsel faaliyetlerin hepsinde hazır bulunmak ve konuşmalardan faydalanmak istediğim halde, maalesef birçoğuna katılamadım. Bu yönden üzgün olduğumu söylemeliyim.
Prof. Dr. Fehim Üçışık
1943 İstanbul doğumludur. 1960 yılında Vefa Lisesi’ni, 1964’te İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirmiştir. Marmara Üniversitesi’nde Rektör Yardımcılığı, Hukuk Fakültesi Dekanlığı, Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Müdürlüğü, Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulunmuştur.
Bilim Araştırma Vakfı’nın kişisel inanç ve düşünce alanındaki çalışmaları, çağdaş teknolojik imkanlardan da yararlanılarak hem sunuluş, hem de içerik yönünden çok üst düzeyde ve ilgi çekici niteliktedir.
BAV, bilim ve teknik alanında en son keşiflere ve icatlara kadar kaydedilen gelişmelerin, sürekli olarak, Milletimiz’in inandığı değerler çerçevesinde birer tezahür veya delil niteliğinde olduğunu, çeşitli yayınlarla, en makul, objektif ve açık olarak her milletten, her eğitim düzeyinden insanın bilgisine sunmaktadır.
BAV, sosyal alanda da çeşitli çevrelerce iki asırdan beri, yerine ve zamanına göre, küreselleşme, çağdaşlık, kardeşlik ve dinler arası diyalog gibi sloganlar eşliğinde yürütülen çağdaş sömürgecilik, kültür emperyalizmi ve misyonerlik faaliyetleriyle zihinlerin teşevvüşe uğratılmaya, bilimsel ve tarihi gerçeklerin çarpıtılmaya çalışılması karşısında, günlük siyasi çekişmelerin dışında ve üstünde kalabilen bir yaklaşımla, milletimizin, Türk ve akraba toplulukların, Balkanlar, Ortadoğu ve Avrasya’daki komşularımızın ve diğer milletlerin çeşitli sorunlarına doğru teşhise dayalı tutarlı çözümler üretmeye yönelik bilimsel çalışmalar yapmaktadır.
BAV’ın asırlar boyu çok geniş bir coğrafyada rengi, ırkı, dili ve dini farklı kitlelerin adalet, huzur ve sükun içinde yaşamasına ve insan haklarına riayet sağlamış, engizisyondan ve her türlü zulümden kaçanlara yurt göstermiş olan toplumumuzun ortak değerlerini her millete ve her insana tanıtmaya yönelik bilimsel çalışmalarının ve yayınlarının sürekli olmasını diliyorum.
Başbakan Eski Yardımcısı ve Devlet Eski Bakanı Nahit Menteşe
1965’te Adalet Partisi’nden Aydın Milletvekili seçildi. Demirel hükümetlerinde Gümrük ve Tekel bakanlığı, Ulaştırma Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Turizm ve Tanıtma Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı yaptı. Daha sonraki yıllarda Doğru Yol Partisi’ne geçti. Burada çeşitli bakanlıklarda bulundu.
Bilim Araştırma Vakfı ve Milli Değerleri Koruma Vakfı’nın ülke meseleleri ile ilgili birçok konferansına katıldım, bazılarında konuşma da yaptım. Bunlardan biri, Lefkoşa’ya ülkemizden uçak kaldırarak, ileri gelen aydınlarımızı, siyaset adamlarımızı, yazar, gazeteci, asker ve sivil toplum kuruluşu liderlerini Kıbrıs milli davasına destek vermek amacıyla bu vakıflarımızın götürdüğü konferanstır. KKTC’nin sayın 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş Beyefendinin de yaklaşık bir saatlik bir konuşma yaparak bizi kardeşçe kucakladığı bu konferansta ben de bir konuşma yapmış ve bu Kıbrıs konferanslarının Ankara ayağına da izleyici olarak katılmıştım.
Adı geçen vakıflarımız memleketimizin birer değeridir. Ülkemizin özellikle dış politika konularını ele alarak devletimizin yüksek menfaatleri doğrultusunda bunları işleyen bu vakıflarımızın, yetişen nesillerimize de birer örnek olduğunu düşünüyorum. Dinamik, fedakar, gönüllü gençlerden oluşan bu vakıfların çalışmaları devletimizin, ülkemizin ve insanımızın değerini yükselten, milli çıkarlarımızı gözeten çok olumlu gayretlerdir. Bir sivil toplum kuruluşu olarak devletimizin yürüttüğü politikalara destek veren, açılım yapan, aydınlatıcı ve yön verici çalışmalardır. Bu oluşumu kuran ve yürütenlerin çalışmaları takdire şayan hizmetlerdir.
