 |
Hz. Hud (as)
Hz. Hud, yüksek kuleler inşa eden ve arkeologların Ubar şehrinde izlerini bulduğu Ad kavmine peygamber olarak gönderilmiştir.
Ad (toplumuna da) kardeşleri Hud'u (gönderdik.) (Hud kavmine:) "Ey kavmim Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka İlahınız yoktur. Hala korkup-sakınmayacak mısınız?" dedi. (Araf Suresi, 65)
Ad kavmi, Allah’a şirk koşan putperest bir kavimdi. Kendilerinden önceki nesillerden-atalarından- kendilerine kalan putperest bir dini yaşamaktaydılar.
Hz. Hud’un Ad Kavmini Uyarması
Ad kavmine elçi olarak gönderilen Hz. Hud, kavmini Allah’a şirk koşmadan iman etmeye çağırmış, onları büyük bir günün azabına karşı uyarmıştır. Hz. Hud kendisinin Allah'ın gönderdiği güvenilir bir elçi olduğunu belirtmiş ve onları Allah'tan korkup sakınmaya çağırmıştır. Hz. Hud’un kavmini uyarması ayetlerde şöyle bildirilmiştir:
...Hani o, Ahkaf'taki kavmini: "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin, gerçekten ben, sizin için büyük bir günün azabından korkarım" diye uyarmıştı. (Ahkaf Suresi, 21)
Ad (toplumuna da) kardeşleri Hud'u (gönderdik.) (Hud, kavmine:) "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka İlahınız yoktur. Hala korkup-sakınmayacak mısınız?" dedi. (Araf Suresi, 65)
"Size Rabbimin risaletini tebliğ ediyorum. Ben sizin için güvenilir bir öğütçüyüm." (Araf Suresi, 68)
"Sizi uyarmak için aranızdan bir adam aracılığıyla Rabbiniz’den size bir zikr'in gelmesine mi şaşırdınız? (Allah'ın) Nuh kavminden sonra sizi halifeler kıldığını ve sizin yaratılışta gelişiminizi arttırdığını (veya üstün kıldığını) hatırlayın. Öyleyse Allah'ın nimetlerini hatırlayın, ki kurtuluş bulasınız." (Araf Suresi, 69)
Ad (halkına da) kardeşleri Hud'u (gönderdik). Dedi ki: "Ey kavmim, Allah'a ibadet edin, sizin O'ndan başka İlahınız yoktur. Siz yalan olarak (tanrılar) düzenlerden başkası değilsiniz.” (Hud Suresi, 50)
"Ey kavmim, Rabbiniz’den bağışlanma dileyin, sonra O'na tevbe edin. Üstünüze gökten sağanak (yağmurlar, bol nimetler) yağdırsın ve gücünüze güç katsın. Suçlu-günahkarlar olarak yüz çevirmeyin." (Hud Suresi, 52)
Ad Kavminin, Atalarının Dinine Olan Bağlılıkları
Ad kavmi, Hz. Hud’un tüm uyarılarına karşın sapkınlıklarına devam etmiş ve atalarının dinlerini körü körüne yaşamakta ısrar etmiştir. Ayetlerde Ad kavminin sözde ilahlarını terk etmedikleri ve iman etmedikleri şöyle haber verilmektedir:
Dediler ki: "Sen bize yalnızca Allah'a kulluk etmemiz ve atalarımızın tapmakta olduklarını bırakmamız için mi geldin? Eğer gerçekten doğru isen, bize vadettiğin şeyi getir, bakalım." (Araf Suresi, 70)
"Ey Hud" dediler. "Sen bize apaçık bir belge (mucize) ile gelmiş değilsin ve biz de senin sözünle ilahlarımızı terk etmeyiz. Sana iman edecek de değiliz." (Hud Suresi, 53)
Ad Kavminin Büyüklenmesi
Ad kavmi, Allah’ın kendilerine verdiği nimetlerle şımarmış ve yeryüzünde büyüklenmiştir. Ayetlerde Ad kavminin büyüklenmesi şöyle haber verilir:
Ad (kavmin)e gelince; onlar yeryüzünde haksız yere büyüklendiler ve dediler ki: "Kuvvet bakımından bizden daha üstünü kimmiş?" Onlar, gerçekten kendilerini yaratan Allah'ı görmediler mi? O, kuvvet bakımından kendilerinden daha üstündür. Oysa onlar, Bizim ayetlerimizi (bilerek) inkar ediyorlardı. (Fussilet Suresi, 15)
Ad Kavminin Hz. Hud’u Akıl Yetersizliği İle Suçlamaları
Ad kavmi Hz. Hud’u akli yetersizlikle suçlamış ve yalancılık iftirası atmıştır.
