 |
Ünlü bilim dergisi Scientific American, Temmuz 2002 sayısında "Yaratılışçılığa Karşı 15 Cevap" başlıklı bir makale yayınladı. Ancak bu saldırgan yazı, yaratılışa karşı hiçbir bilimsel cevap içermiyor, sadece Darwinistlerin fanatizm ve bağnazlıklarını gösteriyordu.
Amerika'nın bilim dergilerinden biri olan Scientific American'ın Temmuz 2002 sayısında ilginç bir yazı yayınlandı. Derginin editörü John Renie tarafından yazılan yazıda, Darwinist fanatizmin önemli örnekleri sergileniyordu. Başlığı da dahil olmak üzere, yazıda yer alan saldırgan üslup, aslında yıllardır anlattığımız bir gerçeğin canlı teyidi idi: Darwinistler, evrim teorisine tamamen dogmatik bir biçimde bağlıdırlar. Eleştirilere karşı verdikleri tahammülsüz, öfkeli ve bağnaz tepkiler, sahip oldukları dogmatizmin bir sonucudur.
Bu makalede Scientific American'ın söz konusu yazısındaki yanılgılar ve yanıltmalar incelenecektir.
Aslında Scientific American editörü John Renie'yi bu yazıdan dolayı kutlamak gerekir. Kendisi; yaratılışın delillerine karşı hiç bir gerçek cevap verememekle; bu sıkıntı içinde pek çok önemli delili tamamen gözardı etmekle; dogmatik insanlara has bir fanatizm ve öfke sergilemekle; Darwinizm'in içinde bulunduğu çöküş sürecini belgelemiştir.
Lamarkizm'in çökmesinde, Mendel gibi büyük bilim adamlarının başarılarının yanında, Lysenko gibi koyu Lamarkistlerin fiyaskoları da rol oynamıştır. Darwinizm'in çökmesinde ise, günümüzde bilinçli tasarım teorisini savunan bilim adamlarının başarılı çalışmalarının yanında, koyu Darwinistlerin mantıksal ve bilimsel hezimetleri de rol oynayacaktır. (Harun Yahya, 20 Soruda Evrim Teorisinin Çöküşü)
Bu tartışmaları bir kaç on yıl sonra okuyacak olanlar ise, bu gerçeği çok daha açık görecekler ve bilimle içiçe olan pek çok insanın Darwinizm gibi bir efsaneye nasıl olup da aldandıklarına hayret edeceklerdir.
Doğal Seleksiyon Hakkındaki Yanılgı 1
Scientific American editörü John Renie, 15 sorusunun ikisinde doğal seleksiyon kavramını ele almaktadır. Bunların ilkinde (soru 2) doğal seleksiyonun bir tötoloji (yani kısır döngü mantığı) olduğu yönündeki itirazı cevaplamaya çalışmaktadır. İkincisinde ise (soru 11) doğal seleksiyonun mikroevrim sağlayabileceği ancak makroevrim sağlamadığı yönündeki itiraza yanıt vermeye uğraşmaktadır.
İlk makalede Renie'nin referans verebildiği tek örnek, Peter P. Grant'in Galapagos adalarındaki ispinozlar üzerinde yaptığı ünlü gözlemlerdir. Renie, bu örneği kısaca "population shifts in the wild" (doğadaki popülasyon değişimleri) olarak tanımlamakta ve doğal seleksiyonla evrime delil saymaktadır. Oysa Peter P. Grant'in çalışmaları, Galapagos'taki ispinoz popülasyonlarının doğal şartlardaki değişimlere göre sadece "dalgalandıklarını", yani belirli bir yönde değişim geçirmediklerini göstermiştir. Dahası, 13 ayrı tür olarak tanımlanan bu ispinoz popülasyonlarının gerçekte çok daha az sayıda türe ayrıldıklarını ve bunun da ötesinde, söz konusu farklı türlerin birbirleriyle birleşme eğiliminde olduklarını ortaya koymuştur. Bunların anlamı; doğal seleksiyonun Galapagos adalarındaki ispinoz türleri üzerinde evrim (yani belirli bir yönde gelişme ve yeni tür oluşumu) sağlamadığıdır.
Biyolog Jonathan Wells, Evrimin İkonaları adlı önemli kitabında Grant'in çalışmasını bütün detaylarıyla ele almış ve yukarıda belirttiğimiz sonucu gözler önüne sermiştir. Rennie'nin buna rağmen hala ve ısrarla Grant'in Galapagos gözlemlerine atıfta bulunması, tek kelimeyle çaresizlik ifadesidir.