Çevre E. Bakanı A. Hamdi Üçpınarlar
1948 yılında Bursa’da doğdu. Ankara Mühendislik Akademisi Makine Mühendisliği’nden mezun oldu. Çanakkale Eski Milletvekili ve Çevre Eski Bakanı görevlerinde bulundu.
Vakıf olarak tertip ettiğiniz tüm sempozyum ve konferansların sonrası yazılı ve görsel hizmetlerinizden yararlanabilme mutluluğuna erişenlerdenim. Özlemini duyduğum Sivil Toplum örgütü niteliğini taşıdığınızdan ve de topluma yararlı çalışmalarınızdan dolayı tebriklerimi, başarı dileklerimi ve de muhabbetlerimi sunuyorum.
ASKON Genel Başkanı Mustafa Koca
1962 yılında Sivas’da doğdu. Anadolu Aslanları İşadamları Derneği (ASKON) Genel Başkanlığını yapmaktadır.
Bu eserlerin her şeyden önce son derece güzel bir görsel nitelikte hazırlanmış olması ilk dikkate değer olan hususlarıdır. Çağımızda insanların ve özellikle gençlerin görselliğe son derece aşina olduğu ve önem verdiği gerçeğinden hareket edecek olursak güncelliği yakalama açısından bu yaklaşımı kutlamak gerekir.
Muhteva itibariyle meseleye yaklaştığımızda, konu seçiminden öncelikler sıralamasına varıncaya kadar ciddi bir ihtiyaç belirlemesinin ürünü olduğu görülen eserler, çağımız insanına milliyet ayırt etmeden iman gerçeğini sunmak için sade ve düzgün bir çabayı işaretliyor. Hakikaten bütün insanlığı etkileyen ve yığınlarla insanı doğru olandan uzaklaştıran bazı sapkın düşüncelerin çürütülmesi ve aklın, bilimin, vahyin gerçekliğinin tekrar insanlığın gündemine sunulması konusunda eşsiz bir gayretin ürünü olduğu anlaşılan bu eserlerin meydana getirenleri kutlamak en azından bir hakşinaslık gereğidir.
Eserlerin modern teknoloji ile desteklenerek, dijital ortamda da izlenebilecek şekle getirilmesi hizmetin yaygınlaştırılması ve derinleştirilmesi açısından son derece etkili olmaktadır. Hiç şüphesiz bu eserler, zengin ve yoğun bir çalışmanın ürünüdür. Aynı şekilde yoğun çalışmalarla bunların insanlara ulaştırılma gayreti de takdire şayandır. Bu çalışmaları yapanların şu müjdeyi çok iyi algıladıkları anlaşılmaktadır: “Bir insanın hidayetine vesile olmak dünyadan ve içindekilerden daha hayırlıdır.”
Bizlere düşen de bu çalışmalara gereken desteği vermek ve bu kutlu yolda koşanları tebrik ederek dualarda bulunmaktır. Saygılar sunuyor, bereketli çalışmalar diliyorum.
29.11.2005
Prof. Dr. – Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim E. Üyesi Salih Tuğ
1930 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitiren Tuğ, 1963 yılında “İslam Vergi Hukukunun Ortaya Çıkışı” ve 1969 yılında “İslam Ülkelerinde Anayasa Hareketleri” adlı eserleri kaleme aldı.
Bilim Araştırma Vakfı aracılığıyla bana gönderilen ve Harun Yahya imzasıyla telif edilmiş, çoğu Kuranı Kerim’de yer alan itikatlarla ilgilli konuların cd tekniği kullanılarak yeniden ele alınış ve sunuluşundan oluşan albümleri teşekkürlerimle almış ve Global Yayıncılık şirketini bu verimli çalışmalarından dolayı takdirlerimi sunuyorum.
