Harun Yahya, harun yahya
E-mail :
Şifre :
Beni Hatırla
 
Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 7820 tanesi Türkçe, toplam 9221 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
 OTHER LANGUAGES :
Konularına Göre Eserler:
 Ana Sayfa  / Makaleler /  İnsan Vücudunu Savunan Güçlü Ordu
TR Arama: 
 ESERLER
Kitaplar (266)
Cep Kitapları (72)
Kitapçıklar (13)
Dergiler (182)
Belgeseller (253)
Ses Kasetleri (100)
CD'ler (11)
Web Siteleri (157)
Makaleler (6644)
Posterler (17)
Afiş Sergisi (48)
Harun Yahya'nın Tüm Eserler Listesi
DİĞER LİNKLER
Site Hakkında
Harun Yahya Hakkında
Basında Harun Yahya
Türkiye'den Yankılar
Dünyadan Yankılar
İlanlar
Röportajlar
Ramazan Sayfaları
Haber Arşivi
Yardım Sayfası
Bize Ulaşın
Detaylı Arama
Satış Sitesi
Kampanyalar
Nasıl Yardımcı Olabilirsiniz
GEÇEN HAFTA ÇOK İNDİRİLENLER
Allah'ın Sonsuz Delilleri
Allah'ın Sonsuz Delilleri - CD - 284 download
Kuran Mucizeleri 4 - Belgesel - 229 download
Atom Mucizesi - Belgesel - 157 download
Hazreti Nuh - Belgesel - 122 download
Matrix Felsefesi - Belgesel - 97 download
Makale : İnsan Vücudunu Savunan Güçlü Ordu - TÜRKÇE
Mayıs 2008
İnsan Vücudunu Savunan Güçlü OrduHayatımız boyunca birçok kez hasta oluruz. Bitkinleşir, ateşlenir, çoğu zaman dinlenmek zorunda kalır, ama birkaç gün sonra da iyileşiriz. Bizim "hastalanma" ve "iyileşme" dediğimiz bu olaylar sırasında vücudumuzda olağanüstü bir mücadele yaşanır. Hastalanmamıza neden olan, vücudumuzda yabancı bir takım "canlıların" girmesidir. Gözle göremediğimiz mikroplar, vücuda girerek hızla yayılmaya başlarlar. Bunlar eğer vücudun bu istilaya karşı koyacak bir mekanizması olmasa, kişiyi bir haftaya kalmadan ölüme sürükleyebilecek zararlı canlılardır.

Ama vücudun mikroplara karşı koyan bir mekanizması vardır. "Savunma sistemi" olarak bilinen bu mekanizma, dünyanın en disiplinli, en kompleks ve en başarılı ordusudur. Piyadelerden, ağır zırhlılardan, istihbarat birimlerinden oluşan ve hatta düşmanları fişleyen bir "bilgi işlem" merkezi bulunan savunma sistemi, yaşamımız boyunca mikroplarla savaşır. Bedenimizin derinliklerinde meydana gelen bu savunma savaşını, hayret uyandıran tüm detayları ile tanımak için önce, savunma sisteminin hangi organlardan oluştuğunu bilmemiz gerekir.

Kemik İliği Savunmaya Nasıl Katkı Sağlıyor

Hiroşima ve Nagazaki kentlerine atom bombaları atıldığında, radyasyona maruz kalan birçok insan, 10–15 gün içinde iç kanama ya da bulaşıcı hastalıklar nedeniyle öldü. Bu insanlara ne olduğunu anlamak için hayvanlar üzerinde yapılan deneyler, vücudun tümüyle radyasyona maruz kalmasının kan yapan ve savunma sisteminin bel kemiği olan hücrelerin ölümüne yol açtığını ortaya çıkardı. Bu da vücudun kısa sürede ölmesi anlamına geliyordu.

Bu hayati hücrelerin fabrikası, kemik iliğidir. Ancak dikkat edilmesi gereken nokta; bu fabrikada birbirinden çok farklı ürünlerin üretiliyor olmasıdır. Çünkü burada üretilen bazı hücreler fagositoz yapımında, bazı hücreler kanın pıhtılaşmasında, bazı hücreler ise vücuda alınan besinlerin parçalanmasında rol oynar. Bu hücrelerin görevleri gibi, yapıları da birbirlerinden farklıdır. Ortak bir amaca yönelik hareket eden bu farklı hücreler, vücudumuzda savunmaya destek olan çok özel bir üretim sisteminin kurulu olduğunun açık birer delilidir.

Çok Yönlü Bir Organ: Dalak

Savunma sistemimizin bir diğer harika elemanı da dalaktır. Dalak, kırmızı ve beyaz kısım olmak üzere iki bölümden oluşur. Beyaz kısımda üretilen genç lenfositler, önce kırmızı kısma göç ederler ve buradan da kan dolaşımına katılırlar.

