Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 7086 tanesi Türkçe, toplam 8304 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Lynx (vaşak) galaksisinde yer alan bir yıldızın 2006'da infilak ederek parçalanmasından iki yıl önce kısa bir süre çok parlak ışık yaydığı tespit edildi. Avrupalı, Japon ve Çinli astrofizikçilerden oluşan ekibin yaptığı gözlemde, yaşamının sonuna gelen bir yıldızın infilak edeceğinin işaretleri ilk kez belirlendi. Süpernova haline gelen bu yıldızlar, kısa bir süre için gökyüzünün en parlak cismi oluyor.
Bilim adamları, SN2006jc adı verilen yıldızın en şiddetli yıldız patlamalarıyla kıyaslanabilecek azami parlaklığa ulaştığını ve bu parlaklığın Güneş'in bir milyar katı olarak tanımlanabileceğini kaydettiler. Parlayan yıldızın Güneş'in kitlesinin 15–25 katı olduğunu ve sadece karbon ve oksijenden oluştuğunu, helyum açısından zengin bir yerin içinde yer aldığını belirttiler.
Yeni Canlı Türleri Keşfedildi
Suriname'in dağlık bölgesini araştıran çevreci bir grup, birbirinden çarpıcı 24 yeni canlının izine rastladı. Parlak mor renkte deriye sahip kurbağa ile araştırmacıların 'büyük ağız' olarak isimlendirdiği cüce kedi balığı keşfedilen canlı türleri arasında yer alıyor. Suriname'in dağlık bölgesinde araştırma yaparak yeni canlı türlerini ortaya çıkaran 'Conservation International' adlı grubun başkanı Leeanne Alonso konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Gittiğimiz yerler o kadar ıssız ve bakirdi ki yeni canlı türleri bulabileceğimizi düşündük. Bulduğumuz türlerin birçoğu böcek türünden hayvanlar. Ama onların dışında yeni kurbağa ve balık türlerine de rastladık”.
200 Yıllık Tohumlar Filizlendi
İngiliz bilim adamları 1803 yılında 3. George zamanında Hollandalı bir tacir tarafından Güney Afrika'dan İngiltere'ye getirilen ve Milli Arşiv Dairesi'ndeki bir defterin arasında bulunan tohumları yeşertmeyi başardı. Kraliyet Botanik Bahçeleri Kurumu'na bağlı olarak faaliyet gösteren Milenyum Tohum Bankası'ndan çevre bilimci Matt Daws, yaptığı açıklamada “Öyle tahmin ediyoruz ki tohumlar Güney Afrika'nın Cape Town şehrinden gelirken aylarca gemide beklemiş, sonra Londra Kulesi'nde uzun süre saklı kalmış ve nihayet son 10 yıldır korumaya alınan eşyalar arasında keşfe dilmiş. Yeşertmeyi başardığımız tohumlardan biri baklagiller familyasından, diğerleri ise akasya ve söğüt ağacı” denmiştir.
Her Türlü Gribi Yenen Aşı Bulundu
İsviçreli ilaç üreticisi Novartis'in "Optaflu" adını verdiği aşının her türlü gribi yenebileceği açıklandı. Novartis, "Optaflu" ismi verilen aşının Avrupa Birliği'nden (AB) de onay aldığını bildirdi.
Grip aşısı tarihinde, son 50 yılın önemli bir üretim aşaması olarak da gösterilen Optaflu'da kullanılan teknolojinin, mevsimlik grip salgınlarında hızlı ve esnek üretime imkan verdiği ifade edildi. Optaflu' nun, bugünlerde Almanya ve Avusturya'da, diğer AB ülkelerinde ise 2008'de piyasaya sürülmesi bekleniyor.
'Kara Dul' Örümceğinin Ağındaki Sır Çözüldü
California üniversitesi uzmanlarının sırrını ortaya çıkardığı ağ, dayanıklılığı ve esnekliğiyle diğer örümceklerin ağlarından çok daha sağlam olarak biliniyor. Bu esneklik, ağa müthiş bir enerjiyi emebilme imkanı veriyor. Örümcek ağının özellikleri; askeri, tıbbi ve sportif sahalarda ilgililerin özellikle dikkatini çekiyor. Bu ağın özellikleri örnek alınarak daha dayanıklı kurşungeçirmez yelek, daha sağlam tıbbi malzeme ve spor aleti üretmek mümkün olabilecek.