Bu cd yayınlarında ayrıca, yine Harun Yahya imzasıyla telif edildiği görülen yazılı yayınların İslami kültür ve genelde çeşitli dini veya bilimsel konular hakkında bilgi edinmek isteyen her yaştaki insanlara faydalar sağlayacağı açıktır.
Özellikle sadece teoriye dayanan ve tez niteliğindeki: “Türlerin evrimi” görüşlerini çürüten, mukabil görüşleri ve tezleri inceleyen bu yayınları gerçekten genç nesiller üzerinde objektif kalma ve gerçek ilmi sonuçları arama ve edinme alışkanlığı kazandıracak nitelikte bulmaktayım.
Bilim Araştırma Vakfı’nın ayrıca tertip ettiği ve benim de katıldığım bir kısım ilmi toplantı ve konferanslardan istifade ettiğimi burada zikretmeyi de faydalı görmekteyim.
Gazeteci-Yazar, Türkiye Gazetesi Rahim Er
1950’de Harput’ta dünyaya geldi. 1969’da Adana Erkek Lisesi’nden mezun oldu. 1970’de Türkiye gazetesine girdi. 1974’te İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. 1976’dan itibaren Türkiye Gazetesinde günlük yazılar yazdı. Halen Türkiye Gazetesi’ndeki görevine devam etmektedir.
Bilim Araştırma Vakfı Mensupları
Bu vakfın mensupları, içleriyle, dışlarıyla pırıl pırıl ve samimi insanlar.
Hanımıyla beyiyle öyle…
Onlar, Türkiye sevdalısı.
Bir büyük milletin “kalkınmakta olan” ülke ismiyle anılmasını içine sindiremeyenlerden.
Bu sebeple çok çalışıyorlar. Ağırlıklı olarak ilim yoluyla hizmeti hedef seçmişler. Vakıf mensupları aynı zamanda birer iş adamı. Çalışıp para kazanıyor, kazandıklarını kitaplar, CD’ler, Konferanslarla tekrar bu millete iade ediyorlar.
Hem Adnan Oktar Bey’i ve hem de onun etrafında toplanmış gönüldaşlarını tebrik ediyoruz. Adnan Bey, yıllarca çile çekti, hapislere düştü vaz geçmedi, korkmadı, caymadı, yılmadı. Gönüldaşları ise her türlü iftiraya rağmen Fahri Başkanlarına karşı sevgi ve bağlılıklarında sağlam durdular. Birlik ve beraberliklerini devam ettirdiler.
Bizim medeniyetimiz bir sivil medeniyettir.
Bir sivil toplum kuruluşu olan Bilim Araştırma Vakfı, geri kalmışlığımızı yenme, cehaleti kovma yolunda kendi üzerine düşeni ifa etmek için büyük gayretlerle yoluna devam etmektedir.
Kim bu memleketin istikbali için bir damla ter dökerse Yüce Allah ondan razı olsun.
Türkiye sevdalılarının önüne taş olunmamalı. Aksi halde kaybeden Türkiye oluyor.
Gazeteci-Yazar, Vakit gazetesi Sami Özey
1953 yılında İstanbul’da doğdu. 1994-96 yılları arasında Zaman Gazetesi’nde spor yazarlığı yapan Özey, yine aynı yıllar Zaman Gazetesi’nin Birleşik Basın Dağıtım temsilciliğini yapmıştır. Gazete yazarlığına Yeni Şafak ve Akit Gazetesi’nde devam eden Özey, şu an Vakit Gazetesi’nde İletişim Koordinatörlüğü görevini yürütmektedir. Spor, siyaset ve aktüel konularında yazılar yazan Sami Özey, ulusal Radyo Kanallarında konuk davetli bir çok programa da imza atmıştır.
Adnan Oktar... Hem Dindar, Hem Centilmen...
Harun Yahya müstear ismiyle yazan Adnan Oktar hocayı tanımayanınız var mıdır bilmiyorum, ama ben yakinen tanırım hocayı. Eserlerini takip ederim ve de onlardan bilgilenirim. İnsanlarla olan diyaloğunda, sevecendir, samimidir Adnan 0ktar. Vakurdur ve ceddi 0smanlı gibi dik duruşludur.