Koyu kırmızı renkte ve midenin yanında olan bu organın yaptığı işlemler, detaylı olarak incelendiğinde, olağandışı bir manzarayla karşı karşıya kalınır. Onu böylesine harika ve olağandışı yapan; oldukça zor ve karmaşık olan görevleridir. Dalağın bu görevleri şunlardır:

  • Ana rahmindeki çocukta var olan kemik iliği, kan hücrelerini üretme görevini tam olarak yapamaz. Kemik iliği bu görevi ancak doğumdan sonra yerine getirmeye başlar. Ancak bu süre zarfında çocuk yine de kansız kalmaz. Çünkü bu aşamada dalak devreye girer ve sorumluluk alır. Vücudun alyuvar, trombosit ve granülositlere ihtiyacı olduğunu adeta anlayan dalak, kendi görevi olan lenfosit üretiminin yanında bir de bu hücrelerin üretimine başlar.

  • Belli bir miktar kan hücresini (alyuvarı ve trombositleri) kendi içinde depolar. "Depolar" deyince aklınıza depo olarak kullanılabilecek, ayrı bir bölüm olduğu gelebilir. Ancak söz konusu olan küçük bir organdır ve görünürde depo olarak kullanabileceği hiçbir yeri yoktur. İşte dalak, bu tip durumlarda hacmini büyüterek, alyuvar ve trombositler için yer açar. Kimi zaman hastalıklar sonucu büyümüş olan dalağın, depo hacmi de büyümüş olur.

  • Dalakta bol miktarda makrofaj (temizlikçi hücreler) vardır. Bunlar, dalağa gelen kanda bulunan yaşlanmış, bozulmuş alyuvarları ve bir takım bozuk kan hücreleri ile kandaki bazı maddeleri fagosite ederler yani, yutup sindirirler.

  • Vücutta herhangi bir mikrobik enfeksiyon ya da bir başka zararlı etkenin oluştuğu durumlarda, vücut bu zararlı düşmana karşı bir savunma saldırısına geçer. Bunun için savaşçı hücrelerin çoğalması gereklidir. Böyle anlarda dalak, lenfosit ve makrofaj yapımını artırır. Böylece, hastalık durumunda bütün vücutta uygulanan "olağanüstü hal" durumuna dalak da katılmış olur.


Lenfosit Hücrelerinin Eğitim Merkezi: Timüs

Timüs, lenfosit hücrelerinin bir nevi eğitim aldıkları bir organdır. Timüsteki bu eğitimin sonucunda, lenfosit hücreleri çok önemli bilgilerle donatılırlar. Vücuttaki hücrelerin antijenlerini tanımayı öğrenirler. Bu bir anlamda vücuda ait hücrelerin kimliklerinin lenfosit hücrelerine öğretilmesidir. Sonunda hücreler, oldukça yüklü bir bilgiyle timüsten ayrılırlar. Böylece lenfositler vücutta görev yaparken, kimliklerini öğrendikleri hücrelere saldırmazlar. Bunun dışında kalan her hücreye ve yabancı maddeye saldırır ve onları yok ederler.

Açıktır ki şuuru olmayan bir organın ve şuuru olmayan lenfosit hücrelerinin bunları kendi başlarına başarması mümkün değildir. Bu organın vücuttaki hücrelere önemli bilgiler içeren bir eğitim vermesi, lenfosit hücrelerinin bu bilgileri nasıl kullanacağını bilmesi ve zararsız hücreleri tanıyarak onlara saldırmaması Rabbimiz’in emriyle ve kontrolüyle gerçekleşen birer Yaratılış Delilidir.

Bir Başka Üretim Merkezi: Lenf Bezleri

Lenf sistemi başlı başına insanın emrine verilmiş bir mucizedir. Bu sistem bütün vücuda yayılmış lenf damarları, bu damarların belirli yerlerine yerleştirilmiş lenf bezleri, lenf bezlerinin ürettiği ve lenf damarlarında devriye görevi yapan lenfosit hücreler ve bu hücrelerin içinde yüzdüğü, lenf damarlarında dolaşan lenf sıvısından oluşur.
Sistem şöyle çalışır:

  • Bütün vücuda yayılmış olan lenf damarlarının içindeki lenf sıvısı, kılcal lenf damarları çevresinde bulunan dokularla temas eder.

  • Bu temas sonrasında tekrar lenf damarlarına dönen lenf sıvısı, beraberinde bu dokulara ait bazı bilgileri getirir.

  • Gelen bilgiler, lenf damarları boyunca bulunan en yakın lenf bezine ulaştırılır.

  • Eğer dokularda bir düşman hareketi başlamışsa bunun bilgisi de lenf sıvısı aracılığıyla lenf bezine getirilmiş olur.

  • Düşmana ait bilgi incelendikten sonra eğer bir tehlike varsa alarm durumu verilir.

  • Lenf bezlerinde hızlı bir şekilde, lenfosit ve diğer bazı savaşçı hücrelerin üretimine başlanır.

  • Üretim aşamasından sonra sıra, yeni askerleri savaşın olduğu cepheye sevk etmeye gelmiştir. Yeni askerler lenf bezlerinden lenf sıvısı yardımıyla lenf damarlarına geçerler.

  • Lenf damarlarından da kan dolaşımına geçen askerler savaşın olduğu bölgeye ulaşırlar. Bu yüzden enfeksiyon olan bölgedeki lenf bezleri öncelikle şişer. Bu o bölgedeki lenfosit üretiminin arttığını gösterir.


