Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 7779 tanesi Türkçe, toplam 9177 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
İsterseniz tüm Türk halkına sorun: Halkımızın %90’ı Darwin’e inanmıyor. Bu yüzden size bağlı yayın organlarında Darwinizm’le ilgili aldatıcı haber çıkarılmasına lütfen izin vermeyin.
Türk halkı, “atalarımız şempanzeydi”, “atalarımız kanguruydu”, “atalarımız mikroptu” safsatalarına artık gülüp geçiyor. Onları bu yalanlarla aldatmaya çalışmak yakışık almamaktadır.
Darwin döneminin, 1900’lü yılların köhne bilim anlayışı ile yapılan aldatmacalar, bugün geçerliliğini yitirmiştir. Elektron mikroskobunun olmadığı, günümüz bilim adamları tarafından New York şehrinden daha kompleks olarak nitelendirilen “hücre”nin yalnızca içi su dolu baloncuk zannedildiği bir dönemin cahil bilim anlayışını bugüne uyarlayarak insanlarımızı aldatmaya çalışmak büyük bir hatadır.
Doğmadan Ölmüş Bir Teorinin Garabetlerle Dolu Hikayesi
Darwinizm'in yıkılışının 200. yıldönümü, 12 Şubat 2009 tarihinde çeşitli etkinliklerle kutlanacaktır. Darwinizm'in bu yıkılış kutlaması çerçevesinde Darwinizm'in dünya çapındaki yenilgisinin konu edildiği çeşitli konferanslar düzenlenecek, Darwinist aldatmacanın anlatıldığı kitap dağıtımları gerçekleştirilecek, Darwinizm safsatasının gerçek yüzünü gösteren video gösterilerine yer verilecek ve diğer etkinlikler düzenlenecektir.
İnsanoğlu yaşadığı dünyada "ne", "nasıl" ve "ne şekilde" gibi pek çok sorunun cevabını aramakta, ancak bu soruların ardından oldukça kısa bir yol katedebilmektedir. İnsanın içinde yaşadığı olağanüstü düzen ve denge hakkında kendisine "neden?" sorusunu sormadığı sürece gerçeğe ulaşacak bir mesafe katetmesi mümkün değildir.
Bu internek sitesinde, canlı-cansız her şeyin temeli olan "atom" konusunu ele alacağız. Atom hakkında nelerin, nasıl ve ne şekilde gerçekleştiğini inceledikten sonra, "neden" sorusunun cevaplarını arayacağız. Bizi, peşinde olduğumuz mutlak gerçeğe ulaştıracak olan, işte bu son sorunun cevabı olacaktır.
Yüzyıllar boyunca biyoloji, fizik, kimya, biyokimya ve bunlar gibi hemen her bilim dalında çeşitli teoriler ortaya atılmıştır. Bunlar zaman içinde bilimsel verilerle doğrulanır veya yanlışlanır. Bilimsel teoriler bu şekilde bilimsel gelişmelere yön verir.
Fakat konu evrim teorisi olduğunda, bu teori ile ilgili olarak bütün kurallar farklıdır. Teori, bilimsel veriler üzerine bina edilmemiştir. Çarpık bir ideoloji üstüne kurulmuştur. Canlıları Allah’ın yarattığını kabul etmek istemeyenler Yaratılış gerçeğine kendi istekleri doğrultusunda bir alternatif getirmeye çalışmışlardır. Bir başka deyişle Darwinizm, evrimcilerin, Allah’ı inkar etmek için seçtikleri düzmece bir dindir.
Kuran ahlakından uzak olan insanlar hayatlarını cahiliye toplumunun kurallarına göre yaşarlar. Hatta bu yaşam şeklinin içerisine öylesine dahil lurlar ki, bu gizli şeytani sistemin onlara nasıl zararlar getirdiğinin farkına bile varmazlar.