Türk insanı Adnan Oktar’ı yanılmıyorsam, ilk defa 1979 yılında tanıdı.. Hoca o zamanlar öyle bir eserle çıktı ki ortaya, gerçekten fevkalade ses getirmişti. Eserin adı; Yahudilik ve Masonluk’tu.. Evrim teorisinin çürütülmesi vardı eserin özünde. Ve kitabı okuduğunuzda insanlığın başına bela olan melanetin kaynağını ve de adresini açık ve net görebiliyordunuz. 0 kitabı diğer kitaplar izledi. Eserler eserleri kovaladı. Ve 2005 yılının sonlarına geldiğimiz şu günlerde ise 200 ü aşkın esere imza atmış bir Adnan 0ktar görüyoruz.
Yazdığı eserlerle kimbilir kimlerin imanla şereflenmesine vesile oluyor, kimlerin doğruyu görmesine sebep oluyor Adnan Oktar! Eserleri, Türkiye’de olduğu gibi dünyanın dört bir yanındaki ülkelerde de büyük ilgi görmekte. Eserlerin anlaşılır bir dille yazılmış olması ve metni tamamlayan çarpıcı resimlerle de desteklenmesi, okuyucuların beğenisini ve ilgisini kazanıyor. Her yaştan, her kültürden insan, bu eserlerden faydalanmakta. Bu ilgi 2000-2001 yıllarında, kitapların farklı dillere tercüme edilmesiyle, çığ misali büyüdü. Çeşitli dillere çevrilmiş olan eserler, dünyanın birçok yerinde mevcut olan kütüphaneler ve kitapçılar aracılığıyla okuyucuların ilgisine sunuluyor.
Değerli dostlarım; özünde Allah(cc) ın rızasını kazanmak olan bu gayretin sonunda ise milyonlarca insan hidayeti buluyor.. Adnan Hoca elbette yalnız değil. Yanıbaşında pırıl pırıl, tertemiz, şık giyimli, herbiri tevazu abidesi ve yine herbiri nezaket ve zerafet dolu gençler var. Bu gençler dünyevi ilimlere de vakıflar, uhrevi ilimlere de. İnsana itimat telkin eden bir duruş sergiliyorlar. Bu çocuklar için bir sürü aslı astarı olmayan dedikodu üretildi. Halen de üretiliyor. Şer cephesinin işi mi yok? Allahsızlığı, kitapsızlığı, yaşam biçimi yapmış bazı kişiler, iftira üstüne iftira attılar, başta Adnan Oktar’a ve bu gençlere. Ne oldu sonra? Hiçbir şey! İnanıyoruz ki; herkesin bir hesabı var, Halik-i Zülcelal’in de bir hesabı var. Hem Allah’ın vaadi yok mu? Ne diyor Cenab-ı Rabbilalemin mealen; “kim ki benim dinimi yaşar ve yaşatılmasına gayret gösterir, kim ki emirlerime ve yasaklarıma uyar, onun sırtını yere getirtmem!..” Evet, böyle söylüyor sevgili Allah’ımız!. Bizi, Kendisine kul, Habibine ümmet olan gerçek Müslümanlardan eylesin inşaAllah. Amin. Evet, yeniden Adnan Oktar Hocaya dönecek olursak ve yeniden onun hizmetlerine bakacak olursak; eserlerinden faydalanmamak mümkün değil, diyebiliriz.. Hocanın gerçekten hayata bakışınızı değiştirecek eserleri, hem yazılı hem de görsel olarak sunuluyor. İnternet ortamında bulunduğumuzdan, bir tıklamayla önünüze neler gelmiyor ki? Kitaplar, filmler, ses kasetleri, makaleler, hepsine ulaşmak mümkün.
Şimdi sizlere okuduğum ve etkilendiğim kitaplardan birkaçını zikretmek istiyorum, mesela; “Evrim Teorisinin Çöküşü, Evrenin Yaratılışı, Kuran Bilgisi, Kuran Ahlakı, Ahir Zaman, Kıyamet Alametleri, Global Masonluk.“
Filmler de var, onlara da bakalım isterseniz; “Doğadaki İhtişam, Canlılardaki Fedakarlık, Türk’ün Dünya Nizamı, İdeolojilerin Çöküşü.”
Her birini okuduğunuzda ve seyrettiğinizde; “nereden geliyoruz, nereye gidiyoruz” sorusunu kendinize mutlaka soruyorsunuz. Ardından da mutlaka ve mutlaka imanınızın tazelendiğini hissediyorsunuz.