Doğal Seleksiyon Hakkındaki Yanılgı 2
Rennie'nin doğal seleksiyon hakkındaki ikinci soruda (soru 11'de) yaptığı küçük kaçamak da ilgi çekicidir. Soru şudur: "Doğal seleksiyon mikroevrimi açıklayabilir, ama yeni türlerin ve daha üst yaşam kategorilerinin kökenini açıklayamaz."
Rennie'nin bu soruya verdiği cevap ise, Ernst Mayr'ın bilim dünyasının gündemine getirdiği "allopatrik türleşme" kavramına dayanmaktadır.
Buradaki yanılgıyı göstermek için, öncelikle söz konusu "allopatrik türleşme" kavramını ve bunun temeli olan "coğrafi izolasyon"u belirtmek gerekir: Bilindiği gibi her canlı türü içinde, genetik varyasyondan kaynaklanan farklılıklar vardır. Eğer bu türe ait canlıların arasına coğrafi bir engel girerse, yani birbirlerinden "izole" olurlarsa, o zaman birbirinden kopmuş olan bu iki grubun içinde büyük olasılıkla farklı varyasyonlar ağır basmaya başlar. Aynı türe ait olmalarına rağmen, aralarında belirgin morfolojik farklar bulunan bu gibi varyasyonlara "alt tür" adı verilir.
Rennie'nin bahsettiği türleşme iddiası buradan sonra devreye girer. Bazen, coğrafi izolasyon yoluyla birbirlerinden kopmuş olan A ve B varyasyonları, bir şekilde yeniden bir araya getirildiklerinde, birbirleri ile çiftleşmezler. Çiftleşmedikleri için de, modern biyolojinin "tür" tanımlamasına göre, "alt tür" olmaktan çıkıp, "ayrı türler" haline gelmiş olurlar. Buna "türleşme" (speciation) adı verilir.
Ancak burada iki önemli nokta vardır:
- Birbirlerinden izole olmuş olan A ve B varyasyonları, bir araya geldiklerinde çiftleşmiyor olabilirler. Ama bu olgu çoğu zaman "çiftleşme davranışı"ndan kaynaklanır. Dolayısıyla aslında genetik bilgi açısından hala aynı türe aittirler. (Nitekim bu nedenle "tür" kavramı biyolojide tartışma konusu olmaya devam etmektedir.)
- Asıl önemli nokta ise, söz konusu "türleşme"nin, bir genetik bilgi artışı değil, aksine genetik bilgi kaybı anlamına gelmesidir. Ayrışmanın nedeni, varyasyonlardan birinin veya her ikisinin yeni bir genetik bilgi edinmiş olmaları değildir. Böyle bir genetik bilgi eklenmesi yoktur. Aksine, daha önceden farklı genetik bilgileri aynı anda barındıran popülasyon yerine, şimdi genetik bilgi yönünden daha fakirleşmiş iki popülasyon vardır.
Dolayısıyla Rennie'nin evrim örneği olarak gösterdiği söz konusu "türleşme"nin evrim teorisini destekler hiçbir yönü yoktur. Çünkü evrim teorisi, canlı türlerinin hepsinin basitten komplekse doğru rastlantılar yoluyla türediği iddiasındadır. Dolayısıyla bu teorinin dikkate alınabilmesi için, ortaya "genetik bilgiyi artırıcı mekanizmalar" koyabilmesi gerekir. Bu konuyu açıkladıktan sonra, Scientific American editörü Rennie'nin ikinci bir yanılgısına (daha doğrusu yanıltmasına) gelelim.
Dikkat ederseniz, Rennie, 11 no.lu soruda; "Doğal seleksiyon mikroevrimi açıklayabilir, ama yeni türlerin ve daha üst yaşam kategorilerinin kökenini açıklayamaz" şeklinde söylemektedir. Yani burada, hem türlerin, hem de, "daha üst yaşam kategorilerinin" kökeninden söz etmektedir.
Oysa cevapta sadece türlerin kökeninden bahis vardır! Darwinizm'in savunucularının bu gibi yöntemlere başvurmaları, teorinin ne denli büyük bir çıkmaz içinde olduğunu bize bir kez daha göstermektedir.
Bu makale, Mercek Dergisi 16. sayı (Ekim 2002) 22. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 230 kez incelendi.
|
 |
|