 |
Hz. Salih (as)
Hz. Salih Hz. Hud’tan sonra Ad kavminin torunları olan Semud kavmine elçi olarak gönderilmiştir.
Semud (halkına da) kardeşleri Salih'i (gönderdik). Dedi ki: "Ey kavmim, Allah'a ibadet edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. O sizi yerden (topraktan) yarattı ve onda ömür geçirenler kıldı. Öyleyse O'ndan bağışlanma dileyin, sonra O'na tevbe edin. Şüphesiz benim Rabbim, yakın olandır, (duaları) kabul edendir." (Hud Suresi, 61)
Hz. Salih Güçlü Ve Zengin Bir Kavme Peygamber Olarak Gönderilmiştir
Hz. Salih Kuran'da bildirildiğine göre gücü ve zenginliği olan, birçok sanat eserine sahip bir topluluk olan Semud kavmine elçi olarak gönderilmiştir. Semud kavminin bu özelliklerini bildiren ayet şöyledir:
“(Allah'ın) Ad (kavminden) sonra sizi halifeler kıldığını ve sizi yeryüzünde (güç ve servetle) yerleştirdiğini hatırlayın. Ki onun düzlüklerinde köşkler kuruyor, dağlardan evler yontuyordunuz. Şu halde Allah'ın nimetlerini hatırlayın, yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın.” (Araf Suresi, 74)
Başka ayetlerde ise Semud kavminin içinde yaşadığı ortam şöyle haber verilmektedir:
"Siz burada güvenlik içinde mi bırakılacaksınız?"
"Bahçelerin, pınarların içinde,"
"Ekinler ve yumuşak tomurcuklu göz alıcı hurmalıklar arasında?"
"Dağlardan ustalıkla zevkli evler yontuyorsunuz." (Şuara Suresi, 146–149)
Allah yaşadıkları bu refah ortamı içinde şımaran Semud kavmini uyarıp korkutması ve güzel ahlaka yöneltmesi için, Hz. Salih'i elçi olarak görevlendirmiştir. Kendi kavmi içinde güzel ahlakıyla tanınan Hz. Salih (Hud Suresi, 62), kavmini içinde bulundukları sapkınlıktan uzaklaşmaya çağırmış ancak halkın çok az bir kısmı Hz. Salih’e uymuş, çoğu ise anlattıklarını kabul etmemiştir.
Hz. Salih Yaratılış Delillerine Dikkat Çekmiştir
Allah'ın varlığını ve sonsuz kudretini gözler önüne seren deliller, yaşadığımız her ortamda bulunmaktadır. Bu nedenle vicdan sahibi her insan için çevresindeki herşey bir iman delilidir. Hz. Salih de, Allah'ı düşünmeye teşvik etmek için kavmine bu yaratılış delillerini anlatmıştır. Hz. Salih’in Allah'ın sonsuz ilmini ve aklını kavramaları için insanın ilk yaratılışını hatırlatarak tebliğ yaptığı, bir ayette şu şekilde bildirilmiştir:
“… "Ey kavmim, Allah'a ibadet edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. O sizi yerden (topraktan) yarattı ve onda ömür geçirenler kıldı. Öyleyse O'ndan bağışlanma dileyin, sonra O'na tevbe edin. Şüphesiz benim Rabbim, yakın olandır, (duaları) kabul edendir."” (Hud Suresi, 61)
Semud Kavmi Hz. Salih’e Çirkin İftiralarda Bulunmuş Ve Mucize Getirmesini İstemiştir
Semud kavmi Hz. Salih’in tüm uyarılarına karşın, bu kutlu elçinin kendilerinden bir üstünlüğü olmadığı yanılgısına düştükleri için Hz. Salih’e çirkin iftiralarda bulunmuşlardır. Bu durum Kuran’da şöyle bildirilmiştir:
"Sen yalnızca bizim benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsin...” (Şuara suresi, 154)
"Zikr (vahy) içimizden ona mı bırakıldı? Hayır, o çok yalan söyleyen, kendini beğenmiş bir şımarıktır." (Kamer suresi, 25)
Semud Kavmi Hz. Salih’i Öldürme Planı Yapmıştır