Sağlık, huzur, başarı ve afiyet dolu bir ömür diliyorum Adnan Oktar Hocaya.. Ve tabi ki yanındaki değerli genç arkadaşlara da. Tarkan’lara, Altuğ’lara, İbrahim’lere, Sedat’lara, Burak’lara, Semih’lere ve adını hatırlayamadığım tüm gönül dostu, ehli hal kardeşlerime.
Allah (cc) yollarını açık etsin. Allah (cc) onlarla beraber olsun...
Gazeteci-Yazar, Vakit gazetesi Şerife Katırcı
Harun Yahya müstear ismi ile tanınan Adnan Oktar kardeşimizi 1980 yılından bu yana yaptığı çalışmalarını takip etmişimdir. Gerçekten gün geçtikçe Allah’ın izni ile büyüyen ilmi çalışmaları takdire şayan. Onun inandığı davasında yılmadan usanmadan gördüğü sıkıntılar ve yıldırmalara rağmen devam ettirmesi davasında samimi olduğunu ispat ediyor gönüllerde haklı yerini buluyordu. İlk kütüphaneme aldığım ve kendim de dahil herkese okuttuğum ‘’Yahudilik ve Masonluk’’ isimli kitap çok insanın dünya görüşünde değişikliklere sebep olmuştu. Allah’ın dikkat edin dediği birtakım kötü niyetli insanları tanınmamıza sebep olmuştu. Genç yaşlı her yaştan insana hitap eden Kuran’ın nurunu yansıtmaya çalışan kitaplar okuyanlar üzerinde etkisini gösteriyordu. Özellikle günümüz gençliğinin anlayacağı dilden ve onlara hitap edecek şekilde eserler vermesi anne babaları sevindirmekteydi. Hz. Muhammed (sav), Hz. Meryem, Allah Akılla Bilinir, İslam’ın Kışı ve Beklenen Bahari ve daha niceleri. Her yaşa hitap eden her sahada bilgilendiren aylık dergileri ve sesli görüntülü yayınları özellikle başkalarına da seyrettirdiğim Dünya Hayatının Gerçeği İsimli vcd’si birer harika...
İslam’ın hakikatlerinin asrın dilinden insanlara anlatılması bir ihtiyaç olmuştu ve bunun için birilerinin bir şeyler yapması gerekiyordu. Bu beklenen güzel vazifeyi Harun Yahya ve genç ekip üstlendi. Şimdi her nereye baksak hangi eve gitsek hangi kitapçıya gitsek orada mutlaka ‘’Allah Resulu Muhammed’’ mühürünü görmek mümkün... İnşaAllah yürüdükleri bu ilim ve irfan yolunda ayakları hiç kaymadan dosdoğru Sırati müstakim üzere yürürler.
Dünyanın dört bir yanında çeşitli dillere çevrilerek yayınlanması da Rabbimiz’in bu hayırlı çalışmaya destek verdiğinin bir emaresidir.
Dünyanın birçok yerinde okunup insanların imanlarının artmasına, İslam ahlakının pekişmesine, kamil imana dönüşmesine sevinmemek mümkün mü? Müminler kardeştir ve böylesine güzel çalışan gayretli kardeşlerimiz sadece bizim değil tüm ümmetin gurur kaynağıdır.
Rasullullah (sav)’ın mührünün olduğu kitapları elinize alıp biraz okuduğunuz zaman hikmetli özlü ve sade dille yazılması, kolay anlaşılır üslubu hemen fark edilir, içinizi bir güven duygusu ve ikna edilmişlik kaplar. Bu duygunun Kainat kitabımızdan ilhamlandığını ve ayetlerin mucizevi etkisini hemen hissedersiniz.
Harun Yahya kardeşimize ve ona destek veren tüm ekibine bizim yapacağımız onun eserlerini herkese duyurmak tanıtmak ve bu ilmi hizmetlerinde ihlasla yollarına devam etmeleri için dua etmek.
Allah yar ve yardımcınız olsun.