Müminler ise hayatlarını Kuran ahlakının gereklerine göre yaşarlar. Hayatlarını Allah’a adamışlardır ve yaptıkları her işte Rabbimiz'in rızasını gözetirler. Cahiliye toplumunda, müminlerin bu hayat tarzından çok farklı bir sistem hakimdir. İnsanlar genellikle çocukluklarından itibaren kendilerine öğretilen ortak bir karakter ve ahlak anlayışına tabi olmuşlardır. Kuran ahlakında kesinlikle yeri olmayan ve cahiliyeye ait binlerce kirli detaydan oluşan bir tavır bozukluğunu hayat şekli olarak benimsemişlerdir. Bakış açıları, olayları yorumlayış şekilleri, konuşma tarzları, mimikleri ya da umursamazlık, alaycılık, dedikodu gibi tavır bozuklukları hep birbirlerinin aynısıdır.
Sayın Ertuğrul Özkök 16 Kasım 2008 tarihli yazısında, Allah’a olan inancını dile getirmiş, hayatının hiçbir döneminde Yaradan’ın varlığını inkar etmediğini belirtmiş. Bunlar çok güzel ve takdire şayan ifadeler. Fakat Sayın Özkök’ün yazısındaki ölüm ve ahiret konusundaki ifadelerinden, ölümden sonra hayatın varlığına inanmadığı, dolayısıyla İslamiyet’e de inanmadığı anlaşılıyor. Sayın Özkök’ün, insanın, amaçsızca, sadece yaşayıp ölmek için yaratılmış bir varlık olduğuna inanarak büyük bir yanılgıya düştüğü anlaşılıyor.
Sayın Özkök;
Eğer düşündüğünüz gibi insanın tüm varlığı ölüm ile sona eriyorsa, o zaman tüm kainat amaçsız mı yaratıldı? Dünyada yaratılmış olan her şeyin bir amacı var. Bir aracın vitesi, farları hep bir amaç için yaratılmıştır. Yemek yerken kullandığınız çatalın, radyonun üzerindeki bir düğmenin, saatin, bir kapının kulbunun, anahtarın her birinin bir varlık amacı vardır. Okumak için kullandığınız gözlük, aracınızın havalandırması hep bir gaye için var edilmişlerdir. Dünyada her şey bir amaç için varken, yalnızca insanın mı varlığının bir amacı yok? Elbette böyle bir şeyi düşünmek hiçbir mantığa sığmamaktadır.
Yarım yüzyılı aşkın bir süredir bazı ideolojik çevreler tarafından Türk halkına son derece çarpık bir mantık aşılanmaya çalışıldı.
Oysa, Atatürk'ün hayatı ve düşünceleri araştırılıp incelendiğinde, materyalist kesimlerin öne sürdükleri bu tür iddiaların bütünüyle gerçek dışı olduğu ortaya çıkar. Gerek Atatürk'ü yakından tanıyan kişilerin aktardıkları bilgiler, gerekse Atatürk'ün hayatını anlatan güvenilir kaynaklar incelendiğinde, Atatürk'ün sarsılmaz bir Allah inancına sahip, Kuran-ı Kerim'i kendisine rehber edinmiş samimi bir Müslüman olduğu görülecektir.
Atatürk'ün sağlam bir İslam inancına sahip olduğu, çeşitli vesilelerle yaptığı konuşmalarda da açıkça kendini göstermektedir. Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Önderimiz'in ortaya koyduğu uygulamaları incelediğimizde de, bunların dinimizin özüne ve Kuran-ı Kerim'de tarif edilenlere uygun olduklarını görürüz.
İnsanlara güzel ahlakın yanısıra hal ve tavır olarak da nasıl mükemmel olunacağı Kuran'da bildirilir. Kuran'a tam olarak riayet eden bir insan konuşmalarıyla, bakışlarıyla, sevgi ve saygı anlayışıyla, görünümüyle, aklıyla, tüm davranışlarıyla olabilecek en kusursuz hale gelir. Elbette ki hiçbir insanın tam anlamıyla kusursuz olması mümkün değildir. Çünkü kusursuzluk sadece Allah'a mahsus bir üstünlüktür. Ancak Kur'an'a tabiyet bir insana maddi ve manevi anlamda bir mükemmellik ve güzellik verir. Allah bir ayetinde iman eden kulları için "... Bizden kendilerine güzellik geçmiş bulunanlar" (Enbiya Suresi, 101) diye bildirmektedir.
Allah, Kuran'da elçilerin üstün ahlak ve tavırlarının yanısıra, geçmişteki insanların bozuk tavır ve konuşmalarından da örnekler vererek, beğendiği ahlakı bizlere tanıtmaktadır.