Kuran’da bildirildiğine göre Hz. Salih’in tebliğ ettiği din ahlakını kabul etmeyenlerin başında kavmin önde gelenleri vardı (Araf Suresi, 66) ve bu kişiler sahip oldukları maddi güce dayanarak peygamberlerine karşı düşmanca bir tavır takınmışlardı. Bu kişiler Hz. Salih'e inananları güçsüz duruma düşürmeye, onları baskı altına almaya çalışmış ve Hz. Salih'in kendilerini Allah'a ibadet etmeye çağırmasına öfke duymuşlardır. Bu öfkeleri Hz. Salih’i öldürmek için plan yapacak kadar çok olsa da, “düzen kuranların en hayırlısı” olan Allah bu tuzaklarını bozmuştur. Semud kavminin yaptıkları plan ve buna karşın Allah’ın kurduğu düzen ayetlerde şöyle haber verilir:
“Şehirde dokuzlu bir çete vardı, yeryüzünde bozgun çıkarıyorlar ve dirlik-düzenlik bırakmıyorlardı. Kendi aralarında Allah adına and içerek, dediler ki: "Gece mutlaka ona ve ailesine bir baskın düzenleyelim, sonra velisine: Ailesinin yok oluşuna biz şahid olmadık ve gerçekten bizler doğruyu söyleyenleriz, diyelim." Onlar hileli bir düzen kurdu. Biz de (onların hilesine karşı) onların farkında olmadığı bir düzen kurduk. Artık sen, onların kurdukları hileli-düzenin uğradığı sona bir bak...” (Neml Suresi, 48–51)
Yüce Allah Semud Kavmine Son Bir Deneme Konusu Olarak Deve Göndermiştir
Ayetlerde bildirildiği üzere Hz. Salih, Allah’ın vahyi üzerine, kavminin Allah'ın emirlerine uyup uymayacaklarını belirlemek için son bir deneme olarak onlara dişi bir deve göstermiş, sahip oldukları suyu bu dişi deve ile paylaşmalarını ve ona zarar vermemelerini söylemiştir. Böylece kavim bir denemeden geçirilmiştir. Ancak kavminin Hz. Salih'e cevabı, bu deveyi öldürmek olmuştur. Şuara Suresi'nde, bu olayların gelişimi şöyle haber verilir:
“Dedi ki: "İşte, bu bir dişi devedir; su içme hakkı (bir gün) onun, belli bir günün su içme hakkı da sizindir. Ona bir kötülükle dokunmayın, sonra büyük bir günün azabı sizi yakalar." Sonunda onu (yine de) kestiler, ancak pişman oldular.” (Şuara Suresi, 155–157)
Allah’ın Emrine Karşı Gelerek Büyüklenen Semud Kavmi Yerle Bir Edilmiştir
Hz. Salih dünya hayatının geçici süsleri ile aldanarak bunların hiçbir zaman yok olmayacağını zanneden Semud kavminin önde gelenlerini, ayette bildirildiği üzere "Siz burada güvenlik içinde mi bırakılacaksınız?" (Şuara Suresi, 146) sözüyle uyarmıştır. Gerçekten de Semud kavmi, Allah'ın kendilerine vereceği azaptan habersiz olarak azgınlığını şiddetlendirmiştir. Kuran’da haber verildiğine göre Hz. Salih'e "... Ey Salih, eğer gerçekten gönderilenlerden (bir peygamber) isen, vadettiğin şeyi getir, bakalım" (Araf Suresi, 77) diyebilecek kadar inkar ve kibirde ileri giden bu topluluğa Hz. Salih, Allah'ın kendisine vahyetmesiyle, üç gün içinde helak olacaklarını bildirmiştir. (Hud Suresi, 65) Nitekim Hz. Salih'in uyarısı gerçekleşmiş ve Semud kavmi helak edilmiştir:
“O zulmedenleri dayanılmaz bir ses sarıverdi de kendi yurtlarında dizüstü çökmüş olarak sabahladılar. Sanki orada hiç refah içinde yaşamamışlar gibi. Haberiniz olsun; Semud (halkı) gerçekten Rablerine (karşı) inkar etmişlerdi. Haberiniz olsun; Semud (halkına Allah'ın rahmetinden) uzaklık (verildi.).” (Hud Suresi, 67–68)
Bu Kıssadan Çıkarılacak Sonuçlar:
Yeryüzünde yaşamış hangi kavim olursa olsun, ne kadar büyük bir zenginlik ve ihtişama sahip olduğuna bakılmaksızın, azgınlık gösterdiği takdirde Allah tarafından helak edilmiştir. Bugün, Semud kavminden, peygamberlerini öldürmeyi planlayacak kadar azgınlaşan insanların ne elde ettikleri mallarından, ne de güçlerinden eser vardır. İsimleri dahi bilinmeyen bu insanların yaşamı, tüm diğer inkarcılar gibi cehennem hayatıyla son bulmuştur. Bu, her insanın ibret alarak düşünmesi gereken bir sondur.