Tüm İlahiyat Fakülteleri ve Yüksek İslam Enstitüleri Mezunlar Derneği Camiamiz Adına Sonsuz Teşekürler Adnan Bey’e ve Arkadaşlarına
Bir çıkış düşünün! “Kendini bilen Rabbini bilir” gerçeğiyle yola koyulan…
O yoldaki tüm yalanları temizlemeye çalışan…
Özne olarak “Yaradılış gerçeğini” alan…
Mutlak gerçekten hareketle “Yaratan’ın” yaratış gerçeğini çağlar üstü bir anlatımla bağlayan ve sonra…
“İnsan gerçeğini” bir sürü yalan dolanlarla saptırıp şeytana oyuncak kılmaya çalışanlara inat, yaratılanların en şereflisi kılan anlayış ve imanı bütün engellere, dikenlere, işkencelere, ithamlara rağmen istikametini o dosdoğru çizgi üzerinde sabırla, dirençle sürdürme cehdine bakın…
O bakışta bir kütüphane dolusu eseri meydana çıkartan gayretkeşlerle beraber milyonlarca kütüphaneye hediye edilen ve doğal olarak ayaklı kütüphane değil aynı zamanda yüz binlerce aileye, gelecek kuşaklarla beraber kitaplık kuran bir sivil toplum örneği göreceksiniz…
Bu çalışmalar; büyük marifet aynı zamanda büyük maharet gerektirir. Bu marifet ve maharet o geminin kaptanının da yardımcılarının da ve de gemideki tüm personel ve tayfanın zerafeti yanında şıklığıyla da bu fotoğrafın en tamamlayıcı mütemmimidir. Bütün bu çalışmalara paralel “çamur at izi kalır” kabilinden asılsız şayia ve iftiralara göğüs germek hak ve hukukunu da çiğnetmeden muhakeme yoluyla tüm mahkemelerde “hukuk zaferini” yaşamak da büyük bir lütuftur.
“Yahudilik ve Masonluk” gibi eserlerle sömürü odaklarını ifşa etmek, bu alanda insanlığın kendine köle için yaratıldığını iddia eden ve o istikamette epey mesafe alan güçleri “Kıral Çıplak” edasıyla ortaya çıkarmak peşinen şimşeklere gebeydi.
Ancak Allah (cc) kuvvet ve kudretin yegâne sahibidir.
O şimşekler, o fırtınalar elbet dinecekti. Akabinde “İslam Birliğine” bizi taşıyacak bir çalışmaya imza atmakla hedeflerin en güzeline ulaşmak gayretine de onlar ortak olacaktı. Büyük doğuşlar büyük acılarla oluyor. Bu Allah’ın bir kanunuydu. Öyle oldu. Şimdi daha bir güvenle o camianın yolunun açıldığını gerilme ve zahmetin ardından rahmet kapılarının nasıl ardı ardına açıldığını görmenin heyecanıyla daha bir aksiyoner bir duruş ve yürüyüş sürdürülüyor.
Artık o doğuşun ardında ilkokul, lise aşamaları geçilmiş üniversite katedilmiş yüksek ve doktora çalışmalarıyla birlikte adeta profesörlük düzeyi yakalanmıştır.
Bütün bu imtihan aşamaları (Allah’ın imtihanı) başarıyla sonuçlanmakta…
Nerede kalmıştık “yapacak çok şeyler var” dedirtecek düşüncesiyle her an yeni imtihan kapısında dimdik, onurlu ve soylu bir biz varız diyecek cesaretli duruş sahipleri…
“Sen Allah’tan Allah da senden razı olarak Allah’a dön” Emri İlahisine kadar bütün imtihan aşamalarını bıkmadan, usanmadan, sabırla, sevinçle ve saygıyla aşma cehdindeki bu Dünya-Ahiret kardeşlerimi kucaklıyorum.
Selahattin Yazıcı TİYEMDER Başkanı
Şeref Defteri
Devlet Adamlarimizin Şeref Defterindeki Yorumları
Bilim Araştırma Vakfı’nın organizasyonunda “Kıbrıs için gerçek çözüm” konulu bugünkü konferansı tek kelimeyle muhteşem.
Bilim Araştırma Vakfı ve değerli yöneticilerine bu konferansa katılma onurunu bana lütfettikleri için çok teşekkür ederim. Katkılarınız daim olsun.
Soner Vehbi KKTC Sayıştay Başkanı
Bilim Araştırma Vakfı’nın bugün yavru vatan Kıbrıs’ta düzenlemiş olduğu toplantı, bizleri son derece duygulandırmış ve bizlere güven vermiştir.