21. Yüzyılda Bilim, Savunma Sistemi Karşısında Hala Cevapsız Kalıyor

Savunma sistemi ile ilgili kitaplarda sık sık karşılaşılan bazı ifadeler vardır:

"Bunun nasıl olduğunu henüz bilemiyoruz…"
"Nedeni hala bilinmiyor…"
"Konu ile ilgili araştırmalar hala devam ediyor…"
"Bir teoriye göre...."

Bu cümleler aslında önemli birer itiraftır. Bu, 21. yüzyıla giren insanın, sahip olduğu bütün teknoloji ve bilgi birikimine rağmen, küçücük hücrelerin başardıkları mucizevi işlerin karşısında düştüğü acizliğin itirafıdır. Mikro canlıların yaptıkları işler öylesine mükemmel detaylarla doludur ki, insan aklı, bu kurulu sistemin ayrıntılarını anlamada bile yetersiz kalmaktadır.

İnsanoğlunun aklının henüz bu sistemlerin nasıl çalıştığını çözememiş olması; konunun, insanın kavrayabileceğinden çok daha üstün bir aklın eseri olduğunun kanıtıdır. Açıkça ortadadır ki, evrendeki herşey gibi insan hayatı da yine üstün güç ve akıl sahibi olan Allah'ın kontrolü altındadır. Bütün bu sistemleri yaratan, sonsuz güç sahibi Rabbimiz’dir.

Kuran'da bu ve bunun gibi tüm soruların cevabı 1400 sene önce verilmiştir. Alemlerin Rabbi olan Yüce Allah, evrendeki herşeye olduğu gibi, vücudumuza ve onu oluşturan trilyonlarca hücreye de boyun eğdirmiştir:

"Gerçekten sizin Rabbiniz, altı günde gökleri ve yeri yaratan, sonra arşa istiva eden Allah'tır. Gündüzü, durmaksızın kendisini kovalayan geceyle örten, Güneş'e, Ay'a ve yıldızlara kendi buyruğuyla baş eğdirendir. Haberiniz olsun, yaratmak da, emir de (yalnızca) O'nundur. Alemlerin Rabbi olan Allah ne yücedir." (Araf Suresi, 54)

Dışarıdan gelen saldırılara karşı bizi koruyan savunma sistemimiz, soluduğumuz havada, içtiğimiz suda, yediğimiz yemekte, evimizde, işimizde kısacası hayatımızı geçirdiğimiz her yerde bulunan bakteri ve virüs gibi birbirinden farklı mikroskobik canlılarla nasıl savaşır?

Hücrelerimizde meydana gelebilecek kontrol dışı olaylar, hangi organlar tarafından engellenir?

Savunma sistemi bu işlemleri yaparken, nasıl disiplinli bir şekilde organize olur?

Bugün bilim adamları savunma sisteminin ardındaki sırları çözmeye başladıkça, karşılaştıkları manzara karşısında hayrete düşmektedirler. Çünkü bulunan yanıtlar, başka birçok soruyu da beraberinde getirmekte, hücredeki akıl ve şuur gittikçe daha fazla gözler önüne serilmektedir. Dolayısıyla, gerek savunma sisteminin gerekse vücut içindeki diğer tüm sistemlerin, evrim teorisinin iddia ettiği gibi tesadüflerle aşama aşama gelişmeyecekleri de her araştırma sonucunda tekrar ispatlanmaktadır.

Bu makale, İlmi Mercek Dergisi 47. sayı (Mayıs 2008) 42. sayfada yayınlanmıştır.

Bu eser 412 kez incelendi.
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin.
Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
 
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Yorumunuz   :  
 
Tavsiyelerimiz
Bu Makale ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;
Savunma Sistemi Mucizesi - Cep Kitabı
Savunma Sisteminin Baş Kahramanları: Lenfositler - Makale
Akılcı Bir Savunma Sistemi Kamuflaj - Makale
Savunma Sistemi Mucizesi - Kitap
Bu eserin konusuyla ilgili yazarın diğer eserlerini görmek için tıklayınız.
ÇOK İNCELENEN MAKALELER
Atatürk’ün Türk Diline ve Türk Tarihine Verdiği Önem
Doğada Yaratılan Güzellik Ölçüsü Altın Oran
Peygamberimizin Güzel Hayatı
Geçmişten Günümüze İslam Alimleri ve Hz. Mehdi
Hazreti Muhammed'in Üstün Ahlakı -1-
ÇOK İNDİRİLEN MAKALELER
Doğada Yaratılan Güzellik Ölçüsü Altın Oran - 3067 download
Doğada Yaratılan Güzellik Ölçüsü Altın Oran - 2342 download
Geleceğin Teknolojisi Müslümanların Eseri Olacak - 1938 download
Geleceğin Teknolojisi Müslümanların Eseri Olacak - 1630 download
CNNTurk'ün Evrim Yanılgıları - 1385 download
Bu sitedeki tüm dökümanları, sitemizi kaynak göstermek şartıyla
telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Harun Yahya International © 2002.