 |
İnsan Hayırla ve Şerle İmtihan Edilmektedir
Bu dünya Müslümanlar için Allah yolunda, O'nun rızasını kazanmak için çaba harcanması ve hizmet edilmesi gereken bir mekandır. Bediüzzaman Said Nursi de dünya hayatının sadece bir hizmet yeri olduğunu, insanın zorluk ve güzelliklerle denemeden geçirileceğini ve musibetlere, sıkıntılara sabretmenin mükafatının da çok büyük olacağını şu şekilde bildirir:
Şu dünya hayatı, imtihan meydanıdır ve hizmet yurdudur; lezzet, ücret ve mükafat yeri değildir. Madem hizmet yurdudur ve kulluk mahallidir; hastalıklar ve musibetler dini olmamak ve sabretmek şartıyla, o hizmete ve kulluğa çok başarı ve kuvvet verir. Ve her bir saati, bir gün ibadet hükmüne getirdiğinden şikayet etmek değil, şükretmek gerekir. Evet ibadet iki kısımdır: Birinci kısım olumlu diğeri ise olumsuz. Olumlu kısmı malumdur. Olumsuz kısmı ise, hastalık ve musibetlerde, musibetzede, za'fını ve aczini hissedip, Rahman olan Rabbin'e yönelip, O'nu düşünüp, O'na yalvarıp halis bir kulluk yapar. Bu kulluğa riya giremez, halistir. Eğer sabretse, musibetin mükafatını düşünse, şükretse, o vakit her bir saati bir gün hükmüne geçer. Kısacık ömrü uzun bir ömür olur. Hatta bir kısmı var ki bir dakikası bir gün ibadet hükmüne geçer. (Risale-i Nur Külliyatı, Lemalar, s. 10)
Said Nursi'nin bu hikmetli anlatımı üzerinde düşünmek son derece önemlidir. İnsan Allah'a kulluk etmek, O'na olan teslimiyetini ve bağlılığını her olay karşısında göstermekle yükümlüdür. İnsanın karşısına çıkan zorluklara sabretmesi de bu bağlılığı göstermenin yollarından biridir. İnsan dünyada her türlü sıkıntıyla karşılaşabilir, çünkü bu Allah'ın Kuran'da bildirdiği, değişmeyen bir kanunudur. Üstelik bu sıkıntı ve zorluk anları, insanın hiç karşılaşmayı ummadığı zamanlarda da ortaya çıkabilir. Ve çok uzun bir zaman dilimini kapsayabilir veya böyle görünebilir. Örneğin insan zenginken fakir düşebilir, başarılı olduğu bir konuda ummadığı bir başarısızlıkla karşılaşabilir, sevdiği bir insanı yitirebilir, hastalanabilir, sakat kalabilir… Ama bunların hepsi bu kişi için bir denemedir ve Allah böyle denemelere sabreden kullarını sonsuz bir güzellikle müjdelemiştir.
Bediüzzaman’ın Zorluklar Karşısındaki Sabrı ve Tevekkülü
Tüm ömrünü Allah yolunda hizmetle geçiren Said Nursi Hazretlerinin musibetler karşısında gösterdiği güzel ahlakta, biz inananlar için çok güzel örnekler vardır. Üstad, son derece zor şartlar altında hayatını sürdürmüş ve yapılan her türlü haksızlığa ve zulme üstün bir sabırla göğüs germiştir. Yüksek seciyesi, metaneti, üstün ilmi ve Kuran ahlakını anlatma uğruna gösterdiği çaba o dönemde yaşayan dinsizleri paniğe sürüklemiştir. Bu nedenle de bu muhterem ve kıymetli zatı, yöntemi nasıl olursa olsun, etkisiz hale getirme girişimi içine girmişlerdir. Ancak, vatanı ve milleti uğruna kendi nefsini feda etmede sonuna kadar kararlı olan bu kahraman insanı değil tehditler, sürgünler, hapisler, suikast girişimleri dahi hak yoldan döndürememiştir.
Üstad Hazretleri haksız yere, hiçbir nedeni olmadan birçok zorluklara maruz kalırken, Risale-i Nur'u yılmadan, büyük bir gayretle yazmaya devam ediyor, insanların imanlarını kurtarmayı son derece aciliyetli görüyordu. Amacı vatanı ve milleti, dinsizlik akımlarına karşı korumak, hayırlı nesillerin yetişmesi için ortam hazırlamaktı. Üstad son derece mühim olan bu görev uğrunda her türlü zorluğa ve sıkıntıya Allah rızası için sabretti. Onun gibi daha pek çok değerli İslam alimi de türlü zorluklarla karşılaşmıştır. Hepsi bu zorluklara sabredip, tevekkül etmiş, Allah'a şükretmişlerdir. Üstad kendisi gibi zorluklara maruz kalan ilim sahiplerini de şu cümleleriyle anmakta ve diğer Müslümanlara örnek göstermektedir:
"Hem kalbime geldi ki, madem İmam-ı A'zam gibi azım-ı müçtehidîn hapis çekmiş ve İmam-ı Ahmed İbn-i Hanbel gibi bir mücahid-i ekbere, Kur'anın bir tek mes'elesi için hapiste pek çok azab verilmiş. Ve şekva etmeyerek kemal-i sabır ile sebat edip o mes'elelerde sükût etmemiş. Ve pek çok imamlar ve allâmeler, sizlerden pek çok ziyade azab verildiği halde, kemal-i sabır içinde şükredip sarsılmamışlar. Elbette sizler, Kuran'ın müteaddit hakikatleri için pek büyük sevap ve kazanç aldığınız halde pek az zahmet çektiğinize binler teşekkür etmek borcunuzdur." (Lemalar, sayfa 265)
Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 41. sayı (Kasım 2007) 20. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 265 kez incelendi.
|
 |
|