 |
Ölüm Anında Neler Yaşanır?
"Yoksa kötülüklere batıp-yara alanlar, kendilerini iman edip salih amellerde bulunanlar gibi kılacağımızı mı sandılar? Hayatları ve ölümleri bir mi (olacak)? Ne kötü hüküm veriyorlar." (Casiye Suresi, 21)
Allah insanın ölümünün nasıl gerçekleştiğini Kuran'da detaylı olarak tarif etmiştir. Bu ölüm, bedenin tıbben ölümünden farklıdır. Kuran’da ölüm anında, ölecek kişi tarafından görülen ama diğer insanlar tarafından görülemeyen bazı olayların gerçekleştiği haber verilir. Örneğin Allah’ın varlığını takdir edememiş, inkarcı bir insan, uykusu sırasında rahat bir şekilde ölmüş gibi gözükebilir. Oysa gerçekte o anda başka bir boyuta geçen ruhu, büyük acılar içinde ölümü tadmaktadır. Ya da tam tersine, acı çektiği sanılan bir müminin ruhu, aslında Allah’ın Kuran’da bildirdiği gibi bedeninden melekler tarafından güzellikle alınmaktadır. Yani inkarcılarla iman edenlerin ölümleri sırasında yaşadıkları olaylar da birbirinden tamamen farklıdır. (Harun Yahya, Kuran'ı Dinlemeyenler)
Ayetlerde inkarcıların ölüm anında; Sırtlarına ve yüzlerine vurularak canlarının alınacağından, şiddetli sarsıntılar hissedeceklerinden, Meleklerin onlara ebedi azabı müjdeleyeceğinden, canlarının bedenlerinden yırtarcasına çıkarılacağından bahsedilir.
Müminlerin ise; Ruhları bedenlerinden yumuşak bir şekilde çekilip alınacaktır. Melekler tarafından güzellikle ve selamla karşılanacaklardır. Melekler cennetle müjdeleyerek canlarını alacaktır.
Hesap Gününde Nasıl Bir Sorgulama Olacak?
Hesap gününde herkes tek başına sorgulanacaktır. İnsana dünya hayatı boyunca yaptığı herşey, eksiksiz olarak gösterilecektir. Allah’ın "…bir hardal tanesi ağırlığında olsa, (bu) ister bir kaya parçasından ya da göklerde veya yer(in derinliklerinde) de bulunsa bile, Allah onu getirir. Şüphesiz Allah, latif olandır, (herşeyden) haberdardır." (Lokman Suresi, 16) ayetinde de buyurduğu üzere insanın yaptığı hiçbir şey gizli kalmayacaktır.
Bir insan dünya hayatında yaptıklarını kendisi unutmuş olsa bile bunlar hesap gününde karşısına gelecektir. Herkesin eline tüm yapıp ettiklerinin içinde bulunacağı amel defterleri verilir. Aynı zamanda insanların iyiliklerini ve kötülüklerini tartan hassas teraziler de ortaya konmuştur ve bu hesapta zerre ağırlığınca bile haksızlık yapılmaz. Hesap esnasında insanın işitme ve görme duyuları ve derileri şahitlikte bulunacak ve dünya hayatında yaptıklarına şahit olanlar da şahit olarak getirileceklerdir. İnkarcılar zorlu bir sorgulamadan sonra bölükler halinde cehenneme sevk edileceklerdir. Müminler içinse kolay bir hesap olacaktır ve sorgulamadan sonra sevinç ve kurtuluşun coşkusuyla cennete gireceklerdir.
İnsanların İbadetlerini Yaşlılığa Ertelemeleri Yanlıştır
Allah normal bir akla ve şuura sahip olan herkesi Kuran ahlakını yaşamakla ve dinin hükümlerini yerine getirmekle sorumlu tutar. Bu ibadetleri yerine getiren bir insan hem dünya hayatında güzel bir hayat yaşar, hem de sonsuz cennet hayatını kazanır. İnsanın "gençliğimi yaşayayım, nasıl olsa yaşlanınca ibadetlerimi de yapar, ahireti de kazanırım" düşüncesiyle Allah'a karşı olan sorumluluğunu bile bile ertelemesi ahiret hayatını kaybetmesine neden olabilir. Allah; "Tevbe; ne, kötülükleri yapıp-edip de onlardan birine ölüm çatınca: "Ben şimdi gerçekten tevbe ettim" diyenler, ne de kafir olarak ölenler için değil. Böyleleri için acı bir azab hazırlamışızdır." (Nisa Suresi, 18) ayetiyle insanlara bu gerçeği hatırlatmıştır.
Ayrıca unutulmamalıdır ki, hiç kimse ölümle ne zaman karşılaşacağını bilemez. Buna rağmen insanın öleceği vakti biliyormuşçasına ibadetleri yerine getirmeyi belirli bir vakte ertelemesi kuşkusuz ki büyük bir hata olur. Zira ölümle karşılaştıktan sonra insan her ne kadar pişman olup geri dönmeyi istese de bir daha böyle bir imkan elde edemeyecektir.
Kalbim Temiz" Diyerek İbadetleri Yapmamak Doğru Değildir
Dünya bütün insanlar için bir imtihan yeridir. Allah "O, amel (davranış ve eylem) bakımından hanginizin daha iyi (ve güzel) olacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı..." (Mülk Suresi, 2) ayetiyle bütün insanlara bunu bildirmiştir. Bu imtihanın gereği olarak insanlar yaptıkları her tavırdan, fiili olarak yerine getirdikleri veya getirmeyip erteledikleri tüm ibadetlerden sorumludurlar. Böyle bir durumda kalp temizliği tek başına bir ölçü olamaz. Muhakkak ki kişinin kalbinin temiz olması, iyi niyetli, dürüst bir kişiliğe sahip olması Allah katında değerlidir. Ancak bu kalp temizliği ve samimiyetin en önemli göstergesi de kişinin Allah'ın emirlerini titizlikle yerine getirmesiyle kendini belli eder. Yoksa Kuran'da bildirilen ibadetleri yerine getirmeyen, Allah'tan korkup sakınmayan, ölçüsü Kuran ve Allah rızası olmayan bir insan ne kadar iyi niyetli olduğunu iddia ederse etsin, bu düşüncesinin ona ahirette bir faydası olmayacaktır. Ayrıca "kalp temizliği"nin tek ölçüsü Kuran'dır. Yani bir insan ancak Kuran'a göre samimi niyetli, ihlaslı bir insansa "kalbim temiz" diyebilir. Yoksa bir insanın kendi değer yargıları, cahiliye ölçüleriyle kalp temizliği iddiasında bulunmasının bir anlamı yoktur.
İnsanlar Birbirlerinin Günahlarını Yüklenemezler
Allah Kuran’da bize, hesap gününde herkesin kendi yaptıklarından sorguya çekileceğini bildirmiştir. Dünyada yapmış oldukları, herkese teker teker gösterilecek ve hiç kimse bir diğerine yardım edemeyecektir. Allah bu gerçeği Kuran’da şöyle haber verir:
"Hiçbir günahkar bir başka günahkarın günahını yüklenemez. Eğer yükü ağır olan kimse (bir başkasını) onu taşımaya çağırsa, -bu, yakın akrabası da olsa- kendisine ondan hiçbir şey yükletilmez." (Fatır Suresi, 18)
Bu makale, Mercek Dergisi 25. sayı (Temmuz 2003) 20. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 903 kez incelendi.
|
 |
|