Kıbrıs Türk’ü, bugünkü mutlu duruma anavatan Türkiye ile birlikte gelmiştir. Bundan sonraki mücadelesini de yine aynı şekilde anavatan ile birlikte sürdürmeli ve ondan mutlaka muvaffak olacaktır.
Dr. Vehbi Z. Serter KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı
Bugün “Bilim Araştırma Vakfı’nın, Musul ve Kerkük, ve bu bölgede yaşayan Türkmen kardeşlerimizin sorunlarıyla ilgili olarak düzenlediği panelde bulunmaktan büyük bahtiyarlık duydum.
Gerek organizasyon ve gerekse çok değerli panelistlerin seçilişinden dolayı BAV yöneticilerini yürekten tebrik ediyor, benzeri hayırlı hizmetlerinde başarılar diliyorum.
M. Recai Kutan Saadet Partisi Genel Başkan Vekili
Osmanlı başkentinde tarihe geçecek bir sempozyumda bulunduğumdan kendimi çok mutlu addediyorum. Emeği geçen herkese teşekkür eder, vakfımızın çalışmalarında başarılar dilerim.
Mustafa Baş İstanbul Milletvekili
Bilim Araştırma Vakfı’nın düzenlemiş olduğu Türkmenlerle ilgili panele katılmaktan mutluluk duydum, bundan sonra da çalışmalarınızda başarılar dilerim.
Dr. Hüseyin Güler CHP Mersin Milletvekili
Bilim Araştırma Vakfının Kıbrıs konusunda yapmış olduğu toplantı çok faydalı olmuştur. Bu tür toplantıların artarak devam etmesini diliyor, başta Vakıf Başkanı olmak üzere tüm arkadaşlarına başarılar diliyorum.
Necati Özgen Emekli Orgeneral
Bu toplantı ile;
Türk’ün gerçekteki gücünü gösterecek toplantıların önemi açıkça belli olacak şekilde çalışmaların olması çok sevindiricidir.
Bu yönüyle Bilim Araştırma Vakfı yöneticilerini kutluyorum. Esenlikler sağlıklar diliyorum.
Nusret Demiral DGM Cumhuriyet Başsavcısı
Bilim Araştırma Vakfı’nın Türk Dünyası davasına verdiği değer ve hizmetten ötürü Irak Türkmenleri adına teşekkür eder, bütün dava arkadaşlarından Allah razı olsun derim.
Prof. Dr. Ekrem Pamukçu Irak Türkmenleri Derneği Başkanı
Bilim Araştırma Vakfının değerli yöneticileri;
Musul-Kerkük ve Türkmenler için çözüm önerilerinin tartışıldığı bu panelin sonuçları açısından ülkemizde karar alıcılar ile kamuoyu görüşlerinin oluşturulmasına aracı olan sivil toplum kuruluşlarının bir araya gelmesine aracılık etmesi dileğiyle, çalışmalarınızda başarılar dilerim.
Ayfer Yılmaz B.Ü Stratejik Araştırmalar Merkezi Genel Sekreteri
Sayın Bilim Araştırma Vakfı Onursal Başkanı Adnan Oktar Beyin ve genç arkadaşlarının yaptığı mükemmel çalışmalarının devamını diler, Batı Trakya Müslüman Türk toplumu adına selam ve saygılarımı sunarım.
Mehmet Emin Aga İskece Müftüsü
Milli Vakfımızın Türk milletinin milli ve manevi değerlerine, milli meselelerimize karşı gösterdiği hassasiyet her türlü takdirin üzerindedir.
Sevgi ve saygılarımızla.
Prof. Dr. Cemal Anadol Gazeteci yazar
Kıbrıs davasının yiğit takipçilerinin Bilim Araştırma Vakfı’nın tarihi görevini layık olduğu gibi yerine getirdiklerini övünçle takip ettim. Kendilerini yürekten tebrik eder, başarılarının devamını temenni ederim.
İlhan Çiloğlu Emekli Albay, Araştırmacı Yazar
Bu makale, Türk-İslam Birliği Dergisi04. sayı (Ocak 2006) 79. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 970 kez incelendi.
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin. Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Tavsiyelerimiz
Bu eserin konusuyla ilgili yazarın diğer eserlerini görmek için tıklayınız.