'Sürü Robotlar'ın İlham Kaynağı Arı ve Karınca
Arı ve karıncaların örgütlenme ve iletişim sistemleri, robot teknolojisine ilham kaynağı oldu. ODTÜ'lü bilim adamları, arı ve karıncaların örgütlenme ve iletişim yeteneklerinden esinlenerek, bir araya geldiklerinde sürü zekası özellikleri gösteren 'oğul robotlar' üzerinde çalışıyor.
'Sürü robotlar' da denilen robotların 'çekirge sürüleri' gibi uçarak, insansız hava araçlarının koordinasyonlarında ve mayınlı bir alanda güvenli bir koridor açmak ya da savaş alanında iletişim ağı oluşturmak gibi görevlerde kullanılması öngörülüyor.
Pil ile çalışan CD büyüklüğündeki robotlar, etraflarını ve birbirlerini algılayabilip kablosuz ağ ile birbirleriyle haberleşebiliyor.
Şu anda karada hareket yeteneğine sahip örnekleri yapılan robotların, gelecekte suda ve havada da hareket edebilecek türlerinin tasarlanabileceği belirtiliyor.
Orta Doğu Teknik Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Erol Şahin, robotların yapımının gerçekleştirildiği Kovan Araştırma Laboratuvarı'nın güncel ve teknik açıdan ileri seviye otonom robot bilimi araştırmaları yürüttüğünü söyledi.
Laboratuvarın Altıncı Çerçeve Programı'nda desteklenen 'Avrupa Robotik Mükemmeliyet Ağı'nın Türkiye'deki ilk üyesi olduğunu kaydeden Şahin, 12 adet hareketli robottan oluşan bir 'robot sürüsü'nü ürettiklerini söyledi.
Şahin, çalışmalarının TÜBİTAK tarafından da desteklendiğini belirterek, robotların CD büyüklüğünde olduğunu ve çevresindeki diğer robotları doğrudan ayırt edebilme özelliğine sahip olduğunu açıkladı.
Tüm robotların aynı anda programlanabildiğini dile getiren Şahin, robotların, geliştirilmekte olan çok yönlü kamera ile çevrelerinin 360 derece görüntüsünü alıp Linux adlı özgür işletim sistemi üzerinde gerçek zamanda işleyebileceklerini de belirtti.
Üç Kalem Pille 7 Saat
Şahin, robotların üç kalem pille 7 saat çalışma özellikleri ile dünyadaki benzerlerinden daha üstün bir teknolojiye sahip olduğunu açıkladı.
Otonom robot araştırmaları hakkında da bilgi veren Şahin, bu tür araştırmaların amacının belirsizlikler ve bilinmeyenlerle dolu ortamlarda çalışabilen robotlar yapmak olduğunu anlattı:
"NASA tarafından gönderilmiş olan Sojourner ve sonrasında Spirit ve Opportunity isimli yarı-otonom (kısmi olarak insan tarafından kontrol edilen) robotlar, Mars üzerinde dolaşıp ölçümlerde bulunarak, otonom robot teknolojisinin insanlar için tehlikeli ve ulaşılması güç olan görevleri başarıyla üstlenebileceğini göstermiştir.
Afganistan ve Irak gibi riskli bölgelerde insansız uçaklar, tehlikeli keşif görevlerinde kullanılmaktadır. Benzer şekilde yarı-otonom robotlardan afet bölgelerinde insan hayatını kurtarabilmek için ön inceleme amaçlı olarak yararlanılmaya başlanmıştır."
Karıncalar, Yuvalarını Reçineyle Temizliyor
Karıncaların, topladıkları reçineyle yuvalarını dezenfekte ettikleri, böylece yaşam sürelerini iki kat artırdıkları ortaya çıktı.
Lausanne Üniversitesi'nden bilim adamlarının yaptığı araştırma sonucunda, formica paralugubris cinsi karıncaların, köknar ağacı ya da reçine parçalarını yuvalarının her yerine yerleştirdikleri belirlendi. Reçinenin, yuvaya zarar verebilecek pseudomonas fluorescens bakterisi ve metarhizium anisopliae mantarının barınmasını engellediğini, üstelik reçinenin içindeki maddelerin karıncıları etkilemediğini belirten İsviçreli bilim adamları, reçinenin tıbbi özelliklerine başvuranların sadece karıncalar olmadığına da dikkat çekti.
Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi38. sayı (Ağustos 2007) 4. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 433 kez incelendi.
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin. Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Tavsiyelerimiz
Bu Makale ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;