 |
Bilim ve Teknik dergisinin Şubat 2007 tarihli sayısında "Tekrar Suya Dönenler: Balinalar ve Yunuslar" başlıklı bir yazı yayınlandı. Denizde yaşayan memelilerin hayali evriminin bir hikaye şeklinde anlatıldığı bu yazı, son derece zorlama ifade ve anlatımlarla düzenlenmiş, bilimsel gerçeklerden uzak bir propaganda niteliği taşımaktaydı.
Darwinistlerin "karadan suya" geçiş senaryosu, büyük bir çaresizlik sonucunda ortaya atılmış son derece dayanaksız bir senaryodur. Darwinistlerin böyle bir senaryo üretme gereksinimleri ise, tıpkı karada yaşayan memeliler gibi doğuran, emziren, akciğerleriyle nefes alan ve vücutlarını ısıtan deniz memelilerin bulunması ve bu durumun evrim teorisinin genel iddiası ile büyük bir tezat oluşturmasıdır. Evrimciler, uzun bir hayali evrim süreci sonunda denizden kara canlılarının türedikleri senaryosunu kurgulamışlardır. Fakat deniz memelilerinin varlığı karşısında ise, karada yaşamakta olan memelilerin, denize dönüp suya uyum sağladıkları gibi imkansız bir senaryoyu kurgulamak zorunda kalmışlardır. Mantık yönünden büyük bir çelişki sergileyen bu durum paleontolojik olarak da delilsizdir.
Memeliler, evrimciler tarafından evrim basamaklarının en üst kısmında yer alan canlılar olarak kabul edilirler. Durum böyleyken Darwinistlerin –kendi teorilerine göre düşünüldüğünde-, öncelikle bu canlıların neden su ortamına geçtikleri sorusunu cevaplamaları gerekmektedir. Ancak bu soru, Darwin'den beri açıklanamamıştır. Ayrıca Darwinistler, Darwin'den bugüne, karada mükemmel donanımlarla sorunsuz yaşayan bir canlının nasıl 30 metre boyunde 140 ton ağırlığında bir canlıya dönüştüğü karşısında da açıklamasızdırlar. Böylesine dev bir hayvanın, suda solunum yapan balıklardan bile daha mükemmel şekilde ortamla uyum halinde olduğu gerçeğini de çözememektedirler. Daha da önemlisi Darwinistler, söz konusu hayali geçiş için tek bir tane delil bile getirememiş oldukları gerçeğiyle de karşı karşıyadırlar.
Paleontoloji alanındaki büyük otoritelerden biri olan E. H. Colbert, Darwinistlerin deniz memelileri ile ilgili çıkmazlarını şu sözlerle vurgular:
Bu memelilerin kökeni çok eskiye dayanıyor olmalıdır, çünkü fosil kayıtlarında balinalar ile ataları sayılan Cretaceous devri plasentalıları arasında hiçbir ara form yoktur. Aynı yarasalar gibi balinalar da erken Tertiriyen döneminde aniden ortaya çıkarlar ve son derece özelleşmiş yaşam biçimleri için gerekli her türlü adaptasyona sahiptirler. Aslında balinalar diğer memelilerle olan ilişkileri yönünden yarasalardan bile daha izole durumdadırlar; tamamen ayrı ve kendi başlarına durmaktadırlar. (E.H. Colbert, Evolution of the Vertebrates, John Wiley and Sons, New York, 1955, s. 303)
İşte bu imkansızlıklar sonucunda Darwinist yayınlarda konu ile açıklamalar, genellikle, Bilim ve Teknik dergisindeki anlatımda da dikkat çektiği üzere, çocuklara anlatılan bir masaldan farksızdır. Anlatılan masalda gerçekleşen hayali olaylarda "nasıl?" sorusuna verilebilen hiçbir cevap yoktur. Söz konusu iddiaya getirilebilmiş tek bir bilimsel delil bulunmamaktadır. Bunun elbette nedeni, tüm canlıları Yüce Allah'ın yoktan yaratmış olması, Rabbimiz'in onlara yaratıldıkları andan itibaren mükemmel özellikler bahşetmiş olmasıdır. Bilimsel delillerin gösterdiği tek gerçek budur.
Son yıllarda söz konusu evrimci çıkmaza delil olarak gösterilmeye çalışılan bazı fosillerin de geçersizlikleri ispat edilmiş ve söz konusu iddia, delilsiz, mantıksız ve dayanaksız bir iddia olarak kalmaya devam etmiştir. Deniz memelilerin kökeni konusunda evrimcilerin içinde bulunduğu açmaz ve Darwinistlerin konuyla ilgili öne sürdükleri fosillerin geçersizliği ile ilgili detaylı bilgileri buradan okuyabilirsiniz.
Sonuç:
Bazı Darwinistler, teorilerini ideolojik bir din gibi gördüklerinden; iddialarının delilsiz olduğunun ispatlanması, mantıksız olduğunun gözler önüne serilmesi, onların fikirlerini değiştirmemektedir. Çünkü onlar, materyalist felsefenin gereği olarak Darwinizm'i bir inanç şekli olarak görürler, böyle kabul ederler ve bilim kisvesi altında bu inancı başkalarına da yaymaya çalışırlar. İşte Darwinizm'in temeli budur. Bilim ve Teknik dergisine, Darwinist ideolojinin bu büyük aldatmacasına alet olmamayı ve doğru ve bilimsel değeri olan çalışmaları okuyucularına sunmasını tavsiye ediyoruz.
Bu eser 508 kez incelendi.
|
 |
|