Kavminin önde gelenlerinden inkâr edenler dediler ki: "Gerçekte biz seni 'aklî bir yetersizlik' içinde görüyoruz ve doğrusu biz senin yalancılardan olduğunu sanıyoruz." (Araf Suresi, 66)
Hz. Hud, kendisine bu çirkin iftirada bulunan kavmine karşı son derece olgun bir şekilde cevap vermiştir. Bu tutumu, onun ahlaki üstünlüğünün açık bir göstergesidir. Allah Kuran’da bu gerçeği şöyle bildirmiştir:
(Hud:) "Ey kavmim" dedi. "Bende 'akıl yetersizliği' yoktur; ama ben gerçekten alemlerin Rabbinden bir elçiyim" dedi. (Araf Suresi, 67)
Ad Kavminin Helak Olması
Ad kavmi, Hz. Hud’un tüm uyarılarına rağmen inkar etmiş ve elçiye isyan etmiştir. Buna karşılık Allah, Ad kavmini, üzerlerine gönderdiği kum fırtınalarıyla yok etmiştir. Kuran’da Ad kavminin ‘kulakları patlatan bir kasırga’ ile helak edildiği bildirilmiştir:
Böylece onu ve onunla birlikte olanları Katımızdan bir rahmet ile kurtardık. Ayetlerimizi yalan sayarak inanmamış olanların kökünü kuruttuk. (Araf Suresi, 72)
Ad (kavmin)de de (ayetler vardır). Hani onların üzerine köklerini kesen (akim) bir rüzgar gönderdik. Üzerinden geçtiği hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka çürütüp-kül gibi dağıtıyordu. (Zariyat Suresi, 41–42)
Biz, o uğursuz (felaket yüklü ve) sürekli bir günde üzerlerine 'kulakları patlatan bir kasırga' gönderdik. İnsanları söküp atıyordu; sanki onlar, kökünden sökülüp-kopmuş hurma kütükleriymiş gibi. (Kamer Suresi, 19–20)
Ad (halkın)a gelince; onlar da, uğultu yüklü, azgın bir kasırga ile helak edildiler. (Allah) Onu, yedi gece ve sekiz gün, aralık vermeksizin üzerlerine musallat etti. Öyle ki, o kavmin, orada sanki içi kof hurma kütükleriymiş gibi çarpılıp yere yıkıldığını görürsün. (Hakka Suresi, 6–7)
Hz. Hud’un Tevekkülü
Hz. Hud, kavminin tüm inkarına ve tehditlerine rağmen Allah’ın Hak yolundan dönmemiş, Allah’a tevekkül etmiştir. Hz. Hud’un örnek tevekkülü Kuran’da şöyle haber verilmektedir:
"Ben gerçekten, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a tevekkül ettim. O'nun alnından yakalayıp- denetlemediği hiçbir canlı yoktur. Muhakkak benim Rabbim, dosdoğru bir yol üzerinedir (dosdoğru yolda olanı korumaktadır.)" (Hud Suresi, 56)
Bu Kıssadan Çıkarılacak Sonuçlar:
- Hz. Hud şirk içerisinde olan kavmine Allah’ın varlığını anlatmış, onları Allah’a iman etmeye davet etmiştir. Fakat kavmindeki insanlar Hz. Hud’un anlattığı gerçekleri kabul etmemişlerdir. Buna gösterdikleri gerekçe ise atalarının dinine uymakta oluşlarıdır:
Ne zaman onlara: “Allah’ın indirdiklerine uyun” denilse, onlar: “Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye (geleneğe) uyarız” derler. (Peki) Ya atalarının aklı bir şeye ermez ve doğru yolu da bulamamış idiyseler? (Bakara Suresi, 170)
