Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 7820 tanesi Türkçe, toplam 9221 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Derinizin üzerinde ufak bir yara olduğunda, kısa bir süre sonra kanamanın kendiliğinden durduğu mutlaka dikkatinizi çekmiştir. Bu çok ilginç bir durumdur. Çünkü normal şartlarda bir sıvının açılan bir delikten akışının kendi kendine durması mümkün değildir. Bu durum kapalı bir yerde duran bütün sıvılar için geçerlidir.
Kan da damarların içinde kapalı bir yerde durur ve en ufak bir hasarda hemen damarlardan dışarı akmaya başlar. Ancak bu akış yara kanamaya başladıktan belli bir süre sonra durur. Bunu sağlayan, vücudumuzdaki otomatik güvenlik sistemlerinden biri olan kan pıhtılaşmasıdır. Kanın içinde bulunan bazı maddeler, açılan yarayı tıkayıp, kapatma özelliğine sahiptirler. Bu şekilde aşırı kan kaybı önlenmiş olur. Damarın hasar gördüğünü öğrenen kanın içindeki bazı hücreler hemen olay bölgesine hücum ederler. İlk olarak yaranın olduğu deliğe dizilmeye başlarlar. Buraya adeta bir ağ örer ve kanın akışını zorlaştırırlar. Daha sonra bu ağ yavaş yavaş sertleşmeye başlayıp bizim yara kabuğu olarak adlandırdığımız hale dönüşür.
Vücudumuzun Dev Arıtma Sistemi Olan Böbreklerin Görevleri Nelerdir?
Dünyadaki insanların her biri, yaklaşık 10 cm büyüklüğünde, 100 gram ağırlığında özel bir arıtma sistemine sahiptir. Bedeniniz, yaklaşık 1 milyondan fazla mikro arıtma tesisini bu 10 cm içinde barındırmaktadır. Size hayat veren herşeyi taşıyan kan, bu mikro arıtma tesislerinde sürekli olarak temizlenir. Tüm hücre ve dokularınıza ulaşan suyun da yoğunluğunu ayarlar. Böbrekler, dokularınızda bulunan sıvı miktarını ve bu sıvının yoğunluğunu bilir, vücutta gerekli düzenlemeleri yapar ve Allah'ın dilemesiyle yaşamınızı sorunsuz devam ettirmenize vesile olur.
Böbrekler görevini yapmadığında ise bu arıtma işlemi dev makinelerle haftada birkaç kere gerçekleştirilen diyaliz işlemi ile yeni bir böbrek nakledilinceye kadar oldukça külfetli bir şekilde gerçekleştirilir. Cihazın yetersiz kaldığı anda ise ölüm gerçekleşir.
Burnumuzun Koku Alma Dışında Üstlendiği Görevler Nelerdir?
Burnumuz solunum sistemimizle ilgili olarak iki önemli görev üstlenir. Bunlardan birisi nefes aldığımız havanın ısıtılması ve nemlendirilmesidir. Burnun iç yüzeyini kaplayan mukus tabaka su buharı salgılayarak giren havayı nemlendirir. Mukus tabakanın hemen altında yer alan çok sayıdaki kılcal damar da geçiş sırasında havanın ısınmasını sağlar. Böylece hava, akciğerlerin hassas yapıları için en uygun hale getirilir. Söz konusu mekanizma, binaların sıcaklık ve nem ortamını düzenleyen gelişmiş bir klima sistemine benzer.
Burnun ikinci önemli görevi de solunan havanın içindeki toz zerrelerini, bakteri ve mikropları durdurmak, böylece akciğerde oluşabilecek hastalıkları engellemektir. Bu harika güvenlik mekanizması şöyle çalışır: Havadan gelen zararlı tanecikler mukus tabaka tarafından yakalanır. Bunun ardından silya isimli tüycükler devreye girerler. Zararlı maddeler içeren mukus, tüycükler tarafından dakikada bir santimetre hızla yutağa doğru itilir, daha sonra da öksürükle dışarı atılır veya yutularak midedeki asitler tarafından yok edilir.
Dünyamızı Olağanüstü Güzel Kılan Renkler Nasıl Oluşur?
Yeryüzüne Güneş'ten gelen ışık, foton tanecikleri halinde yayılır. Yeryüzünde yayılan bu foton tanecikleri maddelerin atomlarına çarpar.
Fotonlar atomların içlerine pek ilerleyemez. Yörüngelerindeki elektronlara çarparlar.
Elektronlar kendilerine çarpan bu fotonları yutarlar.
Elektronlar yuttukları fotonların enerjisini de aldıkları için daha yüksek enerji seviyesine sahip olan bir yörüngeye geçerler.
Bu elektronlar eski durumlarına geri dönmek isterler.
Kendi yörüngelerine geri dönerken de dışarıya yine enerji yüklü bir foton gönderirler.
İşte elektronlardan yansıyan bu fotonlar o cismin rengini belirler.
Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi44. sayı (Şubat 2008) 56. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 131 kez incelendi.
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin. Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Tavsiyelerimiz
Bu Makale ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;