Müslümanlara tarih boyunca içinde yaşadıkları toplumun iman etmeyen kesimi tarafından çeşitli iftiralar atılmıştır. Bu çirkin iftiraların nedeni ise açıktır: Diğer insanları müminlerden uzak tutmak böylece onların müminlerin güzel ahlakına şahit olmalarını ve bu ahlakın kaynağı olan İslam dinine tabi olmalarını engellemek…
Bu yönde haksız bir kötülemeye maruz kalan elçilerden biri de Hz. Salih'tir. Hz. Salih'in kavmi, içlerinden bir insana Allah'ın lütufta bulunmasını, ona elçilik görevi verilmesini kabullenememiştir. Bundan dolayı iman sahibi, tevazulu, ihlaslı ve güzel ahlaklı bir peygambere, kendilerini hak dine, güzel ahlaka, doğru yola davet ettiği için kin duymuş, aleyhinde yalanlar uydurmuşlardır. Geçmişte yaşayıp, peygamberlere ve elçilere sözleriyle zarar vermeye çalışan hiç kimse dünyadaki ve ahiretteki azaptan kurtulamamıştır. Allah, Hz. Salih'e zorluk çıkaran Semud kavminin sonunu şöyle bildirir:
“Şu halde Benim azabım ve uyarmam nasılmış? Çünkü Biz onların üzerine bir tek çığlık gönderdik. Böylece onlar, ağıldaki çalı-çırpı olan kuru ot gibi oluverdiler.” (Kamer Suresi, 30–31)
İnkar edenlerin Resullere yönelttiği en zalimce baskı yöntemlerinden biri de dünyanın en üstün ve en güzel ahlaklı insanlarını öldürmeye çalışmaktır. İnkar edenlerin önde gelenleri hemen her devirde bu yola başvurmuşlardır. Resulü ve onunla birlikte Allah'a iman etmiş kimseleri yollarından döndürmek için içlerinden bir kısmını öldürmüş ya da öldürmeye teşebbüs etmişlerdir. Özellikle Resulleri öldürerek, Allah’ın dinini yok edebileceklerini, diğer iman edenleri de bu şekilde din ahlakından döndürebileceklerini sanmışlardır. Halbuki Resuller aleyhinde inkar edenler tarafından hazırlanan ve şer gibi gözüken her türlü hile, tuzak, düzen, iftira ve komplo kesinlikle çok büyük bir hayra dönüşür. Çünkü Allah'tan başka bir güç yoktur. İnkar edenlerin şer niyetiyle kurdukları tuzaklar da Allah’ın kontrolündedir. Allah kaderde, inkarcıların müminlere karşı kurdukları tuzakları, mutlaka bozulacak ve müminlerin faydasına, inkarcıların ise zararına olacak biçimde planlamıştır.
Allah’ın Kuran'da kesin olarak vaat ettiği gibi müminlere kurulan tüm tuzaklar bozulmaya mahkumdur. Allah'ın bu gerçeği müjdelediği ayetlerden bazıları şöyledir:
“Ona bir düzen (tuzak) kurmak istediler, fakat Biz onları daha çok hüsrana uğrayanlar kıldık.” (Enbiya Suresi, 70)
“Kim izzeti istiyorsa, artık bütün izzet Allah'ındır. Güzel söz O'na yükselir, salih amel de onu yükseltir. Kötülükleri tasarlayıp düzenleyenler ise; onlar için şiddetli bir azab vardır. Onların tasarladıkları 'boşa çıkıp bozulur'.” (Fatır Suresi, 10)
Müminler Allah’ın varlığını her an daha da güçlü hissetmelerini sağlayan iman hakikatleri sayesinde Allah’ın sıfatlarını ve sıfatlarının üstünlüğünü daha iyi kavrayıp, O'na daha fazla yakınlaşmaya çalışırlar. İman hakikatlerinden kaynaklanan derin tefekkürleri vesilesiyle Allah’ın ilim ve kudretinin sınırsızlığını gördüklerinden, Allah’a karşı duydukları korku kat kat artmış olarak, dünyada her an Allah’ın rızasına, rahmetine ve cennetine kavuşmanın arzusu ve özlemiyle yaşarlar.
Kuran’da bildirilen bu hükümler doğrultusunda cehennemden korkup-sakınarak, sonsuz bir güzellikte, nefsin arzuladığı herşeyin en mükemmel ve kusursuz bir şekilde yaratılarak müminlere sunulduğu cenneti arzulayanlar, Rabbimiz’i daha yakından tanıyarak O'nun rızasını, dostluğunu ve sevgisini kazanmaya çalışmalıdırlar. Bunun için de müminler iman hakikatleri üzerinde derin tefekkür ederek, Allah’ın üstün sıfatları hakkında daha fazla ilim ve kavrayış sahibi olmalıdırlar. Öğrenmek ve tefekkür etmenin yanı sıra, iman hakikatlerini anlatmak da insanların imanlarına vesile olmak, imanlarını artırmak açısından oldukça önemlidir. Hz. Salih gibi iman hakikatlerini anlatarak insanları düşünmeye davet etmek, tüm iman edenlerin üzerine düşen önemli bir sorumluluktur.
Semud (toplumuna da) kardeşleri Salih’i (gönderdik. Salih: ) “Ey kavmim, Allah’a kulluk edin, sizin O’ndan başka İlahınız yoktur. Size Rabbinizden apaçık bir belge (mucize) gelmiştir…" (Araf Suresi, 73)
Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 43. sayı (Ocak 2008) 56. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 480 kez incelendi.
|
 |
|