Hz. Hud’un kavminin asırlardır süregelen bu sapkın ve putperest dini terk etmeme nedenlerinden bir tanesi, dinden uzak yaşayan insanların geleneksel bir yanılgısıdır: “Doğru, akılcı ve hak olana göre değil, çoğunluğa göre hareket etmek.” Onlara göre, eğer bir inancı ve düşünceyi çoğunluk kabul ediyorsa, bu inanış doğru olarak kabul edilmelidir. Aksini düşünmek, yani toplum tarafından genel kabul gören bir düşünceyi sorgulamak, araştırmak, eleştirmek gereksizdir. İşte bu durum, insanların sakınmaları gereken önemli bir yanılgıdır. Allah Kuran’da insanları bu konuda şöyle uyarmaktadır:
Yeryüzünde olanların çoğunluğuna uyacak olursan, seni Allah’ın yolundan şaşırtıp-saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar ancak ‘zan ve tahminle yalan söylerler.’ (Enam Suresi, 116)
- İnkarcıların Allah'ın gönderdiği elçileri akli yetersizlikle itham etmeleri, adeta bir miras gibi nesilden nesile, kavimden kavime aktarılmıştır. Her dönemde peygamberler ve onların ardından hak dini tebliğ eden Müslümanlar benzer iftiralarla karşılaşmışlardır. Ancak dini inkar edenlerin tüm çabalarına rağmen bu salih insanlar, Allah'ın hak yolundan dönmemişlerdir.
- Allah Kuran’da, Ad Kavmi’nin kibirlenme nedeniyle doğru yoldan saptığını bildirir. Tarih boyunca pek çok kavim, büyüklenmeleri ve azgınlığa düşmeleri nedeniyle helak edilmiştir. Allah bize Kuran’da bu gerçeği haber verir ve üzerinde düşünmemizi ister. Bize düşen, kavimlerin helakından ders çıkarmak ve ibret almaktır. Bir Kuran ayetinde şöyle buyrulur:
Ad (kavmin)e gelince; onlar yeryüzünde haksız yere büyüklendiler ve dediler ki: "Kuvvet bakımından bizden daha üstünü kimmiş?" Onlar, gerçekten kendilerini yaratan Allah'ı görmediler mi? O, kuvvet bakımından kendilerinden daha üstündür. Oysa onlar, bizim ayetlerimizi (bilerek) inkar ediyorlardı. (Fussilet Suresi, 15)
- Hz. Hud, kendisine yöneltilen iftiraları her zaman örnek bir sabır ve tevekkülle karşılamış, inkarcıların baskılarına aldırış etmemiş ve Allah'ın emrettiği ahlakı yaşamaya ve insanları da doğru yola davet etmeye devam etmiştir.
Müminlerin de Allah’a olan imanlarıyla, tevekkülleriyle ve güzel ahlaklarıyla zorluklar karşısında her zaman Allah’a güçlü bir tevekkül göstermeleri ve herşeyi yaratanın Allah olduğunu asla unutmamaları gerekir. Nitekim zarar getireceği düşünülen olayların tümü aslında birer imtihan olarak ve yine müminlerin hayrına gerçekleşmektedir. Bu durumda Müslümanların daima şevkli ve azimli olmaları ve her zaman Rabbimiz’e dayanıp güvenmeleri, Allah’ın rızasını kazanmaya en uygun tavır olacaktır. Bundan dolayı inkarcıların tuzak, komplo ve saldırıları müminlerin hüzne kapılmalarına ve sıkıntı duymalarına kesinlikle sebep olmaz. Tam tersine, her zaman için şevklerinin artmasına ve Yüce Allah’a yakınlaşmalarına vesile olur. Nitekim Allah Kuran’da Peygamberimiz (sav)’e bu konuda şöyle emretmiştir:
Sabret; senin sabrın ancak Allah(ın yardımı) iledir. Onlar için hüzne kapılma ve kurmakta oldukları hileli-düzenlerden dolayı sıkıntıya düşme. Şüphesiz Allah korkup-sakınanlarla ve iyilik edenlerle beraberdir. (Nahl Suresi, 127–128)
Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 42. sayı (Aralık 2007) 60. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 411 kez incelendi.
|
 |
|